2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 2 yıl
  • Waqf
Dergiler
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Hurufat Defterleri Işığında Balıkesir’de Cami ve Mescitler: Kayıt Disiplini ve Kurumsal Dönüşüm

Erdem · 2026, Sayı 90 · Sayfa: 175-214 · DOI: 10.32704/erdem.2026.90.175
Tam Metin
Bu çalışma, Balıkesir merkez ve köylerinde 18. ve 19. yüzyıllarda faaliyet gösteren cami ve mescitlerin kurumsal yapısını, görevli kadrolarını ve atama süreçlerini Hurufat Defterleri temelinde incelemektedir. Araştırmanın amacı, şehir merkezindeki yerleşik dinî örgütlenme ile kırsal alandaki dinî yapıların farklılaşmasını ortaya koymak ve bu farklılaşmayı Osmanlı Devleti’nin 18. yüzyılda hız kazanan bürokratik merkezileşme ve kayıt disiplini politikaları bağlamında değerlendirmektir. Bu kapsamda merkez camileri, merkez mescitleri, köy camileri ve köy mescitleri olmak üzere dört ayrı veri grubu analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda merkez camilerinin imam, hatip, müezzin, kayyım, ferraş ve mütevelli gibi çeşitli görevlileri bünyesinde barındıran gelişmiş ve kurumsallaşmış yapılar olduğu tespit edilmiştir. Bazı camilerde muallim kadrolarının bulunması, ibadet mekânlarının eğitim faaliyetleriyle olan ilişkisini de göstermektedir. Merkez mescitleri ise daha sınırlı kadrolara sahip olmakla birlikte mahalle ölçeğinde dinî hayatın sürekliliğini sağlayan temel yapılar olarak öne çıkmaktadır. Köy cami ve mescitlerinde yüksek ilk atama oranları, 18. yüzyılda yeni ibadethanelerin inşası ve bazı mescitlerin camiye tahvil edilmesi sürecinin hız kazandığını göstermektedir. Köylerde referans bilgilerinin çoğunlukla belirtilmemesi ise atamalarda yerel toplumsal mutabakatın etkili olduğunu düşündürmektedir. Sonuç olarak Balıkesir örneği, şehir merkezinde kurumsallaşmış ve süreklilik arz eden bir dinî yapılanmaya; taşrada ise bürokratik merkezileşme ile bağlantılı daha dinamik ve dönüşüm odaklı bir yapıya işaret etmektedir. Çalışma, Hurufat Defterleri’nin Osmanlı taşrasındaki dinî-idari yapının bölgesel farklılıklarını ortaya koymadaki önemini göstermektedir.

Selçuklu Hanedanından Bir Bani: Fatma Hatun ve Külliyesi

Belleten · 2024, Cilt 88, Sayı 313 · Sayfa: 731-769 · DOI: 10.37879/belleten.2024.731
Tam Metin
Fatma Hatun, Türkiye Selçuklu sultanlarından II. İzzeddin Keykâvus’un kızıdır. Selçuklu sultanlarından olan II. İzzeddin Keykâvus, Moğol tahakkümü devrinde Türkmenlerle birlikte hem kardeşine hem de Moğollara karşı Selçuklu ülkesinin, hanedan ailesinin ve Anadolu halkının bağımsızlığını korumak için türlü yollar aramış ancak başarılı olamayınca ülkesini terk ederek ailesiyle birlikte önce Bizans’a sonra da Altın Orda Hanlığına sığınmak zorunda kalmıştır. Muhtemelen babasıyla birlikte Konya’dan Kırım’a giden ya da Kırım’da dünyaya gelen Fatma Hatun’un hayatı birçok bilinmeyenle doludur. Buna rağmen onun Türkiye Selçuklu ülkesine döndüğü ve burada hem annesi ve kendisi hem de sütannesi için bir vakıf inşa ettirdiği ortadadır. Selçuklu ülkesinde saltanat kadınlarının kurdukları vakıfların türlerini, konumlarını, malzemesini, bu eserlerin kitâbe ve süslemelerini belirlemeleri, onların kendilerini nerede ve nasıl hangi araçlarla temsil etmek istediklerini açıkça göstermektedir. Bunun yanında, kadın vakıf kurucuların eserlerini yalnızca toplumun sosyal bir ihtiyacının karşılanması, mimari ve sanatsal bir değer ya da itibar meşruiyeti olarak değerlendirmek doğru değildir. Bu vakıflar, kadınlara Selçuklu döneminde atfedilmiş olan toplumsal değerlerin sonraki kuşaklara aktarılması bakımından da çok önemlidir. Dolayısıyla bu vakıf külliye, Fatma Hatun’un vakfettiği gelirlerle 20. yüzyılın başlarına kadar ekonomik işleyişini devam ettirmenin ve bir medeniyetin kültürel devamlılığını sağlamanın yanında Selçuklu hanedan ailesi ile ilgili birçok bilginin ortaya çıkmasına da imkân vermiştir.