4 sonuç bulundu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
Anahtar Kelimeler
Türkçede Alış- Fiili Üzerine
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 265-286 · DOI: 10.32925/tday.2026.151
Özet
Tam Metin
Al- Türkçede en çok türeve ve anlam çeşitliliğine sahip olan eylemlerden biridir. Yazıtlar döneminde alın- ve altız-, Eski Uygur Türkçesinde ek olarak alınç, alınçlıg, alınçu, alıl-, alım, alış-, alsık-, altur-, vb. pek çok türevine rastlanır. Bazı türevleri tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde sık sık mecazlaşır: alım, alımlı, aldır-, alın- vb. Eski Türkçede “karşılıklı almak” anlamlı alış- eylemin en dikkat çekici türevlerinden biridir. Eski Uygur metinlerinde sadece öç kek alış-, alışdur- biçiminde tanıklanır. 9 ve 10. yüzyıllara tarihlendirilen Dunhuang el yazmaları içerisinde HamTouen 16 numaralı metinde ise eylemin alışıg biçimi “evcil, uysal” anlamında bir atasözünde geçer, alış- eyleminin bu anlamda başka bir tanığına rastlanmaz. Eylem, Anadolu sahasında 14. yüzyıldan itibaren “evcilleşmek, uyum sağlamak” gibi anlamlarla mecazlaşır. Bu mecazlaşma çağdaş Türk lehçelerinden Karaim, Kumuk, Kırım Tatar Türkçesinde de tanıklanır. Tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde “alışmak, uyum sağlamak, evcilleşmek” manasında farklı sözlere rastlansa da ögren- en yaygın eylemdir. Anadolu sahasında bir süre kullanımı sürer ve yerini Arapçadan alıntılanan ‘âdet sözüne (‘âdet et-/ edin-, ‘âdet ol-, ‘âdet kıl- vb.) bırakır. Osmanlı Türkçesinde “alışmak, evcilleşmek” manasıyla yaygınlaşan eylemin “tutuşmak, yanmak” anlamı da bu dönemle ilişkilendirilir. Ayrıca bu dönemde alış- eyleminin Târîh-i Âl-i Osmân (16. yy.) adlı eserde Eski Türkçedeki temel anlamıyla “karşılıklı almak” şeklinde kullanılması ve yine aynı yüzyıla ait Revnak-ı Bustan adlı eserde toprağı alışdur- “toprağı ehlileştirmek” anlamı ile kullanılması dikkat çeker. Bu çalışmada alış- eylemi, kullanım ve mecazlaşmaları, “alışmak, evcilleşmek” anlamlı diğer sözlere de başvurularak tarihî ve çağdaş Türk lehçeleriyle mukayese edilerek incelenecektir.
Çankırı Ağızlarında Emir Bildirimlerinin Görünümü: -(y)Ale ve -sAŋA
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 1-24 · DOI: 10.32925/tday.2025.134
Özet
Tam Metin
Emir bildirimleri alan yazınında farklı yaklaşımlarla değerlendirilir. Tartışmalar, emirin kipliğin bir alt ulamı olup olmaması, birinci ve üçüncü kişiyle kullanılıp kullanılmaması, işaretleyicilerle birlikte kullanılan ünlem vb. unsurların anlama etkisi ve emir işaretleyicilerinin kaynakları gibi sorunlara odaklanır. Emir bildirimleri, genel olarak konuşucunun alıcıyı bir eylemi gerçekleştirmeye yönlendirme amacıyla kullanılır. Ancak kiplik ulamı altında eylemin gerçekleşmesine yönelik konuşucunun yaklaşımını içeren gereklilik, istenirlik ve olasılıkla ilişkilendirilir. Alan yazınında da işaret edildiği gibi işlevi özellikle diyaloglarda ortaya çıkan emir bildirimlerinde kullanılan dilsel araçların standart değişke ve yazı dili temel alınarak tespiti konuşma dilindeki çeşitliliği tam anlamıyla göstermez. Emir bildirimlerinin ortaya çıkış özelliklerini bütüncül bir şekilde görebilmek için, Türkçenin değişkelerinde kullanılan emir işaretleyicilerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Çankırı ağızlarında tespit edilen -(y)Ale ve -sAŋA biçim birimleri kiplik işaretleyicileri olarak emir ulamı altında ele alınmıştır. İnceleme verisi, alan araştırması yöntem ve teknikleri kullanılarak Çankırı ağzı konuşurlarından toplanmıştır. İncelemede işaretleyiciler arasındaki farka odaklanılarak -(y)Ale ve -sAŋA biçim birimlerinin işlevsel ve anlamsal özellikleri karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır. Ayrıca ağız konuşurlarının işaretleyicilerin kullanımına yönelik yorumları değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen bulgulara göre Çankırı ağızlarında konuşucu için emiri işaretlemede farklı seçenekler vardır. Bu kullanımlar, alıcıyı doğrudan eylemi gerçekleştirmeye yönlendirerek ikinci kişide ortaya çıkar. Ele alınan iki biçim birim arasındaki temel farklılık emirin farklı yaptırım kuvvetiyle ve zamansal içerikle ortaya çıkmasıdır. Buna göre -(y)Ale emirin yumuşatılmış biçimi olarak tercih edilmekle birlikte ilişkisel yakınlık gerektirir. Eylemin gerçekleşme zamanı olarak ise alıcıyı hemen harekete geçirme amacı taşır. Buna karşılık -sAŋA kuvvetli emir işleviyle ortaya çıkar ve bağlama göre zaman içeriği değişir.
Olumsuz Kutuplanma Ögelerinin Lisans Bağlamlarına Anlam Bilimsel Yaklaşımlar
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2021, Sayı 72 · Sayfa: 237-251
Özet
Olumsuz kutuplama ögesi (OKÖ) doğal dillerde yaygın bir biçimde görülen, ortaya çıkması için genellikle olumsuz biçim birimlerine ihtiyaç duyan bağımlı dilsel unsurlar olarak tanımlanmaktadır. Olumsuzluk ifadelerinin açıkça yer aldığı durumlar dışında OKÖ'ler soru ve şart cümleleri gibi yapılarda da yer yer kendini göstermektedir. OKÖ'ler Türkçede genellikle olumsuzluk ifadelerinde, evet-hayırlı soru cümlelerinde ve nadiren şart cümlelerinin öncüllerinde gözlemlenmekte olup derlem temelli bir incelemeye dayanan sınırlı sayıda çalışmaya da bunların konu edildiği görülmektedir. Bu çalışmada; OKÖ'ler konusunda anlam bilimi temelli yaklaşımları temel alan bir alan yazını taraması yapılarak Klima, Ladusaw, Zwarts, Giannakidou gibi araştırmacıların çoğunlukla İngilizcede ortaya koydukları anlam bilimsel analizlere odaklanılmakta ve Zidani-Eroğlu, Aygen-Tosun, Besler, Kelepir, Görgülü gibi araştırmacıların Türkçeye dair yaptıkları analizler de özetlenerek OKÖ'lerin neden belirli bağlamlara duyarlı olduğu, aynı dil içinde gösterdikleri farklılıklar ile farklı dillerdeki tipolojik gruplandırılmalarda oynadıkları roller konularında araştırmacılara bir bakış açısı sunmak amaçlanmaktadır.
“Kuşku” Sözü Üzerine
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2021, Sayı 71 · Sayfa: 149-164 · DOI: 10.32925/tday.2021.57
Özet
Bir söz, biçim ve anlam göz önünde bulundurularak en küçük parçasına kadar ayrılır. Bu durumda ortaya kök dediğimiz kısım çıkar. Fakat bazen ve hatta sıklıkla kökün bulunması yolunda bir ayırma sorunu görülür. Bu, gerek kökteki ses değişmelerinden gerekse kök ile ek(ler) in anlam bağlantısının kurulamamasından kaynaklanır. Çünkü kök, geçirmiş olduğu ses değişimleriyle tanınmaz hâlde veya başka bir sözün kökü görünümünde olabilir. Türkoloji literatüründe kuşku sözünün köken bilgisi denemelerinde "kuş" sözü ile ilişkilendirilmesi durumu tam olarak buna örnektir. Kuşku ile kuş "kuş" arasında anlam olarak göreceli bir bağlantı kurulması yanında, yapılan eşleştirmeye biçim benzerliği de yetmiş görünmektedir. Oysaki köken bilgisi "kulağa dayanma"nın yanında anlam bilgisi ile yapılır. Anlam-biçim ilişkisi yanında, o sözü destekleyen aynı kökün türevlerinin var olup olmadığı meselesine de bakılması gerekli ve önemlidir. Kuşku kavram bir sözdür; üst/sonraki anlamdır. Temelinde "eşini yapmak, benzerini yapmak, eş saymak, dallanmak" gibi alt/ilk anlamlar yatmaktadır. Buna göre, kuşku sözünün "eş yapmak, eşini yapmak (düşünmek); benzerini yapmak (düşünmek)" anlamıyla koş- fiilinden, koş-ku olarak getirildiğini açıkça söylemek mümkündür. Bu yazı, bu savın gerekçelerini sunarken başka dillerin eski bilgi-yeni bilgi ilişkisine başvurma yoluyla tespit edilen paralelliği de karşılaştırarak göstermeyi içerir.