3 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Höyük
  • Son 2 yıl
  • architecture
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Van Ayanis Urartu Kent Sitadelindeki Tanrı Haldi Tapınak Kompleksi Kuzey Mekânları: Bir Ön Değerlendirme

Höyük · 2026, Sayı 17 · Sayfa: 43-64 · DOI: 10.37879/hoyuk.2026.1.043
Tam Metin
Doğu Anadolu’nun yüksek yaylalarını ve dağlarını kendilerine yurt edinen Urartu Krallığı, en parlak dönemini MÖ 7. yüzyılda yaşamıştır. Argişti oğlu Rusa’nın bu parlak sürecinde gerçekleştirilen imar faaliyetlerinden en önemlilerinden biri de Ayanis Kalesi/Kenti’dir. Ayanis’te 1989 yılından bu yana kesintisiz olarak sürdürülen kazı çalışmalarında birçok yapı grubu açığa çıkarılmıştır. Bu yapı grupları arasında en önemlisi ve en dikkat çekicisi kuşkusuz baş tanrıları Haldi’ye ithaf edilmiş olan Tapınak Kompleksi’dir. Tapınak Kompleksi’ni oluşturan tapınak avlusu, cella, podyumlu salon, tapınak depo odaları ve kuzey mekânlar içerisinde kazısı tamamlanmamış tek alan kuzey mekânlardır. 1997-1998 kazı sezonunda bir kısmı kazılan bu mekânların kazısı tamamlanmadan tekrar üzerleri kapatılmıştır. Tapınak avlusunda gerçekleştirilen arkeolojik kazılar sonucunda, avlunun batı duvarında herhangi bir kapı girişine rastlanılmamıştır. Dolayısıyla tapınak avlusu ile söz konusu avlunun batısında bulunan evsel mekânların tapınak avlusuna doğrudan bir bağlantısı tespit edilememiştir. Kuzey mekânlarda sürdürülen kazı çalışmaları, bu bağlantıya ışık tutacak niteliktedir. 2020 yılında yeni dönem kazılarıyla birlikte yaklaşık olarak 350 metrekarelik bir alanı kapsayan bu bölümde kazılara yeniden başlanmıştır. Anıtsal boyutları ile dikkati çeken bu mekânlardaki kazılar, önümüzdeki sezonlarda da devam edecektir. Kuzey mekânların işlevine yönelik yapılan çalışmalarla birlikte bu mekân diziliminin en batısında yer alan bölümde, evsel mekânlarla ilintili olması muhtemel bazı ipuçları yakalanmıştır. “Kuzey mekânlar” olarak tanımladığımız bu mekân diziliminin kazıları devam etmekte olup bu yayında söz konusu alanın buluntularıyla birlikte bir ön değerlendirmesi yapılmıştır.

Kuzeybatı Anadolu Erken Demir Çağı Mimarisi Üzerine Yeni Gözlemler

Höyük · 2025, Sayı 15 · Sayfa: 59-72 · DOI: 10.37879/hoyuk.2025.1.059
Tam Metin
Doğu Akdeniz Bölgesi’nde, Geç Tunç Çağı sonlarında gerçekleşen göç hareketleri nedeniyle, bilinen büyük uygarlıklara ait kültürler kesintiye uğramıştır. Oluşan yeni kültürler farklı sebeplerle yeterince araştırılamadığı için bu dönem bilim çevresinde ‘Karanlık Çağ’ olarak isimlendirilir. Tüm Ege Dünyası ve Ön Asya’da olduğu gibi Kuzeybatı Anadolu’da, hakkında kısıtlı bilgiye sahip olduğumuz ve bir başka tanımla ‘Erken Demir Çağı’ olarak isimlendirilen bu dönem, Trak kavimlerinin yaklaşık MÖ 1200’lerde bölgeye gerçekleştirdiği göç hareketleri ile başlar ve Trak kavim etkilerinin devam ettiği Geç Protogeometrik - Erken Geometrik Döneme yani yaklaşık MÖ 950- 800 yıllarına kadar devam eder. Aynı yerde uzun süre yerleşim olmadığı için göçebe kavimlerin hüküm sürdüğü bu dönemin hem kültürel ögeleri hem de mimarisi hakkındaki veriler son derece sınırlıdır. Bölgede dönemle ilgili mimari bilgiler sadece kazısı yapılmış bir yerleşme olan Troia’dan gelir ve bu bilgiler Troas Bölgesi yakın ve uzak çevresinde yapılan araştırmalar için rehber niteliğindedir. Günümüzde, Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakasında bulunan Maydos Kilisetepe Höyüğü yerleşmesinde yapılan çalışmalarda, söz konusu dönemle ilgili yeni bilgilere ulaşılmıştır. Elde edilen bu yeni bilgiler, bölgede Erken Demir Çağı ile ilgili Troia yerleşmesinden bilinen mimari verilerin yanı sıra Maydos yerleşmesine özgü daha farklı sonuçlar da ortaya koymuştur. Bu çalışmada sunulan verilerle üzerine az bilgi sahibi olduğumuz ‘Karanlık Çağ’ biraz daha aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Some Observations on the Architecture of the Roman Theatre of Iznik (Nicaea)

Höyük · 2025, Sayı 15 · Sayfa: 113-142 · DOI: 10.37879/hoyuk.2025.1.113
Tam Metin
The ancient city of Nicaea, located in the Iznik district of Bursa, preserved its feature of being an important center from the Hellenistic Period to the Ottoman Period. In the city, where most of the remains from the Roman period have either been damaged or lie buried beneath the traditional residential area, the most monumental structure attesting to this period is the theatre. The first reliable information regarding the construction stages of the theatre has been obtained through the correspondence between historian and writer Plinius the Younger, who was appointed as the governor of Bithynia, and Emperor Trajan. All details mentioned in the letters, including the changes and additions made during the construction stages, have been confirmed through recent excavations. The Nicaea theatre is the only example within Türkiye’s borders where seating rows (ima cavea) have been fully restored using vault and arch technology. The trapezoidal vaults supporting the lower cavea, the barrel vaults supporting the middle cavea, and the pillars supporting the upper cavea contribute to the structure of the building while also facilitating human circulation. Built with meticulous craftsmanship, the Nicaea theatre is a structure that reflects Roman characteristics while also embodying a uniquely Anatolian identity when compared to its contemporaries. As such, it possesses architectural heritage value that must be preserved. Especially; It stands out with its features such as having reliable historical information about the construction stages, hosting different cultural layers, designing in a hybrid plan, being elevated with a vaulted infrastructure, and having a basilica space, which is not common in Anatolian theatres. In 2024, The Recording, Restitution, and Restoration Project of the Roman Theatre at Nicaea have been applied to protect the multi-layered character, prevent physical destruction and transfer to the future generations in accordance with conservation principles.