2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Atatürk Araştırma Merkezi
  • Son 1 yıl
  • Cumhuriyet Dönemi
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Yapay Zekânın Doğuşu Ve Altın Çağında Türkiye Cumhuriyeti’nde Düşünen Makinelere Yönelik Algı

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2026, Cilt XLII, Sayı 113 · Sayfa: 213-245 · DOI: 10.33419/aamd.1959688
Tam Metin
Yapay zekâ kavramının doğuşuna giden süreçte, düşünen makineler üzerine bilimsel fikirler gelişmeye başlamıştır. Dünya’da ortaya çıkan bu yöndeki fikirler, Türkiye’de de kendini göstermiş ve buna yönelik algı düzeyinde artışın güçlenmesini sağlamıştır. Bu süreçte yapay zekâ terimi doğrudan kullanılmasa da otomasyon, makine mantığı, elektronik beyin ve sibernetik gibi imgeler etrafında akıllı makinelerin yapabilecekleri işlemler üzerine bir ilgi ön plana çıkmıştır. Yapay zekâ kavramını karşılayabilecek terimler üzerinden gidilerek, bu kavramların ne zaman kullanılmaya başladığı, ilk çıktığı yıllarda nasıl anlaşıldığı, bu yönde devlet politikalarının oluşturulup oluşturulmadığı ve kamuoyunun tavrının belirlenmesi amaçlanmıştır. Türkiye’nin modernleşme çizgisinde, bilimsel gelişmelere yapay zekâ veya düşünen makineler teknolojisi üzerinden bakışın irdelenmesi çalışmanın özgün yönünü içermektedir. Çalışmada yapay zekânın doğuş yıllarına ve özellikle de altın çağı olarak nitelendirilen 1956-1974 sürecine odaklanılarak zaman sınırlamasına gidilmiştir. Bu yıllarda yapay zekâ veya düşünen makinelere yönelik Türkiye’de gelişen algının ölçülebilmesi adına kapsamlı bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışmada yapay zekâ üzerine yazılan araştırma eserlerinden yararlanılmış ayrıca kamuoyunun nabzını tutabilmek adına özellikle gazeteler taranmıştır. Bunun yanında popüler bilim yayınları, arşiv belgeleri ve TBMM resmi kayıtları da incelenmiştir. 1950’li yıllardan itibaren dünyada başlayan yapay zekânın kuramsal gelişimi, Türkiye’de özellikle düşünen makinelerin veya elektronik beyinlerin yapabilecekleri üzerinden ele alınmıştır. Makinelerin düşünebilme ve karar verebilme özelliklerinin geliştirilmesi toplumda hem umut, hem de korkuyu beraberinde getirmiştir. Zira akıllı makinelerin insanları işsiz bırakabileceği endişelerinin yanı sıra, bu teknolojinin bilimsel yeni ilerlemeleri beraberinde getirebileceği şeklinde beklentiler de görülmüştür. 1956-1974 yılları arasında yapay zekâ veya düşünen makinelere yönelik toplum algısı soyut bir boyutta kalırken, bilim çevreleri tarafından takip edilmesi gereken bir alan olarak yaklaşılmıştır.

Cumhuriyet’in İlk Yıllarında İstanbul’daki Okullarda Görülen Salgın Hastalıklar Ve Alınan Tedbirler

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2025, Cilt XLI, Sayı 112 · Sayfa: 617-663 · DOI: 10.33419/aamd.1832552
Tam Metin
Cumhuriyet kurulduğunda var olan problem sahalarından biri de sağlıktı. Öyle ki bu alanda altyapı, donanım, personel ve tesis bakımından belirgin bir eksiklik bulunuyordu. Bunun da etkisiyle, çeşitli sebeplerle meydana gelen hastalıklar salgın hâlini alabilmekteydi. Özellikle bu süreçte sıtma, verem (tüberküloz), çiçek, kızamık, kızıl, suçiçeği, boğmaca ve kuşpalazı (difteri) ve trahom gibi bulaşıcı kategorideki birçok salgın hastalık görülmekteydi. Söz konusu salgın hastalıkların, toplumu etkilemenin yanında bilhassa eğitim sürecine de olumsuz yansımaları oluyordu. Salgın dönemlerinde hastalığın yayılmaması için okullarda öğrencileri ve kitle sağlığını korumak maksadıyla çeşitli tedbirler alınmaktaydı. Bu kapsamda okullarda eğitime ara verilmesi, öğretmen ve öğrencilerin salgın ve hastalıklarla ilgili bilgilendirilmesi, temizlik ve hijyen koşullarına riayet edilmesi ile öğrencilere aşı ve sağlık taramalarının yapılması gibi önleyici tedbirler hayata geçirilmişti. Tüm bu süreçler, Maarif Vekâleti, Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti ve Valiliklerin iş birliği ile gerçekleştirilmekteydi. Nitekim bir salgın durumunda ilgili bakanlıkların il müdürlükleri okullarda inceleme yapıyor ve bunun sonucunda başta eğitime ara verilmesi gibi tedbirlerin uygulanmasını öneriyordu. Söz konusu gelişmelerden hareketle bu çalışmada; Cumhuriyet’in ilk yıllarında (1923-1930) İstanbul’daki okullarda görülen salgın ve hastalıklar ile bunlara karşı devletin uygulamaya koyduğu çok yönlü tedbirler incelenmiştir. Böylece salgın durumunun eğitim süreçlerinde ne gibi etkiler oluşturduğunun ve sorunu aşmak için hangi yaklaşımların sergilendiğinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Ayrıca bu konuda eğitim ve sağlık makamlarının iş birliği ve koordinasyonuna da değinilmiştir. Elde edilen bulguların nitel araştırma yöntemi ve doküman analizi ile değerlendirildiği çalışmanın kaynaklarını, başta Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı bünyesindeki Cumhuriyet Arşiv belgeleri olmak üzere konuya ilişkin literatür oluşturmaktadır.