209 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Dil Kurumu
  • Son 5 yıl
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Kreşin Tatar Türkçesinde Mevsimsel Geleneklerle İlgili Terminoloji

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 43-70 · DOI: 10.24155/tdk.2025.254
Tam Metin
Kreşinler, etnik olarak Kazan Tatarlarının küçük bir grubu olup onların büyük çoğunluğu Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nde; az sayıda Kreşin ise Rusya Federasyonu’nun farklı bölge ve şehirlerinde yaşar. Ortodoks Hristiyan olmaları onları Tatar halkının ana gövdesinden farklı kılar. Hristiyan olmaları dillerini Rusçanın etkisine açık bir hâle getirmiş, din kardeşliği ve Rusçanın üst katman etkisi Kreşin Tatarcasının Rusçadan etkilenmesine yol açmıştır. Kreşinler, Tatar Türkçesinin Orta (Kazan) diyalektini kullanırlar. Ortodoks Hristiyan olsalar da tamamen asimile olup Ruslaşmış değillerdir. Kreşin Tatarları, Tatar Türkçesi sayesinde örf, âdet ve geleneklerini koruyup günümüze kadar yaşatmayı başarmışlardır. Tatarca, Kreşin halk kültürünün yaşatılmasında önemli bir rol oynamıştır. Mevsimsel geleneklerle ilgili terimler, günümüzde de Kreşin Tatar Türkçesinin dilsel zenginliklerinden birini teşkil etmektedir. Bu gelenekler arasında bǝrmǝnçěk, qır kělǝwě, yafraq bǝyrǝmě, pǝtraw kělǝwě, troysın/troitsa, raştuva vb. pek çok örnek vardır. Mevsimlerle ilgili bu geleneklerin adlandırılmasında eski devirlerden günümüze kadar gelmeyi başarmış olan terimlerin yanı sıra Ortodoks Hristiyan dini vasıtasıyla Rusçadan Tatar Türkçesine geçmiş olan terimler de vardır. Mevsimsel geleneklerle ilgili bu karma yapılı terminoloji, günümüzde de varlığını devam ettirmektedir. Metin analizi eksenli bu çalışmada, Tatar Tělěněŋ Zur Diyalektologik Süzlěgě başta olmak üzere muhtelif sözlükler ve Tatar halk bilimi kaynak eserleri taranmış, bu kaynaklarda yer alan mevsimsel geleneklerle ilgili terminoloji derlenip izah edilmiştir. Bu makalede, Kreşin Tatar Türkçesi ile ilgili mevsimsel terimlerin farklı varyasyonları da tespit edilmeye ve açıklanmaya çalışılmıştır.

Fatima Gabitova’nın Edebî Eserlerinin Merceğinden Bir Yaşam ve Bir Dönem

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 171-196 · DOI: 10.24155/tdk.2025.259
Tam Metin
Fatima Gabitova, Kazak edebiyatı tarihinde kıymeti çok bilinmeyen bir isimdir. Onun adı daha çok eşleri ile birlikte anılır. Kazak edebiyatının üç önemli ismi Bilal Süleyev, İlyas Jansügirov ve Muhtar Avezov’un eşi olmuş, adından onların ilham perisi diye söz ettirmiştir. Stalin döneminin siyasi baskıları sebebiyle edebî yönünü yeterince gösterememiş olan Gabitova’nın kıymeti, bağımsızlıktan sonra daha iyi bilinmiştir. Bağımsızlıktan sonra adına iki kitap çıkmış, hakkında çok sayıda makale yayımlanmıştır. Lirik tarzdaki şiirleri, edebî içerikli makaleleri, sanatsal çevirileri, mektupları, kaleme aldığı günce ve hatıraları ile o da bir edebî şahsiyettir. Fatima Gabitova’nın Kazak edebiyatına en önemli katkılarından biri eşi İlyas Jansügirov’a ait edebî mirası, arşivini, el yazmalarını siyasi baskıya rağmen koruması ve gelecek kuşaklara ulaştırmasıdır. Bunun yanında kaleme aldığı günce ve hatıralarında 1920’li-1930’lu yılların edebiyat ortamları ve önde gelen edebî şahsiyetleri hakkında bilgiler yer alır. Günce ve hatıralarında, başta eşleri Bilal Süleyev, İlyas Jansügirov, Muhtar Avezov olmak üzere Ahmet Baytursınov, Säken Seyfullin, Beyimbet Maylin ve Oraz Jandosov gibi birçok önemli isim hakkında dikkat çekici bilgiler sunar. Bu günce ve hatıraların bir diğer önemli tarafı Stalinizm terörüne bir kapı aralaması, yaşananlara ışık tutmasıdır. Kaleme aldığı şiirlerinde de yine kendi hayatını anlatır. Fatima Gabitova’nın şiirlerinde aile meseleleri, çocukları, acılı yaşantısı ve Stalin’in yarattığı siyasi baskı dönemi ağırlıklı konulardır.

The Historical Information in Shakarim Kudayberdiuli’s “Genealogy of Turks, Kyrgyz, Kazakhs, and Khans”

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 71-100 · DOI: 10.24155/tdk.2025.255
Tam Metin
One of the important figures of 19th- and 20th-century Kazakh literature, Shakerim Kudayberdiyev was a student of Abay, the pioneer of Kazakh literature. Shakerim, who grew up under the supervision of Abay, adopted his worldview. Renowned for his works in verse and prose in the fields of history, philosophy, and theology, Shakerim began to write the “Genealogy of Turks, Kyrgyz, Kazakhs, and Khans” at the age of 19, under the guidance of Abay. While writing the genealogy, he used Western sources, particularly Russian ones, as well as sources written by Muslims. In addition to the written sources, Shakerim also drew on oral sources and incorporated his own thoughts into his work by comparing all the sources he obtained. The “Genealogy of Turks, Kyrgyz, Kazakhs, and Khans” is considered the first work on Kazakh history. In his work, he begins with the origins of humanity, discusses the place of Turks in human history, and then provides a detailed account of the history of the Kazakhs. As the author of this work on Kazakh history, Shakerim Kudayberdiyev can rightly be regarded as the first historian of the Kazakhs. Considering the conditions of his time, the vast number of sources that Shakerim, as someone living in the steppe, was able to access while writing his work is not only surprising but also worthy of great admiration. Shakarim Kudayberdiuli’s genealogy has made a profoundly significant contribution to shaping the origins, lineage, and history of the Kazakh people. In this study, after providing information about Shakerim’s life and literary personality, his work “Genealogy of Turks, Kyrgyz, Kazakhs, and Khans” was analyzed in terms of structure and content, and the literary and historical value of the work was emphasized.

Dialects of the Azerbaijani Language and Common Features in the Uzbek Language

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 119-144 · DOI: 10.24155/tdk.2025.257
Tam Metin
Azerbaijani is one of the oldest languages in the Turkic family. Azerbaijani, which emerged from the branching of the mother Turkic language, which went through a long development path for centuries and was polished, is an independent language with a system of orthographic and orthoepic rules, phonetic, lexical and grammatical norms, individual and functional styles. Azerbaijani has a dialect system, which includes its dialects (northeastern, western, southern and mixed northwestern) and the dialects that form them. Each dialect has both its own lexicon, phonetic and grammatical features, and phonetic and grammatical features. After the Republic of Azerbaijan gained independence, research work was started to compare dialects with other related Turkic languages and their dialects. The article compares the Azerbaijani and Uzbek dialects at the phonetic and lexical levels and reveals common features. Many phonetic features observed in the Azerbaijani dialects (a ̴ o, o ̴ u, c ̴ j, b ̴ m, d ̴ t, thickening phenomenon, use of ŋ, etc.) are observed in the Uzbek literary language. It is known that the main part of the vocabulary of Turkic languages is formed by the ancient Turkic lexical layer. However, there are words that have lost their function in the literary language and have been preserved in dialects. Some of these words have common features with the lexicon of the Uzbek language: ağırramax, bayramnıx, ini, mayif, ceviz, chamır, davar, dagarcıx, irağ, ikhdiyar, etc. These units have been identified and presented on the basis of examples. Some of these words are the same in terms of both meaning and form, some have certain phonetic differences, some are the same in terms of phonetic structure, but different in terms of the meaning they express.

Halaç Türkçesinde “-GU”lu Ekler: Tarihî-Karşılaştırmalı Bir İnceleme

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 1-24 · DOI: 10.24155/tdk.2025.252
Tam Metin
Tarihî Türk dili alanında -GU eki, hem bu biçiminde hem de çeşitli yapım (türetme) veya çekim ekleri ile genişlemiş biçimlerinde iki temel işlev için kullanılmıştır: “-mAK ~ -mA” işlevli fiil ismi oluşturma ve gelecek zaman bildirme. -GU fiil ismi eki ve -GU ~ -KU kerek dizilişine dayanan gereklilik kipleri, Eski Uygur ve Karahanlı Türkçelerinde yaygındır. Söz konusu gereklilik kipleri, Harezm Türkçesinde oldukça sınırlanmış; Kıpçak ve Oğuz Türkçelerinde ise yer almamıştır. Bundan dolayı Harezm-Çağatay, Kıpçak ve Oğuz Türkçelerinden gelişen lehçelerde -GU fiil ismi ekli gereklilik kipleri görülmemektedir. Halaç Türkçesinde -GU eki, fiil ismi işleviyle kullanılmaktadır. Halaç Türkçesi, -GU ekli fiil isimleriyle Genel Türkçeden büyük ölçüde farklılaşmaktadır. Halaç Türkçesinde fiil ismi işlevi, -GU ve -GUçA eklerinde bulunmaktadır. Ayrıca Yeni Uygur Türkçesinin kimi eklerinde -GU, fiil ismi işleviyle kullanılmaktadır. Bunlar -GIlI ~ -KIlI (< -GU + -lI) ve -GIçA ~ -KIçA (< -GU + -çA) zarf-fiil ekleri ile -GUçi (< -GU + -çi) kılıcı ismi ekidir. Halaç Türkçesi ile Yeni Uygur Türkçesi, -GU fiil ismi ekinin varlığı ile ortaklaşmaktadır. Tarihî lehçelerde ortak işlevlerle ve dizilişlerle görülen -GU ve -GUlUK ekleri, yaygınlıkları yönüyle dikkati çekmektedir. Türk dilinin geç dönemlerine doğru -GU eki artmış, -GUlUK eki ise azalmıştır. -GUlUK eki, erken dönemlerde daha yaygın durumdadır.

Kırımlı Türk Ediplerinin Hatıralarında Esaret, Sürgün, Hürriyet: Volga Kızıl Akarken ve Hatıralarda Cengiz Dağcı

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 217-246 · DOI: 10.24155/tdk.2025.261
Tam Metin
Kırım toprakları, 20. asırda bilhassa Sovyet politikalarıyla çetin bir var olma mücadelesine sürüklenmiş ve bu mücadeleye katılan yahut tanıklık eden edipler, yaşananları çarpıcı şekilde eserlerine taşımıştır. Söz konusu edipler arasında, kitaplarını yazdığı Türkiye Türkçesinde geniş bir okur kitlesi kazanan Cengiz Dağcı, akla ilk gelen isimlerdendir. Çoğu roman türündeki eserlerini sarsıcı hikâyeler üzerine kuran Dağcı, otobiyografik yönü daima ilgi toplayan anlatılar üretmiştir. Hatıralarda Cengiz Dağcı (1998) isimli kitabında kendi yaşamından sahneler paylaşan Dağcı, Kırım Türklerinden biri olarak yurdundan koparılışını hatırlar ve hatırlatır. Kırım Türklerinin acılarını, meşakkatlerle dolu yaşamıyla temsil eden bir başka isim, hatıratını dikte ettirmek suretiyle yazdıran Şevki Bektöre’dir. Kırımlı şair ve öğretmen Bektöre’nin yaşamına dayanan bir anlatı olarak Volga Kızıl Akarken (1965), tehlikeli görülen milliyetperver aydınların maruz kaldığı muamelenin bir hülasası olarak okunabilir. Bektöre’nin uzun bir esaret ve sürgün dönemi boyunca kendisine yaşatılanları, şahit olduğu sahneleri aktardığı bu eser âdeta okuru dehşetli bir tanıklık kitabının ağırlığından kurtarmak istercesine tahkiyeye yaklaşır. Buna karşın metnin arka planındaki tarihsel süreç hatırlandığı anda, eseri var eden hakikat yükü tekrar açığa çıkar. Dağcı ve Bektöre’nin yaşamlarından beslenen bu metinler, esasen bütün bir milletin kolektif bilincine ait çizgiler sunmaktadır. Nitekim eserlerin ikisinde de Sovyet tahakkümünün yaygın bir uygulaması olan sürgün ve esaret sorununa yer verilirken hürriyet fikri değer kazanır. Nihayetinde, yurdundan koparılan insanların ıstırapları da esirliğin açtığı yaralar da hürriyetin önemini kavramak için birer merhaleye dönüşür. Bu çalışmada, aynı tarihsel sürecin mahsulü olan iki hatırat bir arada değerlendirilmiş ve insani acıların metinlerdeki yansımaları üzerinde durulmuştur.

Ak Liman ve Beş Katlı Evin Altıncı Katı’nda Yüksek Sesli Bir Venüs Olarak Tehmine ve Ötekiler

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 247-266 · DOI: 10.24155/tdk.2025.262
Tam Metin
Azerbaycan edebiyatının modern döneminde, özellikle 1960’lı ve 1970’li yıllarda ön plana çıkan isimlerden biri olan Anar, 1970’te yayımladığı Ak Liman adlı romanının devamı niteliğindeki Beş Katlı Evin Altıncı Katı’nı da 1981’de yayımlar. Yayımlandığı dönemde çok okunarak sinemaya da uyarlanan Tehmine ve Zaur’un aşk öyküsü, arka planda Azerbaycan toplumunun gelenek ile modernite arasındaki sıkışmışlığını da gözler önüne serer. Özellikle kadın karakterler üzerinden var oluş mücadelesini irdeleyen bu iki anlatıda karakterler arasındaki karşıtlıklardan faydalanılarak toplumsal denetim mekanizmaları, cinsiyet ayrımcılığı, toplumsal cinsiyet rolleri, aile ilişkileri ve kadınların üzerindeki baskı gibi pek çok mesele gündeme getirilerek eleştirilir. Anlatılar müziğin, sinematografinin gücünden de yararlanarak oldukça sürükleyici bir yapıya kavuşturulurken çeşitli sembollerle karakterlerin belirgin yanlarının, temsil alanlarının ve karşıtlıklarının altı çizilir. Her iki anlatıda da olayların gidişatını belirleyen, çatışmayı hem besleyen hem de sonlandıran, ilk ve son sözün sahibi kadınlar olur. Kadının sesi ve kimliği, modern olan ve geleneksel olan arasındaki farkı ortaya çıkaran en belirgin unsurdur. Yaratılan Tehmine karakteri; dönemine göre oldukça cesur, dikkat çekici taraflarıyla ve elbette öyküsüyle ikonik bir karaktere dönüşmüştür. Tıpkı Anna Karenina gibi, Emma Bovary gibi umutsuzluğa rağmen sınırları zorlayarak varlığını ortaya koyan Tehmine, hem yadırganan hem hayran olunan bir figür olarak Azerbaycan edebiyatında ve sinemasında yer edinmiştir. Yarattığı atmosferle, karakterlerle ve eleştiriye açtığı kavramlarla iki roman, bu yazıda bir bütün olarak değerlendirilmiştir.

Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi Adlı Eserinin Çevirisinde Anlam Kayıpları Sorunu

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 197-216 · DOI: 10.24155/tdk.2025.260
Tam Metin
Edebî eserlerin, edebî metinlerin, kaynak dilden hedef dile aynı anlamı, aynı üslubu ve aynı edebî duyguyu vererek, eş değer sözcüklerle kültürel ve anlamsal kayıplara yol açmadan aktarılmasını gerektiren çeviri türüne edebî çeviri denmektedir. Edebî çeviride, metnin içeriğiyle sahip olduğu söz varlığı, üslup özellikleri, söz dizimi çeşitliliği gibi dilin yapısal niteliklerinin hedef dile aktarılması gerekmektedir. Her çeviri türünde olduğu gibi edebî çeviri sürecinde de diller arası ve kültürler arası farklılıklar nedeniyle anlam kayıpları olabilmektedir. Çeviride eş değerliğin eksiksiz sağlanması, kültürel unsurların ve temel mesajın doğru iletilmesi çevirmenlerin başarısına bağlıdır. Ancak ters durumlarda ise çevirmenin tercihlerinden kaynaklanan nedenlerle bazı anlam kayıpları oluşmaktadır. Kaynak dilden değil de çeşitli nedenlerle ara dilden yapılan çevirilerde çok büyük anlam kayıpları söz konusu olmaktadır. Çeviri dünyasında ara dilden yapılan çevirilerin sayısı da az değildir. Türk dünyasının büyük yazarı Cengiz Aytmatov’un eserlerinin çoğu Türkçeye çevrilmiş olup bunların önemli bir kısmı kaynak dil Rusça yerine ara dilden (Fransızca) tercüme edilmiştir. Bu makalede, Refik Özdek tarafından Fransızcadan Türkçeye çevirisi yapılan Aytmatov’un Beyaz Gemi adlı eserlerindeki çeviri kayıpları tespit edilmiş, yorumlar yapılmış ve alternatif çeviri örnekleri sunulmuştur.

Kosova’daki Türkçe Söz Varlığının Tamamlayıcısı Olarak Karadağ

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 79 · Sayfa: 113-130 · DOI: 10.32925/tday.2025.130
Tam Metin
Türkiye Türkçesinin tarihine veya bugününe yönelik araştırmalar için Batı Rumeli ağızlarının önemli katkıları vardır. Türkiye Türkçesi incelemelerine genel olarak sunulan katkıların yanında, Batı Rumeli içinde yer alan komşu alt bölgelerin karşılaştırılması, Batı Rumeli bölgesinin tarihî rekonstrüksiyonunda ve tamamlanmasında kullanılabilir. Bölgenin kendi içinde de doğu komşusu Kosova’daki Türk ağızları için Karadağ’ın tamamlayıcı olmasından söz edilebilir. Karadağ Türk ağızlarının dil özellikleri, Batı Rumeli’nin anlaşılmasına fayda sağlayabileceğini göstermiştir. Bu çalışmada bir dilin ağızlarının söz varlığını anlamada birbirine komşu ağızların yardımcı olabileceği düşüncesinden hareketle komşu iki devlet olan Karadağ ve Kosova’da bulunan Türk ağızlarının birbirini tamamlayabileceği anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın kapsamı çerçevesinde konuya söz varlığı açısından bakılmıştır. İnceleme Karadağ’dan Kosova’ya doğru bir seyirde yapılmıştır. Araştırma yerlerini somutlaştırmak için Karadağ’dan Eski Bar ağzı, Kosova’dan da Prizren ağzı örnek olarak alınmıştır. Tarama ve inceleme neticesinde iki Türk ağzından bazı sonuçlar ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar üç grupta sınıflandırılmıştır. Birinci grupla saha tecrübeleri ve taramalar neticesinde Karadağ’da derlenen bazı sözlerin Kosova’da kullanımda olmadığı anlaşılmıştır. Söz varlığı açısından geçişi de göstermesi bakımından önemli olan ikinci grupta Kosova’da kısmen farklı olan sözler yer almıştır. Üçüncü grup ise Karadağ’da derlenen ancak Kosova’da kullanım sıklığı yüksek ve düşük olan sözleri içermiştir. Böyle bir çalışma ile ağızların tarihî veya çağdaş döneminin değerlendirilmesinin mümkün olabileceği ortaya konmuştur.