1129 sonuç bulundu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
- Türk Dil Kurumu 1129
Yazarlar
- Zeynep Korkmaz 36
- Agâh Sırrı Levend 27
- Hasan Eren 22
- Osman Fikri Sertkaya 21
- Mehmet Ölmez 16
- Saadet Çağatay 15
- Şinasi Tekin 14
- Gerhard Doerfer 13
- János Eckmann 13
- A. Caferoğlu 10
Anahtar Kelimeler
- Türkçe 34
- TÜRKÇE 19
- Eski Anadolu Türkçesi 16
- Türkiye Türkçesi 16
- Dede Korkut 15
- Eski Türkçe 15
- Turkish 13
- DEDE KORKUT 12
- etimoloji 12
- etymology 12
TERİM OLUŞTURMA YÖNTEMLERİ
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2009, Cilt 57, Sayı 2 · Sayfa: 45-59
Özet
Bilginin artmasıyla, keşif ve icatların yapılmasıyla ortaya terimleştirilmesi gereken yeni kavramlar çıkmaktadır. Terimleştirmek, yani terim oluşturma eylemi, bilinçli yapılan bir etkinlik olmalıdır, çünkü kökenlerinin nereye dayandığı her zaman belirgin olmayan sözcüklerden farklı olarak terimler belli başlı kurallara ve yöntemlere dayandırılırlarsa rastgelelikten uzak sistematik bir düzen içerisinde yer alırlar. Bu makalede dil içi terim oluşturma yöntemlerinin yanı sıra diller arası, yani çeviri odaklı, terim oluşturma yöntemlerine değinilmiştir
TÜRKÇEDE -kA- PEKİŞTİRME EKİ
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2009, Cilt 57, Sayı 2 · Sayfa: 7-43
Özet
Fiilden fiil türeten -kA- eki, Eski Türkçe şekil bilgisi çalışmalarında yer bulmayan ilgi çekici bir yapım ögesidir. Söz yapımı düzenimizi bütün yönleriyle açıklığa kavuşturmak bakımından tarihî-karşılaştırmalı çalışmalara da ihtiyaç vardır. Çoklukla ünsüzle sonlanan, tek heceli ve nesneli fiillere ulanan -kA- eki, pekiştirmeli fiiller türetir. Pekiştirme işlevli -k- ve -A- eklerinin birleşmesiyle oluşan bu ek, -lA- ve -AlA- ekleriyle birleşerek eş işlevli -kAlA- ekinin ortaya çıkışını sağlamıştır
Çıkma Durumu Eki Pekiştirme Eki Olabilir mi?
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2009, Cilt 57, Sayı 2 · Sayfa: 85-92
Özet
Çıkma durumu eki kelime gruplarında ve cümlede fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek veya sebep bildirmek için kullanılan ve daha başka görevler de yüklenmiş olan +DAn durum ekidir. Pekiştirme eki ise ad veya ad soyundan bir kelimeye gelerek anlamını güçlendiren ek veya ekleşmiş edattır. Bu yazıda çıkma durumu ekinin pekiştirme işlevi üzerinde durularak pekiştirme ekleri arasında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ortaya konulacaktır
ANADOLU’DA OĞUZ TÜRKÇESİ TEMELİNDE İLK YAZI DİLİNİN KURULUŞU
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2009, Cilt 57, Sayı 2 · Sayfa: 61-69
Özet
Eldeki makalede, Anadolu Türk yazı dilinin oluşmasını hazırlayan etkenler ve Oğuzcanın Eski Anadolu Türkçesi ile nasıl bağımsız bir yazı dili durumuna geldiği konusu ele alınmıştır. Ayrıca bu dönem yazı dilinin daha sonraki gelişmelere temel oluşturan etkileri üzerinde de durulmuştur
TÜRK DİLİNİN TARİHÎ KAYNAKLARINDA YAZ VE YAY SÖZCÜKLERİNİN SEMANTİK ANALİZİ ÜZERİNE
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2009, Cilt 57, Sayı 2 · Sayfa: 113-133
Özet
Türk dilinin tarihî dönemlerinde çeşitli yazılı kaynaklarda varlığını sürdürüp kimi çağdaş Türk lehçelerinde varlığını koruyan yaz ve yay kelimelerinin tarihî metinlerdeki kullanımı oldukça karışıktır. Türk dilinin ilk metinlerinde yaz ve yay kelimeleri bulunmakla beraber, yaz daha çok altı aylık bir mevsimin karşılığı olarak, yay ise sadece yaz mevsiminin karşılığı olarak kullanılmıştır. Kaşgarlı'nın Dīvānu LuŞāti't- Türk adlı eserinde kimi yerde yay 'ilkbahar', yaz ise 'yaz' mevsimini karşılamaktadır. Harezm sahası metinlerinde, yaz ve yay ayrımı daha kesin bir konuma gelmiştir ve yaz 'ilkbahar', yay 'yaz' mevsimi olarak kullanılmıştır. Kıpçak sahasının kimi eserlerinde ise, Dīvānu LuŞāti't- Türk'te olduğu üzere yay 'ilkbahar', yaz 'yaz' mevsimi biçimindedir. Eski Anadolu Türkçesi kaynaklarında ise, yaz genellikle hem 'ilk bahar' hem de 'yaz' mevsimini karşılamakla birlikte, kimi eserlerde yay ve yaz ayrımını görmek mümkündür. yaz kelimesi tarihî gelişimine bağlı olarak Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesinde kendini korumuş, yay kelimesi ise, Osmanlı Türkçesinin ve Türkiye Türkçesinin söz varlığında kullanılmaz duruma gelmiş ve yaz, yay kelimesinin kullanım yerini alırken, yaz kelimesinin yerini de Türkçe + Farsça ilkbahar (
ÂSAF HÂLET ÇELEBİ’NİN GAZELLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2009, Cilt 57, Sayı 2 · Sayfa: 93-105
Özet
Modern Türk şiirinin önemli isimlerinden birisi olan Âsaf Hâlet Çelebi, şiir serüveninin başlarında divân şiiri kalıplarıyla gazeller yazmıştır. Bu çalışmamızda divân şiiri kalıplarını sonradan terk eden Çelebi'nin gazellerini inceleyip divân şiirine bağlılığını ve daha sonra yazdığı şiirlerle gazelleri arasındaki ilişkileri ortaya koymaya çalıştık
“Çok” Sözcüğü Nereden Geliyor?
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2009, Cilt 57, Sayı 2 · Sayfa: 107-111
Özet
Bu makalede Türkçenin yaygın niteleyicilerinden biri olan çok "az karşıtı, fazla" sözcüğü üzerinde durulacaktır. Öncelikle sözcüğün Türkçenin gelişme ve yayılma alanlarındaki yeri tespit edilecektir. Ardından çok'un kökeni ile ilgili değişik görüşler aktarılacaktır. Son olarak çok'un Eski Türkçedeki ço- "vurmak, saldırmak" fiiline dayandırılabileceği delilleriyle ortaya konulacaktır
SÖZ DİZİMİ BİRİMLERİ ÜZERİNE
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2008, Cilt 56, Sayı 2 · Sayfa: 43-46
Özet
Çağdaş teorik (genel) dilbiliminde dil dizgesinin ve birimlerinin mahiyetineilişkin görüşler çok değişiktir. Kimine göre dil -maddi, özdekseldir, kimine göre isedil - ideal, yani ülküseldir. Dolayısıyla fonem, monem, leksem, morfem, grafem gibidil birimleri de, araştırmacının felsefi görüşlerine bağlı olarak ya maddi ya da idealbir birim olarak telakki edilmektedir. Sözdizimi birimlerine gelince ağır basan görüşegöre bunun birimlerinin, kelime grupları (yani öbekler) ve cümle olması, hemenhemen tartışmasız olarak kabul edilir. Muhterem meslektaşlarımın dikkatini öbekve cümlenin şüphe götürmez şekilde maddi olan söylevin (sözün) maddi parçalarıolduğuna vermelerini rica ederim.Bir kaç yıl önce Rusya'da "Genel Söz Dizimine Giriş" başlıklı hacimli bireser yayımlanmıştır. Bu eserde şu fikir dile getirilir: "Fonemler, ekler ve en çokkullanılan kelimeler dilde sayıca sınırlıdır (sonu olan kemiyetler teşkil eder), sözdizimi ise cümlelerin gizil (potansiyel) olarak sayısının sonu olmayan kemiyetiyleuğraşmaktadır."
ÖLÜ VE ÖLÜMLE İLGİLİ ANLATILAR KATALOĞU: XII
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2008, Cilt 56, Sayı 2 · Sayfa: 21-42
Özet
Deyimler, şiirler, halk şarkıları ve efsaneler, Türk halk edebiyatının değerli verilerioldukları kadar Türk dilinin de zenginliğidir. İnsanların çoğunun köylerden kentlere göç etmişolmasına rağmen, bu anlatılar ve edebî metinler halk arasında hâlâ söylenegelmekte ve onlarainanılmaktadır.Bu yazıda, ölüm ve ölü kişi hakkındaki anlatılardan derlediğim bazı örnekler vereceğim. Buanlatıları, rüyada başka bir kişiye görünmek, ölüm anı, tehlikeli ölü ve hayalî ölü vb. şeklindeolan temalarına göre sınıflandırdım. Yazımın başında gazetelerden de bazı örnekler verdim.
TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ROMANLARINDA ALAFRANGALAŞMAK
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2008, Cilt 56, Sayı 2 · Sayfa: 47-68
Özet
Osmanlı devletinde Batılılaşma hareketleri Tanzimat döneminde önemli boyutlara ulaşır.Özellikle İstanbul, bu hareketin merkezi olur. Avrupa'nın hemen her konuda örnek alındığı 19.yüzyılda Türk toplumunun düşünce ve yaşama biçiminde önemli değişiklikler meydana gelir.Osmanlı devletindeki bu değişim dönemin romanlarına da yansır. Yazarlar özellikle yanlış Batılılaşma temasını ele alırlar. Bunun için de romanlarını belirli tipler üzerine kurarlar.Tanzimat döneminde adeta bir moda haline gelen "Alafrangalaşmak", değişik açılardan romanaracılığıyla okura iletilir. Bu yazımızda, alafrangalaşmanın Tanzimat romanlarına ne ölçüde venasıl yansıdığını ifade etmeye çalışacağız.