1161 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Atatürk Araştırma Merkezi
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Bir Osmanlı Hanımefendisi Ve Bir Cumhuriyet First Leydisi Reşide Bayar

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2012, Cilt XXVIII, Sayı 84 · Sayfa: 143-166
Tam Metin
Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın eşi Reşide Bayar; milli mücadele, tek parti, çok partili hayat ve DP iktidarı dönemlerine tanıklık etti. Celal Bayar'ın uzun siyasi yaşamında ve başarılı faaliyetlerinin yanında yer aldı. Reşide Hanım, duruşu, siyasi tavrı ve gerçekleştirdiği sosyal faaliyetlerle dikkat çekti. Celal Bayar'ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Çankaya Köşkü'ne first leydi olarak çıkan Reşide Hanım, Köşk›ün yeniden yapılandırılmasından halka açılmasına kadar pek çok önemli değişim ve dönüşüm gerçekleştirdi. 27 Mayıs 1960 darbesiyle birlikte Bayar ailesinin yaşadığı pek çok zorluğa karşı mücadele eden Reşide Hanım, 24 Aralık 1962'de Celal Bayar'ı ziyarete giderken vefat etti. Reşide Hanım, yetişmesinden vefatına kadar geçen süreç içinde örnek bir Cumhuriyet kadını oldu.

I.Dünya Savaşı’nda Rusya’nın Ukrayna ve Diğer Bölgelerindeki Türk Savaş Esirlerine Dair Bazı Tespitler

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2012, Cilt XXVIII, Sayı 83 · Sayfa: 1-16
Tam Metin
Bu araştırmada, I. Dünya Savaşı'nda Rusya'ya esir düşen Türk askerlerinin durumu ve Osmanlı Hükümeti ve daha sonra TBMM Hükümeti'nin bu Türk savaş esirlerine yönelik bazı politika ve uygulamaları ele alınmıştır. Gerek Ukrayna, gerekse Kafkasya ve Rusya'nın diğer bölgelerindeki Türk esirlerinin hayatı, tabii ki savaşın acı faturası olarak, çeşitli sıkıntı ve dramlarla doludur. Bu dramlara şahit olan bölgedeki yerli Türk halkları, esir Türk askerlerine ellerinden gelen insanî yardımları yapma gayreti içinde olagelmişlerdir. Bu maksatla çeşitli yardım komiteleri kurdukları bilinmektedir. Osmanlı Hükümeti ve daha sonra TBMM Rusya'daki Türk esirlerinin durumu ve bunların Anadolu'ya getirilmeleriyle ilgili çeşitli çalışmalar içinde olmuşlardır. Ankara Hükümeti'nin Sovyetlerle olan dostluk ilişkileri çerçevesinde Türk savaş esirleri hususu da önemli müzakere konularından biriydi. Ankara Hükümeti 28 Mart 1921'de Sovyet Rusya ile Esir Mübadelesi sözleşmesi imzaladı. Aşağı-yukarı 6 ay sonra da 17 Eylül'de Moskova'da Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ile benzer nitelikli bir Esir Mübadele Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeler çerçevesinde -zaman zaman problemler yaşanmakla birlikte- Anadolu'ya çok sayıda Türk savaş esirinin dönüşü sağlanabilmiştir. Ancak değişik sebeplerden dolayı Anadolu'ya dönemeyen veya az sayıda da olsa oralarda evlenip Rusya'ya yerleşenler de olmuştur. Araştırmamızda, Rusya'nın Ukrayna ve diğer bölgelerinde Türk savaş esirlerinin yaşadıkları ve bunlarla ilgili bazı gelişmeler, arşiv belgeleri ve diğer kaynaklar çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Çankırı’da Yayınlanan Gazetelere Göre Menemen Olayı

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2012, Cilt XXVIII, Sayı 83 · Sayfa: 39-64
Tam Metin
23 Aralık 1930'da Menemen'de Cumhuriyet rejimine karşı bir irtica olayı meydana gelmişti. Olayda Kubilay Bey ve iki bekçi şehit edilmişse de kısa sürede olayın elebaşları etkisiz hale getirilmiş ve ardından yargılama süreci başlamıştı. Menemen Olayı tüm yurtta olduğu gibi Çankırı'da da büyük bir üzüntü ve nefretle karşılanmıştı. Bu çalışmada, Menemen Olayının, Çankırı'da yayınlanan iki yerel gazeteye (Çankırı ve Çankırı'da Duygu) yansıması ele alınmıştır. Adı geçen iki gazetede Menemen Olayının süreci ve duyulan tepkiler ortaya konmaya çalışılmıştır. Haberler ulusal basından alınmış olmakla beraber tepkiler ve tepki içeren yazılar Çankırı'ya özgüdür. Adı geçen gazetelerde, Menemen Olayı sürecinin okuyucuya nakledilmesi, olayın lanetlenmesi ve halkın yeni rejime bağlılığını vurgulama konusunda herhangi bir görüş ayrılığı yoktur. Bundan başka gazeteler, Hükümetin izlemiş olduğu politikayı destekleyen haber ve yazılara yer vermiştir. 23 Aralık 1930'da Menemen'de Cumhuriyet rejimine karşı bir irtica olayı meydana gelmişti. Olayda Kubilay Bey ve iki bekçi şehit edilmişse de kısa sürede olayın elebaşları etkisiz hale getirilmiş ve ardından yargılama süreci başlamıştı. Menemen Olayı tüm yurtta olduğu gibi Çankırı'da da büyük bir üzüntü ve nefretle karşılanmıştı. Bu çalışmada, Menemen Olayının, Çankırı'da yayınlanan iki yerel gazeteye (Çankırı ve Çankırı'da Duygu) yansıması ele alınmıştır. Adı geçen iki gazetede Menemen Olayının süreci ve duyulan tepkiler ortaya konmaya çalışılmıştır. Haberler ulusal basından alınmış olmakla beraber tepkiler ve tepki içeren yazılar Çankırı'ya özgüdür. Adı geçen gazetelerde, Menemen Olayı sürecinin okuyucuya nakledilmesi, olayın lanetlenmesi ve halkın yeni rejime bağlılığını vurgulama konusunda herhangi bir görüş ayrılığı yoktur. Bundan başka gazeteler, Hükümetin izlemiş olduğu politikayı destekleyen haber ve yazılara yer vermiştir.

Atatürk’e Denizden Yapılan cenaze Töreni

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2012, Cilt XXVIII, Sayı 83 · Sayfa: 17-38
Tam Metin
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'e denizden ve karadan görkemli bir cenaze töreni gerçekleştirilmiştir. Türk Donanması, tarihindeki belki de en acı görevini 19 Kasım 1938 tarihinde Mustafa Kemal ATATÜRK'ün naaşını İstanbul'dan İzmit'e taşıyarak yerine getirmiştir. ATATÜRK'ün denizden yapılan cenaze törenine donanma sancak gemisi Yavuz muharebe gemisi, Hamidiye kruvazörü, Zafer ve Tınaztepe muhripleri, Dumlupınar, Gür denizaltı gemileri, Doğan ve Martı hücumbotları iştirak etmiştir. ATATÜRK'ün naaşı 19 Kasım 1938 sabahı top arabası üzerinde Dolmabahçe Sarayı'ndan, tabutun Zafer muhribine yüklenip, oradan da Yavuz zırhlısına nakledileceği yer olan Sarayburnu'na kadar karadan taşınmıştır. Hava filoları da denizden yapılan cenaze törenine iştirak etmişlerdir. Denizden yapılan törene Türk donanma gemilerinin yanı sıra Alman, İngiliz, Fransız, Sovyet Rus, Romen ve Yunan harp gemileri de iştirak etmişlerdir.

İsviçre’de Osmanlı Devleti Aleyhinde Faaliyetler ve Türklerin Teşkilatlanması (1918-1922)

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2012, Cilt XXVIII, Sayı 83 · Sayfa: 65-86
Tam Metin
I. Dünya Savaşı'nın bitimiyle birlikte İsviçre'de Türk karşıtı çevrelerin faaliyetleri yoğunlaşmıştı. Savaştan maddi-manevi olarak yıpranmış çıkan Osmanlı Devleti'nin bu çevrelerle mücadele edecek maddi kaynağı yoktu. Bu durum İsviçre'de yaşayan Türk vatandaşlarını harekete geçirerek, elindeki sınırlı imkânlarla Türk'ün haklı davasını savunmaya itmiştir. Bu makalede ayrıca, İsviçre'de yaşayan Türklerin mütareke dönemindeki sosyal ve ekonomik durumları, Lozan Türk Yurdu'nun Osmanlı Devleti'nin haklarını savunmak için faaliyetleri üzerinde durulacaktır.

Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Ara Seçimler (1908-1912 Dönemi)

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2012, Cilt XXVIII, Sayı 82 · Sayfa: 1-24
Tam Metin
Çok renkli bir parlamento hayatına sahne olan 1908 Meclisi, 17 Aralık 1908 tarihinde görkemli bir törenle açılmıştır. 1908 Meclisinde yaşananlar Türkiye'nin demokrasi serüveni açısından ilkleri meydana getirirken, yapılan ya da yapılmak istenen uygulamalar daha sonra Türkiye Cumhuriyeti'ne de örnek teşkil etmiştir. İlk güvenoyu, ilk güvensizlik oyu, anayasa düzenlemeleri, hakimiyet-i milliye kavramının sıklıkla kullanılması bu dönemin belli başlı ilkleridir. 1908-1912 Meclis-i Mebusan'ına 281 milletvekili sayısı belirlenmiş, 4 dönem devam eden çalışma süresince bu sandalyelere farklı 324 milletvekili oturmuştur. Bu dönem içinde 44 sandalye boşalmış, bu sandalyelerden 43'ü için ara seçim yapılmıştır. Yapılan Ara seçimlerle sayıları 324'ü bulan bu mebusların nasıl, ne zaman, hangi usullerle ve ne kadar oy alarak seçildikleri bu çalışmanın konusudur. Bu dönemde yapılan 43 ara seçim istatistiki bilgiler ışığında ele alınacaktır.

Harp Raporlarına Göre Birinci İnönü Muharebesi’nin Analizi

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2012, Cilt XXVIII, Sayı 82 · Sayfa: 25-52
Tam Metin
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması ile Türk ordusu terhis edilerek ortadan kaldırılmak istenmiştir. Amaç daha sonra başlayacak olan ve Anadolu'nun işgalini tamamlayacak hamlelere zemin hazırlamaktır. Ancak işgal güçleri bu hesabı tam yapamamış ve Anadolu'da yeniden bir oluşumla ve dirençle karşılaşmıştır. Bu oluşum Mustafa Kemal'in liderliğinde başlayan ve yeni bir devletin kuruluşunu ortaya koyan mücadeledir. İşte bu mücadeleler içerisinde Birinci İnönü Muharebesi önemli bir yere sahiptir. Çünkü bu muharebe yeni kurulacak devletin oluşturduğu düzenli ordunun kazandığı ilk muharebedir. Bu makalede Birinci İnönü Muharebesi'ne ait harp raporları analiz edilerek gün gün muharebenin oluşum ve sonuçları ele alınmış, Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey'in muharebeyi ve muharebeye katılan tümenleri nasıl yönettiği ortaya konulmuştur.

The Ottoman Public Debt in the Economic History of Russian Turkology

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2012, Cilt XXVIII, Sayı 82 · Sayfa: 129-150
Tam Metin
Rusya'da Rus tarihçileri tarafından Osmanlı Devleti ile Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal gelişmelerine ait çok sayıda çalışma yapılmıştır. Genel anlamda Osmanlı maliyesi özel anlamda ise Osmanlı dış borçları Rus araştırmacılarının da ilgisini çekmiştir. Ancak, Osmanlı Devleti'nin sosyal ve ekonomik durumu bu çalışmalar da geniş çaplı bir araştırmadan ziyade genel hatları ile ele alınmıştır. Rus ekonomi tarihçilerinin eserlerinde çoğunlukla Osmanlı dış borçları sorununun Osmanlı dönemi üzerinde ağırlıklı olarak durulmuş, Türkiye Cumhuriyeti dönemi hakkında pek fazla bilgi verilmemiştir. Bununla birlikte Rus araştırmacılarının yakın dönem çalışmalarında bu eksikliğin giderilmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu makalede yakın dönem Rus ekonomi tarihçilerinin eserleri incelenmiş, bu eserlerde yazarların Osmanlı dış borçlar sorununa nasıl baktıkları, birbirlerinden farklı ve ortak yaklaşımlarının neler olduğu üzerinde durulmuştur. Osmanlı Devleti'nin Kırım Savaşı esnasında ilk defa dış borç alması ile başlayan ve Duyun-ı Umumiye'ye giden borçlanma süreci, bu borçların Türkiye Cumhuriyeti'ne devretmesi ve ödenmesinin Rus araştırmalarında nasıl yer aldığı yansıtılmaya çalışılmıştır. Makalede Rus araştırmacıların eserleri ışığında borçlar sorunu ele alınmış, farklı yaklaşımlar akademik bakış açısından değerlendirilmiştir.

Atatürk Döneminde Şeker Sanayi ve İzlenen Politikalar

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2012, Cilt XXVIII, Sayı 82 · Sayfa: 53-96
Tam Metin
19. yüzyıldan itibaren endüstriyel bir ürüne dönüşen şeker, halkın temel tüketim maddelerinden biri haline gelmiştir. Şeker, Osmanlı Devleti'nin en çok ithal ettiği ürünler arasında yer almıştır. Devlet tarafından sağlanan teşviklere rağmen, Osmanlı Devleti'nde şeker endüstrisi gelişememiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülke kalkınmasında tarıma ve tarımsal ürünlere dayılı endüstriye öncelik vermiştir. Çıkarılan teşvik yasaları ile 1926 yılında Uşak ve Alpullu'da şeker fabrikaları kurulmuştur. Daha sonra kurulan Eskişehir ve Turhal Şeker Fabrikaları ile Türkiye, ihtiyaç duyduğu şekeri kendi imkânları ile üretir hale gelmiştir. 1926 yılında Şeker İnhisarı İdaresi kurularak, şeker üretimi ve tüketimi üzerinde devletin kontrolü sağlanmıştır. 1930'lü yıllarda dünya piyasalarında şekerin ucuzlamasına rağmen, Türkiye'de şeker fiyatlarının yükselmesi halkın tepkisine neden olmuştur. Hükümet, Viyana Beynelmilel Şeker İstatistik Birliği Şefi Doktor Gustav Mikusch'ı Türkiye'ye davet ederek, şeker üretimi ve sorunları hakkında bir rapor yazmasını istemiştir. 1935 yılında yapılan düzenleme ile Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. kurularak, ülkedeki bütün şeker fabrikaları devletin kontrolüne geçmiştir. Bu çalışmada, Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye'nin izlemiş olduğu şeker politikası ve şeker üretimi, Şeker İnhisar İdaresi, şeker fiyatlarındaki iniş-çıkışlar, Gustav Mikusch Raporu ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.