3 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 2 yıl
  • History
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Kafkasya Türk Tarihi Araştırmalarında Arkeolojinin Rolü

Belleten · 2026, Cilt 90, Sayı 318 · Sayfa: 363-386 · DOI: 10.37879/belleten.2026.363
Tam Metin
Hazar Denizi ile Karadeniz arasında yer alan Kafkasya, Asya ile Avrupa’nın en önemli kesişme noktalarından biridir. Bu stratejik özelliğinden dolayı tarih boyunca içerisinde Türklerin de bulunduğu çeşitli topluluklara ev sahipliği yapmıştır. Tarihî kaynaklarda Türklerin bölgeye yerleşmesi ile ilgili bazı bilgiler bulunur. Ancak bunlara dayanarak Kafkasya’daki Türk varlığını kronolojik bir bütünlük içerisinde takip etmek pek mümkün değildir. Üstelik bazı kaynaklardaki anakronik bilgiler bölgeye Türk yerleşiminin gelişimini anlamayı zorlaştırır. Özellikle İlk Çağ’da bölgeye gelen Türklerle ilgili olarak tarihî kaynaklardaki bilgi kıtlığı, günümüze kadar ulaşan pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Kafkasya’da yapılan arkeolojik araştırmalar, bölge tarihinin daha somut bir şekilde ele alınmasını sağlayacak buluntuların ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu malzemeler sayesinde tarih kaynaklardaki soyut ifadeleri netleştirebilecek kanıtlara ulaşmak mümkün olduğu gibi bölgedeki Türk izlerini daha yakından takip etme fırsatı da yakalanmıştır. Ancak bu araştırmalarda elde edilen sonuçlar daha çok kazı sonuçları raporlarında yer almıştır. Hiç kuşku yok ki bölgeye dair arkeolojik verilerin rehberliğinde Kafkasya üzerine yazılan tarihî kaynaklardaki eksiklikler tamamlanabilecektir. Böylece bölgeye Türk yerleşimi kronolojik gelişim içerisinde ortaya konulabileceği gibi bu döneme ait somut kültürel miras örnekleri de elde edilmiş olabilecektir.

Yazılı ve Görsel Belgeler Işığında Tarihi ve Mimarisiyle İzmir Sancak Kale

Belleten · 2025, Cilt 89, Sayı 315 · Sayfa: 507-552 · DOI: 10.37879/belleten.2025.507
Tam Metin
İzmir Körfezi’nin girişinde ve en dar noktasında inşa edilmiş olan Sancak Burnu Kalesi, karşısından dökülen Gediz Irmağı’nın oluşturduğu deltanın yarattığı sığlık nedeniyle körfeze girişin kilit noktasında yer almaktaydı. 17. yüzyıldan itibaren önemli bir ticaret merkezi hâline gelen ve dolayısıyla Batılı tacirlerin uğrak noktası olan kentte vergi denetimini sağlamak ve askerî anlamda da güvenliği tesis etmek adına önem taşıyan Kale’nin inşa tarihi, nedeni, süreci belirsizliklerle doludur. İzmir İnciraltı mevkiinde yer alan askerî bölge sınırları içinde kalan Sancak Kale’nin bugünkü durumunun geçmiş ile bağı, İzmir tarihi ve mimarisiyle ilgilenen araştırmacıların sıklıkla tartışa geldiği bir konudur. Tartışılmış olmakla birlikte inşa kitabesi bulunmayan Sancak Kale’nin ne zaman yaptırıldığına dair bilgiler çelişkilidir. Tabya şeklindeki günümüz mimarisine karşın, ilk inşasındaki mimari özellikleri ile adeta yeniden inşa düzeyinde geçirmiş olduğu onarımlar sonrasında yaşanan mimari değişim hikâyesi ise bilinmemektedir. Çalışma kapsamında söz konusu belirsizliklerin açıklığa kavuşması için akıldaki sorulara yanıt veren ilk bulgular İzmir kentinin seyyahların gözünden yazıya aktarılan tarihinin satırları arasından ve arşiv belgelerinden elde edilmiştir. Ulaşılan yazılı veriler, Kale’nin resmedildiği gravür ve tabloların yanı sıra yapının yerli ve yabancı haritacılar tarafından hazırlanan, arşiv ve müzelerde korunan planları aracılığıyla da desteklenmiştir. Bu şekilde yapının tarihî yaşam öyküsünün çözümlenmesinin yanı sıra fark edilmeyen ya da daha az bilinen mimari serüveni günümüz hava fotoğrafları da dâhil edilerek ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

Folklorik Tarih ve Edebiyat İlişkisi Bağlamında Cıbaş Kainçin’in “Baaludañ Baalu” (En Değerli) Hikâyesi

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 59 · Sayfa: 1-32 · DOI: 10.24155/tdk.2025.245
Tam Metin
Modern Altay edebiyatının beslendiği en önemli kaynaklardan biri Altay folklorudur. Bu edebiyatın teşekkül ve gelişme dönemlerinde şair ve yazarlar, folklorun hemen her türünden sıklıkla faydalanmışlardır. Halk edebiyatı metinlerinin modern edebiyata uyarlanması konusunda en başarılı örneklerden biri, Cıbaş Kainçin’in “Baaludañ Baalu” (En Değerli) adlı hikâyesidir. Kainçin, bu eserinde birkaç varyantı bulunan bir efsaneyi çağdaş bir tarzda ele alıp modern edebiyata taşımıştır. Kainçin’in hikâyesine kaynaklık eden efsanelerin ana motifi olan kesik baş motifi, bu efsanelerin ortak Türk folkloruyla bağının kurulmasına yardımcı olacaktır. Dolayısıyla bu makalede bir yandan folklorun ve folklorik tarihin modern Altay edebiyatına etkileri Kainçin’in “Baaludañ Baalu” hikâyesi bağlamında ele alınıp incelenirken diğer yandan bu hikâyeye kaynaklık eden efsaneleri genel Türk folkloru içinde değerlendirme yoluna gidilmiştir. Araştırmacılar, Anadolu ve Balkanlarda teşekkül etmiş kesik başla ilgili efsanelerle genellikle 11. yüzyılda karşılaşıldığı ve bu efsanelerin 14. yüzyılda yazıya geçirildiği konusunda hemfikirlerdir. Makale içinde kesik başla ilgili metinleri verilen Altay efsanelerinin teşekkül tarihi ise 18. yüzyılın ikinci yarısıdır. Adı geçen yüzyılda Cungarya’nın dağılmasıyla birlikte üç egemen güç (Rus, Moğol ve Çin), bölgeye hâkim olma mücadelesi içine girmiştir. Ortaya çıkan savaşlar ve karışıklık durumu 1756’da Altay bölgesinin Ruslara bağlanmasıyla tamamlanmış olsa da yaşananlar, dönemle ilgili efsane metinlerinin ve folklorik tarihin oluşmasını sağlamıştır. Makalenin özünü de bu efsaneler ve folklorik tarih ile birlikte onların kaynak olarak kullanıldığı Kainçin’in “Baaludañ Baalu” hikâyesi oluşturmaktadır.