3 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
Anahtar Kelimeler
- Tiyatro. 2
- Archaeology 1
- Architecture 1
- Arkeoloji 1
- Assos 1
- city 1
- Direklerarası 1
- eğlence 1
- entertainment 1
- Hellenistic age 1
Osmanlı İstanbul’unda Müslüman Kadınların Direklerarası’ndaki Eğlence Hayatı (1860-1923)
Belleten · 2026, Cilt 90, Sayı 317 · Sayfa: 263-302 · DOI: 10.37879/belleten.2026.263
Özet
1720’lerde Damat İbrahim Paşa’nın tarihî Divanyolu üzerinde Vezneciler ile Şehzade Mehmed Külliyesi arasına yaptırdığı, karşılıklı sıra dükkânlardan oluşan arasta, dükkânların önünde yer alan revaklı sütunlar dolayısıyla Direklerarası adını almıştır. Cadde ve yakın çevresini içine alan Direklerarası muhiti, 1860’larda Beyazıt ve çevresinde kümelenen çayhane, kıraathane ve kahvehanelerin öncülüğünde gelişen eğlence ve sosyallik ağının bir parçası olmuş, 1880’lerden itibaren ise tiyatro faaliyetleriyle Suriçi İstanbul’un başlıca eğlence ve gösteri merkezi hâline gelmiştir. Modernleşme ve reform süreçlerinin sunduğu yeni fırsat ve imkânlardan yararlanan kadınlar da cadde boyunca gezintiler ve tiyatro gibi etkinlikler aracılığıyla Direklerarası’nın eğlence ve sosyallik ortamına dâhil olmuşlardır. Osmanlı siyasi otoritelerinin Direklerarası’na dair yayımladığı belgeler ve dönemin süreli yayınlarında yer alan tartışmalar, Direklerarası’nın eğlence kültürüne dair gündemin çoğunlukla Müslüman Osmanlı kadını üzerinden şekillendiğini ve Müslüman Osmanlı kadınının şehir kamusallığında artan görünürlüğünün ahlak, kadın-erkek ilişkileri, giyim-kuşam ve mekânsal ayrışma gibi dinamikler üzerinden yeni gerilim alanları ürettiğini göstermektedir. Bu çalışma Müslüman Osmanlı kadınlarının Direklerarası’nın eğlence ve sosyallik ortamlarına nasıl dâhil olduklarını, ne tür kısıtlama ve engellerle karşılaştıklarını ve dönemin toplumsal cinsiyet normları ile nasıl yüzleştiklerini incelemektedir. Çalışmada kadınların şehir mekânlarında nasıl bulunması ve davranması gerektiğini düzenleyen resmî belgeler, Direklerarası’nın eğlence atmosferini değerlendiren dönemin süreli yayınları ve tiyatro ilanları gibi çeşitli kaynaklar bir arada kullanılmaktadır. Bu kaynaklar, siyasi otoritelerin ve çeşitli toplumsal çevrelerin kadınların Direklerarası Caddesi’ndeki gezintilerine ve tiyatro izleyicisi olarak varlıklarına nasıl tepki verdiklerini ve bu çevrelerin tutum, beklenti ve girişimlerinin kadınların kent deneyimlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya koyma potansiyeline sahiptir.
Some Observations on the Architecture of the Roman Theatre of Iznik (Nicaea)
Höyük · 2025, Sayı 15 · Sayfa: 113-142 · DOI: 10.37879/hoyuk.2025.1.113
Özet
Tam Metin
The ancient city of Nicaea, located in the Iznik district of Bursa, preserved its feature of being an important center from the Hellenistic Period to the Ottoman Period. In the city, where most of the remains from the Roman period have either been damaged or lie buried beneath the traditional residential area, the most monumental structure attesting to this period is the theatre. The first reliable information regarding the construction stages of the theatre has been obtained through the correspondence between historian and writer Plinius the Younger, who was appointed as the governor of Bithynia, and Emperor Trajan. All details mentioned in the letters, including the changes and additions made during the construction stages, have been confirmed through recent excavations. The Nicaea theatre is the only example within Türkiye’s borders where seating rows (ima cavea) have been fully restored using vault and arch technology. The trapezoidal vaults supporting the lower cavea, the barrel vaults supporting the middle cavea, and the pillars supporting the upper cavea contribute to the structure of the building while also facilitating human circulation. Built with meticulous craftsmanship, the Nicaea theatre is a structure that reflects Roman characteristics while also embodying a uniquely Anatolian identity when compared to its contemporaries. As such, it possesses architectural heritage value that must be preserved. Especially; It stands out with its features such as having reliable historical information about the construction stages, hosting different cultural layers, designing in a hybrid plan, being elevated with a vaulted infrastructure, and having a basilica space, which is not common in Anatolian theatres. In 2024, The Recording, Restitution, and Restoration Project of the Roman Theatre at Nicaea have been applied to protect the multi-layered character, prevent physical destruction and transfer to the future generations in accordance with conservation principles.
Asia Minor’da İyi Korunmuş Erken Hellenistik Çağ Tiyatro Örneği: Assos
Höyük · 2022, Sayı 10 · Sayfa: 37-59 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.2.037
Özet
Tam Metin
Klasik Çağ’da Atina’da en parlak dönemini yaşayan tiyatrolar, mimari bir yapı tipi olarak Hellenistik Çağ’da Asia Minor’da gelişmiştir. Roma İmparatorluk Dönemi’nde mevcut tiyatrolara bazı eklentiler yapılarak kullanılmaya devam edilmiştir. Bundan dolayı Hellenistik Çağ tiyatrolarını tarihlemede zorlanan araştırmacılar skene binasının işlevi ve mimarisi üzerine odaklanmışlardır. Asia Minor’da iyi korunmuş bir Yunan polisi örneği olan Assos’taki tiyatro, Hellenistik Çağ mimarisi için önemli bir yere sahiptir. Araştırmacılar tarafından MÖ erken 2. yüzyıla tarihlenen tiyatronun yapım evrelerini yeniden gözden geçirmek üzere, skene binası içinde kazı yapılmıştır. Bu kazıda skene binası altında, içinde seramik kaplar, dokuma ağırlıkları ve diğer eşyaların yer aldığı bir konut tespit edilmiştir. Deprem veya başka bir zorunlu nedenden dolayı MÖ 4. yüzyılın son çeyreğinde aniden terk edilen konutun üzerine kısa bir süre sonra skene binası inşa edilmiştir. Yeni bulgular Assos tiyatrosunun bu güne kadar önerilen tarihin aksine daha erken bir zamanda (Erken Hellenistik Çağ) inşa edildiğini ortaya koymuştur