2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 10 yıl
  • Ahmet Yesevî
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı

Menkıbelerde Bedenin Sembolik İnşası: Ahmet Yesevî Örneği

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2026, Sayı 61 · Sayfa: 79-98 · DOI: 10.24155/tdk.2026.266
Her medeniyeti yükselten, ilerleten ve ayakta tutan şahsiyetler vardır. Türk medeniyetinde bu şahsiyetlerden biri olan Ahmet Yesevî, Pîr-i Türkistan olarak anılan, Türk dünyasının manevi ve ruhani hayatına büyük etkisi olan ve Türklerin ilk tasavvuf yolunun kurucusu olarak bilinen büyük bir âlim ve mutasavvıftır. İlim dillerinin Farsça ve Arapça olduğu bir ortamda Türkçe yazan Ahmet Yesevî, ilim ve din anlayışı, âlimliği ve Dîvân-ı Hikmet’i ile İslamiyetin yayılmasında büyük rol oynamıştır. Olağanüstü olaylarla örülü menkıbeler, Ahmet Yesevî’yi halk inancında kutsal bir konuma getirmiş, bu kutsallık anlayışı, Yesevî menkıbelerinin geniş bir alana yayılmasını ve yaşatılmasını sağlamıştır. Beden, içine doğulan toplumun normları ile şekillenen bir olgudur. Beden folkloru ise toplumun bedeni anlamlandırma biçiminin incelenmesidir. Bedeni şekillendiren ve ona anlamlar kazandıran en büyük etkenlerden biri toplumdur. Toplumun beden anlayışı ve bedene atfedilen her kutsallık, yine o toplumun yaşayış biçimi, inanç sistemleri, töre, gelenek ve görenekleri çerçevesinde şekillenmektedir. Bu şekillenme sonucu toplumda karşılık bulan “kutsal” imgesi bedene atfedilen yeni anlamlar ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada menkıbelerdeki “kutsal beden”in nasıl inşa edildiği, anlamların nasıl yüklendiği ve bedenin “kutsal beden” hâline gelmesi beden folkloru bağlamında, Ahmet Yesevî menkıbeleri üzerinden incelenmiştir. Çalışma Ahmet Yesevî’nin dört menkıbesinin tam metni ve bazı önemli sufilerin menkıbelerinden kısa alıntılar ile sınırlandırılmıştır. Menkıbelerde toplumun bedene yüklediği anlamlar ve bu anlamların “kutsallığa” nasıl evrildiği sunulmuştur. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, tasavvufi düşüncede bedenin, yalnızca biyolojik bir canlı değil; ilahî hakikatin tezahür ettiği, doğayı ve toplumu yönlendiren, zamanı ve mekânı aşan sembolik bir merkez olarak kurgulandığını göstermektedir.

DÎVÂN-I HİKMET’İN YENİ BİR NÜSHASI “KÖKŞETAV NÜSHASI”

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2017, Sayı 43 · Sayfa: 207-233
Hoca Ahmet Yesevî ve onun müritleri tarafından yazıya geçirilen hikmetler bütün Türk Dünyasının manevi gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Hikmetler, 11-12. yüzyıllarda söylenmiş olmakla birlikte daha geç bir dönemde ve genellikle Çağatay Türkçesi ile kaleme alınmışlardır. Hikmetlerin toplandığı kitaplara "Dîvân-ı Hikmet" adı verilmiştir. Biz, şimdiye kadar "Dîvân-ı Hikmet"in üç nüshasından haberdar idik. 2016 yılı- nın Aralık ayında Kazakistan'ın Kökşetav şehrinde Akmola Eyaleti Kültür İdaresine bağlı Edebiyat ve Sanat Müzesi tarafından "Hoca Ahmet Yesevî Mirası: Önemi, Niteliği ve Etkileri" isimli ulusal bir konferans düzenlenmiştir. Bu konferansta "Dîvân-ı Hikmet"in yeni bir nüshasının bulunduğu haberi verilmiştir. Bu nüsha Kökşetav'da bulunmuştur ve Kökşetav'daki Edebiyat ve Sanat Müzesinde korunmaktadır. Kazak bilim adamı İymangazi Nurahmetulı bu nüshayı Kazakçaya aktarmıştır. Biz yazımızın giriş kısmında Nurahmetulı'nın çalışmasını da göz önünde tutarak bugüne kadar "Dîvân-ı Hikmet" üzerine yapılan çalışmalar hakkında genel bilgiler verdikten sonra yeni nüshanın nasıl bulunduğuna ve Kökşetav'daki müzeye nasıl ulaştırıldığına değindik. Ayrıca nüshayı diğer nüshalardan ayıran imla ve gramer özellikleri üzerinde durduk. Hayati Bice'nin Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlarından çıkan "Divan-ı Hikmet" çalışması esas alınarak yeni nüshanın ilk 10 sayfasının transkripsiyonu ve Türkiye Türkçesine aktarmasına yer verdiğimiz bölümde farklılıkları dipnotlarla gösterdik. Yazının son bölümünde ise değerlendirme ve önerilerde bulunduk. Ekler bölümünde nüshanın ilk 10 sayfasının tıpkıbasımı bulunmaktadır.