360 sonuç bulundu
Dergiler
- Belleten 360
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
Anahtar Kelimeler
- Osmanlı Devleti 37
- Ottoman Empire 34
- Osmanlı 29
- Ottoman 24
- Osmanlı İmparatorluğu 12
- İstanbul 10
- Ticaret 10
- İngiltere 9
- Ottoman State 9
- Türkiye 8
Yukarı Seyhan Havzası - Yukarı Ceyhan Havzası Bağlantılarını Sağlayan Antik Yol Güzegahının Merkezi: Almadere (Elmedere) Geçidi
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 292 · Sayfa: 703-714 · DOI: 10.37879/belleten.2017.703
Özet
Tam Metin
Bu güzergah, Kuzey Mezopotamya'nın Kilikya'nın kuzeyinden, Toros Dağları içinden, Kapadokya bağlantısını sağlayan yoldur. Bölgedeki her güzergah ve her geçit, ticari kazanım açısından değerlidir. Bu çalışmada, Kilikya üzerinden Kapadokya ve Kuzey Mezopotamya'nın denize çıkan yolları üzerinde çok önemli bir geçit ve kavşak olan, Elmedere (Almadere) Geçidi'ni ve buradan geçen güzergahların gittikleri yönlerde bulunan yerleşim ve kalelerin tanıtılmasına çalışılmıştır. Antik dönemdeki ana yol güzergahlarından olan ve Yukarı Ceyhan Havzası - Yukarı Seyhan Havzası yollarını birleştiren Elmedere (Almadere) Geçidi'nin bağladığı yollar, Bağdaş Beli ve Mazgaç Beli'ne daha doğuda Meryemçil Beli'ne gider. Elmedere (Almadere) Geçidi'ni; Bağdaş Beli- Akyol (Ağyol)'a, Mazgaç Beli- kuzeye, Orta Anadolu'ya, Meryemçil Beli doğuya, Kuzey Mezopotamya'ya bağlar. En doğudan itibaren, Kuzey Mezopotamya ile Kültepe arasındaki direkt güzergahlardan olduğu muhtemel bu yoldan ilerlersek; Bağdaş Beli- Almadere (Elmedere) Geçidi (günümüzde Akçaluşağı Köyü Göller Yaylası civarındadır)- Akçaluşağı Köyü Esebeleni Mevki (Roma yerleşimi - nekropolü) - Tokmanaklı Köyü - Tapan Paşalı Köyü (Roma yerleşimi), buradan yol ikiye ayrılır; batıya dönen yol; Tenkerli - Uğurlubağ (Hefkereyebakan) - Kayadarlığı Geçidi'nden şimdiki Pınargözü Köyünün yukarısından geçerek, Üsküyen Geçidi'nin kuzeyine çıkar. Bir başka yol da Cevizlidere'den Çulluşağı Köyü'ne ve Üsküyen Geçidi'ne gider. Buradan Feke (Vahka)'ye, oradan da batıya yönelerek Marankeçili ve Mansurlu üzerinden Kayseri-Kültepe'ye uzanır. Esasen burası, Mezopotamya - Kültepe arasındaki önemli güzergahlardan biridir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda Tarımsal Üretkenlik Üzerine Tetkikat ve Notlar
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 292 · Sayfa: 787-856 · DOI: 10.37879/belleten.2017.787
Özet
Tam Metin
Osmanlı tarihinde 16. yüzyıl tahrir defterlerine dayalı demografi k çalışmalarda hızlı bir nüfus artışı dönemi olarak tanımlanmaktadır. Tahrir defterlerinin sağladığı veriler, aynı dönem için tarımsal üretim ve üretkenlik hesaplamaları yapılmasını teşvik etmektedir. Böylece iktisat tarihçileri nüfus değişimleri ile tarımsal ekonomideki gelişmeleri ilişkilendirerek anlamaya gayret etmektedir. Elde edilen sonuçlar tarımsal üretimde nüfusun hayli gerisinde kalan bir artışa işaret etmektedir. Bu makale, önce Batı'da tarımsal üretkenlik üzerine yapılan çalışmaları daha sonra Osmanlı tarımsal tarihi üzerine çalışmaları ve yanıtı aranan sualleri gözden geçirerek arşiv malzemesi, hesaplama usulleri ve ulaşılan sonuçlara değinmekte, üretim ve üretkenlik hesaplarının zaaflarını vurgulamaktadır. Daha sonra, Osmanlı tarımında üretim ve üretkenlik hesaplamalarında üzerinde durulması gereken bazı hususlara değinmektedir. Osmanlı tarımsal tarihinin arşiv kaynakları tahrir defterleri ile sınırlı değildir. Vakıf defterleri içinde de tarımsal üretim ve üretkenliğe dair soruları yanıtlayabilecek ve iktisat tarihçilerinin dikkate alması lazım gelen kayıtlar bulunmaktadır. Bu makale, vakıf defterlerindeki kayıtları esas alarak bugüne değin üretim ve üretkenlik verilerinin elde edildiği malzeme ve usuller ile tüm hesaplamalar müddetince dayanılan kabullerin sağlam olmadıklarını iddia etmektedir. Tahrir defterlerindeki yetersiz ve sağlıksız veriler sebebiyle hesaplamalar sonucu elde edilen rakamların ve bunlara dayanan her türlü yanıtın isabeti hakkında şüphe duyulmaktadır.
Ortaçağ İslam Dünyasında Köle Fiyatları
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 292 · Sayfa: 715-766 · DOI: 10.37879/belleten.2017.715
Özet
Tam Metin
Kölelik bütün yönleriyle eskiçağ, antikçağ ve erken ortaçağdan İslam dünyasına intikal etmiş ekonomik, sosyal ve kültürel bir kurumdur. Köle ticareti ise bu kurumun en canlı alanını teşkil etmektedir. Köleliğin ortaya çıkışından yirminci yüzyılın başlarında ortadan kaldırılışına kadar köle ticaretinin en ilginç alanını da şüphesiz ki köle fiyatları oluşturmaktadır. Ortaçağ İslam dünyasında iki çeşit köle fiyatı ile karşılaşılır. Bunlardan biri vasıflı köle fiyatları; diğeri ise vasıfsız köle fiyatlarıdır. Rakamsal olarak bu iki fiyat arasında büyük bir uçurum bulunmaktaydı. Zira zaman zaman önemli özelliklere sahip olan marifetli ve eğitimli bir köle veya aynı vasıflara sahip çok güzel bir cariye bir servete denk bir fiyata satılırken, anılan vasıflardan yoksun herhangi bir köle veya cariye aşırı düşük bir fiyatla satışa sunulabiliyordu. Ayrıca bu dönemde köle satışlarını, dolayısıyla da fiyatlarını birçok faktör etkilemkteydi. Bu faktörleri ise şöyle sıralamak mümkündür: Simsarlık işlemleri, coğrafî ve etniksel özellikler, eğitim ve yetenekler, kölelere duyulan ihtiyaç ve elden çıkarma zarureti, salgın hastalıklar ve topluca köle ölümleri, köle isyanları, doğal afetler (deprem, sel vs.), yıkıcı iç ve dış savaşlar, aşk ve estetikle ilgili özellikler, teşhir ve tanıtım faaliyeti (reklam), köle tacirlerinin yetenek ve güvenirliği, arz-talep ilişkisi, topluca köle kaçışları ve büyük miktarlarda köle azat etme faaliyeti.
İstanbul'un İaşesinin Temini Meselesi ve İstanbul'un İaşesine Katkı Sağlayan Bir Merkez: Tekirdağ Kazası (XVIII.-XIX. Yüzyıllar)
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 292 · Sayfa: 857-916 · DOI: 10.37879/belleten.2017.857
Özet
Tam Metin
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'un ihtiyaçlarının sorunsuz şekilde karşılanması önemli bir iktisat politikasıdır. Bu politika ise kapsamlı bir organizasyon çerçevesinde şekillenmektedir. Osmanlı Devleti'nin Klasik Dönemi boyunca her türlü üretimin, üretim bölgelerindeki ihtiyaçlar giderildikten sonra kalan kısmının belirli bir plan dâhilinde öncelikli olarak İstanbul'a gönderilme zorunluluğu bulunmaktaydı. İstanbul'un hububat gibi temel tüketim ihtiyaçları ise ulaşım açısından elverişli çevre merkezlerden karşılanmaktaydı. Başkent İstanbul'un iaşe ihtiyaçlarının bir kısmına cevap vermesi bakımından elverişli limanı ve limanı besleyen arka bölgesiyle Tekirdağ kazası ve çevresi bu açıdan Osmanlı tarihi boyunca önemli bir yere sahip olmuştur. Bu araştırmayla Osmanlı iktisat politikaları doğrultusunda, XVIII. ve XIX. yüzyıllarda Tekirdağ kazasında üretim, ulaşım ve sevkiyat süreçleri iaşe sistemi çerçevesinde tahlil edilerek İstanbul'un tüketimini karşılamada Tekirdağ ve çevresinin katkıları incelenmeye çalışılmaktadır.
Osmanlı Devleti'nde Kurulan Spor Cemiyetleri ve Jimnastik Derslerinin Milliyetçilik Hareketlerindeki Rolü
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 292 · Sayfa: 917-946 · DOI: 10.37879/belleten.2017.917
Özet
Tam Metin
Türkiye'de spor, bir bilim dalı olarak kabul edilmiyor, askerî talim ya da eğlence aracı olarak görülüyordu. Halkın askerî talim benzeri faaliyetlerde bulunması yasaktı. Bu ancak devletin kontrolünde yapılabilirdi. Osmanlı topraklarında bulunan yabancılar ve gayrimüslim tebaa çeşitli cemiyetler kurmak suretiyle sportif faaliyetler yapıyorlardı. Ancak bu durum yasal değildi. II. Meşrutiyet'in ilân edilmesinden sonra bu konudaki yasal boşluğun doldurulması amacıyla Cemiyetler Kanunu çıkarıldı. Böylece mevcut cemiyetler yasallaştı ve birçok spor kulübü kuruldu. Bu kulüplerden bazıları yasal görünümde olmalarına rağmen halka askerî talim yaptırmak suretiyle yasadışı faaliyetler yürüttüler. Bu zaman zaman resmî makamlarla cemiyetlerde faaliyet gösterenleri karşı karşıya getirmiş, hatta bu faaliyetleri nedeniyle yargılananlar olmuştur.
Trees, Intestines and William The Conqueror
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 292 · Sayfa: 767-786 · DOI: 10.37879/belleten.2017.767
Özet
Tam Metin
Although founding dreams are a worldwide tradition in the chronicles of the Middle Ages, they have not taken attention enough. This article shows that, as a founding dream, the dream of William the Conqueror's mother is fi rstly crated by William of Malmesbury infl uenced by Classics and the dream interpretation tradition coming through Greeks. Later, Wace and Benoit, by preserving its frame, rewrite the dream in a way of which is more understandable to the twelfth century European common man. This article will uncover evidences through dream interpretation sources, mainly Artemidorus, and medieval European cultural fi gures, mainly Tree of Jesse. This is a possible scenario for how the dream of Herleva was created and developed.
İki Dünya Savaşı Arasında Türkiye'de "Gençlik Teşkilatı" Oluşturmaya Dönük Bazı Tasavvur ve Teşebbüsler
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 292 · Sayfa: 1001-1030 · DOI: 10.37879/belleten.2017.1001
Özet
Tam Metin
Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşı olan Avrupa'daki pek çok ülkede gençlik, parti veya devlet eliyle teşkilatlandırılmış ve farklı adlar ve amaçlarla pek çok gençlik teşkilatı meydana getirilmiştir. Aynı dönemde Türkiye'de benzer gençlik teşkilatı oluşturmaya dönük düşünce ve girişimler vardır. Bu girişimlerin üzerinde ise bugüne kadar yeterince durulmamıştır. Bu makalede, önce Osmanlı'dan bu konuda tevarüs eden miras üzerinde durulduktan sonra, Cumhuriyet'in ilk yıllarından başlayarak II. Dünya Savaşı'nın başlayacağı tarihe kadarki dönemde Türkiye'de devlet veya parti eliyle gençlik teşkilatı oluşturmaya dönük çaba ve gayretler ele alınmıştır.
Identification of Medical Plants in Hititte Cuneiform Scripts
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 291 · Sayfa: 305-328 · DOI: 10.37879/belleten.2017.305
Özet
This study was made on the plants used for medical purposes in Hititte cuneiform scripts. There are very few medical texts among Hititte cuneiform scripts. In these texts, it is seen that some plants are used in the treatment of diseases together with various religious rituals. These texts, which have the quality of prescription to some extent, indicate the existence of a traditional medicine in the Hititte era. The mentioned plants' uses in treatment are considered and the connection of these plants to the Anatolian folk medicine today was emphasized. Traditional treatment methods formed as a result of a cultural accumulation. It is possible to see some signs from Anatolia in the 2nd millenium B.C. about the past of the traditional herbal treatment methods which is known to have a long history in Anatolia.
I-IV, [The History of Turkish Literature I-IV] ed. Abdullah Uçman et al., Turkish Historical Society Publications
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 291 · Sayfa: 643-644 · DOI: 10.37879/belleten.2017.643
Özet
Türk Edebiyatı Tarihi [The History of Turkish Literature], the work that existed in name only for long times, of İsmail Hakkı Ertaylan took its place among the publications of Turkish Historical Society. The book had been written in Arabic alphabet and published as four separate volumes in Baku in 1925-26; yet, all of them were published in one great volume by Turkish Historical Society. Transliteration and editing of the book were carried out by a committee under the leadership of Abdullah Uçman. The committee consists of Mehmet Çelenk, Seda Işık, İpek Şahbenderoğlu, Özge Şahin, Bengü Vahapoğlu, Sibel Işık and Seval Şahin. İsmail Hikmet Ertaylan is always mentioned as a significant writer of Turkish Literature historiography in higher schools in Turkey, however most of the readers could not get through to his work as it was written in old alphabet. Moreover, copies of the book were not available in Turkish libraries as it was published in Baku.
Klasik Dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nda Karayolu Ulaşımını ve Nakliyatı Etkileyen Faktörler (1500-1800)
Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 291 · Sayfa: 387-418 · DOI: 10.37879/belleten.2017.387
Özet
Tam Metin
Osmanlı İmparatorluğu'ndaki karayolu ulaşımı ve taşımacılık işlemlerinin hangi koşullar altında gerçekleştiğini ortaya koymayı hedefleyen bu makalede özellikle dört noktanın önemli olduğu vurgulanmıştır. İlk olarak yolların durumu ele alınmıştır. İmparatorlukta yol yapımı ve onarımı ile doğrudan doğruya ilgilenen kurumlar bulunmadığı için bu işler vakıflar, derbentçiler, kaldırımcılar ve köprücüler gibi örgütler aracılığıyla yürütülmekteydi. Yine de yolların bakımı ve zor iklim koşullarında açık tutulması özellikle savaş zamanlarında zahire ve asker nakliyatının aksamadan yürütülmesi devletçe önemsenen bir husustu. Bu amaçla menzillerin bakım ve onarımı ihmal edilmemeye çalışılmış, yolların güvenliğini sağlamak için kale örgütünden yararlanılmıştır. Üzerinde durulan ikinci nokta güvenliktir. Ulaşım ve ticareti engelleyen unsurların başında yol güvenliğinin ortadan kalkması gelmektedir. Bu durumun farkında olan Osmanlı Devleti, haberleşme ve ticaretin aksamadan sürdürülmesi amacıyla bazı tedbirler almış, kervansaray, derbent, kale gibi birimler inşa ettirmiştir. Günde ancak 30- 40 kilometrelik bir mesafenin kat edilmesine olanak veren Osmanlı ulaşım teknolojisi ile bu kuruluşların bulundukları uzaklıklar arasında bir uyum bulunmaktadır. Söz konusu hız ve zaman ölçüsüne göre ana güzergâhlarda oluşturulan kervansaray, derbent ve menziller aracılığıyla devlet otoritesi ve güvenlik sağlanmaya çalışılmıştır. Yetersiz ulaşım araçları ile dar yollarda yapılan taşımacılık, özellikle kış mevsiminde iklim koşullarından olumsuz yönde etkileniyordu. Böyle zamanlarda ulaşım ve nakliyat durma noktasına geliyor ya da taşıma fiyatlarının yükselmesine neden oluyordu. Kar ve yağmurun çamur deryasına çevirdiği yollara saplanıp kalan hayvanlar ve arabaların taşıdığı malların zamanında ve istenilen yere ulaştırılamaması birçok kötü sonucun doğmasına neden olabiliyordu. Özellikle savaş dönemlerinde ordunun lojistik ihtiyaçlarının karşılanmasında hayati öneme sahip olan hayvanların ilerleyememesi, hatta zaman zaman telef olmaları ordunun yürüyüşünün yavaşlamasına, daha da kötüsü seferlerin ertelenmesine bile yol açabiliyordu. Ulaşım hizmetlerinde kullanılan at, deve, katır gibi hayvanlar ile araba benzeri araçların ihtiyaç duyulan miktarda sağlanamaması, bu araştırmada ele alınan ulaşım ve nakliyatı etkileyen olumsuz faktörlerin sonuncusudur. Bu durumun çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Hayvanlar arasında baş gösteren salgın hastalıklar, devletin aşırı talepleri ya da düşük fiyat teklifi, savaşlar, bahsedilen nedenlerden bazılarıdır. Osmanlı yönetimi, sahip olduğu teknolojik imkânlarla yukarıda bahsedilen sorunlara çözüm üretmeye çalışmışsa da yeterince başarılı olamamış, özellikle 18. yüzyıldan sonra bu konuda Avrupa ülkelerinin gerisinde kalmıştır.