40 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • şiir
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

 Bahtiyar Vahabzade’nin Şiirlerinde Kendilik Bilinci

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2011, Sayı 31 · Sayfa: 131-146
Bahtiyar Vahabzade, Türk Dünyası edebiyatının hikemi olduğu kadar lirik bir şairdir. Çalışmada, şairin şiirleri kendilik bilinci bağlamında analiz edilerek toplumsal ve bireysel açıdan değerlendirilmiştir.Gelenek, görenek, örf ve adetleri içinde barındıran kültür ile dil ve tarih bilinci, varoluşsal seçimler ve sorumluluklar, devamlılık algısı ve kolektif bilinç, toplumsal kendiliğin değerler bütününü temsil ederken bu varoluş algısı Vahabzade şiirlerinin de ana izleğini oluşturur

Şiirde Duygu-Düşünce Diyalektiği ve Bahtiyar Vahapzade’nin Şiiri

Erdem · 2010, Sayı 57 (Bahtiyar Vahapzade Özel Sayısı) · Sayfa: 87-100
Tam Metin
Tek başına duygu şiirin varlık kazanmasına yetmez. Bunun gibi tek başına düşünce de şiir sanatı için yeterli değildir. Yalnızca duyguya dayanan şiir sığ kalmaya mahkûmdur. Duygunun gereğince yer tutmadığı, düşünceye bağlı metinler ise poetik fonksiyondan uzaktır. Gerçekte şiir, birbirine zıt duygu ile düşüncenin karşılaşmasından ortaya çıkar. Bu bakımdan şiir sanatına duygu-düşünce diyalektiğindeki denge yön verir. Birçok şairin kalem ürününde olduğu gibi Bahtiyar Vahapzade'nin şiir sanatında da duygu düşünce diyalektiğinin kurulmaya çalışıldığı görülür. Bazı şiirlerinde bunu başaran şair, bir kısım metinlerde duygu-düşünce diyalektiğini ve buna bağlı olarak sentezini gereğince sağlayamamış, düşünce planında kalmış görünür. Bu tür metinler şiir sanatı bakımından zayıf kalır.

Bahtiyar Vahabzade’nin Ruh ve Fikir Dünyası

Erdem · 2010, Sayı 57 (Bahtiyar Vahapzade Özel Sayısı) · Sayfa: 135-156

üreğinden aşıp taşan, çaprazlaşan duygularını, beynini kemiren fikirlerini anlatmakta seçtiği şiir sanatıyla, vatanının ve halkının ağrı-acılarını, şahsi ağrı-acıları gibi kendi kalp ateşinde pişirerek söz incilerini dizen Bahtiyar Vahabzade, işlediği konular ve o konulara yaklaşım tarzıyla, tam bir millet şairi ve gönül adamı portresi çizer. Kendisinin de gönül çiçekleri ismini verdiği şiirlerini esas alarak yapılan bu incelemede, şairin ruh ve fikir dünyasının yapı taşları tespit edilmek suretiyle sanatkârın mizacı hakkında bir değerlendirme yapılmak istenmiştir.

Halk şairi Vahabzade, insanoğlunun gelip geçici olduğunu bu yüzden, bu topraklardan aldığını, bu topraklara vermesi gerektiğine inanan bir kişi olarak şiirinin her bir hecesini de vatan toprağından yarattığını söyler. Ona şiirlerini yazdıran kuvvet "öz tanrısı gibi daima yüreğinde fikrinde taşıdığı" vatan ve millet sevgisidir. Buna bağlı olarak Vahabzade, akideye uyanık olan şair ister. "Yazmak hatırına yazmak hiç ne yazmak demektir. Çünkü yazmak, yaratmak, yalnız büyük gayeye çatmanın yoludur." Bu sözlerin şairini, tabiatıyla gaye adamı olarak da değerlendirmek gerekmektedir. Onun gayesi mukaddes bir sevgiden doğmaktadır: Vatan sevgisi. Duygu ve düşünceleri de bu sevgi etrafında şekillenir, bu şekiller bazen mısralara dönüşür şiirleri oluşturur; bazen de bir drama metnine, bir fikir yazısına dönüşür.

Necip Fazıl Kısakürek’in Şiirlerinde “Hayat ve Ölüm” Trajedisi

Erdem · 2009, Sayı 53 · Sayfa: 207-220
Tam Metin

Necip Fazıl, Türk edebiyatının önemli şairlerindendir. Edebî hayatında derin kırılmalar yaşayan sanatçı, varlığını şiir iklimine derin izler bırakacak şekilde örgütler. Şiir, onun iç dünyasının bir aynasıdır.

Şiirlerini modern ve mistik temellerle oluşturan şair, toplumsal sorunlardan olabildiğince uzaklaşır ve insanın bireysel varoluşunu sorgulayarak iç benliğine yönelir. Böylece sanatçı, hayatın kabalaşan ve sömürücü yönlerini şiirin içine sıkıştırır. Şaire göre insanın yaşam içinde oturduğu yer, bir trajedinin oynandığı sahnedir. Bu trajik sahnenin başoyuncuları ise hayat ve ölümdür. Şaire göre hayat, insana emanet edilmiş kutsal bir süreç ve insanı kaçınılmaz olana taşıyan tek gerçektir. Ölüm ise Necip Fazıl için hayatın karşısında çekilmiş karanlık bir settir.

Çalışmamızda Necip Fazıl'ın şiirlerinde sık sık vurguladığı "hayat ve ölüm" trajedisi üzerinde durduk.

Turgut Uyar’ın Şiirlerinde Uyumsuzluk ve Yabancılaşma İzleği

Erdem · 2009, Sayı 53 · Sayfa: 237-248
Tam Metin
Uyumsuzluk, insan tutum ve davranışlarını anlamlandıran ve yönlendiren kaçınılmaz bir olgudur. Fakat modernleşmeyle birlikte insan, yaşam içerisinde uyumsuzluk dengesini zorlayarak, kendini içinde bulunduğu koşulların yabancısı durumuna düşürür. O, özünde taşıdığı bazı ölçütlerin (insanî değerler) yokluğu nedeniyle tedirgin vc yaşamını yutmaya namzet bu kara delik karşısında gelecek endişesi içindedir. Turgut Uyar'ın şiirlerinde bu şekilde uyumsuzluğun yabancılaşma gibi tehditkâr bir soruna dönüşmesinin izlerine rastlamak mümkündür. O, şiirlerinde her insanın yaşadığı uyumsuzluklarla birlikte modern insanın karşılaştığı en önemli sorunlardan biri olan "yaşamdaki anlamsızlık" sorununa, dolayısıyla da yabancılaşmaya dikkat çekmeye çalışır. Bu çalışmada şairin bu çabası tespit edilmeye ve açıklanmaya çalışılmıştır.

NECATİ CUMALI’NIN “BOZKIRDA BİR ATLI” ŞİİR KİTABININ DİL VE ÜSLUBU ÜZERİNE

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2008, Cilt 56, Sayı 1 · Sayfa: 7-30
20. yüzyıl Türk edebiyatının tanınmış sanatçılarından biri olan Necati Cumalı, ellibeş yılı aşkın sanat hayatında şiir, hikâye, roman, deneme, tiyatro alanlarında pekçok eser meydana getirmiş, bu eserleri arasında, şiirin her zaman en başta geldiğinibelirtmiştir.Bu çalışmada, Necati Cumalı'nın "Bozkırda Bir Atlı" şiir kitabında yer alan yetmişaltı şiir incelenmiştir. İncelenen bu şiirlerden yola çıkılarak Cumalı'nın dil ve üslupözellikleri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yöntem olarak Prof. Dr. Mehmet Kaplan'ınkullanmış olduğu "malzemeden şaire varmayı hedefleyen" şiir inceleme tekniği ileRoman Ingarden'in anlam tabakaları tekniğinden yararlanılmıştır.

GAZAVAT-NÂME-İ MİDİLLİ TÜRK DİLİ VE KÜLTÜR TARİHİ BAKIMINDAN DEĞERİ

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2008, Cilt 56, Sayı 1 · Sayfa: 113-126
Gazavat-nâmeler savaşları anlatan edebî türlerdir. Edebî bakımdan önem taşıdıklarıgibi içerdikleri veriler açısından tarihî ve kültürel olarak da değer taşırlar. Kalemealındıkları dönemin edebî ve kültürel ortamına ışık tutarlar. Bu çalışmada da 15. yüzyılaait, Gubârî'nin gazavat-nâmesi ele alınmış, onun Türk dili ve kültür tarihi yönüyledikkate alınması gerekliliğine işaret edilmiştir.Şair, Midilli Adasında cereyan eden savaşı nazma dökerken çoğu yerde, hiç şüphesiz,dinî-tasavvufî yönü ağır basan mistik bir hayal dünyasından seslenmiştir, ancakeserin böyle bir üslup özelliği göstermesi, elbette edebî ve kültürel bakımdan taşıdığıdeğeri eksiltmez.Metin her şeyden önce, Türk dili tarihi bakımından önemli bir kaynak niteliğindedirve Eski Anadolu Türkçesine ait zengin söz varlığına sahiptir. Bunun yanında, Türktarihi bakımından da önemli bilgiler içerir. Kimi tarih kitaplarınca da doğrulanan birdizi olaya kaynaklık eder. Kaleme alındığı dönemin sosyal yapısını, kültürel unsurlarını,inanış ve yaşayış tarzını aksettirmesi yönüyle de kültür tarihinin değerli bir başvurukitabı sayılmalıdır.

ATATÜRK ŞAİR MİYDİ?

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2007, Cilt 55, Sayı 2 · Sayfa: 175-191
Birçok araştırmacının, akademisyen tarihçinin tebliğinde, kitabında bile,Atatürk'ün yabancı dilden çevirdiği ya da bizzat kendisinin yazdığı şiirlerden söz edilmektedir.Bunlardan biri, "Bir Askerin Mezarı" adlı Atatürk'ün Fransızcadan, bazılarındaise İngilizceden çevirdiği belirtilen bir şiir. Çevirmenin adı Mustafa Kemal.Ancak o Mustafa Kemal, Mustafa Kemal Atatürk değildir.Bir de Atatürk'ün bu kez bizzat yazdığı ileri sürülen, yıllardır da yayımlanıp duran,iki şiir daha var. Bunlardan biri "Kadidi İstibdat yahut Kırmızı İzler", diğeri de"Beşike Hadisesi İçin". Bu iki şiirin yazarının adı da Mustafa Kemal. Ancak MustafaKemal Atatürk değil.Bu çalışma, bir ad benzerliği nedeniyle Atatürk'e mal edilmiş şiirleri ve şiir çevirileriniaraştırmakta, neden Mustafa Kemal Atatürk'e ait olmadığının kanıtlarınısunmaktadır. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk'ün gençlik yıllarından başlayarak şiirleilgisi de incelenmiştir

DİVANÜ LÜGAT-İT-TÜRK'TE GEÇEN ŞİİRLERDE EDEBÎ SANATLAR

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2005, Cilt 53 · Sayfa: 162-184
Bu çalışmada Divanü Lügat-it-Türk'te geçen şiirlerdeki edebî sanatlar incelenmiştir.Bunun için önce adı geçen şiirler taranmış ve edebî sanatlara örnek olabilecekler tesbit edilmiştir. Daha sonra bu sanatlar, metinlerde bulabildiğimiz bütün örnekleriyle birlikte alfabetik sıraya göre dizilmiştir. Sanatlar belirtilirken, sanatın anlaşılması için, gerekli görülen açıklamalar da yapılmıştır.

Lami'i Çelebi Münşeat'ının Giriş Bölümünde Lami'i Çelebi İle İlgili Bilgiler

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2004, Cilt 52, Sayı 2 · Sayfa: 79-88
Bu makalemizde Lami'i Çelebi Münşeat'ını tanıtmayı amaçladık ve Münşeat'ında onun hayatıyla ilgili kendi kaleminden ortaya koyduğu ve şimdiye kadar pek bilinmeyen yönleri üzerinde durduk. Makalemizde müellifin Münşeat'ında verdiği bilgilere dayanarak onun hayatını iki devreye ayırdık. Bu devrelerden birincisinde ilk gençlik yıllarından başlayarak, fikirlerinin oluşmasında katkısı olanları, çeşitli konularda fikirleri oluşurken zaman zaman içine düştüğü tezatları, yakın ve uzak çevresini ve şiir ve şiir hakkındaki görüşlerini ele aldık.