148 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Höyük
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Eski Erciş-Çelebibağı Höyüğü Tunç ve Demir Çağı Tabakaları Üzerine Bir Değerlendirme

Höyük · 2011, Sayı 3 · Sayfa: 1-14 · DOI: 10.37879/hoyuk.2011.23
Çelebibağı (Mezarlığı) Höyüğü, Van-Erciş ilçesinin 12 km. güneybatısında, Çelebibağı Beldesi'nin 1 km. güneydoğusunda, Eski Erciş kalesinin 1 km. kuzeybatısında, Van Gölü'nün kenarında yer almaktadır. Çelebibağı Höyüğü kazı çalışmaları 1992-1995 yılları arasında dört sezon devam etmiştir. Höyüğün bütün yüzeyi Orta Çağ'dan günümüze kadar uzanan süre zarfında Müslüman mezarlığı olarak kullanılmıştır. Bu alanın belirli kısımlarında kazı çalışmaları yapılarak Orta Çağ mezarlarının bir bölümü ortaya çıkartılmıştır. 1993 yılından itibaren yükselmeye başlayan Van Gölü suları, 1994 ve 1995 yıllarında Höyüğü tamamen ada şekline dönüştürmüştür. Bu dönemde dalgalar özellikle höyüğün güneybatısında büyük tahribata sebep olmuştur. Tepenin oluşumunu öğrenmek amacıyla 1994 (ÇM-94/S-I) ve 1995 (ÇM-94-95/S-II.) yıllarında 5x5 m. ölçülerinde iki sondaj gerçekleştirilmiştir. İlk sondajda (ÇM-94/S-I) 1,20 m. derinliğe kadar 8 adet Müslüman gömü (iskeleti) ile karşılaşılmış ve sondaj bu seviyede bırakılmıştır. İkinci sondajda (ÇM-94-95/S-II.) yine 1,50 m. toprak dolguda 6 adet Müslüman gömü tespit edilmiştir. Bu iki sondajda Müslüman mezarların bittiği noktaya doğru Erken ve Orta Demir (Urartu) Çağ çanak çömlek parçaları karışık durumda çıkmıştır. Ayrıca bu kısımda az da olsa Tunç Çağ çanak çömlek parçası ele geçmiştir. Özellikle ikinci sondajda (ÇM-94-95/S-II.) yaklaşık 1 m. derinlikten sonra kalın bir yangın tabakası gözlenmiştir. Yangın tabakasının içerisinde alacalanmış kerpiç ve kerpiç parçaları bulunmuştur. Bu sondajın doğu kısmında, muhtemelen bir grup İslami dönem mezarlarının moloz taşlardan örülmüş çevre duvarının hemen alt köşesinde biri kiremit kırmızı diğeri siyah astarlı olmak üzere iki küp, yanlarında bazalt taştan öğütme taşının alt parçası, havaneli ile havan ele geçmiştir. Ayrıca bu sondajda (1,80-2,10 m. arasında) yanmış şekilde kerpiç duvarın bir yüzü ile birkaç çanak çömlek parçası daha ortaya çıkarılmıştır. Bu seviyenin hemen altında Van Gölü suyunun ortaya çıkmaya başlamasıyla sondajın içi çamur haline dönüşmüştür. Dolayısıyla sondaj daha fazla derinleştirilememiş ve bu seviyede sonlandırılmıştır. Özellikle ÇM-94-95/S-II. sondajından elde edilen malzemeler, tepenin üst kesimlerinin İslami döneme ait mezarlık, alt kısımlarının ise Demir ve Tunç Çağlarında yerleşime sahne olduğunu göstermiştir. Sondajlar Tunç Çağı tabakalarının yangınla son bulduğuna işaret etmektedir. Bu sondajlarda M.Ö. 2. bin yıla ait boyalı çanak çömlek parçaları ele geçmemiştir. Ancak bu boyalı çanak çömlekleri Höyüğün yüzeyinden Orta Çağ, Urartu, Erken Demir ve Tunç Çağına ait parçalarla birlikte ele geçmiştir. Bu da 2. bin yılda silik de olsa höyükte yaşamın sürdüğünü göstermektedir. Çelebibağı Höyüğü, özellikle Urartuluların büyük kalelerin yanında Giriktepe, Karagündüz gibi düz alanlarda da yerleştiklerini göstermesi açısından önemlidir. Bunların mezarlık alanı muhtemelen, höyüğün hemen 1,5 km. güneybatısında Madavank denen kayalıkların eteğinde hemen Van gölünün kenarındaki kısımda bulunmaktadır. Çelebibağı Höyüğünden elde edilen özellikle seramik malzemeler Van Gölü havzasındaki İlk Tunç Çağından Urartu dönemine kadar geçen sürede üretilen eserlerle paralellik gösterir.

Kırşehir Müzesi Koleksiyonundaki Büyük İskender Tetradrahmi Definesi

Höyük · 2011, Sayı 4 · Sayfa: 75-94 · DOI: 10.37879/hoyuk.2011.21
Kırşehir Müze Müdürlüğü'nde bulunan bu sikke definesi, 32 adet gümüş tetradrahmiden oluşmaktadır. Sikkeler üzerinde, Makedonia Kralı Büyük İskender (M.Ö. 336-323) ve ondan sonra tahta geçen kardeşi 3. Philippos'un (M.Ö. 323-316) isimleri bulunmaktadır. Definede sikkeleri üzerinde ismi bulunmamakla beraber, Suriye Kralı 1. Seleukos (M.Ö. 312-280) tarafından doğu darphanelerinde İskender adına bastırılmış posthumous (ölümünden sonra) sikkeler de yer almaktadır. Define sikkeleri çoğunluğu Doğu Darphaneleri olmak üzere 14 farklı darphanede basılmışlardır. Sikkelerin birçoğunun ön ve arka yüzünde tüccarlar tarafından sonradan yapılan kontrol kesikleri bulunmaktadır. Definede en erken darplı sikke, Makedonia-Amphipolis darplı olup, M.Ö. 336-323 tarihine tarihlenmektedir. En geç tarihli sikkeler ise, M.Ö. 311-295 tarihli Persia-Ekbatana basımlı sikkeler olup, bunlar 1. Seleukos tarafından İskender adına bastırılan posthumous sikkeleridir.

Huqqana Antlaşması (A Nüshası) Transkripsiyon ve Tercümesi

Höyük · 2011, Sayı 4 · Sayfa: 1-73 · DOI: 10.37879/hoyuk.2011.20
Huqqana Antlaşması adı ile anılan çivi yazılı tablette iki antlaşma yer almaktadır. Bunlardan biri, A I-III. sütunlar arasında yer alan I. Šuppiluliuma ile Huqqana arasında yapılan antlaşmadır. Diğeri ise, A IV. sütunda yer alan ve daha önce (?) yapılmış olan, bilinmeyen Hitit kralının Hayaša halkı ve Mariya ile yaptığı antlaşmadır. Her iki antlaşma metni, Hayaša ve Mariya adlarını içermesinden dolayı bir tablet üzerine kaydedilmiş olabilir. 1930 yılından sonra Huqqana antlaşmasının gerek A, gerekse B nüshasına ait ortaya çıkan fragmanlar, çeşitli yerlerde yayınlanan makaleler halinde dağınık olarak kalmış ve şimdiye kadar bunlar bir bütün halinde işlenmemiştir. Çalışmamız, Huqqana antlaşmasına ait bütün fragmanların ele alınarak, bir bütün halinde işlenmesinden oluşmuştur. B nüshasının yardımıyla A nüshasının kırık olan satırlarının tamamlanmasına çalışılmış, ayrıca içeriğe göre tarafımızdan yapılan tamamlamalara da yer verilmiştir. Bu tamamlamalar sonucunda A nüshasında yeni satır düzenlemeleri yapılarak, antlaşmanın transkripsiyon ve tercümesi sunulmuştur.

Elazığ Tepecik (Ortaçağ) Toplumun Erişkin Bireylerinde Topuk Dikeni Rahatsızlığının Paleopatolojik Analizi

Höyük · 2011, Sayı 4 · Sayfa: 95-110 · DOI: 10.37879/hoyuk.2011.22
Bu çalışmada, Tepecik toplumunun erişkin bireylerinin iskeletlerinde görülen topuk dikeni rahatsızlığı incelenmiştir. Topuk dikeni, calcaneus kemiğin altında görülen kemiksel çıkıntıdır. Yaygın olarak erişkin kadın ve erkeklerde görülür. Topuk dikeni için toplam 145 calcaneus kemiği incelenmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, topuk dikeni görülme sıklığı % 15,86'dır. Tepecik toplumunun erkek bireylerinde topuk dikeni görülme oranı % 16,25'dir. Kadın bireylerinde ise bu lezyonun görülme oranı % 15,38'dir. Topuk dikeni rahatsızlığı Reiter's sendromu, gut, ankilozan spondilitis, yaygın idiopatik iskelet hiperostoz (DISH) ve kas-iskelet sisteminde görülen stres izleri (MSM) içinde değerlendirilebilecek bir lezyon olarak tanımlanabilir.

Erimtan Koleksiyonundaki Roma Denarius Definesi

Höyük · 2011, Sayı 3 · Sayfa: 15-85 · DOI: 10.37879/hoyuk.2011.24
Define, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü nezdinde Taşınır Kültür Varlığı Koleksiyoneri olan Sn. Yüksel ERİMTAN koleksiyonunda bulunmaktadır. Toplam 246 adet gümüş Roma sikkesinden oluşan define sikkeleri 1993 yılında satın alınarak, 103-348 envanter numarası ile envanter defterine kayıt edilmiştir. 246 sikkenin 243'ü denarius, 3'ü ise, antoninianus birimindedir. Bu üç gümüş antoninianus sikkesi definenin son imparatoru olan Elagabalus'a aittir. Define, esas olarak, 13 imparatorun saltanat süresini kapsamaktadır. Define sikkeleri, 20 farklı (imparator, imparatoriçe ve caesar) kişi adına basılmış olup, bu kişilerin portresi de sikke üzerinde bulunmaktadır. Bazı imparatorların ise, sadece veliaht (Caesarlık dönemi sikkeleri bulunmaktadır. Böylece, define içerisinde, imparatorlar, caesarlar ve imparatoriçeler olmak üzere, toplam 23 grup bulunmaktadır. Biz de kataloğumuzu 23 farklı grubun kronolojik sırasına göre düzenledik. Vespasian'dan Elagabalus'a kadar 13 imparatorun saltanat yıllarında basılmış ve toplam 20 şahsiyetin sikkelerini kapsayan Erimtan Denarius Definesi çok homojen bir yapı göstermektedir. Vespasian'dan Elagabalus'a kadar olan sikkeler, hiç aralıksız ve kronolojik bir sıra takip etmektedir. Bu definede, yalnızca Severuslar Döneminin kısa süre imparatorlarından Pertinax, Didius Julianus ve Pescennius Niger'in sikkeleri bulunmamaktadır. Buna karşılık, bunlardan biri olan Clodius Albinus iki sikke ile temsil edilmektedir.

The Roman Denarii Hoard in the Erimtan Collection

Höyük · 2011, Sayı 3 · Sayfa: 87-139 · DOI: 10.37879/hoyuk.2011.25
The hoard is in the collection of Mr. Yüksel Erimtan who is a private collector of ancient cultural objects registered at the Anatolian Civilizations Museum in Ankara. The hoard which consists of 246 silver Roman coins was purchased in 1993 and registered in the inventory book. The 243 of 246 coins are denarii and three of them are antoniniani. Those three antoniniani belong to Elagabalus, the last emperor represented in the treasure. The hoard fundamentally encompasses the reigns of 13 emperors. The coins in the treasure were struck in the name of 20 different individuals (emperor, empress and caesar) with their likenesses. Some emperors were also represented when they had been heirs to the throne (caesar). So there are a total of 23 groups as emperors, caesars and empresses in the treasure. The catalogue here shows the coins chronologically listed. The Erimtan Denarii Hoard exhibits a very homogenous entity embracing the coins of 20 individuals from 13 reigns. From Vespasian to Elagabalus all emperors are chronologically represented. Only the coins of Pertinax, Didius Julianus and Pescennius Niger, short term emperors of the Severan period lack in this treasure. However, one emperor from the same period Clodius Albinus is represented with two coins.