5 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Atatürk Kültür Merkezi
  • ANKARA
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Ankara’da Bir Osmanlı Valisinin Hatırası: Abidin Paşa Köşkü

Arış · 2025, Sayı 27 · Sayfa: 105-128 · DOI: 10.32704/akmbaris.2025.213
Tam Metin
Geç Dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli üst düzey bürokratlarından olan Abidin Paşa, 1886 yılında Ankara’da valilik görevine başlamıştır. Paşa, Ankara’nın imar ve bayındırlık işlerinde önemli hizmetlerde bulunmuş, bunun yanında şehrin estetik görünümüyle de ilgilenmiştir. Vali olduğu dönem içinde, günümüzde Çankaya Belediyesi sınırları içerisinde kalan şehre hakim bir tepede Abidin Paşa Köşkü, vali ikametgâhı olarak inşa ettirilmiştir. Ankara’nın 19. yüzyıl geleneksel konut mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan bu yapı, Osmanlı geç dönem sivil mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Köşk, bu zamana kadar çeşitli dönemlerde duyulan ihtiyaçlara binaen birçok işlevde kullanılmıştır. Abidin Paşa’nın 1906 yılındaki vefatından sonra köşkün daha çok askeri amaçlarla kullanıldığı anlaşılmaktadır. Köşk, günümüzde Çankaya Belediyesi’nin girişimleriyle Ocak 2024’te açılan Çankaya Belediyesi Abidin Paşa Köşkü Millî Mücadele Müzesi olarak faaliyet göstermektedir. Binada yapılan müdahaleler sonucunda zemin kat başodadaki ahşap dolap kaldırılmış ve giriş kapısıyla aynı düşey eksen üzerinde bulunan balkon, malzeme ve biçim yönüyle bütünüyle yenilenmiştir. Arka cephedeki bacayla irtibatlı çıkıntılı kütle ve balkon üzerindeki dairesel formlu tepe penceresi ise günümüze ulaşamamıştır. Bu çalışmada eski arşiv fotoğrafları ve günümüz rölöve-restorasyon çizimlerinden faydalanılarak Abidin Paşa Köşkü’nün tarihsel süreçte mimari yönden geçirdiği değişiklikler incelenecektir. Bu bağlamda, yapının mimari tahlili yapılacak, ayrıca yapı, dönemin mimari karakteri içinde değerlendirilecektir. Ayrıca söz konusu yapının, modern müzeye dönüşüm sürecindeki değişiklikler de aktarılacaktır.

ÇAMLIDERE YÖRESİNDE UNUTULMUŞ BİR KÜLTÜREL ZENGİNLİK: AVDAN KİLİMLERİ

Arış · 2021, Sayı 19 · Sayfa: 88-107 · DOI: 10.34242/akmbaris.2021.156
Tam Metin
Türkler, Anadolu’nun binlerce yıllık tarihinden aktarılarak gelen uygarlıkların birikimlerini öz değerleriyle harmanlayarak kendilerine has kültürlerini oluşturmuşlardır. Bu bağlamda dokumacılık alanında da yöreden yöreye değişen motif ve renk zenginliğini ortaya koymuşlardır. Orta Asya’da konar-göçer yaşayan Türkler Anadolu’ya taşıdıkları dokuma kültürlerini yaşamlarının hemen her alanında kullanarak sürekliliğini sağlamışlardır. Geleneksel dokumacılık sanatı günümüzde Anadolu’nun birçok yerinde sürdürülmektedir. Ağrı, Aksaray, Balıkesir, Çanakkale, Gümüşhane, Isparta, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Manisa, Muğla, Niğde, Samsun, Sivas, Tokat, Uşak ve Yalova gibi birçok ilimiz dokumacılığın yapıldığı merkezlerdendir. El dokumacılığı, insan gücü ile çalışan tezgâhlarda, el emeğine dayalı bir üretimdir. Günümüzde, azalarak da olsa üretimi devam eden kilim, cicim, sumak, sini (zili) adıyla anılan her biri farklı tekniklerle dokunan dokumaların hepsine düz dokumalar denilmektedir. Bu çalışmada Ankara, Çamlıdere, Avdan Mahallesi’nde (köyünde) geçmişte üretimi yapılan günümüzde ise üretimi yok olmuş düz dokumalardan olan kilimler araştırılmıştır. Bu amaçla konuya ilişkin yazılı ve sanal kaynaklar taranmış sahada gözlem ve görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yöre halkından alınan bilgiler doğrultusunda ulaşılabilen kilim dokumalar incelenerek değerlendirilmiştir. Çalışma, günümüzde yörede kilim dokuma geleneğinin unutulmaya yüz tutması nedeniyle kayıt altına alınarak gelecek kuşaklara aktarılması açısından ayrıca önemlidir.

Kadro Hareketi ve Bir Kadro Kitabı Olarak Ankara

Erdem · 2014, Sayı 66 · Sayfa: 53-70 · DOI: 10.32704/erdem.537421
Tam Metin
Ocak 1932 - Aralık 1934 arasında üç yıl gibi kısa bir süre yayımlanan Kadro dergisi, ancak "iktidara sözcü olma" görevini yerine getirebilmiş, bu görevin aksayıp iktidarın gücünü zedelemeye dönüşebileceği yerde ise işlevi sorgulanmaya başlanmış ve bir anlamda "öncü bir kadro" olmasına izin verilmemiş bir dergidir. Dolayısıyla Kadro'nun hem sosyalizm ve kapitalizm arasında bir "üçüncü yol" arayışı, hem de öncü olma "hevesi", bir ütopya olarak kalmıştır. Kadro'nun önemli isimlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ankara adlı romanı, büyük bir "inkılâp heyecanı"yla yayınına başlanan, ardından sessizce kapanan ve bir ütopyaya dönüşen Kadro'nun kurmaca bir ifadesi olarak okunabilir. Bu yazıda Kadro hareketinin iktidar ile ilişkisine değinilecek, ideolojik eğilimi tartışılacak ve hareketin öncü isimlerinden Yakup Kadri'nin Ankara romanında yer alan bazı fikir ve tartışmalar, bu hareket ekseninde okunacaktır.

Yakup Kadri’nin Romanlarında Cumhuriyet İdeali ve Düş Kırıklıkları

Erdem · 2009, Sayı 54 · Sayfa: 189-200
Tam Metin
Bu yazıda, romancı Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun (1889-1974) Ankara (1934) ve Panorama I-II (1949/1952) isimli eserleri, içerdikleri idealler ve düş kırıklıkları açısından tahlil edilmiştir. Bu eserler, yazarının bizzat gözlemlediği sosyal realiteden hareketle Millî Mücadele, Cumhuriyet'in kuruluşu ve çok partili siyasal hayata geçiş sürecini kimi zaman eleştirel gerçekçi kimi zaman da idealist/romantik bir tutumla yansıtırlar. Ankara'da idealist/romantik tutum ağır bastığı için yazar gelecekle ilgili ütopik bir kurgulama yaparken, Panorama'da eleştirel gerçekçi yöneliş belirginleşerek gelecek kaygısı güçlü bir şekilde hissettirilerek yaşanan ve yaşanması muhtemel düş kırıklıkları etrafında bir kurgulama yapılır. Romanlarda içeriği Cumhuriyet ideallerinin Kemalist inkılâplarla hayata geçirilerek müreffeh bir Türkiye'nin kurulması yolunda gösterilen çabalarla aydınların zihnî ve fikrî tutarsızlıklarının sebep olduğu çöküntü ve yozlaşma üzerine kurulmuştur. İncelememizde hem bu idealler, hem de bunların gerçekleşmemesinin sonucunda ortaya çıkan hayal kırıklıkları ele alınmıştır.

Alman Seyyah Hans Dernschwam'm Gözüyle XVI. Yüzyılda Ankara

Erdem · 2008, Sayı 52 · Sayfa: 231-244
Tam Metin
Kral 1. Ferdinand tarafından Kanuni ile İran seferi hakkında görüşmek, yıllık vergiyi ödemek ve müzakerelerde bulunmak üzere görevlendirilen Avusturya elçisi Busbeq'in ekibine, Osmanlı devletinin başkentini görme arzusu ile, 1553'te katılan, Alman kökenli Dernschwam, ekiple birlikte İstanbul'a geldiği esnada, Kanuni'nin Amasya'da olması nedeniyle (7 Nisan-2 Haziran 1555) Amasya'ya kadar gitmek zorunda kalmıştır. Çalışmamızda, seyyahın hayatından ve seyahatnamesinden bahsedilmiş olmakla birlikte; Amasya'ya giderken 28-30 Mart 1555'te ziyaret ettiği Ankara hakkındaki gözlemlerine de yer verilmiştir.