2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Dil Kurumu
  • Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi
  • fenomenoloji
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Umudun Fenomenolojik İnşası ve Ontolojik Kırılmalar: Modern Türk Hikâyesinde Piyango Olgusu

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2026, Sayı 61 · Sayfa: 99-116 · DOI: 10.24155/tdk.2026.267
Bu çalışma, modern Türk hikâyesinde sıklıkla karşımıza çıkan piyango, çekiliş ve ikramiye olgularını tahkiyenin merkezine alan hikâyeleri umuda dair fenomenolojik bir perspektifle incelemeyi amaçlamaktadır. Edebî metnin bilincin yönelimselliği ile inşa edilen bir “yaşam dünyası” olduğu varsayımından hareketle, piyango biletinin alelade bir nesne olmaktan çıkıp Husserl ve Ingarden’ın eserlerinde vurguladığı anlamda bilincin kurduğu ve somutlaştırdığı bir “gelecek tasarımı”na nasıl dönüştüğü incelenmiştir. Çalışmanın kapsamını Ömer Seyfettin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sait Faik Abasıyanık, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Kemal, Rıfat Ilgaz ve Tarık Buğra’nın seçili hikâyeleri oluşturmaktadır. Hikâyenin içerisinde şans, talih, çekiliş veya piyango gibi olguları kullanmaktan ziyade doğrudan kurgunun merkezine alındığı, metnin bu olgu üzerine inşa edildiği hikâyelerin incelendiği çalışmada metin analizi ve fenomenolojik çözümleme teknikleri kullanılmıştır. Bununla beraber Maurice Merleau-Ponty’nin “dünyada-var-olma” kavramı eşliğinde nesne ve mekân algısındaki dönüşümler takip edilmiş, biletin karakterler tarafından bir “henüz-olmamışlık”ın nesnesi olarak kurgulandığı saptanmıştır. Bu kurgunun gerçeklik düzlemiyle çarpıştığı anda Jean-Paul Sartre ve Martin Heidegger’in kavramlarıyla açıklanan sarsıcı bir “ontolojik kırılmaya” yol açtığı ve özneyi bir “yurtsuzlaşma” tecrübesine mahkûm ettiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak incelenen metinlerde piyangonun ve ikramiye olgusunun Türk edebiyatının modernleşme safhası içindeki küçük insan için yapısal bir çözüm sunmayan “sahte bir çıkış” kapısı olduğu ve umudun yıkımıyla birlikte öznenin varoluşsal bir boşluğa sürüklendiği tespit edilmiştir.

Eski Türk Yazıtının Fenomenolojik Yapısı Hakkında

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2017, Sayı 44 · Sayfa: 237-249
Neden Eski Türkçe yazısı günümüzde kullanılmıyor? Bunun nedenini fenomenolojide aramak mümkündür. Fenomenoloji, kavram ile hadisenin anlamsal yapısı ve psikolojik görev sayesinde gerçekleşir. Fenomenoloji Eski Türk yazıtlarını öğrenimde metot görevini üstelenebilir. Dil ve yazı da fenomonolojik hadiselerdendir. Fenomenoloji şahıs ile halkın dille olan ilişkisini incelemektedir. Yani, Eski Türk yazıtlarını inceleyebilmek için millî şuurun derinliklerini incelemek gerekir ki, ancak o zaman fenomenolojik anlamı açıklık kazanır. Dilin fenomenolojik özelliğini algılayan şuur onun ekolojik korumaya ihtiyaç duyduğunu anlar. Dil ve yazısının simgesel özelliklerinin varlığı aşikârdır. Bu da semosferlerden biridir. Semosfer ise, gezegenlik düşünce, noosferin değişmez bir parçası, sabit bir bölüğüdür. Ne yazık ki bunun dağılmasını siyaset veya dilsel sınırlar engelleyemez. Herhangi bir ülkedeki kelimelerin bozulması biyolojik dünyayı bozar. Doğanın bozulması da kelimelerin bozulmasıyla ilgilidir. Bozulan doğa kelimelerden öcünü onları silerek alır. Kelime hazinesi olmayan dünya boştur. Eski Türk yazıları kendi genom özelliklerini kaybetmiştir. Semosfere Eski Türk yazıtı hareketli şekilde eklenmelidir. Onun için Eski Türk yazısını birleştirerek günümüz yazı sistemine eklemeliyiz. Eski Türkçedeki sözcükler belli bir uyum içerisindedir. Eğer Eski Türk yazısını tekrar canlandırdığımız takdirde, manevi uyum geri dönecektir kanısındayız.