183 sonuç bulundu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
- Türk Dil Kurumu 183
Yazarlar
Anahtar Kelimeler
- Eski Anadolu Türkçesi 7
- Eski Türkçe 7
- Türkçe 7
- etimoloji 6
- etymology 6
Türk Dil Devrimi Sürecinde Türetilen “Önem” Sözcüğü, Bir Uydurma Sözcük müdür?
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 85-104 · DOI: 10.32925/tday.2025.137
Özet
1930’lu yıllarda Atatürk’ün öncülüğünde başlatılan Türk dil devriminin en temel amacı, Türkçedeki Arapça ve Farsça sözcüklerin yerine Türkçe karşılıklar bulmak ve bu yolla Türkçeyi sadeleştirmektir. Bu süreç sonunda Türkçe söz varlığına çok sayıda yeni kelime eklenmiştir. Türk dil devrimi sürecinde kelime türetmede izlenen yol ve türetilen bazı yeni kelimeler daha sonradan hep tartışma konusu olmuştur. Türkçenin türetme kurallarına uymadığı düşünülen kelimeler “uydurma sözcük” olarak nitelendirilmiştir. Bu çalışmada bir Türk dil devrimi sözcüğü olan ve Türkçede 1935’ten beri kullanılan önem sözcüğü üzerinde durulmuştur. Arapça ehemmiyet sözcüğüne karşılık olması için türetilen bu sözcük, daha türetildiği ilk yıllardan itibaren Türkçeye yerleşmiştir. Önem kelimesi, ilk bakışta semantik olarak ön kelimesi ile ilişkilendirilmektedir. Birçok araştırmacı ön kelimesi üzerine +em eki getirilerek yapıldığını, Türkçede isimden isim yapan bir +em eki olmadığını ve bu nedenle de önem’in uydurma bir sözcük olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu makalenin en temel amacı, önem kelimesinin ön isminden türetilmediğini ve uydurma bir sözcük olmadığını göstermektir. Çalışmada önce önem kelimesi hakkında diğer araştırmacıların ve etimolojik sözlük yazarlarının görüşleri sıralanmış, daha sonra önem’in Türkçeye nasıl girdiği ve morfolojik yapısı açıklanmıştır. Önem’in bir isim olan ön kelimesinden değil öne- fiilinden türetildiği, bu fiilin de uydurma bir fiil olmayıp 1804/1805’te istinsah edilen bir Türkçe-Arapça sözlükte yer aldığı ortaya konmuştur.
Kod Kopyalama Modeli Temelinde Gagavuzcada Belirtme-Yönelme Alternasyonu
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 159-180 · DOI: 10.32925/tday.2025.140
Özet
Bu çalışmanın konusu, Gagavuzcada belirtme ve yönelme işaretleme açısından farklılaşan istem yapılarıdır. Bu çalışmada istem değişimi, Gagavuzca söz dizimsel bir yapıdaki bir eylemin aynı söz dizimsel-anlamsal koşullar altında belirtme ile yönelme olmak üzere iki farklı durum istemesi açısından ele alınacaktır. Belirtme ve yönelme durumu arasındaki istem değişimi Gagavuzca söz diziminde çok sık rastlanan bir olaydır. Bu olay, alan yazını araştırmalarında genellikle durum ekleri arasındaki görev değişikliği olarak açıklanır. Bu çalışmada, diğer araştırmalardan farklı olarak söz konusu istem değişimi dil ilişkileri açısından ele alınmaktadır. Kuramsal temel ise Johanson’un kod kopyalama modeline dayanmaktadır. Kod kopyalama modeline göre belirtme durumu yerine yönelme, yönelme yerine belirtme durumunun işaretlenmesinde Slav dillerinin etkisi olduğu belirlenmiştir. Çünkü Gagavuzların Slav halklarıyla yüzyıllar boyunca aynı coğrafyayı paylaşmaları tarihsel, sosyal, kültürel ve politik ilişkilerin yanı sıra onlarla dil etkileşiminde bulunmalarına neden olmuştur. Bunun sonucunda Gagavuzca, söz varlığı, ses bilgisi, biçim bilgisi ve söz dizimi alanlarında baskın durumdaki Slav dillerinden çok sayıda kopya özellik geliştirmiştir. Gagavuzcada belirtme ve yönelme işaretleme açısından tespit edilen istem farklılaşması biçim-söz dizimsel kopyalamanın tipik bir örneğini temsil eder. Bu çalışmanın amacı Gagavuzcada belirtme ve yönelme işaretleme açısından farklılaşan istem yapılarına dikkat çekmek ve bu farklılıkları dil ilişkileri açısından ele almaktır. Burada, Gagavuzcada belirtme yerine yönelme, yönelme yerine belirtme durumu işaretleme şeklinde görülen bu dil bilgisel örüntünün kod kopyalama modeline göre seçilmiş kopyalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Çankırı Ağızlarında Emir Bildirimlerinin Görünümü: -(y)Ale ve -sAŋA
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 1-24 · DOI: 10.32925/tday.2025.134
Özet
Tam Metin
Emir bildirimleri alan yazınında farklı yaklaşımlarla değerlendirilir. Tartışmalar, emirin kipliğin bir alt ulamı olup olmaması, birinci ve üçüncü kişiyle kullanılıp kullanılmaması, işaretleyicilerle birlikte kullanılan ünlem vb. unsurların anlama etkisi ve emir işaretleyicilerinin kaynakları gibi sorunlara odaklanır. Emir bildirimleri, genel olarak konuşucunun alıcıyı bir eylemi gerçekleştirmeye yönlendirme amacıyla kullanılır. Ancak kiplik ulamı altında eylemin gerçekleşmesine yönelik konuşucunun yaklaşımını içeren gereklilik, istenirlik ve olasılıkla ilişkilendirilir. Alan yazınında da işaret edildiği gibi işlevi özellikle diyaloglarda ortaya çıkan emir bildirimlerinde kullanılan dilsel araçların standart değişke ve yazı dili temel alınarak tespiti konuşma dilindeki çeşitliliği tam anlamıyla göstermez. Emir bildirimlerinin ortaya çıkış özelliklerini bütüncül bir şekilde görebilmek için, Türkçenin değişkelerinde kullanılan emir işaretleyicilerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Çankırı ağızlarında tespit edilen -(y)Ale ve -sAŋA biçim birimleri kiplik işaretleyicileri olarak emir ulamı altında ele alınmıştır. İnceleme verisi, alan araştırması yöntem ve teknikleri kullanılarak Çankırı ağzı konuşurlarından toplanmıştır. İncelemede işaretleyiciler arasındaki farka odaklanılarak -(y)Ale ve -sAŋA biçim birimlerinin işlevsel ve anlamsal özellikleri karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır. Ayrıca ağız konuşurlarının işaretleyicilerin kullanımına yönelik yorumları değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen bulgulara göre Çankırı ağızlarında konuşucu için emiri işaretlemede farklı seçenekler vardır. Bu kullanımlar, alıcıyı doğrudan eylemi gerçekleştirmeye yönlendirerek ikinci kişide ortaya çıkar. Ele alınan iki biçim birim arasındaki temel farklılık emirin farklı yaptırım kuvvetiyle ve zamansal içerikle ortaya çıkmasıdır. Buna göre -(y)Ale emirin yumuşatılmış biçimi olarak tercih edilmekle birlikte ilişkisel yakınlık gerektirir. Eylemin gerçekleşme zamanı olarak ise alıcıyı hemen harekete geçirme amacı taşır. Buna karşılık -sAŋA kuvvetli emir işleviyle ortaya çıkar ve bağlama göre zaman içeriği değişir.
Türk Kültüründe Kara Renk Sözcüğünün Tutumsal Anlam Değeri
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 25-56 · DOI: 10.32925/tday.2025.135
Özet
Tam Metin
Renk sözcükleri hemen hemen her toplum ve kültürde kişiler, olaylar, durumlar veya inançlara ilişkin kültürel değer anlamları barındırmaktadır. Kara renk sözcüğü nitelediği ad ya da eylemleri renksel olarak konumlandırmanın ötesinde farklı duyguları, toplumsal beğeni ve kınamalar ile toplumsal önem gibi çeşitli tutumsal anlam düzlemleriyle çerçevelemektedir. Dil kullanımının kişiler arası işlevini oluşturan dilin değerlendirme işleviyle eş tutulan tutum, söylem anlam biliminin en temel konuları arasında yer almaktadır. Renk sözcüklerinin barındırdıkları tutumsal anlamlarının evrensel ve kültüre özgü olduğu düşüncesinden hareketle bu çalışmada kara renk sözcüğünün yer aldığı atasözü ve deyimlerde tutumsal değer türlerinin saptanması amaçlanmıştır. Kara renk sözcüğü özelinde Türk kültüründeki tutumsal anlamlandırmanın belirlenmesi amacıyla değer biçme kuramı (DBK) kapsamında bir çözümleme sunulmuştur. Bu amaç çerçevesinde iki farklı atasözleri ve deyimler sözlüğünde tutumsal konumlandırma türleri kapsamında işlev yüklenen kara renk sözcüğü çalışmanın sorgulama odağında yer almaktadır. Çalışmada betimsel araştırma yöntemi kullanılarak tutumsal konumlandırma işlevi alan kara renk sözcüğünün birlikte bulunduğu atasözü ve deyimlerde duygusal ve düşünsel değerlendirici dil özellikleri örnekleriyle betimlenmiştir. Değerlendirme sonucunda söz konusu atasözü ve deyimlerde duyuşsal etki, yargılama ve değerbilirlik olmak üzere tutumsal anlamın üç düzlemine de rastlanmıştır. Tutumsal anlam düzlemlerinin atasözü ve deyimlerde dağılımı farklılık gösterse de bu imgesel anlamlı dil ögelerinde yargılama tutumunun baskın varlığına ulaşılmıştır. Bununla birlikte bu ögelerin kültürel etki özelliklerinde olumsuz kutup niteliğinin sıklığının yanı sıra olumlu kutup özelliğine de sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bu bilgiler kara renk sözcüğünün kültürel kavramlaştırmadaki yeri ve önemi açısından ayrı bir değerlendirme sunmaktadır.
Türkçe Sözlük’te tut- Fiiliyle Kurulan Anlamca Kaynaşmış ve Deyimleşmiş Birleşik Fiillerin Söz Dizimsel İstemi
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 57-84 · DOI: 10.32925/tday.2025.136
Özet
Tam Metin
Anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerin kendi içerisinde bir istem yapısı vardır. Bu inceleme, tut- fiili ile oluşturulan anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerin söz dizimsel istem yapısını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Tut- fiili, Türkiye Türkçesinde kullanım sıklığı yüksek, çok anlamlı fiillerden biridir. Fiilin Türkçe Sözlük’te (2011) 47 farklı anlamı bulunmaktadır. İstem yani fiil tamlayıcıları, fiillerin çok anlamlılık kazanmalarındaki önemli etkenlerden biri olarak kabul edilir. Çok anlamlılık, söz varlığının gelişmesine önemli ölçüde katkı sunar. Fiillerin çok anlamlılık kazanmasında etkili olan unsurlardan biri de söz dizimsel istem yapısıdır. Fiilin tamlayıcısının değişmesi anlamının değişmesine sebep olurken, fiilin kazandığı yeni anlamlar da istem yapısının değişmesine neden olur.Çalışmanın örneklemini Türkçe Sözlük’te tut- fiili ile kurulan anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiiller oluşturmuştur. Başı tut-, çenesini tut-, iş tut- örnekleri bu fiille kurulan anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerden yalnızca birkaçıdır. Birleşik fiil ile istem kavramı üzerinde durulduktan sonra Türkçe Sözlük’te yer alan tut- fiili ile kurulmuş anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerin dökümü ve tanımı verilmiş; söz konusu birleşikler söz dizimsel istem yapısı bakımından incelenmiştir. İsim unsuru ile fiil unsurunun araya başka öge giremeyecek biçimde bitişmesini ifade eden geçişme olgusunun anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerin oluşumu ve istem yapısına etkisi üzerinde durulmuş; dost tut-, vatan tut- gibi birleşikler dolayısıyla Türkçenin cümlede ikinci bir nesneyi kabul edip etmediği tartışılmıştır.
Metin İçi Sözlük Bağlamında Nehcü’l-Ferâdîs
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 105-134 · DOI: 10.32925/tday.2025.138
Özet
Tam Metin
Sözlük, genel anlamıyla bir dilin kullanıcısına yardımcı olma görevini üstlenir. Sözlükler oluşturulma amaçları bakımından çeşitli niteliklerde karşımıza çıkarlar: Tek dilli sözlük, iki dilli sözlük, genel sözlük, deyimler sözlüğü, öğrenci sözlüğü gibi. Sözlüklerin oluşturulma sebeplerinden biri dilin müstakil bir sözlüğünü meydana getirmektir. Öte yandan bu amacın güdülmediği fakat sözlük özelliklerinin yer aldığı metinler de bulunmaktadır. Bu tipolojideki metinlerin sözlükvâri özelliklere sahip olmaları dolayısıyla alan yazında metin içi sözlük özelliği/değeri taşıyan eserler olarak isimlendirildiği bilinmektedir. Bu özelliğin metnin anlaşılırlığını kolaylaştırması dikkati çekicidir. Bu çalışmada, Harezm Türkçesi dönemine ait olan ve kırk hadis türünde Türkçe ilk eser olarak bilinen Nehcü’l-Ferâdîs’te, İslami terminolojinin anlaşılırlığını sağlamak için metin içi sözlük özelliğinin bulunup bulunmadığı sorgulanmaktadır. Çalışmada, eserin müellifi/müstensihi tarafından metinde bazı sözcük birimlerinin bir sözlüğün madde başı gibi ele alınıp tanımlandığı bölümler veri olarak kullanılmıştır. Metnin akışına uygun bir biçimde parantez açılan/üzerinde durulan ve tanımları yapılan bu sözcük birimlerinin bir sözlük birimi nazarıyla ele alınış biçimleri incelenmiştir. Sözlük birimi mahiyetindeki sözcüklerin tanımlanmasında tam tümce tanımı (tipikleştirme içeren, özelleştirme içeren ve tipikleştirme ve özelleştirme içermeyen tam tümce tanımı) ve eş anlamla/eş değerle tanımlama (eş diziyle, birlikte kullanımla, değiştirim/gönderimle yapılan eş anlamlılarla tanımlama gibi) yöntemlerinin kullanıldığı tespit edilmiş, Nehcü’l-Ferâdîs’in metin içi sözlük özellikleri taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Tanzimat Dönemi’nde Türkçeye Giren Batı Dilleri Kaynaklı Kelimelere Önerilen Karşılıklar Hakkında Değerlendirme
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 135-158 · DOI: 10.32925/tday.2025.139
Özet
Tam Metin
Türk dili, tarih boyunca ve günümüzde yayıldığı geniş coğrafyada pek çok dille etkileşim hâlinde olmuş, sonucunda birçok yabancı sözcük Türkçeye geçmiştir. Özellikle Tanzimat ve modernleşme süreciyle Türkçenin Batı dilleriyle yoğun bir temas dönemi başlamış ve Batı dilleri kökenli pek çok sözcük Türkçeye kopyalanmıştır. Çalışmanın amacı bu dönemde Türkçeye girmiş Batı kökenli kelimelere önerilen karşılıkların günümüzdeki durumunu ve toplum tarafından benimsenip benimsenmediğini derlem dil bilimi yöntemleri ile incelemektir. Bunun için öncelikle Tanzimat Dönemi’nde Batı dillerinden kopyalanan kelimeler ile bu kelimelere Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanmış Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzlarında önerilen karşılıklar (88 kelimeye 176 karşılık) belirlenmiştir. Ardından bu kelimelerin dört farklı derlemdeki sıklık sayıları toplanmıştır. Bu sayede derlem verilerinden hareketle kelimelerin gerçek kullanım oranları tespit edilmiş ve karşılıklı sıklık oranları hesaplanmıştır. Sonuç olarak önerilen karşılıklardan %24’ünün (43 kelime) hiç benimsenmediği, %34’ünün (60 kelime) birkaç örnek dışında hiç görülmediği, %16,5’inin (29 kelime) oldukça sınırlı bir kullanım alanına sahip olduğu ve %25’inin (44 kelime) nispeten başarılı olduğu görülmüştür. Buradan hareketle dilde yaygınlığı olan bir kelimeye önerilen Türkçe karşılığın dilde yer edinemediği tespit edilmiştir. Ayrıca karşılık önerilerinde tutarsızlık, özleştirme amacına aykırı karşılıklar, terim yazımında ölçünlüleşme sorunu, anlam/kavram alanındaki belirsizlik gibi sorunların varlığı da kelimelerin tutunamamasındaki önemli etkenler olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında yabancı kökenli bir kelimeye karşılık önerirken zamanlamanın kritik önemde olduğu ve önerilen kelimenin de benimsenip yaygınlaşması için basın yayın, medya araçları ve eğitim faaliyetlerini kapsayan çok yönlü bir dil politikasıyla desteklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine Bağımlı Sıralı Cümlelerin Kapsam ve Sınırlılıkları
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 181-212 · DOI: 10.32925/tday.2025.141
Özet
Tam Metin
Söz dizimi, sözcüklerin cümle içinde hangi kurallar çerçevesinde nasıl bir araya geldiğini inceleyen, cümle yapısını ve anlamını düzenleyen ayrıca cümle ögeleriyle sözcük grupları arasındaki ilişkileri ele alan bir dil bilgisi dalıdır. Türkçenin söz dizimi üzerine çalışmalar incelendiğinde cümlelerin tanımı, kapsamı, sınıflandırılması ve adlandırılması konusunda çok çeşitli görüşlerin öne sürüldüğü görülmektedir. Bu görüşler içinde özellikle sıralı cümlelerin birbirinden ayrı ölçütler temel alınarak tanımlandığı ve sınıflandırıldığı dikkati çekmektedir. Sıralı cümlelerin bağımlı ve bağımsız sıralı cümleler şeklinde iki alt başlıkta incelendiği çalışmalarda, bağımlı sıralı cümlelerin genellikle ortak yüklem, özne, nesne, yer tamlayıcısı, zarf tümleci gibi ögelerle kurulduğu ifade edilmektedir. Bu makalede öncelikle Türkçenin tarihî dönemleri ve Türkiye Türkçesinin söz dizimiyle ilgili -çoğunlukla geleneksel yaklaşıma dayanan- dil bilgisi kitaplarında yer alan sıralı cümlelerin değişen tanım ve adlandırmaları ele alınacaktır. Ardından “yüklemi ortak bağımlı sıralı cümle” olarak nitelendirilen yapılar, Türkçenin tarihî dönem metinleri ile söz dizimi alanında son yıllarda yapılmış tez çalışmaları üzerinden incelenecek ve bu yapıların bağımlı sıralı cümle kategorisine dâhil edilip edilmeyeceği tartışılarak bu cümle türlerinin yapısal, işlevsel ve anlamsal ölçütler açısından hangi başlıklar altında değerlendirilmesinin daha uygun olacağı konusunda bazı görüş ve öneriler sunulacaktır. Bu çalışmayla bağımlı sıralı cümlelerin kapsam ve sınırlılıklarının belirlenmesi ve Türk dilinin söz dizimi araştırmalarına katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.
Kosova’daki Türkçe Söz Varlığının Tamamlayıcısı Olarak Karadağ
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 79 · Sayfa: 113-130 · DOI: 10.32925/tday.2025.130
Özet
Tam Metin
Türkiye Türkçesinin tarihine veya bugününe yönelik araştırmalar için Batı Rumeli ağızlarının önemli katkıları vardır. Türkiye Türkçesi incelemelerine genel olarak sunulan katkıların yanında, Batı Rumeli içinde yer alan komşu alt bölgelerin karşılaştırılması, Batı Rumeli bölgesinin tarihî rekonstrüksiyonunda ve tamamlanmasında kullanılabilir. Bölgenin kendi içinde de doğu komşusu Kosova’daki Türk ağızları için Karadağ’ın tamamlayıcı olmasından söz edilebilir. Karadağ Türk ağızlarının dil özellikleri, Batı Rumeli’nin anlaşılmasına fayda sağlayabileceğini göstermiştir. Bu çalışmada bir dilin ağızlarının söz varlığını anlamada birbirine komşu ağızların yardımcı olabileceği düşüncesinden hareketle komşu iki devlet olan Karadağ ve Kosova’da bulunan Türk ağızlarının birbirini tamamlayabileceği anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın kapsamı çerçevesinde konuya söz varlığı açısından bakılmıştır. İnceleme Karadağ’dan Kosova’ya doğru bir seyirde yapılmıştır. Araştırma yerlerini somutlaştırmak için Karadağ’dan Eski Bar ağzı, Kosova’dan da Prizren ağzı örnek olarak alınmıştır. Tarama ve inceleme neticesinde iki Türk ağzından bazı sonuçlar ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar üç grupta sınıflandırılmıştır. Birinci grupla saha tecrübeleri ve taramalar neticesinde Karadağ’da derlenen bazı sözlerin Kosova’da kullanımda olmadığı anlaşılmıştır. Söz varlığı açısından geçişi de göstermesi bakımından önemli olan ikinci grupta Kosova’da kısmen farklı olan sözler yer almıştır. Üçüncü grup ise Karadağ’da derlenen ancak Kosova’da kullanım sıklığı yüksek ve düşük olan sözleri içermiştir. Böyle bir çalışma ile ağızların tarihî veya çağdaş döneminin değerlendirilmesinin mümkün olabileceği ortaya konmuştur.
Çin’de Türk Dilleri ve Türk Dilleriyle İlişkili Dil ve Dil Çeşitlerine İlişkin Son Belgeler
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 79 · Sayfa: 83-112 · DOI: 10.32925/tday.2025.129
Özet
Tam Metin
Bu makale, Prof. Dr. Lars Johanson’un ufuk açıcı kitabı Discoveries on the Turkic Linguistic Map’in (2001) yayımlanmasından bu yana Çinli ve başka ülkelerden akademisyenler tarafından Çin’de dil bilim alanına yapılan en önemli katkıların bir incelemesini sunmaktadır. Yazının odak noktası, son yirmi beş yılda Çin’de yürütülen Türk dilleri ve onlarla ilişkili dillerin alan dil bilimsel araştırması ve dokümantasyonu olacaktır. Son otuz yılda Kuzeybatı Çin’de Türk dilleri ve varyantları üzerine yapılan dil bilimsel alan çalışmalarının sayısı göz önüne alındığında, bu alan çalışmalarına dayanan önemli bir bilimsel külliyatın olması şaşırtıcı değildir. Ancak buna rağmen, en önemli belgeleme çalışmalarını kapsayan bütüncül bir değerlendirme hâlâ eksiktir. Malzemenin çokluğu sebebiyle, bütün bu çalışmalara kapsamlı bir genel bakış sunmak mümkün değildir. Bu sebeple, bu çalışma kapsamlı bir literatür taraması sunmak yerine, yöntem ve sonuçları açısından seçilmiş proje ve yayınları öne çıkarmaktadır. Aşağıda, öncelikle “Çince Dil Kaynaklarını Koruma Projesi”ne kısa bir genel bakış sunacak ardından Salar, Cungar Tuvası ve Eynu ile ilgili bazı önemli belgeleme projelerine ve yayınlara kısa bir giriş yapacağım. Netice itibarıyla makale, Çin’deki Türk dilleriyle ilişkili önemli dil belgeleme çalışmalarından Türkologları haberdar etmektedir. Makalenin özgünlüğü de buradan, son yıllarda Çin’de yürütülen Türkoloji araştırmalarını bütüncül bir bakışla ele alan kapsamlı bir çalışma eksikliğini gidermesinden kaynaklanmaktadır.