2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
  • Bu yıl
  • Osmanlı İmparatorluğu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Preserving A Precarious Neutrality: The Ottoman Empire and the Hundred Days Crisis

Belleten · 2026, Cilt 90, Sayı 318 · Sayfa: 487-518 · DOI: 10.37879/belleten.2026.487
Tam Metin
This article analyzes how the Ottoman ruling elite attempted to maintain their traditional policy of neutrality during the Hundred Days Crisis, which occurred between Napoleon Bonaparte’s escape from Elba and his second abdication following the Battle of Waterloo in 1815. During this volatile period, the Ottomans found themselves caught between the Allied powers, which demanded Ottoman alignment with the coalition formed against Napoleon, and Napoleon himself, who sent an envoy to the Porte to secure Ottoman recognition of his emperorship. Furthermore, the demonstrations and symbolic actions of Bonapartist French diplomats in the Ottoman capital and its periphery, such as displaying Bonaparte’s flag and wearing his imperial decorations and symbols on their clothing and diplomatic premises, led to diplomatic crises between the Ottomans and the French embassy, involving other diplomatic representations of the concerned European states. This article demonstrates that the Ottoman administration utilized its traditional policy of neutrality in European crises as a strategy to navigate these diplomatic incidents. Similar to the declaration of a republic in France after the Revolution (1792) and Napoleon’s assumption of the title of Emperor (1804), during the Hundred Days Crisis, the Ottoman administration initially adopted a wait-and-see approach and then emphasized neutrality to avoid entanglement in intra-European conflicts. Drawing on Ottoman archival documents and biographical works on Pierre Ruffin, the capable chargé d’affaires of the French Embassy, the article argues that the Ottoman policy of neutrality aimed to achieve two objectives: (1) refraining from antagonizing Bonaparte by maintaining diplomatic contact with the existing staff of the French embassy, and (2) preventing any incidents that could jeopardize Ottoman relations with the anti-Bonapartist coalition. Both objectives appeared to be met thanks to the skillful diplomatic handling of the incidents.

Son Dönem Osmanlı İstanbul’unda Başkası İçin Kendi Hayatını Tehlikeye Atmak: Tahlîs-i Can ve Taltifler

Belleten · 2026, Cilt 90, Sayı 317 · Sayfa: 187-228 · DOI: 10.37879/belleten.2026.187
Tam Metin
Osmanlı İmparatorluğu, müslim-gayrimüslim ayrımı gözetmeksizin tebaasını ve kamu görevlilerini onurlandırmak ve teşvik etmek amacıyla çeşitli madalya ve nişanlar takdim etmiştir. Bu bağlamda 19. yüzyılın ortalarında Abdülmecid döneminde ihdas edilen madalyalardan biri de Tahlisiye Madalyası’dır. “Kurtarma” anlamına gelen tahlisiye kelimesinden adını alan bu madalya, artan deniz trafiğiyle birlikte meydana gelen kazalarda kendi canını tehlikeye atarak başkalarını kurtaran bireyleri ödüllendirmek amacıyla verilmiştir. Madalyanın nizamnamesi ise 1892 yılında, II. Abdülhamid döneminde yayımlanmıştır. Zamanla madalyanın kullanım alanı da genişlemiş, karada gerçekleşen trafik kazaları, yangınlar, doğal afetler, bina ve duvar gibi yapıların çökmesi, hatta nadiren de olsa iş kazaları gibi olaylar sonucunda zor durumda kalanları kurtaranları da kapsamaya başlamıştır. Bu tür fedakârlıklar, Tahlisiye Madalyası’nın dışında, kimi durumlarda İftihar Madalyası ve Beşinci Dereceden Mecidî Nişanı, nadiren de padişahın şahsi hazinesinden ödenen parayla ödüllendirilmiştir. Taltif sürecine ilişkin tahkikat, esas itibarıyla Zaptiye ve Dâhiliye Nezareti tarafından yürütülmüştür. Bu çerçevede düzenlenen arşiv kayıtları, olayın yeri ve mahiyeti ile kazazede ve kurtarıcının kimliği ve durumuna ilişkin ayrıntılar üzerinden işleyen bürokratik süreci ortaya koymaktadır. Söz konusu ayrıntılar, uygulamanın toplumsal ve sembolik işlevlerine dair önemli ipuçları sağlaması bakımından ayrıca dikkate değerdir. Bu yönüyle hem fedakârlık ve yardımlaşma gibi insani değerleri yücelten hem toplumun diğer fertlerini benzer davranışları sergileme konusunda teşvik eden hem de devletin tebaasıyla bağını güçlendiren çok yönlü bir işleve sahip olmuştur.