3 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Belleten
  • Son 5 yıl
  • Moğollar
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Hanlığa Giden Süreçte Temücin’in Naymanlarla Mücadelesi

Belleten · 2026, Cilt 90, Sayı 317 · Sayfa: 127-156 · DOI: 10.37879/belleten.2026.127
Tam Metin
Temücin’in Moğolistan’ı tek bir siyasi çatı altında birleştirme hedefi doğrultusunda yürüttüğü savaşlar, tarihsel bağlamda geniş bir şekilde ele alınmış olsa da bu süreçte yer alan boyların, özellikle Temücin’in yükselişindeki belirleyici rolleri yeterince incelenmemiştir. Moğolistan’da siyasi birliğin sağlanması, Naymanlar, Kereyitler, Merkitler ve Tatarlar gibi güçlü boyların kontrol altına alınması ve bu boyların çeşitli devlet kademelerinde etkin bir şekilde kullanılmasıyla mümkün olmuştur. Bu mücadeleler askerî açıdan önemli olmakla birlikte stratejik anlamda da kritik bir öneme sahiptir. Temücin ile Naymanlar arasındaki mücadele, Moğol tarihindeki güç mücadelesinin önemli bir aşamasıdır. Türk kökenli oldukları anlaşılan Naymanlar, başlangıçta güçlü bir kabile olarak Moğol coğrafyasında üstünlüklerini korumaya çalışmış, ancak liderlik zafiyeti ve iç çekişmeler nedeniyle zayıflamışlardır. Temücin, diplomatik becerileri ve askerî başarıları sayesinde bu durumdan faydalanarak Naymanları yenilgiye uğratmış ve Moğol kabileleri üzerindeki otoritesini pekiştirmiştir. Naymanlarla mücadele, yalnızca Moğolların değil, bölgedeki diğer halkların kaderini de derinden etkilemiştir. Bu süreçte Naymanlar, Cengiz Han’ın yükseliş sürecinde karşılaştığı en güçlü rakiplerden biri olarak Moğol tarihindeki yerini almıştır. Özellikle Tayang Han’ın geri çekilmesi ve Naymanların yok edilmesi, bu hanedanlığın tarih sahnesinden silinmesine neden olmuştur. Ancak Naymanların gücünün tamamıyla ezilmesine rağmen, bazı bireylerinin Moğol toplumunda varlık göstermeye devam ettiği görülmektedir. Bu çalışmada, Temücin’in Naymanlarla olan mücadelelerine odaklanılarak onun Moğolistan’da siyasi birliği nasıl sağladığı ve Moğol İmparatorluğu’nun temellerini nasıl attığı değerlendirilecektir.

14. Yüzyıl Sonlarında Fransa Sarayı’nda Moğollara Dair Kısa Bir Anlatı

Belleten · 2023, Cilt 87, Sayı 309 · Sayfa: 473-487 · DOI: 10.37879/belleten.2023.473
Tam Metin
Fransa Kralı IX. Louis tarafından Mengü Han’a gönderilen Rahip Willem’den tam 134 yıl sonra, Moğollara dair anlatılar yeniden Fransa Sarayı’nda yankılanıyordu. Kral VI. Charles’ın öğretmenlerinden Philippe de Mézières, yazdığı eserinin bir kısmında Moğollar hakkında bilgi vermenin yanı sıra onların bazı davranışlarını krala örnek olarak gösteriyordu. 1389 yılında tamamladığı Le Songe du Vieil Pèlerin’ı VI. Charles’a sunan yazar, bu bilgilere eserinin seyahatname niteliği taşıyan birinci kitabında yer verir. Anlatısını, sekiz yıl boyunca Büyük Han’ın hizmetinde paralı askerlik yapan Bargadin isimli bir arkadaşından duyduğunu söyler. Philippe de Mézières’in anlatısı incelendiğinde, daha önce Moğolları ziyaret eden ve gözlemlerini kaydeden Johannes de Plano Carpini, Willem van Ruysbroeck ve Marco Polo gibi seyyahların anlattıklarına benzeyen yanlarının olduğu görülür. Bu noktada, Fransa kralına Moğollarla ilgili bilgi verirken bu yazarların eserlerinden faydalanıp faydalanmadığı sorusu akıllara gelir. Öte yandan ünlü seyyahlardan farklı şeyler söylemesi veya onların hiç değinmediği bazı olaylardan bahsetmesi, anlattıklarını birinden alıp almadığını ya da gerçek olup olmadığını sorgulamamızı daha da zorlaştırır. Bu çalışmada ilk olarak Philippe de Mézières’in Moğollara ilişkin kayıtlarının Fransızcadan çevirisi sunulacak ve diğer seyyahların eserleriyle karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılacaktır. Ardından verilen bilgiler Moğolların Gizli Tarihi, Chronica Maiora, Odorico da Pordenone ve Korykoslu Hayton gibi kaynaklarda da aranacak ve aralarında benzer tarafların olup olmadığı incelenecektir.

Yuan Hanedanı’nda İpek Tedarik Yöntemleri, Vergi ve Tahsisatları

Belleten · 2023, Cilt 87, Sayı 309 · Sayfa: 439-471 · DOI: 10.37879/belleten.2023.439
Tam Metin
Dünya tarihinin en eski ticaret güzergâhı olarak bilinen İpek yolu; ticari, dinî ve kültürel anlamda meydana gelen etkileşim ve değişimlerin ana arteri durumundadır. Faklı coğrafyalarda yaşayan insanların gereksinimlerine bağlı olarak ortaya çıkan bu yol, adını ticareti yapılan ipekten almışsa da değerli eşya ve malların yine bu yol vasıtasıyla farklı ülkelere gönderildiği bilinmektedir. Bu nedenledir ki Avrasya boyunca cereyan eden doğu-batı sentezi içerisinde, farklı etnik köken ve kültürlerin etkileşimi belirgin düzeyde hissedilmektedir. Özellikle Moğol İmparatorluğu Dönemi (1206-1294) çoğu zaman toplulukların farklı coğrafyalara göçürüldüğü, dünyanın iki ucu sayılabilecek Uzak Doğu ve Orta Doğu’nun kültürel manada önemli alışverişlerde bulunduğu bir dönemdi. Eski devirlerden beri insanoğlunun dikkatini çeken ipek, insanların statüsü ve zenginliği hususunda belirgin bir rol oynamıştır. Maddi değerinden olsa gerek lüks bir meta olarak kabul edilip belirli bir vergi sistemine tabi tutulmuştur. Moğol İmparatorluğu Dönemi’nde (602-693/1206-1294) özellikle üretiminin en yoğun yaşandığı Çin’den hane temelli olmak üzere özel ipek vergileri toplanmaya başlanmıştır. Öyle ki Moğol Dönemi Çin’inde bazı aileler “ipek hanesi” (絲戶) adı altında diğer ailelerden ayrıştırılmıştır. Moğolların da ayrıca önem verdiği ipek vergisi Kuzey Çin’in muhtelif bölgelerinden “beş hane ipeği” (五戶絲) adı altında ham ipek vergileri olarak alınmaya başlanmıştır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde makale, Moğolların Çin’den almış oldukları yıllık vergileri ve ipek tahsisatlarını konu edinmektedir.