2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Atatürk Kültür Merkezi
  • Son 2 yıl
  • 19th century
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Yıldız Sarayı Marangozhane ve Güzel Sanatlar Galerisinin Halı Müzesi Olarak İşlevlendirilmesi

Arış · 2026, Sayı 28 · Sayfa: 156-176 · DOI: 10.32704/akmbaris.2026.221
Tam Metin
Yıldız tepelerinde stratejik ve korunaklı bir arazi üzerine inşa edilen Yıldız Sarayı, 19. yüzyıl Osmanlı saray mimarisinden bağımsız, özgün tasarım anlayışıyla dikkat çekmektedir. Dolmabahçe ve Çırağan Saraylarında olduğu gibi tek bir yapı kompleksinden oluşmamış, başta köşk, kasır ve pavyonlar olmak üzere bunlara zamanla yeni yapıların eklenmesi sonucu günümüz şeklini alarak bu yönüyle de geleneksel saray anlayışının önemli örnekleri olan Edirne ve Topkapı Saraylarıyla benzerlik göstermektedir. Devletin yönetimi için ayrılan yapıların yanı sıra harem daireleri, cami, kilithane, eczane, silahhane gibi işlevsel birimler ile tiyatro, kütüphane, marangozhane ve sanat galerisi gibi kültürel mekânların bir arada bulunması, sarayı kendi içinde bağımsız bir kent siluetine dönüştürmüştür. Kendisi de bir sanatçı olan Sultan II. Abdülhamid, Yıldız Sarayı’nda düzenlettiği Silah Müzesi ve kişisel koleksiyonlarını sergilediği müze alanlarıyla Osmanlı’da müzecilik faaliyetlerinin gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. Tarihi belgeler, padişahın hususi müzesinin yine onun döneminde inşa edilen Has Bahçe yapılarından birinin içerisinde konumlandığını ve burada saatlerden zırhlara, porselenlerden kitaplara, tablolardan minyatürlere kadar geniş bir koleksiyonun sergilendiğini göstermektedir. 2018 yılında Milli Saraylar Başkanlığına devredilmesinin ardından kapsamlı bir restorasyon sürecine giren Yıldız Sarayı’nda yapıların büyük bir kısmı, özgün işlevlerine sadık kalınarak yeniden ihya edilmiştir. İlk inşa edildiği dönemde “marangozhane” olarak kullanılan bina ile “müzehane” olarak kullanılan galerinin mekânsal genişliği ve tarihsel arka planı da göz önünde bulundurularak müze olarak işlevlendirilmesine karar verilmiştir. Bunun neticesinde Halı Koleksiyonu’na ait 19. yüzyıl ile 20. yüzyıla tarihlenen eşsiz dokuma örnekleri, restorasyon ve konservasyon süreçlerinin ardından sergiye hazır hale getirilmiştir. Yıldız Sarayı Halı Müzesi, söz konusu koleksiyonun önemli bir bölümünü ilk kez tematik ve bütüncül bir yaklaşımla ziyaretçiye sunmayı amaçlamakta, 19. yüzyıl Osmanlı sanat anlayışı ve dokuma geleneğini modern sergileme teknikleriyle yeniden yorumlamaktadır.

Şiire Mâil Akçeye Hasret: Galatalı Safvet’in Geçim Sıkıntısı Beyânındaki Şiirleri

Erdem · 2025, Sayı 89 · Sayfa: 117-158 · DOI: 10.32704/erdem.2025.89.117
Tam Metin
19. asır, klasik Türk edebiyatında yaşanan şekil ve muhteva değişiminin hızlandığı, şairlerin söylemlerinde ve şiirlerinde kullandıkları nazım şekillerinde yaptıkları değişimin belirgin hâle geldiği dönemdir. Galatalı Safvet Mustafa (ö. 5 Şevval 1282/21 Şubat 1866) da bu değişim yıllarında yaşayan şairlerdendir. Tezkirelerde iyi bir şair olduğundan bahsedilen Galatalı Safvet, Hâtif (ö. 1823) ve Lebîb’in (ö. 1867) himâyesinde yetişir. Farklı edebî çevrelerle temas hâlinde olan ve devrinin meşhurları arasında zikredilen Galatalı Safvet’in mürettep bir divanı yoktur. Günümüze ulaşan şiirleri, genellikle şair hakkında bilgi veren Fatîn Tezkiresi’nde, Kemâlü’s-Safve’de ve Son Asır Türk Şairleri’nde bulunmaktadır. Safvet’in manzumelerinin bir kısmı ise dağınık hâlde çeşitli mecmualarda yer almaktadır. Devrinin önemli isimlerine methiyeler, tarihler yazarak geçim sıkıntısını çözmeye çalışan şairin günümüze kadar gelen manzumelerinde, onun bu yönelimine dair izler bulunur. Bu çalışmada, şairin Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde HSD.AFT 12-147 ve TSMA 368-23’te bulunan tarih kıt’aları ile Millî Kütüphane’de 06 Mil Yz A 3672/2’de kayıtlı mecmuada bulunan Dîvânçe’sindeki bazı şiirleri üzerinde durulmuştur. Şairin Mustafa Reşid Paşa’ya (ö. 1858), Cemâleddin Paşa’ya (ö. 1880) ve diğer siyasilere hitaben kaleme aldığı bayram ve yeni yıl tebrikleri, tanıdığı isimlerin yeni bir göreve getirilmesi, Rus Çarı Nikolay Pavloviç’in (ö. 1855) vefatı, Sultan Abdülmecid’in (ö. 1861) şehzadeleri Mehmed Fuad ve Ahmed Kemaleddin Efendi ile Ârif Efendi’nin (ö.?) torununun doğumu üzerine yazdığı tarihleri ve üç gazeli transkripsiyon alfabesiyle yazılmıştır. Makalede, Safvet’in şiirlerinden hareketle 19. asırda yaşayan ve çeşitli kademelerde memurluk yapan bir şairin gündelik hayat içerisindeki sıkıntıları, muhatapları, siyasal elitlerden beklentileri, Osmanlı-Rus Savaşı’ndan etkilenişi ve 1855 Bursa Depremi’ni şiirinde işleyişi incelenmiştir. Şairin şiirlerini yazarken sahip olduğu dil, kullandığı vezinler ve nazım şekilleri tespit edilerek edebî yönü ortaya koyulmuştur. Çalışma, Galatalı Safvet Mustafa’nın kendi hattıyla yazılan şiirlerinin bir kısmını toplu bir şekilde ele alması ve manzumelerinin genel teması hakkında bir kesit sunması yönüyle alana katkı sağlayacaktır.