3 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Hasan GÜRGÜN
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Tes ve Tariat Yazıtlarının Türü ve Yazılış Amacı/İşlevi

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 63-90 · DOI: 10.32925/tday.2026.144
Tam Metin
Ötüken Uygur Kağanlığı yaklaşık yüz yıllık hâkimiyeti esnasında Orta Asya’nın siyasi, ticari ve kültürel hayatını derinden etkilemiştir. Uygurlar bu dönemde heykel, şehir ya da mezar gibi pek çok kültür ürünü vücuda getirmiştir. Bu kültür ürünlerinin içinde değerlendirilebilecek yazıtlar da yaratmıştır. Tes, Tariat, Şine Us ve Karabalgasun-I gibi yazıtlarla bozkır kağanlıklarındaki yazıt dikme geleneğini sürdürerek belirli bir medeniyet seviyesini yakaladığını belgelemiştir. Göktürk harfli yazıtlar bulundukları bölge, yaratıldıkları kavim veya çağlara göre farklı başlıklar altında sınıflandırılmıştır. Sınıflandırmada kullanılan ölçütlerden biri de türdür. Tür açısından sınıflandırma Tes ve Tariat yazıtları için de uygulanmış, bunlar kimi araştırmacılar tarafından zafer yazıtları, kimi araştırmacılar tarafından ise sınır taşı yazıtları olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada Tes ve Tariat yazıtlarının türü ve yazılış amaçları/işlevleri incelenmiştir. Tes ve Tariat yazıtlarının arasında kimi önemli farklar tespit edilmiş; bu farklar ve yazıtların içeriklerinden hareketle söz konusu iki yazıtın aynı türde olmadığı, aynı amaçla/işlevle oluşturulmadığı, bunların zafer ya da sınır taşı yazıtları türünde olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada Tes Yazıtı’nın Moyen Çor Kağan’ı onurlandırıp kağanlığını tasdik etmek için yaratılan bir “onurlandırma/tasdik etme yazıtı”, Tariat Yazıtı’nın ise yine Moyen Çor Kağan’ın hâkimiyet ve gücünü ifade etmek için yaratılan bir “hâkimiyet/ gövde gösterisi yazıtı” olduğu ileri sürülmüştür.

“SANCHO’NUN SABAH YÜRÜYÜŞÜ”NÜN RUS BİÇİMCİLİĞİ AÇISINDAN ELEŞTİRİSİ

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2022, Sayı 53 · Sayfa: 187-207
Rus biçimciliği; bir eserin edebîliğini, eserden hareket ederek kendine özgü kavramlarla ortaya koymaya çalışan nesnel bir eleştiri yöntemidir. Bu eleştiri yöntemine göre edebîlik; şiir ve şiire yakın türlerde "alışılmışın kırılması", roman ve romana yakın türlerde ise "süje"nin kurgulanışı ile sağlanır. Alışılmışın kırılması; bir metinde, günlük dilde kanıksanan yapılardan farklı dilsel formların oluşturulmasıdır. Süje ise olay ve durumların gerçekte olması beklenenden farklı şekilde organize edilmesidir. Alışılmış bir yapı okur tarafından otomatik bir şekilde algılanır, bu yüzden de yapı fark edilmez hâle gelir ve beklenen edebî etki ortaya çıkmaz. Otomatik algılamanın zararlı etkisi ancak bu olumsuz durumun ortadan kaldırılmasıyla yani alışılmış yapının farklılaştırılmasıyla aşılabilir. Temel olarak bu iki düzenleme, metnin otomatik algılanmasının önüne geçip onu algılanır hâle getirir ve edebîliği sağlar. Haldun TANER, Türk hikâyeciliğinin öncü ve önemli bir yazarıdır. Modern hikâye tekniklerini ustaca kullanan yazar, edebîliği eserlerinde etkili ve özgün şekilde yaratmıştır. Kahramanının bir köpek olduğu "Sancho'nun Sabah Yürüyüşü", yazarın edebîliği sağlamada dikkat çekici ve özgün kullanımlar sergilediği bir hikâyesidir. Bu çalışmanın amacı, "Sancho'nun Sabah Yürüyüşü"nün Rus biçimciliği açısından eleştirisidir. Hikâyede, edebîliğin nasıl oluşturulduğu alışılmışın kırılması ve süje kavramlarından hareketle örnekler üzerinden ortaya konmaya çalışılmıştır. Hikâyedeki yapı, bu kavramlar açısından incelenmiş ve edebîliğin nasıl yaratıldığı metinden hareketle aydınlatılmak istenmiştir. Eleştirinin sonunda ise hikâyenin edebî boyutu ile ilgili Rus biçimciliği açısından bir sonuca ulaşılması hedeflenmiştir.

“Mimêsis” Kavramı, Üç Yansıtma Kuramı ve Bu Kavramın Temel Sanat Akımları Üzerine Etkisi

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2021, Sayı 51 · Sayfa: 349-366 · DOI: 10.24155/tdk.2021.170
Antik Yunan dünyasında "mimêsis", taklit anlamına gelen bir kelimedir. Bu kelime Platon'da estetik, Aristoteles'te ise estetik ve sanatsal bir terim olarak kullanılmıştır. Platon ve Aristoteles sanatı "mimêsis" yani taklit olarak görmüştür. İki filozofun taklit anlayışları ise birbirlerinden farklıdır. Platon için "mimêsis", "duyular dünyasının bire bir yansıtılması" anlamına gelir. Aristoteles için "mimêsis", "evrenselin (/ rastlantılardan arındırılmış olanın, genelin) yansıtılması" ve "idealin (/ olması gerekenin yani iye ve güzelin) yansıtılması" anlamına gelir. Platon ve Aristoteles'in fikirlerinden üç temel yansıtma kuramı ortaya çıkmıştır. Temel sanat akımları olan klasisizm, romantizm ve realizm doğayı taklit etmiştir. Fakat her sanat akımı doğayı taklit etmeyi kendisine göre yorumlamıştır. Bu yorumlarını farklı filozoflardan temellendirmiştir. Çalışmanın "1. Mimêsis Kavramı ve Platon" başlığının altında "mimêsis" kavramı ayrıntılı şekilde ele alınmış ve "mimêsis"in diğer kavramlarla ilişkisi aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca "mimêsis"in kavram olarak kullanıldığı Devlet eserindeki görünümleri incelenmiştir. Ek olarak Platon'un "mimêsis" anlayışı ele alınmıştır. Çalışmanın "2. Platon ile Aristoteles'in Mimêsis Teorileri ve Üç Farklı Yansıtma Kuramı" başlığının altında Platon ve Aristoteles'in "mimêsis" anlayışları ayrıntılı şekilde incelenmiştir. İki filozofun Devlet ve Poetika gibi eserlerinden hareketle "mimêsis" anlayışları tüm yönleri ile ortaya konmuştur. İki filozofun "mimêsis" kavramına karşı aldıkları tavır, sanat eserinin kökeni hakkındaki fikirleri, sanatçının üretim tarzı hakkındaki düşünceleri gibi konular bu başlık altında ele alınan diğer konulardır. Çalışmanın "3. Temel Sanat Akımlarında Mimêsis ya da Doğanın Taklidi" başlığının altında klasisizm, romantizm ve realizm temel sanat akımlarının gerçeği yansıtma tarzları ele alınmıştır. Üç sanat akımı da gerçeği yansıtmayı amaç edinmiştir. Fakat bu akımların gerçeği yansıtma tarzları birbirlerinden farklıdır. Ayrıca üç akımın sanat anlayışlarını temellendirdiği filozof ve fikirler de birbirlerinden farklıdır.