4 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
Anahtar Kelimeler
Gafur Gulam’ın Hasan Keyfî Adlı Öyküsünde Yapı ve İzlek
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2026, Sayı 62 · Sayfa: 133-148 · DOI: 10.24155/tdk.2026.277
Özet
Tam Metin
Özbek edebiyatının şiir türündeki en önemli isimlerinden birisi Gafur Gulam’dır. 1903 yılında Taşkent’te doğan Gafur Gulam’ın şiir dışında öykü, kıssa, deneme, makale, fıkra ve eleştiri türünde de eserleri bulunmaktadır. Yazarın öykülerinin birçoğu 1928, 1929 ve 1930 yıllarında yayımlanan 3 ciltlik Mükemmel Eserler Toplamı adlı kitabın içinde yer alır. Kendisine Özbekistan yüksek halk şairi ünvanı verilen Gafur Gulam, eserleri ve ülkesine yaptığı hizmetler sebebiyle çeşitli madalya ve mükâfatlara layık görülmüştür. Birçok makalesi bulunan, çeviri eserlere imza atan ve kendi eserleri de farklı dillere aktarılan Gafur Gulam, bir dönem milletvekilliği de yapmıştır. Ülkesinin önemli kültür ve sanat adamlarından birisi olan Gafur Gulam, 10 Temmuz 1966 tarihinde vefat etmiştir. Bu makalede yazarın Hasan Keyfî adlı öyküsü, bir edebî metni oluşturan yapı unsurları ve izleksel kurgu bağlamında incelenecektir. Çalışma, Gafur Gulam’ın bu öyküsünü yapı ve izleksel kurgu anlamında çözümleyerek onun bu metninden hareketle öykücülüğü ve öyküsünde ele aldığı meseleyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Öykünün izleksel kurgusunun analiz sürecinde, Ramazan Korkmaz’ın “KORA Şeması” yöntemi kullanılacaktır. Bu yöntem, bir metnin derin yapısında yer alan izleklerin, kişilerin yaşadığı dönüşümlerin ve olay örgüsünün temel anlam katmanlarını değerler düzleminde çatıştırarak ortaya çıkarmayı hedefler. Bu çalışma, yazarın adı geçen öyküsünü yapı ve izleksel kurgu açısından irdeleyip bu metin vasıtasıyla topluma vermek istediği mesajı vurgulayarak daha çok şair kimliği ile tanınan Gafur Gulam’ın aynı zamanda Özbek edebiyatının nesir sahasının da önemli isimlerinden birisi olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.
Özbek Yazar Hojiakbar Shayxov’un Bilim Kurgu Hikâyelerinin İncelenmesi
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2026, Sayı 62 · Sayfa: 183-204 · DOI: 10.24155/tdk.2026.279
Özet
Tam Metin
Hojiakbar Shayxov, hikâyelerinde bilim kurgu unsurlarını yoğun biçimde kullanan bir Özbek yazardır. Taşkentli bir ailenin çocuğu olarak Bolşevik dönemin politikaları nedeniyle Doğu Türkistan’da doğmuş, ailesinin yurda dönüşünün ardından eğitimini Taşkent’te sürdürmüş, Özbekistan Bilimler Akademisi bünyesinde mühendis olarak çalışmıştır. Bu çalışmanın ilk amacı Shayxov’u Türkiye’de tanıtmak, ikinci amacı ise onun bilim kurgu türündeki hikâyelerini kuramsal bir çerçevede incelemektir. Bu kuramsal çerçeve; Todorov’un fantastik anlayışı, Darko Suvin’in bilişsel yabancılaştırma ve novum kavramları, Samuel R. Delany’nin okur merkezli tür yaklaşımı ve Damien Broderick’in epistemik değişim temelli bilim kurgu anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Çalışmanın inceleme bölümünde Shayxov’un 1972 yılında yayımladığı hikâye kitabından bilim kurgu unsurlarını açıkça yansıtan altı hikâye seçilmiştir: 7-SER, Tasodifiy Qo‘nish (Tesadüfî İniş), Maydon Panohida (Ring Korumasında), Toshdagi İzlar (Taştaki İzler), G‘aroyib Tushlar (Garip Düşler) ve Kelgindilar (Misafirler). Hikâyeler önce özetlenmiş, ardından kuramsal açıdan çözümlenmiştir. İncelemeler, söz konusu metinlerin doğaüstü belirsizlikler üzerine değil, bilimsel nedensellik ve akılcı açıklamalar üzerine kurulduğunu; bu bakımdan Todorov’un “fantastik”inden ziyade Suvin’in bilim kurgu ölçütleriyle örtüştüğünü ortaya koymaktadır. Bununla birlikte teknolojik yeniliklerin hikâyelerde yalnızca araçsal değil, ahlaki sorgulamaları ön plana çıkaran unsurlar olarak kurgulandığı tespit edilmiştir. Çalışmada Shayxov’un hikâyeleri, Sovyet edebiyatında bilim kurgu, gotik ve fantastik gibi anlatıları kapsayan “fantastika” geleneği çerçevesinde değerlendirilmiştir. “Fantastika” kapsayıcı bir kavram, bilim kurgu ise bu geleneğin bir türü olarak ele alınmıştır.
Kadı ve Uğru Destanı’nın Yeni Bir Nüshası Hikȃyet-i Kadı ve Düzd
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2021, Sayı 72 · Sayfa: 53-71
Özet
Edebî tür olarak değerleri bir yana hikâyeler, yazıldıkları dönemin sosyal, kültürel, siyasi durumları ve dil özellikleri açısından önemli veriler sunar. İlk örneklerine Eski Uygur Türkçesi Dönemi'nde rastladığımız Türkçe hikâyeler, Türk dili açısından önemli bir külliyatı oluşturmaktadır. Bunlardan biri de Yusuf u Meddah'ın XIV. yüzyılda kaleme aldığı bilinen Kadı ve Uğru Destanı'dır. Çeşitli kütüphanelerde birçok yazması bulunan eserin Yusuf u Meddah'a ait olduğu düşünülen tek nüshası, Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Mahmud Efendi 1930/5 katalog numaralı, baş tarafından eksik olan manzum nüshadır. Çalışmaya konu olan eser ise Kadı ve Uğru Destanı adlı hikâyenin Leipzig Kütüphanesi'nin dijital erişime sunduğu Türkçe yazmalar içerisinde B.or.069-2 katalog numaralı Hikâyet-i Kadı ve Düzd isimli yeni nüshasıdır. Nüsha daha önceki araştırmalarda tespit edilen nüshalar içerisinde gösterilmemiştir. Eserin yazarı, yazılış tarihi ve yeri hakkında metin içerisinde ve katalog bilgilerinde herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Çalışmada Kadı ve Uğru Destanı ile ilgili bilgiler verildikten sonra mezkûr yeni nüshanın içeriği, diğer nüshalar arasındaki yeri ve dil özellikleri üzerinde durulmuştur. Buna göre metnin Eski Oğuz Türkçesi Dönemi'nde kaleme alınmış olduğu söylenebilir.
Abdullah Zühdî ve “Rehgüzâr-ı Matbuatta” Adlı Eseri
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2017, Sayı 44 · Sayfa: 159-172
Özet
Abdullah Zühdî 1869-1925 yılları arasında yaşamış edebiyatçı bir gazetecidir. Roman, hikâye, popüler tarih, sohbet-hatırat gibi türlerde eserler vermiştir. Saadet gazetesinde gazetecilik hayatına başlamış, daha sonra Sabah, Tercüman-ı Hakikat, İkdam gazetelerinde çalışmıştır. Fakat adı daha çok Yeni Gazete ile anılmaktadır. Yazarın Rehgüzâr-ı Matbuatta (1314/1898) adlı eseri,hatırat-sohbet türüne dâhil edilebilirse de yer yer hikâye özelliği de göstermektedir. Bu hâliyle birkaç edebî türü bünyesinde barındırdığı söylenebilir. Eser, 1884 ile 1898 tarihleri arasında yazılmış yirmi beş parçadan oluşmaktadır. Her parçanın sonunda, yazılış tarihi belirtilmiştir. Parçalar, daha çok, tahkiye yeteneğini konuşturan bir gazetecinin, gündelik hayattan devşirdiği gözlemlerinin kâğıt üzerine aktarılmış hâli gibidir.