1353 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Atatürk Kültür Merkezi
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Halkevleri (1932-1951), Temsil Şubeleri ve Bir Örnek: Adana Halkevi Temsil Şubesi

Erdem · 2005, Sayı 43 · Sayfa: 15-26
Halkevleri 1932-1951 yılları arasında etkinliklerini sürdüren kuruluşlardır. Amacı; Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimleri doğrultusunda, halkın sosyal ve kültürel alanda gelişimine katkıda bulunmaktır. Aynı zamanda, 1929 Ekonomik Bunalımı ve İkinci Dünya Savaşı'ndan etkilenen Yeni Türkiye Cumhuriyeti'm yıpratmaya yönelik risklere karşı, cumhuriyet coşkusuyla bir kültür seferberliği yaratmak ve cumhuriyet bilincini yükseltmek yolunda bulunan bir çözümdür. Kuruluş aşamasında, OsmanlI'nın son döneminde M illiyetçilik ideolojisiyle örgütlenen birçok dernekle birlikte, özellikle Türkocaklan'nın örgütlenme ve çalışma biçiminden etkilenmiştir. Aynı süreçte, iilke dışından birçok benzeri örgütlenmeler de araştırılıp incelenmiştir. Türkocaklan'nın 1931 yılında kapanmasından sonra 1932 yılında kurulan Halkevleri'nde, her vatandaşın tercih edebileceği çeşitli şubeler vardır. Dil Şubesi, Edebiyat Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, İçtimai Yardım Şubesi, Halk Dersaneleri ve Kurslar Şubesi, Kütüphane ve Neşriyat Şubesi, Köycülük Şubesi,Müze Şubesi ve Temsil Şubesi gibi. H alkevleri Temsil Şubeleri'nde temel amaç; "Milliyetçilik, Halkçılık, D evrimcilik" ilkeleri çerçevesinde, yeni Türkiye'nin oluşum sürecine tiyatro yoluyla katkıda bulunmaktır. Temsil Şubesi üyelerinin çoğunluğu cumhuriyet coşkusuyla dolu tiyatro heveslisi gönüllülerden oluşur. Halkevleri Temsil Şubeleri'nin içinde en etkin olanlardan biri de Adana H alkevi Temsil Şubesi'dir. Genelde Halkevi çalışmaları ve özelde Temsil Şubesi etkinlikleri, her ne kadar topyekün bir bilinçlendirme ve halkın kültürel donanımını zenginleştirme iddiasıyla gerçekleştirilse de, gerek dünya, gerekse Türkiye koşulları nedeniyle bu iddia süreklilik kazanamamış, 1951 yılında da Demokrat Parti tarafından kapatılmıştır. Öte yandan, Kemalist ilkeler ışığında yapılan pek çok araştırma-inceleme ve uygulamalar ciddi bir kültürel-sanatsal birikim de sağlamıştır. Özellikle tiyatro alanında sağlanan bu birikim, altmışlı yıllardan başlayarak Türk Tiyatrosu'nun yükseliş dönemine kayda değer katkılarda bulunm uştur.

Kayseri Etnografya Müzesindeki Bir Grup Cilt Hakkında

Erdem · 2005, Sayı 43 · Sayfa: 27-58
1983 yılında Kayseri'nin Erkilet beldesindeki Mehmed Paşa Camisinden, kapladıkları elyazması kitaplardan eskidikleri gerekçesiyle sökülen ve cami içinde muhafaza edilen bir grup kitap kapağı Kayseri Müzesine getirilmiştir. Bu ciltlerin envanteri yapılmamış, etütlük eser olarak müze deposuna kaldırılmıştır. Bir kısmı çift kapak ve miklepten, bir bölümü çift kapaktan ve bir grubu da tek kapaktan oluşan bu ciltlerin bezemeli 25 örneği bu yazıda tanıtılacaktır. Ciltlerin ölçüleriyle, şu anda Kayseri Raşid Efendi Kütüphanesinde bulunan ve Mehmed Paşa'nın vakıf kaydını taşıyan Erkilet'ten getirilmiş kitapların ölçüleri karşılaştırılmıştır. Kesin olmamakla birlikte bazı ciltlerin hangi eserlere ait olabileceği belirlenmiştir. Ciltlerin büyük bölümü soğuk kalıp baskılı şemselerle süslenmiştir. Bazı örneklerin malzemeleri, bezemeleri ve hatta iç kapaktaki ebrû kaplamaları aynıdır. Bu örnekler aynı kitabın cildlerinin kapakları olmalıdır. Eserlerin çok azında altın yaldız kullanıldığı, şemse yüzeylerinin alçak kabartmalı rumî-palmet ve saz üslûbunda yapraklarla süslendiği görülür. Birkaç örnekte Selçuklu geleneğinin devam ettirilmeye çalışıldığı dikkati çeker. Bir ciltte şemseye yapılmış tamiratın izi görülür. Bu ciltlerin Mehmed Paşa'nın vakfettiği kitapların orijinal ciltleri mi olduğu yoksa daha sonra örneğin 19.yüzyılda yerel bir atölye veya usta tarafından tamir ya da yenilenmiş mi olduklarına dair bilgi ve belge yoktur.

Turizmde Plânlama ve Türkiye 'de Turizm Plânlaması: Turizm Plânlarının Etkinliği ve Başarılarına İlişkin Bir Değerlendirme

Erdem · 2005, Sayı 43 · Sayfa: 87-118
Turizmin gelişmesiyle ortaya çıkan yararların en üst düzeye çıkarılması için de, bir araç olarak kullanılan plânlamanın başarıları hakkında çok az araştırma yapılmıştır. Özellikle son 30-40 yıl içinde bütün dünyada ve ülkemizde değişik ölçeklerde plânlar hazırlanmıştır, aynı iş bugün de devam etmektedir. Sekizi (1963-2002) ulusal ölçekte genel kalkınma plânı olmak üzere, yerel ölçekte de birçok plân yapılmış olan ülkemizde turizm plânlaması konusu 1963'ten beri önemli bir yer tutmaktadır. Bu inceleme yazısında, Türkiye'de turizm plânlarının sonuçlarına ilişkin analizler yaparak, turizm plânlarının turizmdeki gelişmeyi ne ölçüde etkilediğini ve plânlama hedeflerinin ne ölçüde gerçekleştirildiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak görülmektedir ki her beş yıllık plânın öngörülen hedeflerinin gerisinde kalmış, aynı kararlar sonraki plânlama hedeflerinde de yer almıştır. Bu durum daha çok Türkiye'de yapılan plânların, ülkenin coğrafi farklılıklarını dikkate almadan yapılmaları ile ilgili olmuştur. Turizm plânlamasındaki karar ve onay mekanizmasındaki sorunlar da bir başka faktör olarak ortaya çıkmaktadır.

Diyarbakır Yapılarındaki Osmanlı Dönemi Çinilerinin Tarihlendirmeleri ve Üretim Yeri Hakkında Düşünceler

Erdem · 2005, Sayı 43 · Sayfa: 119-144
Anadolıı-Türk sanatının en önemli mimari anıtlarının sergilendiği merkezlerden biri de Diyarbakır'dır. Kent hakkında bugiine kadar yapılmış Sanat tarihi araştırmaları, daha çok binaların mimari özellikleri üzerinde yoğunlaşmış, süslemeleri nisbeten daha az ele alınmıştır. Oysa özellikle çiniler, hala aydınlatılmamış pek çok yönüyle önem taşımakta ve araştırmacıların az ilgisini çekmiş bir grubu meydana getirmektedir. Tiirk çini sanatını ele alan yayınlarda, buradaki çinilerin mahalli üretim olduğu söylenmekte, ancak ayrıntılı ve doyurucu bilgiler verilmemekledir. Diyarbakır'daki Osmanlı dönemi çinileri, Türk dönemi eserlerinin ys-nı sıra Ermeni Kiliselerinde de yer almaktadır. Çalışmamızda, ele aldığımız döneme ait çinilere, teknik ve süsleme özelliklerine dayanarak stil kritiğiyle yüzyıl olarak tarihler belirlenecek ve bunların üretim yerinin aydınlatılmasına çalışılacaktır.

Christopher Marlowe’a Göre Timur

Erdem · 2005, Sayı 43 · Sayfa: 1-14
Bu araştırmaya göre M arlowe'un "Tamburlaine the Great" adlı oyunu gerçek tarihi olaylardan oldukça uzaktır. Marlovve, Orta Asya Türkleri ve İslam hakkında da pek bilgi sahibi değildir. Timur, saygın bir aileye (Barlas) mensub olup, bir beyin oğludur. Marlovve onun dinsiz bir çobanın oğlu olduğunu iddia eder. Halbuki, o Beyazid'e göre daha katı şeriatçı ve sert yapıya sahip bir hükümdar idi. Böyle olmakla beraber, dervişlere ve âlimlere saygısı büyüktü. Onlar için Kazakistan ve Özbekistan'da görkemli binalar yaptırmıştır. Beyazıt'i hapse atmayıp, evlatlarını atfetmiştir. Karısının etini yemesini de emretmemiştir. Sonuç olarak, AvrupalIları Türk tarihi hakkında yanıltan bu tür eserler eleştiri süzgecinden geçirilmelidir

İnebolu Çeşmeleri

Erdem · 2005, Sayı 43 · Sayfa: 145-184
İnebolu, bu günkü İdarî bölünmeye göre Kastamonu'ya bağlı bir ilçedir. Roma, Bizans, Selçuklu, Candaroğulları ve Osmanlı hakimiyetinde kalmış olmakla birlikte, günümüze gelebilen eser sayısı son derece azdır ve bunların büyük bir bölümü de Osmanlı dönemine ait çeşmelerdir. İnebolu'daki araştırmalarımızda yirmidört adet çeşme tespit etmiş bulunm aktayız1. Burada tanıtmayı düşündüğümüz bu eserlerin çoğunluğu sokak duvarlarına bitişik yapılmış, az bir kısmı ise bahçe içerisinde yer almıştır. Ayrıca bir tane de meydan çeşmesi mevcuttur. Genellikle dikdörtgen plan ve priznıal gövde teşkiliyle inşa edilen bu yapılarda, kaba yonu ve düzgün kesme taşlar, bazen de yekpare bloklar halinde ince levhalar kullanılmıştır. Ön cepheleri yüzeysel kemerlerle hareketlendirilerek, çeşitli bitkisel, geometrik ve mimari öğelerle süslenmiştir.

Üsküp İsa Bey Camii Haziresi’ndeki Şahideler

Erdem · 2005, Sayı 43 · Sayfa: 59-86
Üskiip İsa Bey Camii Haziresi'ııdeki on yedi adet şahide form, işleniş niteliği ve tasvir özellikleri bakımından kapsamlı bir şekilde tanıtıldıktan sonra önce kendi aralarında daha sonra da farklı bölgelerdeki Osmanlı şahideleri ile karşılaştırma ve değerlendirmeleri yapılarak Türk Sanatındaki yerleri belirlenmeye çalışılmıştır.

Peyami Safa ’nın Romanlarında Aydınlar

Erdem · 2005, Sayı 43 · Sayfa: 185-216
Peyami Safa, ıom anlaıında genellikle Türk toplumunda yaşanan aksaklıkları, batılılaşmanın yol açtığı değerler karmaşasını anlatır. Roman kişileri, özellikle de başkişi konum undakiler söz konusu karmaşadan fazlasıyla etkilenen bireylerdir. Yazar, bunların içinde doğu-batı değerleri, materyalizmidealizm arasına sıkışmış bunalımlı yarı aydınlara ağırlıklı olarak yer vermiştir. Bu kişilerin çoğunluğu başlangıçta gelenekleri bir yana bırakıp yeniye ayak uydurmaya çalışan, o sırada çıkan sorunlara çözüm üretmekte sıkıntıya düşen, mutsuz bireyler olarak görünür. Ama zaman içinde yeniye uyarken eski değerlere gereken özeni göstermeyi öğrenir ve bunalımdan kurtulurlar. Peyami Safa'nın romanlarında ayrıca, bunalımdan çıkmalarında bu kişilere yardım eden bir aydın tipine daha rastlanmaktadır. Ancak söz konusu aydınlar genellikle yalnızca bu yönleriyle ele alınır ve kişilikleri başka yönleriyle tanıtılmaz, özel yaşamları verilmez. Başka bir dikkati çeken nokta da Peyami Safa'nın öteki roman kişilerine eleştirel yaklaşımlarda bulunurken, "yazarın sözcüsü" diyebileceğimiz bu aydınlara hep benimseyici bir tutum takınmasıdır. Onlar âdeta yazarın ele aldığı konularla ilgili iletilerini vermelerini sağlayan birer sözcüdür.

Kırgız Boylarının Yenisey’den Çıkarılmaları Ve Coğrafî Dağılımları

Erdem · 2005, Sayı 42 · Sayfa: 77-100
Kırgızların yerleşim merkezi meselesi birçok araştırmacının ileri sürdüğü tezlerle önemli bir tartışma konusu olarak belirlenmiştir. Kırgızların Yenisey-Altay, Sibir, Hakasya ve Moğolistan topraklarını içine alan bölgede uzun dönemler yaşadığı bilinmektedir. Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar döneminde Kırgızların sistematik bir göç politikasına tabi tutulduğu ve bu yerleştirme siyaseti sonucunda eski vatanlarım terk ettikleri görülmektedir. Araştırmamızda, Kırgızların sonraki dönemlerde değil, Hunlar döneminden itibaren Tiyanşan (Tanrı Dağlan) bölgesine sürüldüğü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonraki dönemlerde Karahitaylann ve Moğolların saldırılan ile son guruplarda Tiyanşan bölgesine göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu göç döneminde Kırgız boylarının etnik yapılannda büyük değişiklikler olmuştur.

Türkiye’de Halkçılık İdeolojisi Ve Halkevleri

Erdem · 2005, Sayı 42 · Sayfa: 101-118
Meşrutiyet ve Milli Mücadele dönemlerinde halkın siyasete katılımım artırmak şeklinde ortaya çıkan halkçılık ideolojisi, Cumhuriyetin kurulmasıyla nitelik değiştirmeye başlamıştır. Halk Fırkasının yönetiminde tüm halkı kapsayan yeni halkçılık anlayışı, vatandaşları, laiklik, etnik milliyetçilik ve otoriter merkeziyetçilik çerçevesinde toplumsal kuramlarla halkı eğitmeyi amaçlama şekline dönmüştür. Siyasal katılmayı ve alternatif siyaset kanallarını sınırlayarak siyasi rejimin çoğulcu ve yarışmacı bir sisteme dönüşmesini engelleyen Halk Fırkası, vatandaşları, siyasal ve sosyal bir eğitim kurumu olması amaçlanan Halkevleri yoluyla, halkın, cumhuriyet ilkeleri doğrultusunda terbiye edildiği kurum haline dönüşmüştür.