2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 2 yıl
  • İrân
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Rıza Şah Pehlevi Döneminin İran Türklerinin Kimlik Sürecine Etkileri

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2026, Cilt XLII, Sayı 113 · Sayfa: 39-64 · DOI: 10.33419/aamd.1959251
Tam Metin
İran coğrafyası Selçukluların bu bölgeye hâkim oldukları XI. yüzyıldan, XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar olan zaman diliminde genel itibariyle farklı Türk kökenli hanedanlıklar tarafından yönetilmiştir. Ancak 1925 yılı itibariyle Rıza Şah Pehlevi’nin başa geçmesiyle birlikte İran’da Fars kimliğini merkeze alan ve diğer kimlikleri pasifize etmeye dayalı kimlik inşa etme süreci başlatılmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile kaleme alınan bu çalışmanın amacı, Rıza Şah Pehlevi döneminde uygulanan söz konusu politikaların İran’da yaşayan Türk topluluklarının kimlik sürecine etkisini incelemektir. Rıza Şah’ın Farslaşma politikalarına İran’da Türk topluluklarının verdiği reaksiyon ne olmuştur, İran’da Türk kimliğinin şekillenmesine bu politikaların tesiri nasıldır, İran’da Türk milliyetçiliği söylemlerinin artışına bu politikaların etkisi nasıldır, İran Türklerinin kimlik söylemi içerisinde Fars ve Türk etnik kimliğinin yeri nasıl konumlanmıştır şeklindeki sorulara cevap aramaktadır. Söz konusu çalışma, İran’da Türk kimliğinin yeri ve konumunun tespiti konusunda güncelliğini de koruyan önemli bir meseleyi aydınlatması bakımından önemlidir. Araştırmanın bulguları ise şu şekildedir: Azerbaycan Türklerinin bir kısmı İranlılaşma-Farslaşma söylemine hizmet eden bir kimlik anlayışı benimseyerek Farslaşma politikasının ve Fars kimliğinin etkisi altında kalmışken büyük çoğunluğu ise kendi kimlik bilincine sahip çıkma ve Türk kimliğini öne çıkarma eğilimleri göstermiştir. Kaşkaylar ise söz konusu dönemlerde aşiret asabiyesi ruhuyla hareket etmişler ancak bu zaman zarflarında güçleri ve nüfusları büyük oranda ortadan kaldırılmıştır. Sünni mezhebe mensup olan Türkmenlerde ise Sünnilik ve aşiret asabiyesi, kimlik ve milli kimlik oluşumuna yoğun bir şekilde etki etmiştir. Türkmenlerin kimlik ve milli kimliklerine en bağlı olan ve geleneksel özelliklerini en çok koruyan Türk grubu olmalarının sebebi, mensup oldukları Sünni mezhebin, kimlikleri ve milli kimlikleri üzerindeki şekillendirici etkisi ve bulundukları coğrafyadan dolayıdır. Şahsevenler ve Halaçlarda aşiret asabiyesi diğer Türk aşiretlerine göre daha azdır. Sayıca az olmaları da asimile sürecinde etkili rol oynamıştır.

I. Erzurum Antlaşmasının (1823) Meclis-i Mükâleme Mazbatası

Belgeler · 2024, Cilt XXXIX, Sayı 43 · Sayfa: 1-14 · DOI: 10.37879/belgeler.2024.1
Tam Metin
XIX. yüzyılın başından itibaren sınır, ticaret ve aşiretler gibi meseleler dolayısıyla anlaşmazlıklar yaşayan Osmanlı ve İran devletleri, 1820 yılının sonundan itibaren bu anlaşmazlıkları silahlı mücadeleyle çözme yoluna gitti. İran Devleti’nin Veliaht Şehzadesi Abbas Mirza’nın Kars ve Bayezid sınırından Osmanlı topraklarına gerçekleştirdiği saldırılar, iki ülkeyi kaçınılmaz bir savaşa itti. Yaklaşık üç yıl devam eden savaş, Şark ve Bağdat cephelerinde cereyan etti. Büyük oranda Osmanlı ve İran devletlerinin sınır hattında konargöçer olarak yaşayan Kürt aşiretlerinin kimin tebaası olduğu noktasında uzlaşamayan iki devleti tam barışa sevk eden gelişmeler ise, 1823 yılından itibaren başladı. İran’dan gelen elçiler, Osmanlı Devleti’ni, yapılacak barış antlaşmasıyla sorunların çözümüne ikna etmek ve savaş hâline son vermek için çabaladılar. Elçilerin masaya çekmeyi başardığı Osmanlı Devleti’nde antlaşma müzakerelerini yürütmek için Erzurum Valisi Rauf Paşa görevlendirildi. İran ise müzakereler için Muhammed Ali Aştiyani’yi tayin etti. İki devlet arasındaki savaşı bitiren ve barışı tesis eden 1823 I. Erzurum Antlaşması’nın maddelerini oluşturacak metnin müzakereleri, Erzurum’daki valilik sarayında 22 Temmuz 1823 tarihinde gerçekleşti ve görüşmeler neticesinde anlaşmaya varılan hususların maddeler hâline getirilmesine karar verildi. Bu çalışmada, Osmanlı ve İran devletlerini savaşa götüren süreç; savaş, iki ülke arasında barış için başlayan diplomatik çabalar ve müzakereler esnasında yaşanan tartışmalara yer veren bilgiler sunulduktan sonra, mükâleme mazbatasının transkripsiyonuna yer verilecektir.