2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
  • Son 10 yıl
  • Damga
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Silifke Kalesi Kazısında Bulunan Usta İmzalı ve Damgalı Tütün Lüleleri

Höyük · 2025, Sayı 16 · Sayfa: 207-234 · DOI: 10.37879/hoyuk.2025.2.207
Tam Metin
Mersin ili, Silifke ilçe merkezinde yer alan Silifke Kalesinde kazı çalışmaları Prof. Dr. Ali Boran başkanlığında 2011 yılında başlamıştır. Kazı ve sondaj çalışmalarında mekânlar ortaya çıkarılmış ve bu mekânlardan günlük kullanım eşyaları, yoğun olarak seramik ve cam malzemeden yapılmış kap-kacak parçaları, obje parçaları, takı parçaları, madeni eşya ya da alet parçaları gibi çeşitli eser türleri bulunmuştur. Arkeolojik kazı çalışmalarında, yoğun olarak pişmiş toprak malzemeden yapılmış eserler ortaya çıkarılmıştır. Bunlar arasında önem arz eden tütün lüleleri sayısal verisi yüksek buluntular arasındadır. Kazılarda ortaya çıkan ve çalışma kapsamında ele alınan lüleler tipoloji, hamur özellikleri, süsleme ve usta imzası gibi özellikler açısından önemli veriler sunmaktadır. İncelenen eserler arasında “yuvarlak çanaklı” ve “basık yuvarlak çanaklı” örnekler görülmektedir. Ayrıca yoğun deforme ve kırılmalardan dolayı formu tespit edilemeyen örnekler de mevcuttur. Ele alınan bu eserler çanak formlarından ziyade usta imzası ve damga/mühür özellikleriyle de dikkat çekmektedir. Usta imzalarında sıklıkla “Sinan” ismi okunurken, bazı mühürler ve yazı kuşağı-beyitler okunamamış ya da silinmiş durumdadır. Silifke Kalesi Kazılarında bulunan tütün lülelerinin üretim yerleri kesin olarak bilinmemektedir. Bu lüleler Osmanlı Dönemi’nde XVII-XIX. yüzyıllar arasında kullanılmıştır. Bu çalışmayla birlikte, kazılar sonucunda ortaya çıkan damgalı ve usta imzalı 21 adet tütün lülesinin özelliklerinin tanımlanması, benzer örnekleriyle karşılaştırılması ve literatüre sunulması amaçlanmıştır.

Kale-Yukarı Mezarlık Alanında Heykel, Balbal, Taş Baba Geleneğinin Yansımaları

Höyük · 2025, Sayı 15 · Sayfa: 197-214 · DOI: 10.37879/hoyuk.2025.1.197
Tam Metin
Denizli-Muğla kara yolunun 70. kilometresindeki Eski Kale (Tabae Antik Kenti)’de yerleşim yerinin dar olması her dönemde defin için ciddi sıkıntılara sebep olmuştur. Bu yüzden Türk-İslam Dönemi’nde de kent halkı definlerini yapmak için Denizli-Muğla karayolu ile ikiye ayrılmış durumdaki Kavaklıpınar mevkinde bulunan Kale-i Tavas Mezarlığı’nı kullanmışlardır. 2015 yılından itibaren düzenli olarak çalışmaların yürütüldüğü Kale-i Tavas Yukarı (Doğu) Mezarlık’ta, kültürel miras niteliğinde dört binden fazla mezar taşı tespit edilmiştir. Bunların arasında, Türklerin İslamiyet öncesi dönemlerine ait gelenek ve kültürlerini yansıtan; geometrik bezemeli, damgalı ve insan siluetli/formlu özellikleriyle bizi Orta Asya’ya götüren mezar taşları ayrı bir grup olarak dikkat çekmektedir. Özellikle Orta Asya coğrafyasında Türklerin balbal, taş heykel (taş baba) geleneğinin temsilcisi olarak gördüğümüz on bir mezar taşı, bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Bahsi geçen mezar taşları, yüzeylerindeki bezeme, form ve gövde özelliklerine göre tasnif edilerek açıklamaları çizim ve fotoğraflarla desteklenmiştir. Taşlar, taşıdıkları nitelikler doğrultusunda kıyafet unsurları barındıranlar, takı tasvirleri içerenler, kazıma tekniğiyle oluşturulmuş insan siluetlerine sahip olanlar ve belirgin insan uzuvlarıyla şekillendirilmiş örnekler olmak üzere alt gruplar hâlinde incelenmiştir. Bu taşların öncülleri ve benzer örnekleri, Orta Asya’dan başlayarak Kafkaslar, Karadeniz havzası ve Türkiye sınırları içerisinden seçilmiş örneklerle karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. İslamiyet öncesi dönemlerden günümüze kadar sürdürülen bu geleneğin, farklı inanç sistemlerinden geçerek nasıl devam ettirildiği, çalışma kapsamında değerlendirilmiştir.