5 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Bahattin YAMAN
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Musavver Bir ‘Acâib’ Nüshası: Tercüme-i Kitab-ı Acâibü’l-Mahlukât (Bodleian Ms. Turk D. 2)

Arış · 2026, Sayı Özel Sayı (Osmanlı Kitap Sanatları ve Musavver El Yazmaları: Yeni Örnekler) · Sayfa: 19-49 · DOI: 10.32704/akmbaris.2026.223
Tam Metin
İslam kültüründe acaib türü olarak kabul edilen, hatta Acâibü’l-Mahlûkât türü olarak da bilinen çok sayıda eser vardır. Bunların en meşhuru Zekeriyyâ b. Muḥammad al-Kazvînî (ö. 1283) tarafından kaleme alınan Acâʾib’ül-Makhlûkât ve Garâʾib’ül-Mevcûdât adlı eserdir. Kitabı hazırlarken, o dönem mevcut eserlerden yararlanması yanında rivayetler ve hikâyelerle zenginleştiren Kazvînî, eserini dört mukaddime, iki makale ve bir hatime üzere tertip etmiştir. Eser sonraki yıllarda Farsça ve Türkçe’ye çevrilmiştir. Bu makalede ele alınan el yazması, Muslihuddin Mustafa Sürûrî (ö. 1562) tarafından tercüme edilen Tercüme-i Kitâb-ı Acâib’ül-Mahlûkât adlı eserin kopyalarından biri olup bugün Oxford Üniversitesi Bodleian Kütüphanesi’ndedir (Ms. Turk D. 2). Resimlerinin üslubundan anlaşılacağı üzere 17. yüzyılda hazırlanmış eserin, İstanbul Topkapı Sarayı Kütüphanesi (A. 3632) ve Londra British Library’de (Or. 7894) benzer üslup ve kalıplarla 16. yüzyılın sonunda hazırlanmış resimli iki nüshası daha vardır. Oxford Bodleian el yazmasında müstensih ismi ve istinsah tarihi bulunmamaktadır. Yazma, en az 6 kez el değiştirerek en son 1889 tarihinde Bodleian Kütüphanesi’ne geçmiştir. Eserin sayfaları eksiksizdir, ancak cildi özgün değildir. 159 varak olan eserde toplamda 147 resim ve 10 diyagram bulunmaktadır. Genel anlamda metne uyumlu olarak canlandırılan resimlerde, daha önce kullanılan kalıplar da tekrarlanmıştır.

Kahire Millî Kütüphanesi’nden Minyatürlü Farsça Yazmalar

Erdem · 2008, Sayı 51 · Sayfa: 235-254
Tam Metin
Mısır, antik medeniyetiyle ve önemli tarihsel anıtlarıyla dünyanın en çok ilgi çeken ülkelerinden biridir. Mısır 1517'de Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Kahire sokaklarındaki Osmanlı mimari üslubunun özelliklerini taşıyan birçok yapı, Mısır'ın bu kültürden etkilendiğinin göstergesidir. Osmanlı kültürünün etkileri sadece mimaride değil diğer sanat alanlarında da görülmektedir. Mısır kütüphanelerinde Osmanlı dönemine tarihlenen birçok resimli yazma bulunmaktadır. El yazmaları bakımından ülkenin zengin kütüphanesi hiç şüphesiz Dâru'l-Kütüb el-Kavmiyye olarak bilinen Kahire Milli Kütüphane'sidir. Kütüphanede Arapça, Türkçe, Farsça resimli yazmalar bulunmaktadır. 70 civarındaki minyatürlü eserle Farsça yazmalar sayı bakımından en geniş grubu teşkil etmektedir. Daha çok edebî konulu bu yazmalardaki minyatürler genellikle İran resim üslubu ile Hind-Moğol resim üslubunu yansıtmaktadırlar.

1545 Yılı Osmanlı Saray Sanatkârları

Belleten · 2008, Cilt 72, Sayı 264 · Sayfa: 501-534
Ehl-i hıref Osmanlı Devleti'nin sanat faaliyetlerini yürüten en önemli kurumudur. Bu kurumda devletten maaş alarak padişah ve saray eşrafı gibi devletin önemli şahsiyetleri için eserler üretilmiştir. Hal böyle olunca üretilen eserlere büyük önem verilmiş, çalışmalardaki titiz işçilik nedeniyle, bu eserler serbest olarak çalışan sanatlar için de model oluşturmuştur. Osmanlı sarayında çalışan ehl-i hıref teşkilatına ait birçok defter vardır. Ehl-i hırefle ilgili defterler Türkiye'de iki kurumda bulunmaktadır. Bunlardan biri İstanbul Sultanahmet'de bulunan Başbakanlık Osmanlı Arşivi diğeri ise Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'dir. Defterlerin bir kısmı da Bulgaristan'da muhafaza edilmekte olup buradaki belgelerin bir kısmının mikrofilmleri Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ne getirilmiştir. Birkaç istisna dışında ehl-i hırefle ilgili defterlerin tamamı siyakat yazı ve rakamlarla kaleme alınmıştır ve bu defterlerin bilinen en eski tarihlisi Uzunçarşılı'nın da bir makale olarak yayınladığı 932/1526 tarihli defterdir. Ehl-i hırefin çalışma sistemi ile ilgili araştırmalar olduğundan konu burada tekrar edilmeyecektir. Sanatkâr grupları hakkında ayrıntılı bilgileri bu konudaki diğer çalışmalarda bulmak mümkündür.

Türk Minyatür Sanatında Cennet

Belleten · 2008, Cilt 72, Sayı 263 · Sayfa: 141-154
Tam Metin
Dinlerin birçoğunda ölüm sonrasında ikinci hayat söz konusudur. Kişi öldükten sonra ya da her şeyin yok olması anlamına gelen kıyametten sonra ikinci bir hayat başlayacaktır. Bu hayatta, dünyada iken iyi işler yapanlar rahat edecek, kötü işler yapanlar ise sıkıntıda olacaktır. İslam kültürüne göre de kıyametten sonra ikinci bir hayat olacak ve iyi insanlar yeni yaşamlarını cennette geçireceklerdir. İslam toplumlarının cennet tasavvuru ile ilgili bilgileri içeren çok sayıda eser mevcuttur. Ancak insanların cennetle ilgili ayrıntıları anlayış biçimini en güzel resimlerde görmek mümkündür. Nakkaş her ne kadar cennetle ilgili resmini yaparken ilgili yazmanın metnini göz önüne alsa da, kendi zihninde oluşan cennet biçimini de resme yansıtması doğaldır. Ayrıca incelediğimiz resimler, yapıldığı dönemde bir anlamda görsel medya aracı olması nedeniyle toplumun cennetle ilgili tasavvurlarının biçimlenmesine de katkıda bulunmuştur. Bu bağlamda çalışmamız özellikle 16. ve 17. yüzyıl İslam toplumunun genel anlamda cennet tasavvurunun tespitine yönelik araştırmadır.

Isparta Gülcü Mezarlığı Mezar Taşları

Erdem · 2007, Sayı 48 · Sayfa: 169-202
Mezarlıklar bir toplumun tarih, edebiyat, sanat ve yaşam tarzları ile ilgili önemli belgeler niteliğindedir. İsparta merkezde 20. yüzyıl başında 14 mezarlığın olduğu bilinmektedir. Ancak son yüzyılda bu mezarlıkların nerdeyse tamamı kaldırılmış ve yeni mezarlıklar oluşturulmuştur. Bu nedenle İsparta merkeze bağlı mezarlıklarda Osmanlı dönemine ait az sayıda mezar taşı kalmıştır. Gülcü mahallesi sınırlarında yer alan Gülcü Mezarlığı'nda Osmanlı dönemine ait 36 mezar taşı tespit edilmiştir. Tarihleri belli olan mezar taşları içersinde en eski tarihli mezar taşı 1620 yılına aittir. Arap alfabeli en yeni mezar taşı ise 1949 yılına aittir. Osmanlı mezar taşlarında genel özellik olan, erkeklere ait mezar taşlarının serpuşlu, kadınlara ait mezar taşlarının silme mermerden serpuşsuz yapılması Gülcü mezar taşlarının da ortak özelliğidir. Genellikle duygusal şiirlerin işlendiği mezar taşlarının işçiliğindeki titizlik önemli bir unsurdur.