5 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
  • Höyük
  • Early Bronze Age
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Erken Tunç Çağı’nda Kültepe-Kaniş Yerleşiminin Batı Sınırı Üzerine Bir Değerlendirme

Höyük · 2026, Sayı 17 · Sayfa: 19-42 · DOI: 10.37879/hoyuk.2026.1.019
Tam Metin
Kültepe (eski Kaniş), Kayseri il merkezinin 20 km kuzeydoğusunda, Erciyes Dağı’nın kuzeyinde uzanan ve Sarımsaklı Çayı tarafından sulanan verimli bir ovada yer almaktadır. Kaniş Höyüğü ve Aşağı Şehir olmak üzere iki bölümden oluşan yerleşimin çapı yaklaşık 2,5 km’dir. Bu boyutlarıyla sadece Anadolu’nun değil aynı zamanda eski Yakın Doğu’nun da en büyük Tunç Çağı kentlerinden biridir. Kültepe-Kaniş’te 1948 yılından bu yana sürdürülen kazı çalışmaları, arkeoloji dünyasına eşsiz eserler kazandırmış ve önemli keşiflere yol açmıştır. Doğal ve tarihi yolların kesiştiği merkezi ve stratejik konumu, onu MÖ 2. binyılın ilk çeyreğinde, diğer bir ifadeyle Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda Anadolu’nun en güçlü kent merkezlerinden biri hâline getirmiştir. Bu avantajlı konumu, şüphesiz kentin sadece MÖ 2. binyılda değil, aynı zamanda MÖ 3. binyılda da Anadolu, Mezopotamya ve Suriye arasında uluslararası bir ticaret ve sanat merkezine dönüşmesinde etkin bir rol oynamıştır. Bugüne kadar yapılan Erken Tunç Çağı araştırmaları, anıtsal kamu binalarının bulunduğu höyüğün merkezi kısmına odaklanmış ancak iskân sahasının ne kadar bir alana yayıldığı ve özel meskenlerin olup olmadığı sorusu henüz yanıtlanmamıştır. Bu sorulara cevap bulmak amacıyla son yıllarda höyüğün kuzeyinde ve batı yamacında bir dizi kazı gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, batı yamacı kazılarına odaklanmakta ve 2020-2021 yılı kazıları ışığında Erken Tunç Çağı yerleşiminin yayılım alanını ve kentin gelişim sürecini analiz etmektedir.

Kütahya Tavşanlı Höyük’te 2022 Yılında Bulunan MÖ 3. Binyıla Ait İdoller

Höyük · 2025, Sayı 16 · Sayfa: 55-70 · DOI: 10.37879/hoyuk.2025.2.055
Tam Metin
2021 yılında arkeolojik kazıların başladığı Kütahya Tavşanlı Höyük’te, daha önce yapılan yoğun yüzey araştırmaları, jeoarkeolojik sondajlar ile kazılardan elde edilen ilk C14 tarihleri ve arkeolojik malzemeler, höyüğün Tunç Çağı’nın İlk, Orta ve Son Tunç evrelerini içerdiğini göstermiştir. 2021 yılında Son Tunç Çağı ve Orta Tunç Çağı’na ait tabakalarda yapılan ilk çalışmaların ardından, 2022 yılında İlk Tunç Çağı tabakalarını da anlamak üzere höyüğün yaklaşık 60 metre doğusunda yer alan ve günümüzde tarla olarak kullanılan, ova seviyesindeki düzlük alanda 10x10 metre büyüklüğünde bir sondaj çalışmasına başlanmıştır. Bu makalede, Tavşanlı Höyük kazılarında söz konusu sondaj çalışması sırasında, İlk Tunç Çağı’nın sonuna tarihlenen tabakalarda bulunan mermer ve seramik idoller ele alınmıştır. Höyük konilerinden uzakta, Aşağı Şehir kapsamında olduğu öngörülen bir alanda, adak çukurlarında bulunan iki mermer idolün yanı sıra, aynı döneme ait tabakalarda avlu olarak kullanılan boş bir alanda ikisi seramik, biri mermer olan tamamlanmamış yarı mamul idoller açığa çıkarılmıştır. Troia Tipli olarak tanımlanan ve özellikle Batı Anadolu’da kullanım gören bu idollerin, Tavşanlı Höyük’te MÖ 3. binyıla ait çok dar bir alan kazılırken bulunmuş olmaları, ileride daha geniş alanda yapılacak kazıların önemini arttırmaktadır. Tavşanlı Höyük’ün ileriki yıllarda, MÖ 3. binyıl tabakalarının daha geniş kazılması neticesinde bu konular hakkında yeni bilgiler vermesi beklenmektedir.

Acemhöyük’ten Kırmızı Haç Motifli Bir Erken Tunç Çağı Çanağı

Höyük · 2024, Sayı 14 · Sayfa: 47-68 · DOI: 10.37879/hoyuk.2024.2.047
Tam Metin
Tuz Gölü’nün hemen güneyinde bulunan Acemhöyük, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nın önemli ticari ve siyasi merkezlerinden biridir. Günümüze kadar sürdürülen çalışmalar, Acemhöyük’ün MÖ III. binyılın ilk yarısından itibaren iskân gördüğünü ve MÖ II. binyılın başlarında Orta Anadolu’nun büyük krallık merkezlerinden biri haline geldiğini göstermektedir. Bu çalışmada, Acemhöyük güney yamacında sürdürülen kazılarda ele geçen ve Erken Tunç Çağı’na tarihlenen bir çanak buluntusu ele alınmıştır. Güney yamaçta çöp çukuru içerisinde bulunan çanak, Anadolu’da en erken örnekleri Neolitik Çağ’da görülen kırmızı haç motifli çanakların bir örneğidir. Bu çanakların Erken Tunç Çağı’nın ilk yarısında İç Batı Anadolu çevresinde nispeten sınırlı bir bölgede yayılım gösterdikleri bilinmektedir. Ancak Erken Tunç Çağı sonlarına tarihlenen tabakalara sahip çok sayıda yerleşimde, bu tip çanakların bulunması, bir yaygınlaşma sürecine işaret etmiştir. Kırmızı haç motifli çanakların ele geçtiği yerleşimlerin coğrafi dağılımına bakıldığında, Batı Anadolu’dan Kilikya’ya kadar uzanan geniş bir bölgeyle karşılaşılmaktadır. Bu çalışmada tartışılan Acemhöyük çanağı, öncelikle arkeolojik bağlamı ve teknik özellikleriyle ele alınmıştır. Biçim ve bezeme özellikleri temelinde benzer örneklerle karşılaştırılan çanağın kırmızı haç motifinin yaygınlaştığı süreçle bağlantılı olduğu anlaşılmıştır. Biçim, hamur, astar gibi makroskopik özellikler, çanağın yerleşime dışarıdan getirilmediğine işaret etmiştir. Sonuç olarak Acemhöyük çanağının içinde bulunan kırmızı haç motifi, dönemin inanç sistemleriyle bağlantılı bir sembolün çanak çömlek üretimine yansıması şeklinde değerlendirilmiştir.

Yeni Dönem Kazı Sonuçları Işığında MÖ 3. Binyıl Sonu-2. Binyıl Başında Kültepe-Kaniş

Höyük · 2023, Sayı 12 · Sayfa: 39-55 · DOI: 10.37879/hoyuk.2023.2.039
Tam Metin
Kayseri il merkezinin 20 km kuzeydoğusunda yer alan Kültepe-Kaniş, Erciyes Dağı’nın kuzeyinde uzanan ve Sarımsaklı Deresi tarafından sulanan bereketli ovada yükselmektedir. Kaniş höyüğü ve aşağı şehir olmak üzere iki bölümden oluşan yerleşim 2,5 km çapındadır. Bu ölçüleriyle Kültepe yalnız Anadolu’nun değil aynı zamanda tüm eski Yakın Doğu’nun en büyük Tunç Çağı kentlerinden birisidir. Bu makale, eski Yakın Doğu arkeolojisi için kilit yerleşim yerlerinden olan Kültepe-Kaniş’in MÖ 3. binyıl sonu-2. binyıl başına tarihlenen ve son dönemde kazılan yapı katlarına ait ilk sonuçları içermektedir. Son dönemde höyüğün güneybatısında yapılan kazılar, Kültepe’deki Erken Tunç Çağı III tabakalarına ait anıtsal binalarının yerini, MÖ 3. binyıl sonlarında ve 2. binyıl başlarında birbiri üstüne inşa edilmiş küçük konutlar ile bunlara ait işliklerin aldığını göstermektedir. Ancak, mimarinin aksine; literatürde “Alişar III boyalıları” olarak bilinen seramik örnekleri ile monokrom çanak-çömlek geleneği ve formları, Kültepe’de Orta Tunç Çağı’nda kültürel bir devamlılığın olduğunu gösterir. Kültepe-Kaniş’te gerçekleştirilen yeni dönem kazılarında elde edilen veriler, söz konusu süreçte yerleşimin kesintisiz devam ettiğine işaret etmekle kalmaz, aynı zamanda MÖ 3. binyılın sonunda Orta Anadolu ve çevresinde meydana gelen sosyo-ekonomik değişimin izlerini mimari kalıntılar üzerinden analiz etmek için de önemli kanıtlar sunar.

Eski Erciş-Çelebibağı Höyüğü Tunç ve Demir Çağı Tabakaları Üzerine Bir Değerlendirme

Höyük · 2011, Sayı 3 · Sayfa: 1-14 · DOI: 10.37879/hoyuk.2011.23
Çelebibağı (Mezarlığı) Höyüğü, Van-Erciş ilçesinin 12 km. güneybatısında, Çelebibağı Beldesi'nin 1 km. güneydoğusunda, Eski Erciş kalesinin 1 km. kuzeybatısında, Van Gölü'nün kenarında yer almaktadır. Çelebibağı Höyüğü kazı çalışmaları 1992-1995 yılları arasında dört sezon devam etmiştir. Höyüğün bütün yüzeyi Orta Çağ'dan günümüze kadar uzanan süre zarfında Müslüman mezarlığı olarak kullanılmıştır. Bu alanın belirli kısımlarında kazı çalışmaları yapılarak Orta Çağ mezarlarının bir bölümü ortaya çıkartılmıştır. 1993 yılından itibaren yükselmeye başlayan Van Gölü suları, 1994 ve 1995 yıllarında Höyüğü tamamen ada şekline dönüştürmüştür. Bu dönemde dalgalar özellikle höyüğün güneybatısında büyük tahribata sebep olmuştur. Tepenin oluşumunu öğrenmek amacıyla 1994 (ÇM-94/S-I) ve 1995 (ÇM-94-95/S-II.) yıllarında 5x5 m. ölçülerinde iki sondaj gerçekleştirilmiştir. İlk sondajda (ÇM-94/S-I) 1,20 m. derinliğe kadar 8 adet Müslüman gömü (iskeleti) ile karşılaşılmış ve sondaj bu seviyede bırakılmıştır. İkinci sondajda (ÇM-94-95/S-II.) yine 1,50 m. toprak dolguda 6 adet Müslüman gömü tespit edilmiştir. Bu iki sondajda Müslüman mezarların bittiği noktaya doğru Erken ve Orta Demir (Urartu) Çağ çanak çömlek parçaları karışık durumda çıkmıştır. Ayrıca bu kısımda az da olsa Tunç Çağ çanak çömlek parçası ele geçmiştir. Özellikle ikinci sondajda (ÇM-94-95/S-II.) yaklaşık 1 m. derinlikten sonra kalın bir yangın tabakası gözlenmiştir. Yangın tabakasının içerisinde alacalanmış kerpiç ve kerpiç parçaları bulunmuştur. Bu sondajın doğu kısmında, muhtemelen bir grup İslami dönem mezarlarının moloz taşlardan örülmüş çevre duvarının hemen alt köşesinde biri kiremit kırmızı diğeri siyah astarlı olmak üzere iki küp, yanlarında bazalt taştan öğütme taşının alt parçası, havaneli ile havan ele geçmiştir. Ayrıca bu sondajda (1,80-2,10 m. arasında) yanmış şekilde kerpiç duvarın bir yüzü ile birkaç çanak çömlek parçası daha ortaya çıkarılmıştır. Bu seviyenin hemen altında Van Gölü suyunun ortaya çıkmaya başlamasıyla sondajın içi çamur haline dönüşmüştür. Dolayısıyla sondaj daha fazla derinleştirilememiş ve bu seviyede sonlandırılmıştır. Özellikle ÇM-94-95/S-II. sondajından elde edilen malzemeler, tepenin üst kesimlerinin İslami döneme ait mezarlık, alt kısımlarının ise Demir ve Tunç Çağlarında yerleşime sahne olduğunu göstermiştir. Sondajlar Tunç Çağı tabakalarının yangınla son bulduğuna işaret etmektedir. Bu sondajlarda M.Ö. 2. bin yıla ait boyalı çanak çömlek parçaları ele geçmemiştir. Ancak bu boyalı çanak çömlekleri Höyüğün yüzeyinden Orta Çağ, Urartu, Erken Demir ve Tunç Çağına ait parçalarla birlikte ele geçmiştir. Bu da 2. bin yılda silik de olsa höyükte yaşamın sürdüğünü göstermektedir. Çelebibağı Höyüğü, özellikle Urartuluların büyük kalelerin yanında Giriktepe, Karagündüz gibi düz alanlarda da yerleştiklerini göstermesi açısından önemlidir. Bunların mezarlık alanı muhtemelen, höyüğün hemen 1,5 km. güneybatısında Madavank denen kayalıkların eteğinde hemen Van gölünün kenarındaki kısımda bulunmaktadır. Çelebibağı Höyüğünden elde edilen özellikle seramik malzemeler Van Gölü havzasındaki İlk Tunç Çağından Urartu dönemine kadar geçen sürede üretilen eserlerle paralellik gösterir.