4 sonuç bulundu
Dergiler
- Belleten 4
Yayınlayan Kurumlar
Anahtar Kelimeler
- Ahmed Paşa 1
- Archipelago 1
- Armenian 1
- Britain 1
- British 1
İsveç Askerî Arşivi’nde Mahfuz Bir Doğu Avrupa Haritası
Belleten · 2026, Cilt 90, Sayı 317 · Sayfa: 157-186 · DOI: 10.37879/belleten.2026.157
Özet
Tam Metin
İsveç Askerî Arşivi’nde Doğu Avrupa’yı kapsayan bir harita tespit edildi. Akabinde, İsveçli organizatörler düzenledikleri bazı etkinliklerde bu haritayı sergilediler. Böylelikle, ilim âlemi bu haritanın varlığından haberdar oldu. Haritaya ilişkin, başta İsveç Askerî Arşivi çalışanları tarafından olmak üzere birçok değerlendirme ve yorum yapıldı. Haritanın fiziki niteliklerinin nasıl olduğu, kim tarafından tasarlandığı, tasarlanma tarihi, içeriğinin ne olduğu, tasarımı sırasında istifade edilen kartografik materyallerin neler olduğu, neden İsveç Askerî Arşivi’nde bulunduğu ve yapılış amacı gibi soruların ise cevaplanması gerekir. Mamafih, haritada Kırım Tatarlarının Moskova üzerine yaptıkları seferin güzergâhına ve haritada verilen sefer hakkındaki bilgilere dair de izaha muhtaç hususlar bulunmaktadır. Bu çalışma, harita hakkında yapılan değerlendirmeleri ve yorumları göz ardı etmeden bahsi geçen soruların cevaplarını bulmayı ve izahı gereken hususları açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır. Çalışmada, İsveç Askerî Arşivi’nin sunduğu haritanın dijital hâli esas alınmıştır. Anonim haritanın kim ya da kimler tarafından yapıldığı sorusuna, bu konuda yapılan bütün çalışmaları da dikkate alarak kesin olmamakla beraber İbrahim Müteferrika ile Ahmed Paşa tarafından yapılmış olabileceği cevabına varılmıştır. Haritanın tarihlendirilmesine ilişkin ise 1730 yılı ve sonrası veya 1731-1747 yılları arasında bir zamanda yapılmış olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca haritanın hazırlanılmasında istifade edilen kaynaklar meselesinde, Avrupa kartografik materyallerinin kullanılmasıyla meydana geldiği iddialarının aksine, Fransız kartograf Guillaume de Lisle’in Doğu Avrupa haritasının kopya edilmesiyle oluşturulduğu kanaatindeyiz. Bununla birlikte, haritanın, Doğu Avrupa’da Rus yayılmacılığının engellenmesi için Osmanlı Devleti, Kırım Hanlığı, İsveç arasında bir ittifakın tesis edilmesinin ve Rus idaresi altına giren toprakların eski sahiplerine iadesi arayışının amaç edinilmesiyle yapılmış olabileceği sonucuna varılmıştır.
Son Dönem Osmanlı İstanbul’unda Başkası İçin Kendi Hayatını Tehlikeye Atmak: Tahlîs-i Can ve Taltifler
Belleten · 2026, Cilt 90, Sayı 317 · Sayfa: 187-228 · DOI: 10.37879/belleten.2026.187
Özet
Tam Metin
Osmanlı İmparatorluğu, müslim-gayrimüslim ayrımı gözetmeksizin tebaasını ve kamu görevlilerini onurlandırmak ve teşvik etmek amacıyla çeşitli madalya ve nişanlar takdim etmiştir. Bu bağlamda 19. yüzyılın ortalarında Abdülmecid döneminde ihdas edilen madalyalardan biri de Tahlisiye Madalyası’dır. “Kurtarma” anlamına gelen tahlisiye kelimesinden adını alan bu madalya, artan deniz trafiğiyle birlikte meydana gelen kazalarda kendi canını tehlikeye atarak başkalarını kurtaran bireyleri ödüllendirmek amacıyla verilmiştir. Madalyanın nizamnamesi ise 1892 yılında, II. Abdülhamid döneminde yayımlanmıştır. Zamanla madalyanın kullanım alanı da genişlemiş, karada gerçekleşen trafik kazaları, yangınlar, doğal afetler, bina ve duvar gibi yapıların çökmesi, hatta nadiren de olsa iş kazaları gibi olaylar sonucunda zor durumda kalanları kurtaranları da kapsamaya başlamıştır. Bu tür fedakârlıklar, Tahlisiye Madalyası’nın dışında, kimi durumlarda İftihar Madalyası ve Beşinci Dereceden Mecidî Nişanı, nadiren de padişahın şahsi hazinesinden ödenen parayla ödüllendirilmiştir. Taltif sürecine ilişkin tahkikat, esas itibarıyla Zaptiye ve Dâhiliye Nezareti tarafından yürütülmüştür. Bu çerçevede düzenlenen arşiv kayıtları, olayın yeri ve mahiyeti ile kazazede ve kurtarıcının kimliği ve durumuna ilişkin ayrıntılar üzerinden işleyen bürokratik süreci ortaya koymaktadır. Söz konusu ayrıntılar, uygulamanın toplumsal ve sembolik işlevlerine dair önemli ipuçları sağlaması bakımından ayrıca dikkate değerdir. Bu yönüyle hem fedakârlık ve yardımlaşma gibi insani değerleri yücelten hem toplumun diğer fertlerini benzer davranışları sergileme konusunda teşvik eden hem de devletin tebaasıyla bağını güçlendiren çok yönlü bir işleve sahip olmuştur.
19. Yüzyılın Son Çeyreğinde Ermenofil İngiliz Yardım Cemiyetleri
Belleten · 2025, Cilt 89, Sayı 316 · Sayfa: 1109-1158 · DOI: 10.37879/belleten.2025.1109
Özet
Tam Metin
Ermenofil İngiliz yardım cemiyetleri, 1895 yılında Anadolu’da vuku bulan olaylar sonrasında yardıma muhtaç binlerce Ermeni bulunduğu beyanıyla teşkilatlanmaya başladı. Londra, Cambridge, Maidstone, Manchester, İskoçya, İrlanda ve Galler gibi merkezlerde kurulan bu cemiyetler, sistematik yardım kampanyaları başlattı, konserler ve toplantılar organize etti. Ermeni Meselesi’yle ilgili farkındalık yaratmak, görev bilinci oluşturmak, İngiliz kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla harita, broşür, dergi ve birçok eser neşretti. Öncelikli faaliyet alanları olan Vilâyât-ı Şarkiye’de İngiliz konsoloslukları ve Amerikan misyonerlerinin gözetiminde çalışmalar başlattı, komiteler oluşturdu. İlk aşamada yardımlar Ermenilerin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelikti, ardından yardımlar temel ihtiyaçların ötesine geçerek sanayi projelerine yönlendirildi, destekler sürdürüldü.
Bu çalışma, Ermeni Meselesine yönelik İngiliz toplumunun yaklaşımını ve yardım girişimlerini ele alırken bu süreçteki politik ve sosyal dinamikleri analiz etmekte, yardımların toplanma ve dağıtım sürecine dair bir inceleme sunmaktadır. Cemiyetlerin, Ermeni nüfusuna yönelik yardım faaliyetleri, İngiliz konsolosları ve Amerikan misyonerlerinin yardımları organize etme sürecindeki rolleri ve bu yardımların hem yerel hem de uluslararası düzeyde yarattığı etkiler üzerinde durulmaktadır. Yardımların insani boyutunun yanı sıra İngiltere’nin dış politikasına etkisi ile Ermeni Meselesi’nin derinleşmesindeki rolü ve önemi incelenmiştir. Çalışmanın ana kaynaklarını Osmanlı arşiv vesikaları, İngiliz arşiv vesikaları ve dönemin gazeteleri oluşturmaktadır.
17. ve 18. Yüzyıllarda İstanköy Adası’nda Ekonomi ve Ticaret
Belleten · 2025, Cilt 89, Sayı 314 · Sayfa: 223-264 · DOI: 10.37879/belleten.2025.223
Özet
Tam Metin
İstanköy Adası tarih boyunca, coğrafî konumu ve korunaklı limanıyla ön plana çıkmıştır. Ada, Mısır-Rodos-İzmir denizyolunun üzerinde yer almaktadır. Anadolu kıyısında Bodrum’a da çok yakındır. Adada ticaretin kalbi Narence Limanı’dır. Limanın korunaklı bir yapısı vardır. Bundan dolayı liman, bölgede seyrüsefer eden gemiler için önemli bir sığınak yeri olagelmiştir. Osmanlı Devleti idaresinde limanın ve genel olarak adanın ticari işletmesi, Gümrük-i İskele-i Narence ve Tevâbii Mukātaası adıyla yapılandırılmıştır. Narence Limanı’na giriş-çıkış yapan ürünlerin gümrük vergisi ve adadaki her türlü vergi bu mukātaa tarafından tahsil ediliyordu. Mukātaaya ait rakamlar, İstanköy Adası’nın ekonomik ve ticari durumu hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Dolayısıyla bu araştırmanın ilk bölümünde, İstanköy Mukātaası’nın, 17. ve 18. yüzyıllardaki mali yapısı gözden geçirilmiştir. Böylece, ada ekonomisinin büyüklüğü ve karakteri hakkında genel bir kanaat oluşturulmaya çalışılmıştır. Sınırlı ziraî toprağa sahip adada, hububat tarımının yeteri kadar gelişmediği açıktır. Buna karşılık bağcılık ve bahçecilik yaygındır. Adada yetiştirilen limon ve turunç gibi narenciye ürünlerinin en büyük alıcısı, Osmanlı saray mutfağıdır (Matbah-ı Âmire). Tarımın yanı sıra adada, canlı bir ticari hayatın olduğunu söylemek mümkündür. Araştırmada, adanın ve Narence Limanı’nın ticari işlevine ve önemine dair de bazı bilgiler verilmektedir. Araştırmanın temel kaynakları, Osmanlı Arşivindeki defter ve belgelerden oluşmaktadır. İlaveten, bazı Osmanlı kroniklerinden ve adayı ziyaret eden yerli ve yabancı seyyahların anlatımlarından da istifade edilmiştir.