1353 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Atatürk Kültür Merkezi
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

19. Yüzyıl Osmanlı Halıcılık Eğitiminde Hereke Fabrika-i Hümayunu Modeli

Arış · 2011, Sayı 5 (Türk Dünyasında Halı ve Düz Dokuma Sempozyumu Özel Sayısı - 1) · Sayfa: 136-143 · DOI: 10.34242/akmbaris.2019.13
Tam Metin
Türk halı sanatının Osmanlı dönemi Altaylardan Anadolu'ya uzanan tarihî süreci ve kültürel birikimi yansıtır. Bu bağlamda devletin ilk dört yüz yıl boyunca devam eden yükselişine paralel olarak, hah sanatı gelişme göstermiş ve çeşitliliği artmıştır. Ancak Batı dünyasında bilim ve tekniğe dayalı olarak gelişen yeni medeniyet, her alanda olduğu gibi Osmanlı sanatlarını da zor durumda bıraktı. Bilhassa sanayi devrimi ile dokumacılık sektörü yeni bir sürece girdiği için, OsmanlI halıcılığı derinden etkilendi. Bu sebeple, 19. yüzyılda sürdürülen modernleşme çabalarına dokumacılık da dâhil edildi. 1843'de Hereke'de açılan fabrika ile dokuma ve hah sanayi teşekkül ettiği gibi, zamanla sektör açısından bir eğitim merkezi hâline geldi. Yürütülen çabalar neticesinde taşrada birçok halıcılık merkezi ortaya çıktı. Verimliliğini yitiren bazı eski merkezler ihya edildi. Kız Sanayi Mektepleri ile Kız Rüştiyelerinde yapılan halıcılık eğitimi desteklendi. Ayrıca halıcılık sanatında başarılı ve üstün hizmetleri olan kimselere, hükümet tarafından Sanayi Madalyası verildi. Böylece Hereke Fabrika-i Hümayunu merkez alınarak, öğrencilere, erişkinlere, özel teşebbüs personeline halıcılık eğitimi veren, kaliteyi artıran ve istihdam imkânı yaratan bir model oluştu.

Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü Halı-Kilim ve Eski Kumaş Desenleri Anasanat Dallarında Eğitim Amaçlı Doğal Boya Laboratuvarı Kurmanın Gerekliliği

Arış · 2011, Sayı 5 (Türk Dünyasında Halı ve Düz Dokuma Sempozyumu Özel Sayısı - 1) · Sayfa: 110-119 · DOI: 10.34242/akmbaris.2019.10
Tam Metin
Lisans ve yüksek lisans eğitimlerinde, öğrencilere derslerde alt yapı oluşturmak ve araştırma yapma imkânı sunmak amacıyla "Doğal Boya Laboratuarı" kurmanın gerekliliği konulu bildiri ele alınacaktır. Teknolojinin gelişmesiyle yok olmaya yüz tutmuş bitkisel boyalar ve boyama yöntemleri, Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü Halı-Kilim ve Eski Kumaş Desenleri Anasanat Dalına kurulması planlanan bu laboratuarla, öğrencilere, Türkiye'de kullanılan doğal boyaların liflere uygulanmasındaki çeşitli yöntemleri, geleneksel yöntemlerle yapılan boyamaları ve kullanılan malzemeleri, alanda yapılan araştırma verilerine göre öğrenme fırsatı sunacaktır. Öğrenciler bu laboratuarda öğrendikleri teknik bilgileri uygulama fırsatı bulacaklar. Bölümlerde verilen dersler ve içerikleri, laboratuarda kullanılacak araç-gereçler, uygulanabilecek testler ve teknolojik gelişmeler anlatılacaktır. Ayrıca doğal boyaların kullanılmasının avantajları, dezavantajları, önemi ve boyanan iplerin kalitesine etkileri karşılaştırmalı olarak irdelenecektir.

Osmanlı Sarayı için Dokunmuş Yer Yaygıları

Arış · 2011, Sayı 5 (Türk Dünyasında Halı ve Düz Dokuma Sempozyumu Özel Sayısı - 1) · Sayfa: 120-127 · DOI: 10.34242/akmbaris.2019.11
Tam Metin
Topkapı Sarayında ipekli yer yaygılarından oluşan önemli bir koleksiyon bulunmaktadır. OsmanlIlarda halkın toplu olarak katıldığı zafer kutlamaları, şehzadelerin sünnet ve sultan hanımların evlilik düğünlerinde, yazlık göçlerde, savaşlarda, avlarda kurulan muhteşem çadırlar böyle ipekli yer yaygıları, perdeler, sedir örtüleri ve yastıklarla süslenirdi. Bu dokumalarda geleneksel halı ve kilim desenlerinin kullanıldığı görülür. İpekli dokumaya ayrıca kılaptan denilen altın ve gümüş alaşımlı tel katılarak zenginliği arttırılmıştır. Uşak halılarının şemalarını taşıyan ipekli yaygılar, Saray kilimlerinin deseninde olanlar, çengelli baklava şekilleriyle karakteristik geleneksel kilim deseninde olanlar vardır. Ayrıca Sakız Adası ve Tunus'un Osmanlı dönemi ipekli mefruşatı, son dönem Suriye, Hereke üretimi olan dokumalar tanıtılacaktır.

Anamur Müzesi'nde Bulunan Çuvallar

Arış · 2011, Sayı 5 (Türk Dünyasında Halı ve Düz Dokuma Sempozyumu Özel Sayısı - 1) · Sayfa: 128-135 · DOI: 10.34242/akmbaris.2019.12
Tam Metin
Anamur, tarihin değişik zamanlarında hüküm süren milletlere, uygarlıklara sahne olmuş ve bu uygarlıkların izlerini bugün bile görmenin mümkün olduğu, yeşil ve mavinin kucaklaştığı şirin bir Akdeniz kentidir. Geçmişi Antik Çağlara uzanan Anamur ilçesinin antik adı Anemurium'dur. İlçe adını bu eski şehirden almıştır. Müze, 1960 yılında Amerikalı ve Kanadalı arkeologların Anemurium antik kentinde başlattıkları kazılarda ortaya çıkan eserlerin sergilenmesi amacıyla yaptırılmış ve 1992 yılında da ziyarete açılmıştır. Müzenin etnografya bölümünde yöresel düz yaygılar da sergilenmektedir. Anamur, "Bönce", "Çigni", "Düşük", "Ala", "Aynalı" ve "Boncuklu" olarak isimlendirilen kilimlerle tanınmıştır. Anamur Müzesi (Mersin) koleksiyonunda bulunan çuval örnekleri, teknik, motif, vd. yönlerden ele alınarak bu tebliğ kapsamında incelenecektir.

Tapestry (Goblen) Dokumaları

Arış · 2011, Sayı 5 (Türk Dünyasında Halı ve Düz Dokuma Sempozyumu Özel Sayısı - 1) · Sayfa: 144-151 · DOI: 10.34242/akmbaris.2019.14
Tam Metin
Resimlere konu olmuş kompozisyonların özellikle dokuma sanatında tercih edilmesi tapestry denilen dokuma türünün doğmasını sağlamıştır. İnsanlık tarihi kadar eski olan dokuma sanatında resmin kullanılması milattan öncelere dayanmaktadır. Doğu kökenli bu dokuma türünün gelişimi ortaçağ Avrupa'sında başlamış, özellikle XVII. yy. Avrupa'sında kralların, soyluların, zenginlerin saraylarında gösterişin bir simgesi haline dönüşmüştür. Bu çalışmada tapestry sanatının tarihi gelişim süreci anlatılırken, dokuma tekniği üzerinde ayrıca durulmuştur.

Bahtiyar Vahapzadenin “Gülüstan” Manzum Hikâyesinde Milli Bağımsızlık Teması

Erdem · 2010, Sayı 57 (Bahtiyar Vahapzade Özel Sayısı) · Sayfa: 1-8
Tam Metin

Bu çalışma, Bahtiyar Vahapzade'nin ikiye bölünmüş Azerbaycan'ın kaderinden bahs eden ''Gülüstan'' şiirinin mazmun ve şiirsel yapısının tahlilini ele almaktadır. Çalışmada, Bahtiyar Vahabzade'nin şiirsel dehası ve şiirlerinin yapısı muhteşem sanat ve yaratıcılık olayı gibi gösterilmektedir. Eserin ''Gülüstan'' adı, vaktiyle Ruslarla Farslar (Rusya ile İran) arasında Gülüstan mıntıkasında yapılmış anlaşmaya işaret eder. Burada Azerbaycan'ın tarihî kaderine balta vuranlar kendi adı ve adresi ile gösterilmiştir.

Sovyetler döneminde, Kuzey Azerbaycan'ın 1813 yılında Rusya ile İran arasında yapılmış anlaşma ile eski Rus İmparatorluğu'nun içinde kalması resmî kurumlar tarafından Azerbaycan halkının mutluluğu gibi gösterilmiştir. Ancak Bahtiyar Vahapzade bu yalan siyasete itiraz ederek şiirde bu siyasetin iç yüzünü açmış, onu aşkar ifşa etmiş, ''gözlüklü'' Rusla ''topsakal'' Fars arasında bölünen Azerbaycan'ın feci durumunu olduğu gibi göstermiştir.

Çalışmanın bir sonucu olarak, Sovyet İmparatorluğu'nun halklar hapishanesi olması, Stalinizmin kaç milyonlarca insanı sorusuz, sebepsiz olarak duvarlara sıkarak kurşunlaması eserin alt yapısı olarak yansıtılmaktadır.

Bahtiyar Vahapzade’nin Yaratıcılığında “Molla Nasreddin” Edebî Ekolun Gelenekleri

Erdem · 2010, Sayı 57 (Bahtiyar Vahapzade Özel Sayısı) · Sayfa: 21-26
Tam Metin

Bahtiyar Vahapzade'nin edebî irsi ile mollanasrettinci sanat arasında ciddi edebi ilişkilerden söz açmak mümkündür. Bahtiyar Vahapzade kalben "Molla Nasrettin" edebisel ekoluna bağlı olmuş, ayrı ayrı dönemlerde bu bağlılığı ciddi biçimde onaylamıştır. Şair "Sabir, yine Sabir" makalesinde kaydediyor. "Ben bir çok yorumlarımda "En buyuk oğretmenin kimdir?" sorusuna "Sabir" yanıtını veriyorum. Bu gerçekten de böyledir. Ben bununla söylemek istiyorum ki, bugunkü edebiyatımızın ve sosyal düşüncemizin en büyük ve en doğru yolu Sabir yoludur.

Bahtiyar Vahapzade'nin edebiyatta "Sabir yolu" adlandırdığı yol - esas yönleri büyük Mirze Celil Memmetkuluzade tarafından belirlenen "Molla Nasrettin" yolu idi ve bu yol Azerbaycan halkının, öylece de bütün Türk-Müslüman halklarının özgürlüğüne, bağımsızlığına, gelişimine yönlendirilmiştir.

Azerbaycan edebiyatında "Molla Nasrettin" edebî ekolu tarafından Vatan derdinin vatandaş derdine dönüşmesini yüksek değerlendiren Bahtiyar Vahapzade kendi sanat platformunu ve hayat amacını da ünlü Mirze Celil'in "Kalemin kutsal görevi halkın mutluluğunu hizmet etmektir" düşüncesinә uygunlaştırmıştır.

Bir Anti-Homosovyetikus: Bahtiyar Vahapzade

Erdem · 2010, Sayı 57 (Bahtiyar Vahapzade Özel Sayısı) · Sayfa: 9-19
Tam Metin
Homosovyetikus, Bolşevik İhtilali'nden sonra Sovyetler Birliği'nde yaratılmaya çalışılan ve tarihinden, kültüründen, inanç ve geleneklerinden koparılmış; milliyetsiz, ateist/dinsiz insanlardan oluşan Sovyet vatandaşı tipinin ortak adıdır. Bu çalışmada ataya, anaya, tarih ve geleneğe saygı ve bağlılığı dile getirdiği şiirleriyle bütünüyle bir antihomosovyetikus olan Bahtiyar Vahapzade'nin fikirleri ve mücadelesi anlatılmaktadır.

Millî İstiklal Şairi Bahtiyar Vahapzade

Erdem · 2010, Sayı 57 (Bahtiyar Vahapzade Özel Sayısı) · Sayfa: 101-114
Tam Metin

Seçkin Azerbaycan halk şairi Bahtiyar Vahapzade, yaratıcılığının tüm aşamalarında zengin geleneklerine sahip Azerbaycan lirikasını orijinal lirik şiirleriyle zenginleştirmiştir. Sosyal - felsefî lirikanın tercih edildiği yıllarda da Bahtiyar Vahapzade ince ruhlu şiirler yazmak geleneğine sadık kalmıştır. XX. yüzyılın 60. yıllarında yazılmış «Dudakta gez», «Biri sensin, biri ben», «Behanem» şiirleri, 70-80.yıllarda kaleme alınmış

«Kelebek», «İnsan gökte ay gibidir», «Küsende» gibi poetik örnekler yalnız meydana geldiği dönemin değil, genellikle, Azerbaycan lirik poeziyasının örneğidir. Veya geçen yüzyılın sonu, yeni yüzyılın başlarında Bahtiyar Vahapzade'nin meydanlarda yürüyüşlerde önde gittiği dönemlerde, bağımsızlığın kuvvetlendirilmesi yıllarında mucadele yaptığı zaman yazdığı «Ömür treni», «Ben aldanmak istemiyorum», «Sensizliğin içinde», «Borcludur» vs lirik şiirleri halk şairinin kalbinin derinliklerindeki lirikanın sonsuzluğunu, bitmemezliğini yansıtıyor. Bu şiirlerin bir çoğuna Azerbaycan'ın ünlü bestecilerinin şarkılar bestelemesi bu bedii örneklerdeki beklenmez lirizmin, ahenktarlığın, samimiyetin kolaylıkla müziğe dönüşmesi ile ilgilidir.

Genellikle, Bahtiyar Vahapzade Azerbaycan edebiyatının milli poetik istiklâlnamesinin kudretli kurucularından biridir. Halk şairinin Azerbaycan'ın en yüksek devlet taltiflerinden olan «İstiklâl» nişanına layik bilinmesi hem de onun milli istiklâla saygı ile hizmet etmesine verilen yüksek değeri gerçek biçimde yansıtıyor. Milli istiklâlın büyük habercisi Bahtiyar Vahapzade'nin ismi ve sanatı Azerbaycan'ın ve genellikle Türk dünyasının edebi milli servetidir

Edebiyatta Meslek ve Sanat Birliği: Bahtiyar Vahapzade ve Halil Rıza

Erdem · 2010, Sayı 57 (Bahtiyar Vahapzade Özel Sayısı) · Sayfa: 123-133
Tam Metin

Meslek ve amel (ilke) birliği bulunmadan işbirliği yapılamaz. Meslek ve ilke her bir kesin kendi iç dünyasından, soykökünden yaranır. Bu doğada da böyledir, toplumda da.

Edebiyatın en önemli amacı insanlarda kültür, maneviyat, ahlak terbiye etmektir. O edebiyat ahlak ve maneviyat terbiye ediyor ki, onun meslek ve ameli milli-ulusal meslek ve ameldir.

İkinci Dünya Savaşı döneminde yaratıcılığa başlayan Bahtiyar Vahapzade edebiyata büyük meslek, ilkeler şairi gibi geldi. İlk şiirlerinden Vatan, Dil ve milli düşünce konularını kendi için daimi ilke bilen şair "ben kimim, soyköküm kimdir" ilkesi ile edebiyat ve ebediyat yolunu çizdi, yaşam sonuna kadar bu ilke ve mesleğine ihanet etmedi, sadık kaldı. "Ana dili" şiirinde şair bu ilkeye sadık kaldığını bir kez daha onayladı.

Ey kendi öz dilinde konuşmağı ar bilen,

Bunu iftihar bilen

modalı edebazlar.

Kalbinizi okşamır koşmalar,

telli sazlar.

Bırak onlar benim olsun,

Ancak Vatan ekmeyi,

bir de anne yüregi

sizlere qanim olsun.

Azerbaycan edebiyatında Bahtiyar Vahapzade ile Halil Rıza meslek ve ilke birliği her zaman birbirini takip etmiş ve onaylanmıştır. 1960'lı yıllarda yaratıcılığının geniş bir aşamasına başlayan Halil Rıza "Apardı seller Saranı" şiirini yazdı. Bu şiir Bahtiyar Vahapzade'nin ünlu "Gülüstan" poyeminin mantıkî ve ilke bakımından devamı idi...

Çağdaş Azerbaycan şiiri meslek ve sanat birliği bakımından bu iki şaire daha çok minnettardır.