209 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
- Türk Dil Kurumu 209
Yazarlar
Anahtar Kelimeler
- söz varlığı 9
- vocabulary 8
- edebiyat 7
- etymology 7
- literature 7
Kod Kopyalama Modeli Temelinde Gagavuzcada Belirtme-Yönelme Alternasyonu
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 159-180 · DOI: 10.32925/tday.2025.140
Özet
Bu çalışmanın konusu, Gagavuzcada belirtme ve yönelme işaretleme açısından farklılaşan istem yapılarıdır. Bu çalışmada istem değişimi, Gagavuzca söz dizimsel bir yapıdaki bir eylemin aynı söz dizimsel-anlamsal koşullar altında belirtme ile yönelme olmak üzere iki farklı durum istemesi açısından ele alınacaktır. Belirtme ve yönelme durumu arasındaki istem değişimi Gagavuzca söz diziminde çok sık rastlanan bir olaydır. Bu olay, alan yazını araştırmalarında genellikle durum ekleri arasındaki görev değişikliği olarak açıklanır. Bu çalışmada, diğer araştırmalardan farklı olarak söz konusu istem değişimi dil ilişkileri açısından ele alınmaktadır. Kuramsal temel ise Johanson’un kod kopyalama modeline dayanmaktadır. Kod kopyalama modeline göre belirtme durumu yerine yönelme, yönelme yerine belirtme durumunun işaretlenmesinde Slav dillerinin etkisi olduğu belirlenmiştir. Çünkü Gagavuzların Slav halklarıyla yüzyıllar boyunca aynı coğrafyayı paylaşmaları tarihsel, sosyal, kültürel ve politik ilişkilerin yanı sıra onlarla dil etkileşiminde bulunmalarına neden olmuştur. Bunun sonucunda Gagavuzca, söz varlığı, ses bilgisi, biçim bilgisi ve söz dizimi alanlarında baskın durumdaki Slav dillerinden çok sayıda kopya özellik geliştirmiştir. Gagavuzcada belirtme ve yönelme işaretleme açısından tespit edilen istem farklılaşması biçim-söz dizimsel kopyalamanın tipik bir örneğini temsil eder. Bu çalışmanın amacı Gagavuzcada belirtme ve yönelme işaretleme açısından farklılaşan istem yapılarına dikkat çekmek ve bu farklılıkları dil ilişkileri açısından ele almaktır. Burada, Gagavuzcada belirtme yerine yönelme, yönelme yerine belirtme durumu işaretleme şeklinde görülen bu dil bilgisel örüntünün kod kopyalama modeline göre seçilmiş kopyalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Çankırı Ağızlarında Emir Bildirimlerinin Görünümü: -(y)Ale ve -sAŋA
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 1-24 · DOI: 10.32925/tday.2025.134
Özet
Tam Metin
Emir bildirimleri alan yazınında farklı yaklaşımlarla değerlendirilir. Tartışmalar, emirin kipliğin bir alt ulamı olup olmaması, birinci ve üçüncü kişiyle kullanılıp kullanılmaması, işaretleyicilerle birlikte kullanılan ünlem vb. unsurların anlama etkisi ve emir işaretleyicilerinin kaynakları gibi sorunlara odaklanır. Emir bildirimleri, genel olarak konuşucunun alıcıyı bir eylemi gerçekleştirmeye yönlendirme amacıyla kullanılır. Ancak kiplik ulamı altında eylemin gerçekleşmesine yönelik konuşucunun yaklaşımını içeren gereklilik, istenirlik ve olasılıkla ilişkilendirilir. Alan yazınında da işaret edildiği gibi işlevi özellikle diyaloglarda ortaya çıkan emir bildirimlerinde kullanılan dilsel araçların standart değişke ve yazı dili temel alınarak tespiti konuşma dilindeki çeşitliliği tam anlamıyla göstermez. Emir bildirimlerinin ortaya çıkış özelliklerini bütüncül bir şekilde görebilmek için, Türkçenin değişkelerinde kullanılan emir işaretleyicilerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Çankırı ağızlarında tespit edilen -(y)Ale ve -sAŋA biçim birimleri kiplik işaretleyicileri olarak emir ulamı altında ele alınmıştır. İnceleme verisi, alan araştırması yöntem ve teknikleri kullanılarak Çankırı ağzı konuşurlarından toplanmıştır. İncelemede işaretleyiciler arasındaki farka odaklanılarak -(y)Ale ve -sAŋA biçim birimlerinin işlevsel ve anlamsal özellikleri karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır. Ayrıca ağız konuşurlarının işaretleyicilerin kullanımına yönelik yorumları değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen bulgulara göre Çankırı ağızlarında konuşucu için emiri işaretlemede farklı seçenekler vardır. Bu kullanımlar, alıcıyı doğrudan eylemi gerçekleştirmeye yönlendirerek ikinci kişide ortaya çıkar. Ele alınan iki biçim birim arasındaki temel farklılık emirin farklı yaptırım kuvvetiyle ve zamansal içerikle ortaya çıkmasıdır. Buna göre -(y)Ale emirin yumuşatılmış biçimi olarak tercih edilmekle birlikte ilişkisel yakınlık gerektirir. Eylemin gerçekleşme zamanı olarak ise alıcıyı hemen harekete geçirme amacı taşır. Buna karşılık -sAŋA kuvvetli emir işleviyle ortaya çıkar ve bağlama göre zaman içeriği değişir.
Türk Kültüründe Kara Renk Sözcüğünün Tutumsal Anlam Değeri
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 25-56 · DOI: 10.32925/tday.2025.135
Özet
Tam Metin
Renk sözcükleri hemen hemen her toplum ve kültürde kişiler, olaylar, durumlar veya inançlara ilişkin kültürel değer anlamları barındırmaktadır. Kara renk sözcüğü nitelediği ad ya da eylemleri renksel olarak konumlandırmanın ötesinde farklı duyguları, toplumsal beğeni ve kınamalar ile toplumsal önem gibi çeşitli tutumsal anlam düzlemleriyle çerçevelemektedir. Dil kullanımının kişiler arası işlevini oluşturan dilin değerlendirme işleviyle eş tutulan tutum, söylem anlam biliminin en temel konuları arasında yer almaktadır. Renk sözcüklerinin barındırdıkları tutumsal anlamlarının evrensel ve kültüre özgü olduğu düşüncesinden hareketle bu çalışmada kara renk sözcüğünün yer aldığı atasözü ve deyimlerde tutumsal değer türlerinin saptanması amaçlanmıştır. Kara renk sözcüğü özelinde Türk kültüründeki tutumsal anlamlandırmanın belirlenmesi amacıyla değer biçme kuramı (DBK) kapsamında bir çözümleme sunulmuştur. Bu amaç çerçevesinde iki farklı atasözleri ve deyimler sözlüğünde tutumsal konumlandırma türleri kapsamında işlev yüklenen kara renk sözcüğü çalışmanın sorgulama odağında yer almaktadır. Çalışmada betimsel araştırma yöntemi kullanılarak tutumsal konumlandırma işlevi alan kara renk sözcüğünün birlikte bulunduğu atasözü ve deyimlerde duygusal ve düşünsel değerlendirici dil özellikleri örnekleriyle betimlenmiştir. Değerlendirme sonucunda söz konusu atasözü ve deyimlerde duyuşsal etki, yargılama ve değerbilirlik olmak üzere tutumsal anlamın üç düzlemine de rastlanmıştır. Tutumsal anlam düzlemlerinin atasözü ve deyimlerde dağılımı farklılık gösterse de bu imgesel anlamlı dil ögelerinde yargılama tutumunun baskın varlığına ulaşılmıştır. Bununla birlikte bu ögelerin kültürel etki özelliklerinde olumsuz kutup niteliğinin sıklığının yanı sıra olumlu kutup özelliğine de sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bu bilgiler kara renk sözcüğünün kültürel kavramlaştırmadaki yeri ve önemi açısından ayrı bir değerlendirme sunmaktadır.
Türkçe Sözlük’te tut- Fiiliyle Kurulan Anlamca Kaynaşmış ve Deyimleşmiş Birleşik Fiillerin Söz Dizimsel İstemi
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 57-84 · DOI: 10.32925/tday.2025.136
Özet
Tam Metin
Anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerin kendi içerisinde bir istem yapısı vardır. Bu inceleme, tut- fiili ile oluşturulan anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerin söz dizimsel istem yapısını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Tut- fiili, Türkiye Türkçesinde kullanım sıklığı yüksek, çok anlamlı fiillerden biridir. Fiilin Türkçe Sözlük’te (2011) 47 farklı anlamı bulunmaktadır. İstem yani fiil tamlayıcıları, fiillerin çok anlamlılık kazanmalarındaki önemli etkenlerden biri olarak kabul edilir. Çok anlamlılık, söz varlığının gelişmesine önemli ölçüde katkı sunar. Fiillerin çok anlamlılık kazanmasında etkili olan unsurlardan biri de söz dizimsel istem yapısıdır. Fiilin tamlayıcısının değişmesi anlamının değişmesine sebep olurken, fiilin kazandığı yeni anlamlar da istem yapısının değişmesine neden olur.Çalışmanın örneklemini Türkçe Sözlük’te tut- fiili ile kurulan anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiiller oluşturmuştur. Başı tut-, çenesini tut-, iş tut- örnekleri bu fiille kurulan anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerden yalnızca birkaçıdır. Birleşik fiil ile istem kavramı üzerinde durulduktan sonra Türkçe Sözlük’te yer alan tut- fiili ile kurulmuş anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerin dökümü ve tanımı verilmiş; söz konusu birleşikler söz dizimsel istem yapısı bakımından incelenmiştir. İsim unsuru ile fiil unsurunun araya başka öge giremeyecek biçimde bitişmesini ifade eden geçişme olgusunun anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş birleşik fiillerin oluşumu ve istem yapısına etkisi üzerinde durulmuş; dost tut-, vatan tut- gibi birleşikler dolayısıyla Türkçenin cümlede ikinci bir nesneyi kabul edip etmediği tartışılmıştır.
Metin İçi Sözlük Bağlamında Nehcü’l-Ferâdîs
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 105-134 · DOI: 10.32925/tday.2025.138
Özet
Tam Metin
Sözlük, genel anlamıyla bir dilin kullanıcısına yardımcı olma görevini üstlenir. Sözlükler oluşturulma amaçları bakımından çeşitli niteliklerde karşımıza çıkarlar: Tek dilli sözlük, iki dilli sözlük, genel sözlük, deyimler sözlüğü, öğrenci sözlüğü gibi. Sözlüklerin oluşturulma sebeplerinden biri dilin müstakil bir sözlüğünü meydana getirmektir. Öte yandan bu amacın güdülmediği fakat sözlük özelliklerinin yer aldığı metinler de bulunmaktadır. Bu tipolojideki metinlerin sözlükvâri özelliklere sahip olmaları dolayısıyla alan yazında metin içi sözlük özelliği/değeri taşıyan eserler olarak isimlendirildiği bilinmektedir. Bu özelliğin metnin anlaşılırlığını kolaylaştırması dikkati çekicidir. Bu çalışmada, Harezm Türkçesi dönemine ait olan ve kırk hadis türünde Türkçe ilk eser olarak bilinen Nehcü’l-Ferâdîs’te, İslami terminolojinin anlaşılırlığını sağlamak için metin içi sözlük özelliğinin bulunup bulunmadığı sorgulanmaktadır. Çalışmada, eserin müellifi/müstensihi tarafından metinde bazı sözcük birimlerinin bir sözlüğün madde başı gibi ele alınıp tanımlandığı bölümler veri olarak kullanılmıştır. Metnin akışına uygun bir biçimde parantez açılan/üzerinde durulan ve tanımları yapılan bu sözcük birimlerinin bir sözlük birimi nazarıyla ele alınış biçimleri incelenmiştir. Sözlük birimi mahiyetindeki sözcüklerin tanımlanmasında tam tümce tanımı (tipikleştirme içeren, özelleştirme içeren ve tipikleştirme ve özelleştirme içermeyen tam tümce tanımı) ve eş anlamla/eş değerle tanımlama (eş diziyle, birlikte kullanımla, değiştirim/gönderimle yapılan eş anlamlılarla tanımlama gibi) yöntemlerinin kullanıldığı tespit edilmiş, Nehcü’l-Ferâdîs’in metin içi sözlük özellikleri taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Tanzimat Dönemi’nde Türkçeye Giren Batı Dilleri Kaynaklı Kelimelere Önerilen Karşılıklar Hakkında Değerlendirme
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 135-158 · DOI: 10.32925/tday.2025.139
Özet
Tam Metin
Türk dili, tarih boyunca ve günümüzde yayıldığı geniş coğrafyada pek çok dille etkileşim hâlinde olmuş, sonucunda birçok yabancı sözcük Türkçeye geçmiştir. Özellikle Tanzimat ve modernleşme süreciyle Türkçenin Batı dilleriyle yoğun bir temas dönemi başlamış ve Batı dilleri kökenli pek çok sözcük Türkçeye kopyalanmıştır. Çalışmanın amacı bu dönemde Türkçeye girmiş Batı kökenli kelimelere önerilen karşılıkların günümüzdeki durumunu ve toplum tarafından benimsenip benimsenmediğini derlem dil bilimi yöntemleri ile incelemektir. Bunun için öncelikle Tanzimat Dönemi’nde Batı dillerinden kopyalanan kelimeler ile bu kelimelere Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanmış Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzlarında önerilen karşılıklar (88 kelimeye 176 karşılık) belirlenmiştir. Ardından bu kelimelerin dört farklı derlemdeki sıklık sayıları toplanmıştır. Bu sayede derlem verilerinden hareketle kelimelerin gerçek kullanım oranları tespit edilmiş ve karşılıklı sıklık oranları hesaplanmıştır. Sonuç olarak önerilen karşılıklardan %24’ünün (43 kelime) hiç benimsenmediği, %34’ünün (60 kelime) birkaç örnek dışında hiç görülmediği, %16,5’inin (29 kelime) oldukça sınırlı bir kullanım alanına sahip olduğu ve %25’inin (44 kelime) nispeten başarılı olduğu görülmüştür. Buradan hareketle dilde yaygınlığı olan bir kelimeye önerilen Türkçe karşılığın dilde yer edinemediği tespit edilmiştir. Ayrıca karşılık önerilerinde tutarsızlık, özleştirme amacına aykırı karşılıklar, terim yazımında ölçünlüleşme sorunu, anlam/kavram alanındaki belirsizlik gibi sorunların varlığı da kelimelerin tutunamamasındaki önemli etkenler olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında yabancı kökenli bir kelimeye karşılık önerirken zamanlamanın kritik önemde olduğu ve önerilen kelimenin de benimsenip yaygınlaşması için basın yayın, medya araçları ve eğitim faaliyetlerini kapsayan çok yönlü bir dil politikasıyla desteklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine Bağımlı Sıralı Cümlelerin Kapsam ve Sınırlılıkları
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 80 · Sayfa: 181-212 · DOI: 10.32925/tday.2025.141
Özet
Tam Metin
Söz dizimi, sözcüklerin cümle içinde hangi kurallar çerçevesinde nasıl bir araya geldiğini inceleyen, cümle yapısını ve anlamını düzenleyen ayrıca cümle ögeleriyle sözcük grupları arasındaki ilişkileri ele alan bir dil bilgisi dalıdır. Türkçenin söz dizimi üzerine çalışmalar incelendiğinde cümlelerin tanımı, kapsamı, sınıflandırılması ve adlandırılması konusunda çok çeşitli görüşlerin öne sürüldüğü görülmektedir. Bu görüşler içinde özellikle sıralı cümlelerin birbirinden ayrı ölçütler temel alınarak tanımlandığı ve sınıflandırıldığı dikkati çekmektedir. Sıralı cümlelerin bağımlı ve bağımsız sıralı cümleler şeklinde iki alt başlıkta incelendiği çalışmalarda, bağımlı sıralı cümlelerin genellikle ortak yüklem, özne, nesne, yer tamlayıcısı, zarf tümleci gibi ögelerle kurulduğu ifade edilmektedir. Bu makalede öncelikle Türkçenin tarihî dönemleri ve Türkiye Türkçesinin söz dizimiyle ilgili -çoğunlukla geleneksel yaklaşıma dayanan- dil bilgisi kitaplarında yer alan sıralı cümlelerin değişen tanım ve adlandırmaları ele alınacaktır. Ardından “yüklemi ortak bağımlı sıralı cümle” olarak nitelendirilen yapılar, Türkçenin tarihî dönem metinleri ile söz dizimi alanında son yıllarda yapılmış tez çalışmaları üzerinden incelenecek ve bu yapıların bağımlı sıralı cümle kategorisine dâhil edilip edilmeyeceği tartışılarak bu cümle türlerinin yapısal, işlevsel ve anlamsal ölçütler açısından hangi başlıklar altında değerlendirilmesinin daha uygun olacağı konusunda bazı görüş ve öneriler sunulacaktır. Bu çalışmayla bağımlı sıralı cümlelerin kapsam ve sınırlılıklarının belirlenmesi ve Türk dilinin söz dizimi araştırmalarına katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.
Uluslararası Öğrencilere Rehberlik İçin Hazırlanan Mobil Yazılımların İçeriği Üzerine Bir İnceleme
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 25-42 · DOI: 10.24155/tdk.2025.253
Özet
Tam Metin
Bu çalışma, uluslararası öğrencilerin Türkiye’deki eğitim ve sosyal yaşamlarında karşılaştıkları zorlukları tespit etmeyi, bu zorlukların çözümüne yönelik geliştirilecek bir mobil rehberlik yazılımında bulunması gereken içerikleri belirlemeyi ve “Software of Student (SOS)” adlı örnek bir mobil yazılımın pilot değerlendirmesini yapmayı amaçlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma modellerinden kesitsel (cross-sectional) araştırma modeli ve pilot çalışma/test (pilot study/testing) yöntemi kullanılmıştır. Veriler, 21 farklı ülkeden 40 uluslararası öğrenciye uygulanan anket ve SOS yazılımının değerlendirilmesi yoluyla toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre, uluslararası öğrencilerin en sık algıladıkları zorluk alanı dil, deneyimledikleri en önemli zorluk ise burs bulmaktır. Ekonomik ve bürokratik zorluklar da önemli sorunlar olarak öne çıkmıştır. Öğrencilerin mobil bir rehberlik yazılımında en çok bulunmasını istedikleri özellikler sırasıyla; burs bulma olanakları, dil kolaylaştırıcıları ve okul/üniversite bilgileridir. Pilot değerlendirmesi yapılan SOS yazılımı, katılımcıların çoğunluğu tarafından olumlu bulunmuştur. Araştırma sonucunda, uluslararası öğrencilerin karşılaştığı temel zorluklar ile mobil yazılımlardan beklentileri arasında güçlü bir ilişki olduğu görülmüştür. SOS yazılımı, öğrenciler için potansiyel bir destek aracı olarak değerlendirilmekle birlikte özellikle finansal destek ve dil bariyeri gibi kritik konularda daha kapsamlı özellikler sunacak şekilde geliştirilmelidir. Elde edilen bulgular, uluslararası öğrencilere yönelik dijital rehberlik hizmetlerinin ve mobil uygulamaların öğrenci odaklı bir anlayışla tasarlanmasının önemini vurgulamaktadır.
The Role of Qayum Ramazon in the Formation of the Orthographic Rules of the Uzbek Literary Language
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 101-118 · DOI: 10.24155/tdk.2025.256
Özet
Tam Metin
At the beginning of the last century, Uzbek intellectuals beginning to gain literary recognition dedicated themselves to eliminate the economic, political, and cultural crisis in society, and to see their homeland among the developed nations of the world. To achieve their objectives, they stepped onto struggle. So, their struggle under the name “Jadids” took its deserved place in history. First and foremost, they aimed to make the nation literate and to create a literary language based on certain rules. To this end, they opened schools, established national press, and organized national theater activities. In the education process of the new-style schools organized by the Jadids, shortcomings in the representation of Uzbek sounds in the Arabic script and problems in orthography became evident. To address these issues, they reformed the script and worked on establishing national orthographic rules. In the formation of the orthographic rules of the Uzbek literary language, the services of the prominent intellectual Qayum Ramazon are invaluable. Like other Jadid intellectuals, Qayum Ramazon was involved in educational activities. Additionally, he was an active member of the “Chigatoy gurungi” organized under the leadership of Fitrat, and served as a supervisor in the Department of Education of Old Tashkent, responsible for developing the methodology of language and literature lessons in schools and monitoring school activities. Based on practical experience in these processes, he wrote and published works such as Mother Tongue (1918, co-authored), Lessons in Uzbek Language (1925, co-authored), Uzbek Language Among the Languages of the World (1930), Orthographic Rules of the Uzbek Literary Language (1931), Unified Orthographic Rules of the Uzbek Literary Language (1934), and Morphology (1937). This article discusses his work Orthographic Rules of the Uzbek Literary Language (1931).
Comparison of “Urugsırat” in Old Turkic and “Four Cutting” Expressions in Chinese and Their Relation to Genocide
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 145-170 · DOI: 10.24155/tdk.2025.258
Özet
Tam Metin
Bu çalışma; Türk Bengü Taşları’nda (Orhun Yazıtları) geçen “Urugsırat” ve Mandarin Çincesindeki “Dört Kesme” (四绝 / Sì Jué) ifadelerinin etimolojik kökenlerini, semantik anlamlarını, kavramsal çerçevelerini ve tarihsel bağlamlarını detaylı bir şekilde incelemektedir. Ayrıca bu ifadelerin modern soykırım kavramıyla ilişkileri üzerinde durulmaktadır. “Urugsırat”ın, Eski Türk toplumlarında, bir topluluğun neslinin sistematik olarak kurutulması ve soykırım benzeri politikaların uygulanmasıyla bağlantılı olduğu ortaya konulmaktadır. Bu ifade yalnızca fiziksel yok etmeyi değil, aynı zamanda bir halkın kimliğini ve geleceğini hedef alan stratejileri de yansıtmaktadır. Benzer şekilde Mandarin Çincesindeki “Dört Kesme” ifadesi, hedef grupların biyolojik varlığını (neslin kesilmesi), soyunu, ekonomik ve sosyal kaynaklarını ve sosyal yapısını ortadan kaldırmayı amaçlayan kapsamlı bir yok etme politikasını ifade etmektedir. Çalışma, karşılaştırmalı dilbilimsel ve tarihsel analiz yöntemleriyle bu iki ifadenin soykırım olgusuyla ilişkisini araştırmaktadır. Her iki ifade, soykırımın tarihsel sürekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle günümüzde Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri ve diğer Türk topluluklarına yönelik politikaları, “Dört Kesme”nin modern bir uygulaması olarak değerlendirilmektedir. Kitlesel gözetim, yeniden eğitim adındaki toplama kampları, zorunlu doğum kontrol ve kültürel asimilasyon gibi uygulamalar, bilimsel raporlar ve akademik çalışmalarla soykırım suçuyla ilişkilendirilmektedir. Bu bağlamda çalışma “Urugsırat” ve “Dört Kesme”nin benzerliklerini (neslin yok edilmesi hedefi) ve farklılıklarını (kapsam ve uygulama yöntemleri) vurgulayarak tarihsel ve güncel soykırım süreçlerini aydınlatmayı amaçlamaktadır.