148 sonuç bulundu
Dergiler
- Höyük 148
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
Anahtar Kelimeler
- Central Anatolia 6
- Lycia 6
- Orta Anadolu 6
- Roma Dönemi 6
- Architecture 5
- Ceramic 5
- Early Bronze Age 5
- Kandil 5
- Lykia 5
- Mimari 5
Two Seals and One Bulla From Daskyleion
Höyük · 2015, Sayı 8 · Sayfa: 59-69 · DOI: 10.37879/hoyuk.2015.03
Özet
Tam Metin
In this study, three examples of Achaemenid glyptic art, which were uncovered in the satrapy of Daskyleion, have been examined. Daskyleion was located at the western border of Persian Empire in Anatolia. One of the examples is a cylinder seal and the second one is a pyramidal stamp seal. The third example is a bulla impressed with stamp seal; it was most probably found in Daskyleion, and now preserved in the Ekrem Akurgal collection of Ankara University Faculty of Languages History and Geography. It is also noteworthy that although the large numbers of pyramidal stamp seals uncovered in Lydia were made in Greco-Persian style, the Daskyleion pyramidal seal carved in the Babylonian style. It is known that during Achaemenid Period, after the conquest of Babylon, especially as a result of the great tolerance shown to the Jews, Babylonian Jews become loyal administrators of the Achaemenid Emperors. Daskyleion pyramidal stamp seal possibly indicates the presence of a Babylonian administrator in the satrapy centre. Achaemenid glyptic art was intensely influenced by the Mesopotamia, however Persian-style depictions were improved in time and the depictions known from Mesopotamian glyptic art were engraved with Persian characters. On the other hand, it is known that Anatolia and Greek elements were added to those and Greco-Persian style had emerged as a new style. This can be explained with the fact that the Achaemenid Empire had spread on a large area and included many different cultures. As a result, the cosmopolitan nature of Achaemenid Empire was reflected on the glyptic art. This cultural diversity can be clearly seen in almost 300 bullae in the palace archive of Daskyleion. The existence of the cosmopolitan structure in question is enriched with the new glyptic art examples studied here from Daskyleion which is a satrapy center in the western part of Anatolia.
Acemhöyük'ten Eski Asur Dönemi'ne Ait İki Çivi Yazılı Belge
Höyük · 2015, Sayı 8 · Sayfa: 1-15 · DOI: 10.37879/hoyuk.2015.01
Özet
Tam Metin
Aksaray'ın yaklaşık 18 km. kuzeybatısında Yeşilova Kasabası sınırları içinde yer alan Acemhöyük, Anadolu'nun en önemli arkeolojik merkezlerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Burada gerçekleştirilen kazılar neticesinde, bugüne değin Eski Anadolu tarihine ışık tutacak pek çok arkeolojik eser gün yüzüne çıkarılmıştır. Acemhöyük buluntuları içinde şüphesiz en önemli eser grubunu, üzerinde kitabeli mühür baskıları bulunan bullalar ve çivi yazılı etiketlerden müteşekkil yazılı belgeler oluşturmaktadır. 2012 ve 2013 yıllarında gerçekleştirilen kazı çalışmaları Acemhöyük çivi yazılı kayıt arşivine Eski Asurca yazılmış iki belge daha kazandırmıştır. Bu kil belgelerden ilki 2012 yılında ele geçen bir etiket, diğeri ise 2013'te bulunan ve Acemhöyük'ten uzun zamandır beklenilen bir tablettir. Bu iki belge, Acemhöyük'ün Anadolu ile Kuzey Mezopotamya arasındaki iktisadi münasebetlerin azaldığı Eski Asur Devri'nin son dönemlerinde Anadolu'nun belli başlı şehirlerinden biri olarak önemini koruduğunu, ayrıca bu kadim yerleşim yerinin Eski Anadolu tarihi açısından ne kadar mühim bir arkeolojik merkez olduğunu bir kez daha göz önüne sermektedir.
Neokaisareia/Niksar'da Roma ve Bizans Dönemine Ait Arkeolojik Veriler
Höyük · 2014, Sayı 7 · Sayfa: 43-66 · DOI: 10.37879/hoyuk.2014.09
Özet
Tam Metin
Bu çalışma, Hellenistik dönemden başlayarak Bizans dönemi sonuna kadar Niksar'ın tarihsel gelişimini sunmanın yanı sıra Roma ve Bizans dönemlerine ait mevcut yapıların ve son arkeolojik verilerin genel bir değerlendirmesini vermektedir. Niksar, Karadeniz'e ve Anadolu'nun iç kesimlerine bağlanan yollar üzerinde bulunması ve coğrafi konumunun kazandırdığı stratejik özellikler nedeniyle tarihte önemli bir yere sahiptir. Pontus Krallığı döneminde Kabeira adıyla kurulan kent, özellikle VI.Mithridates döneminde (M.Ö.120-63) ayrı bir önem kazanır. M.Ö.63'de Roma ordularının başında bulunan Pompeius'un VI.Mithridates'i yenmesiyle Pontus toprakları Roma İmparatorluğu'na dahil olur. Kabeira, Pompeius'un yaptığı değişikliklerle yeni bir şehir olarak düzenlenir ve Diospolis (Zeus Kenti) adını alır. M.Ö.40'da imparatorluğun doğu bölgesinin yönetimini üstlenen Marcus Antonius Anadolu'da bir takım düzenlemeler yaparak, yasal bir krallık olarak varlığına devam eden Pontos Krallığı'nın Diospolis'in de içinde bulunduğu topraklarının bir kısmının yönetmini M.Ö.39'da Darius'a, M.Ö.37'de I.Polemon'a verir. I.Polemon'un M.Ö.8'de ölmesiyle yerine karısı Pythodoris idareyi ele alır. Pythodoris, Diospolis şehrini bayındırlaştırarak kraliyet ikametgahı olarak kullanır ve kentin adını da imparator Augustus onuruna Sebaste olarak değiştirir. Daha sonraki kaynaklarda kentin adı Neokaisareia olarak karşımıza çıkar. Genellikle kabul edilen Tiberius döneminde şehrin bu adı aldığıdır, ancak imparator Nero dönemindeki (M.S.54-68) eyalet düzenlemeleri sırasında Neokaisareia adının verildiği de kabul edilmektedir. Tarihsel süreç içinde Kabeira, Diospolis, Sebaste ve Neokaisareia isimleri aynı yerleşme için kullanılmıştır. Hıristiyanlığın ortaya çıkması ve yayılmasında Neokaisareia önemli bir merkez olmuştur, bu durumun en önemli nedeni Gregorius Thaumaturgus'tur. Şehir, 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasıyla günümüzde Bizans olarak bilinen Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olmuştur. Danişmendliler tarafından alınana kadar da Bizans'ın elinde kalmıştır. Çalışmanın Niksar'daki Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntıların değerlendirildiği bölümünde, Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait buluntular veren Nekropol, Geç Roma - Erken Bizans dönemine tarihlendirilen köprüler, cryptoporticuslu bir yapı kalıntısı, 6. yüzyıla tarihlenen döşeme mozaiğine sahip bir yapı kalıntısı, kale ve merkezdeki kiliseler üzerinde durulmaktadır.
Kutsal Mabedin Gölgesinde Doymak: Ayasofya İmareti
Höyük · 2014, Sayı 7 · Sayfa: 67-79 · DOI: 10.37879/hoyuk.2014.08
Özet
Tam Metin
İstanbul'un fethi ile birlikte camiye dönüştürülen Ayasofya çevresine Osmanlı döneminde çeşitli yapılar ilave edilmiştir. Bu yapılardan biri de I.Mahmud'un Ayasofya'mn kuzeyine inşa ettirdiği imarettir. İmaret; öğrenciler, külliye çalışanları, misafirler ve yemek saatinde burada hazır bulunan fakirlerin ücretsiz yemek aldıkları yapılardır ve Osmanlıların erken dönemlerinden itibaren varlıkları bilinmektedir. Bu yapılar işlevleri ile ilintili olarak süslemesizdir. Osmanlı döneminde inşa edilmiş imaretlerden 29'u günümüze ulaşabilmiştir. Günümüze ulaşan örnekler içinde bezeme açısından ayrılan tek yapının Ayasofya İmareti olduğu görülür. Bezemelerse anıtsal boyuta ulaşan avlu kapısı ile yemekhanesinin giriş cephesinde yoğunlaşır. Yine günümüze ulaşan imaretler içinde kubbe yüksekliği en fazla olan yapı Ayasofya İmareti olduğudur. Yemek sırasında bekleyen insanları gösteren tek gravür ise Topkapı Sarayı önünü betimleyen gravürde görülür. Bu gravür 1838 tarihli olup H. Bartlett'e aittir. I. Mahmud döneminde inşa edilen ikinci imaret örneği I. Mahmud'un ölümü üzerine kardeşi tarafından tamamlattırılan Nuruosmaniye Külliyesi içinde bulunmaktadır. Aynı baniye ait bu iki imaret kıyaslandığında Nuruosmaniye İmareti, Ayasofya İmaretinden daha sadedir. Bu çalışmada amacımız Ayasofya imaretini diğer Osmanlı imaretlerinden ayıran nedenleri tartışmaktır.
Isparta Müzesi Envanterine Kayıtlı Çark Yapımı Kandiller: Roma Dönemi Öncesi
Höyük · 2014, Sayı 7 · Sayfa: 15-32 · DOI: 10.37879/hoyuk.2014.06
Özet
Tam Metin
Antik Dönem'de insan yaşamının sürdüğü hemen her mekânın aydınlatılmasında önemli bir yer tutan kandil için ateşin ehlileştirildiği araç diyebiliriz. Paleolitik Dönem'den itibaren çok değişik amaçlara yönelik olarak farklı materyallerden üretilen kandillerin olduğunu ortaya koyan farklı birçok çalışma, bilim insanları tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada ise Isparta İli merkezinde yer alan Isparta Müzesi envanterine kayıtlı Roma Dönemi öncesine ait çark yapımı kandiller irdelenmiştir. 107K138 numaralı TÜBİTAK Hızlı Destek Projesi kapsamında çalışılan tüm seramik grupları arasından seçilen bu eserlerin toplam sayısı 38'dir. Çalışmamız sonucunda bunlar arasında 6 ana tip (Tip A - F) ve bazı alt tipler belirlenmiştir. Değerlendirmeye alınan bu eserlerden bir tanesi hariç tamamı satın alma yöntemi ile müzeye kazandırılmıştır. Dolayısıyla stratigrafik çalışmalardan ele geçmedikleri için analoji yöntemi ile değerlendirilen bu eserler, M.Ö. 6. - 1. yüzyıl aralığına tarihlendirilmiştir.
On the Location and Territorium of Hygassos
Höyük · 2014, Sayı 7 · Sayfa: 33-42 · DOI: 10.37879/hoyuk.2014.07
Özet
Tam Metin
The modern Bozburun Peninsula, which was acknowledged as the Carian Chersonesos during the Classical period, fell into the influential sphere of Rhodes beginning with the early Hellenistic period and that the deme type settlements, the so-called villages/equivalents in the Peninsula, were politically subjected to the three main poleis of the Island, however specifically for the interests based on the economy model. Apart from the discussions about the relational status of the demes with these poleis, a problem of priority yet unsolved pertains to some of those whose locations have not been determined thoroughly. In this paper, the deme of Hygassos, whose territorium is deemed to have corresponded to the boundaries of Selimiye Village, is questioned. It is, at the same time, conceived that the deme center could have been situated at Asarcık Tepe lying in the vicinity of Kızılköy- a quarter of Selimiye while the relationship of a number of sites (comparatively distant to the core) with Selimiye known as ancient Losta is interrogated.
Karadeniz Bölgesi Tümülüs Geleneğine Bir Örnek: Sivritepe Tümülüsü (Giresun-Alucra)
Höyük · 2014, Sayı 7 · Sayfa: 1-8 · DOI: 10.37879/hoyuk.2014.05
Özet
Tam Metin
Karadeniz Bölgesi bugün olduğu gibi Eskiçağda da önemli bir geçiş noktası özelliğini taşımaktaydı. Bu çalışmamızda bölgenin Tümülüs kültürünün gelişim aşamalarını ve örnek bir tümülüs olarak da Alucra-Sivritepe Tümülüsü'nü çalışmayı uygun gördük. Ayrıca çevre bölgelerle olan ilişkiler ya da farklılıklar ile ilgili bir değerlendirme yapmaya çalıştık. Bu çalışmamızla ilgili en önemli bilgileri Sivritepe Tümülüsü arkeolojik kazısı sırasında açığa çıkarılan yapım teknikleri oluşturmaktadır.
Neoklaudiopolis'in Araştırma Tarihi Üzerine Notlar (Vezirköpru, Samsun İli)
Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 39-57 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.12
Özet
Tam Metin
Neapolis-Neoklaudiopolis (Vezirköprü, Samsun ili) tarihiyle ilgili modern araştırmalar bu şehre ait sikkelerin incelenmesiyle başlamıştır. 19. yüzyılda, Neoklaudiopolis'le ilgili araştırmaların odak noktası nümizmatik çalışmalardan şehrin fiziksel kalıntılarına, özellikle de yazıtlarına doğru kaymıştır. J.G.C. Anderson, Franz ve Eugene Cumont, ve Henri Gregoire'nin ortak buluşları üç cilt halinde Studia Pontica (Brüksel, 1903-1910) da yayınlanmıştır. Bu kitap günümüzde yani yayınlanmasından yüz yıl sonra bile antik Vezirköprü üzerine araştırmalar yapan araştırmacılar için temel kitap olma özelliğini korumaktadır. 1980 lerden sonra, Pontos bölgesi araştırmaları ile ilgili bir diriliş söz konusu olmuştur, özellikle arkeoloji ve epigrafi içinde.
Olympos Antik Kenti Roma Dönemi Tonozlu Mezarlar
Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 27-38 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.59
Özet
Tam Metin
Bu makalede Doğu Lykia bölgesindeki Olympos antik kentinde 1999-2006 yılları arasında tespit edilen 307 adet tonozlu mezar değerlendirilecektir. Kentin nekropolü Olympos Çayı'nın doğu ve batı kıyısına topografik yapıya uygun konumlandırılmıştır. Kazılarda şimdiye kadar gömü tipi tespit edilmemiş olmasına rağmen, inhumasyon da kremasyon da kullanılmış olmalıdır. Yan ve arka duvarlar kısmen ya da hiç işlenmemiş yerel kireçtaşı moloz taş ve opus caementicium taklidi harçla polygonal teknikte örülmüş; mezar girişi, söve bloğu, iki yan blok, lento bloğu ve sürgülü kapama bloğu olmak üzere 5 adet rektagonal blokla oluşturulmuştur. Olympos tonozlu mezarlarında karşılaşılan bir occupational diğer mimari eleman niş'tir. 95 mezarda tespit edilmiştir.
Smintheion Roma Hamamı Isıtma Sistemi
Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 7-26 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.11
Özet
Tam Metin
Makalede Roma hamamlarının ana mekanları olan sıcaklık (caldarium) ve ılıklık (tepidarium) bölümlerinde kullanılan tabandan ve duvardan ısıtma sistemlerinin Smintheion Roma hamamında uygulanışı ve farklılıkları ele alınmaktadır. Kutsal alanlarda örneğine sık rastlanan hamamların Smintheion'da da yıkılan hamamın yeniden inşa edilerek ve onarılarak uzun süre kullanılması bir diğer önemli noktadır. Duvardan ısıtmada kullanılan ve erken tarihli olarak bilinen tegula mammata örneklerindeki farklılıklar ve tipler, hamamın tarihlendirilmesi açısından değerlendirilmiştir. 2008-2011 yılları arasında kazılan ve M.S. erken 1. yüzyıldan M.S. 4. yy'a kadar kullanılan Smintheion hamamının evreleri, hamamların kutsal alanlardaki sürekliliği açısından farklı bir örnek oluşturmaktadır.