2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 2 yıl
  • Osmanlı.
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı

Rise of Indigenous Ottoman Viziers in the Sixteenth Century

Belleten · 2025, Cilt 89, Sayı 316 · Sayfa: 945-992 · DOI: 10.37879/belleten.2025.945
Tam Metin
This study explores the transformation of the Ottoman vizierate in the sixteenth century, highlighting the emergence of “indigenous viziers” who rose from humble origins through the devşirme levy and palace education. Unlike earlier viziers—ulema scholars of madrasa training or Balkan and Byzantine aristocrats who maintained ties to their homelands—these new figures were entirely products of the Ottoman system. Educated in the palace school (Enderûn) and promoted through provincial and central offices, indigenous viziers embodied a unique model of state service rooted solely in loyalty to the sultan. Their careers illustrate both the centralizing ambitions of Suleyman the Magnificent and the broader Ottoman process of state-building, which replaced cosmopolitan or aristocratic bureaucrats with a cadre of palace-trained administrators whose authority could not be transferred to other dynastic contexts. By situating this development within comparative European frameworks, the article argues that the rise of indigenous viziers represents a distinctive form of meritocratic integration in the early modern world.

Selçuklu Hanedanından Bir Bani: Fatma Hatun ve Külliyesi

Belleten · 2024, Cilt 88, Sayı 313 · Sayfa: 731-769 · DOI: 10.37879/belleten.2024.731
Tam Metin
Fatma Hatun, Türkiye Selçuklu sultanlarından II. İzzeddin Keykâvus’un kızıdır. Selçuklu sultanlarından olan II. İzzeddin Keykâvus, Moğol tahakkümü devrinde Türkmenlerle birlikte hem kardeşine hem de Moğollara karşı Selçuklu ülkesinin, hanedan ailesinin ve Anadolu halkının bağımsızlığını korumak için türlü yollar aramış ancak başarılı olamayınca ülkesini terk ederek ailesiyle birlikte önce Bizans’a sonra da Altın Orda Hanlığına sığınmak zorunda kalmıştır. Muhtemelen babasıyla birlikte Konya’dan Kırım’a giden ya da Kırım’da dünyaya gelen Fatma Hatun’un hayatı birçok bilinmeyenle doludur. Buna rağmen onun Türkiye Selçuklu ülkesine döndüğü ve burada hem annesi ve kendisi hem de sütannesi için bir vakıf inşa ettirdiği ortadadır. Selçuklu ülkesinde saltanat kadınlarının kurdukları vakıfların türlerini, konumlarını, malzemesini, bu eserlerin kitâbe ve süslemelerini belirlemeleri, onların kendilerini nerede ve nasıl hangi araçlarla temsil etmek istediklerini açıkça göstermektedir. Bunun yanında, kadın vakıf kurucuların eserlerini yalnızca toplumun sosyal bir ihtiyacının karşılanması, mimari ve sanatsal bir değer ya da itibar meşruiyeti olarak değerlendirmek doğru değildir. Bu vakıflar, kadınlara Selçuklu döneminde atfedilmiş olan toplumsal değerlerin sonraki kuşaklara aktarılması bakımından da çok önemlidir. Dolayısıyla bu vakıf külliye, Fatma Hatun’un vakfettiği gelirlerle 20. yüzyılın başlarına kadar ekonomik işleyişini devam ettirmenin ve bir medeniyetin kültürel devamlılığını sağlamanın yanında Selçuklu hanedan ailesi ile ilgili birçok bilginin ortaya çıkmasına da imkân vermiştir.