3 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 5 yıl
  • national identity
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Erken Cumhuriyet Döneminde Millileşme Ve Modernleşme Söylemi: Muhit Dergisi Üzerine Bir İnceleme (1928-1933)

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2026, Cilt XLII, Sayı 113 · Sayfa: 65-98 · DOI: 10.33419/aamd.1959265
Tam Metin
Erken Cumhuriyet döneminin önemli süreli yayınlarından biri olan Muhit dergisi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında uygulamaya konulan millileşme politikalarının popüler basın vasıtasıyla topluma aktarılmasında etkili bir mecra olarak öne çıkmaktadır. 1928-1933 yılları arasında yayımlanan “Resimli Aylık Aile Mecmuası” başlığıyla yayın hayatına başlayan dergi, yayın hayatının ilerleyen safhalarında milli dil, milli tarih, milli eğitim, edebiyat, kültür, askerlik, teknoloji ve havacılık gibi alanlarda yayımladığı içeriklerle belirgin bir fikir dergisi niteliğini kazanmıştır. Dergide yer alan yazılar, erken Cumhuriyet’in ulus-devlet inşa sürecinde öne çıkan fikirlerle biçimlenmiş ve Cumhuriyet yeniliklerini destekleyen bir tavır takınmıştır. Özellikle milli dil ve tarih konularında kaleme alınan yazılarda, Harf Devrimi ve dil politikaları tarihsel bir süreklilik çerçevesinde değerlendirilmiş ve milli kimliğin yeniden inşası hedeflenmiştir. Eğitim, edebiyat, tiyatro ve şiir aracılığıyla işlenen askerlik, kahramanlık ve fedakârlık konuları, milli duyguları güçlendirmek ve toplumsal birlik duygusunu pekiştirmek için motivasyon kaynağı olarak kullanılmıştır. Bunun yanı sıra havacılık, teknoloji ve kadın pilotlara dair yazılar ise modernleşme sürecinin her kesimdeki etkisine vurgu yapmakta, kadınların toplumsal hayattaki görünürlüğüne ve dönüşüm sürecindeki rollerine dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, Muhit dergisinin 1928-1933 yılları arasında yayımlanan sayıları nitel araştırma yöntemi çerçevesinde incelenmiş, derginin ilgili dönemine ait sayıları birincil kaynak olarak kullanılmış ve analiz edilmiştir. İncelemeler sonucunda elde edilen veriler, tematik içerik analizi yoluyla değerlendirilmiş, derginin milli söylemleri çerçevesinde dönemin fikir dünyası ve kültürel yönelimleri ortaya konulmuştur. Çalışmanın amacı, Muhit dergisinin erken Cumhuriyet Döneminde gerçekleştirilen millileşme çabalarını nasıl yansıttığını ve derginin bu çabalarla ilgili yazılarını değerlendirmektir. Özellikle dergide kaleme alınan milli dil, milli tarih bilinci ve milli ekonomi gibi konular bağlamında derginin dönemin toplumsal ve kültürel dönüşümündeki rolü incelenmektedir. Bu çalışma ayrıca derginin devletin yenilik hareketlerini halkla paylaşma biçimini ve bu yeniliklerin desteklenmesindeki rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Tarihsel Süreklilikte Hatay-Belen Kazası ve Türkmenleri

Erdem · 2023, Sayı 84 · Sayfa: 87-106 · DOI: 10.32704/erdem.2023.84.087
Tam Metin
Osmanlı’nın imparatorluğa uygun bir toplum oluşturma çabası, birçok farklı halkı Türk ve İslami nitelikler çerçevesinde örgütleyerek bağlantı noktaları yaratmıştır. Yönetici elitler ve bölge konjonktüründe, yükselen ve hakim değer Türklük ve İslam’dı. Osmanlılar on yedinci yüzyılın tartışmalı dönemlerinde Anadolu’da yerel halkla daha kurumsal ilişkiler kurdular. Gerek yönetsel gerekse eğitsel alanlarda bağlantılar kurarak bölge halklarının devlet kurumlarına katılımını artırmayı amaçladılar. Post klasik dönemde Osmanlılar bu bağlantıyı bazen yerel yöneticiler, bazen de eşkıyalık faaliyetlerine müdahale sonrası asayişin temini ile sağlama yoluna gitmiştir. Bu katılımlar sayesinde yerel halklar devlet kurumları ile eş güdümlü sosyal düşünce ve pratikleri içselleştirerek yönetici elitlerin norm ve değerleri ile ortak bir ilişki imkanı sağlanmış olacaktı. Bu bağlantıyı büyük oranda yerel elitler eliyle gerçekleştiren Osmanlılar, vergi toplama, askerlerin ihtiyacının karşılanması, özel görevlendirme ve kaçakların cezalandırılması gibi uygulamalarla sosyal disiplini sağlamış ve kendi örfüne bağlı kalmıştır. Bu bağlamda Meeker’in (2001) argümanlarından yola çıkarak Hatay-Belen ilçesinin -tarihi ve stratejik konuma sahip olmasının da getirisiyle- devlet ve toplum arasındaki güçlü bir etkileşim sahası olduğu söylenebilir. Tarihsel sosyolojik ve antropolojik bir bakış açısıyla bakıldığında modern devletin ulus yaratma projesine dayanak olarak belirli bir etnik grubu ve dini inancı kendine ideal model olarak seçmiş ve fakat bu seçme faaliyeti, milliyetçiliklerin ortaya çıktığı on dokuzuncu yüzyıl koşullarından çok öncesinde bünyesinde kültürel ve etnik süreklilikler taşımaktadır (Smith, 1986). Meeker, modern anlamıyla milletin ulus-devletin bir nedeni değil, bir inşası olduğu Gellnerci görüşünün Osmanlı örneğiyle tutarlı olduğunu savunmaktadır. Devlet Türkmenleri kritik noktalara transfer etmiş, bazı yerlerde vergiden muaf tutmuş, millet sistemiyle İslam halklarını diğerlerine üstün hale getirmiş ve atadığı hocalar yoluyla da Sünniliği ana mezhep olarak tahkim etmiştir. Burada oluşan sosyal disiplin yerleşik hayata uygun görülmekteydi. Bir dağ geçidi olması ve Arap topraklarına açılan bir köprü olması nedeniyle Belen’de özellikle iskan edilen Türkmen aileler, inşa edilen külliye ve halkın da devlete kritik zamanlarda yaptığı katkılar, devletin pratikte idealize ettiği disiplin açısından fonksiyoneldir. Bu iskanlarda Müslüman Türkmenlerin seçilmiş olması, modern ulus-devlete geçişte ve ulus inşasında ortak bir tarih miti, vatan sevgisi, milli onur ve ortak kader birliği gibi başlıklar açısından dinamik bir düzlem yaratmıştır.

GÜNEY SİBİRYA’DA (ALTAY BÖLGESİ) BİR AYDINLANMA HAREKETİ OLARAK AK CAÑ / SÜT CAÑ (BURHANİZM): TEŞEKKÜLÜ, TEMEL İLKELERİ VE TARİHÎ SEYRİ

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2022, Sayı 53 · Sayfa: 80-131
Rus-Japon Savaşı (8 Şubat 1904-5 Eylül 1905) sırasında Batı literatüründe Burhanizm olarak bilinen fakat Altay Türklerinin Ak Cañ (Ak Din) veya Süt Cañ (Süt Dini) olarak adlandırdıkları inanç sistemi 1904 yılında ortaya çıkmıştır. Bu din, halkını baskıdan kurtarmak için geri dönecek bir kağan olan Oyrot Kaan'ın dönüşüne dair efsaneler ve Amır Sanaa ile Şunu gibi bir takım tarihî şahsiyetlerden ilham almıştır. Bu inanç sistemi dünyanın değişik yerlerinde benzerleri görülen nativistic movement (yerelliği canlandırma) hareketi olarak da kabul edilebilir. Ak Cañ; Ruslara, Rus olan her şeye, Hristiyanlığa ve Altay Şamanizmi'ne bir tepki olarak ortaya çıkmış olmasına rağmen zaman içinde Altay Şamanizmine ait bazı unsurları tekrar bünyesine almıştır. Bu inanç sisteminin ortaya çıkışını hazırlayan çeşitli etkenler vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir: Ruslara duyulan nefret, Rusların adaletsiz ve haksız bir şekilde Altay topraklarına yerleşmesi, Rus tüccarların ekonomik baskısı, msyonerlerin baskısı, Altay Şamanizminin Hristiyanlık karşısındaki zayıflığı ve ihtiyaçlara cevap veremez hâle gelmesi, Moğol Budistlerin propagandası, Rus-Japon savaşının yarattığı gerginliğine bağlı olarak Altay Türkleri arasında ortaya çıkan Japon sempatisi. Bu sebeplere bağlı olarak ortaya çıkan Burhanizm (Ak Cañ/Süt Cañ), SSCB'nin 1991'de dağılmasından sonra Altay Türkleri için kimlik arayışlarında en önemli unsurlardan biri olmuştur.