148 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
  • Höyük
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

A New Hieroglyphic Luwian Stele in Adana Museum

Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 1-5 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.10
Tam Metin
A stele with a Luwian hieroglyphic inscription was received to Adana Museum on 28 May 2012. A relief figure of the Storm-God (Tarhunza) is represented on the obverse side of this stele, and a hieroglyphic inscription is inscribed on the reverse. The Storm-God is described with the divine epithet "MA(S)AHUNALI" in this inscription for the first time. The stele, which includes a protective curse, was dedicated to the MA(S)AHUNALI Storm-God on the front by Atika, a person who is attested for the first time in this inscription, and is the son of Kamani of Karkamış.

Mardin Müzesi'ndeki Figürlü Mezar Taşları

Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 67-74 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.60
Tam Metin
Mardin Müzesi'nde sergilenen eserler içinde dikkat çeken bir grubu figürlü mezar taşları oluşturmaktadır. Envanter kayıtlarına göre Hasankeyf ve Cizre'den satın alma yoluyla elde edildiği anlaşılan şahide ve sandukaların kitabeleri bulunmamaktadır. Bu nedenle örneklerin kesin tarihlerini belirlemek güçtür. Ancak, mezar taşlarının üslupsal ve sanatsal özelliklerinden hareketle, yaklaşık dönemleri hakkında bazı yorumlarda bulunmak mümkün olmaktadır. Mezar taşlarında ölüm ve ölüm sonrası yaşam inancıyla ilişkili insan, at, kuş, geyik, oğlak, yılan, akrep, kertenkeleden meydana gelen yoğun figür repertuarının yanında; kılıç, kama, hançer, tüfek gibi silahlar ve bazı kullanım eşyalarına da yer verilmiştir. Savaş aletleri hakimiyet, yiğitlik, cesaret gibi kavramlarla ilişkilendirilmekte ve bu açıdan ölen kişinin kahraman kişiliğini vurgulama amacı taşımaktadır. Kullanım eşyalarının ise ölen kişinin uğraş alanlarıyla ilgili tasvirler olduğu kabul edilmektedir. Mezar taşlarının hangi din mensupları için yapıldığı konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak gerek bölgede tespit edilen yakın benzerlerinin İslam dönemine ait olması, gerekse yine aynı bölgede üretilen Hıristiyan mezar taşının üslupsal farklılığı, Mardin Müzesi'ndeki örneklerin İslami döneme ait olduğu ihtimalini güçlendirmektedir. Figürlü mezar taşlarını, bölgede son dönemlere kadar süregelen göçebe aşiretler ve onların yaşam biçimleriyle ilişkilendirerek anlamlandırmak olasıdır. Dolayısıyla bu tarz mezar taşları zamansal açıdan olduğu kadar yayılım alanı olarak da geniş sınırlar içinde değerlendirilebilecek, kökleri İslam öncesi kullanımlara kadar götürülebilen bir geleneğin izlerini taşımaktadır. Göçebe yaşam tarzına ilişkin referanslar taşıyan ve atlı çoban kültürünün söz konusu olduğu bir topluluğa ait gibi görünen mezar taşları inanç, kültür, yaşam tarzı gibi farklı bileşenlerin de devreye girmesiyle bazı değişimler geçirerek kullanılmaya devam etmiştir. Orta Asya, Anadolu ve Mezopotamya kültürlerinden yapılan alıntıların bir sentezi durumundaki Mardin Müzesi'ndeki figürlü mezar taşlarının yakın bölgede kitabeleriyle kesin olarak 18. 19. yüzyıla ait yakın benzerlerinin bulunuşu, bu mezar taşlarının da söz konusu tarihlere ait olabileceği konusundaki varsayımsal tarihlemeyi destekler niteliktedir.

Akdağmadeni Cam Yüzük Kaşı Mühür

Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 59-65 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.13
Tam Metin
Yozgat İli Akdağmadeni ilçesi Umutluk kasabası yakınlarında bir kurtarma kazısında ele geçen toprak lahit içerisinde, bir adet camdan yapılmış kobalt mavisi renginde bir yüzük mühür bulunmuştur. Olasılıkla birinci binde yüzük mühür olarak kullanılmış söz konusu obje, Roma döneminde ikinci kez `amulet' olarak kullanılmıştır. Bu makalede, söz konusu eserin üzerindeki sahnenin yorumlanmasına ve üretim tarihinin saptanmasına çalışılmıştır. Eserin üzerinde herhangi bir yazı bulunmadığından dolayı üzerindeki figürler ve özellikle de üstteki kanatlı güneş kursunun tarzına bakılarak bir tarihleme yapılmaya çalışılmıştır. Roma Dönemi'ne ait bir mezarda ele geçen söz konusu bu cam yüzük kaşı mührün, elimizdeki bilgiler doğrultusunda 1. bine ait olma olasılığının oldukça yüksek olduğunu ve üzerindeki betimlemeler ve cam malzeme üzerine yapılmış olması ve benzeri mühürlerin Kıbrıs'ta ele geçmesi nedeniyle Fenike tipolojisinde, Kıbrıs yapımı bir mühür olduğunu düşünüyoruz.

İçbatı Anadolu Bölgesinde Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik Çağa Ait Yeni Yerleşmeler

Höyük · 2012, Sayı 5 · Sayfa: 1-8 · DOI: 10.37879/hoyuk.2012.14
Tam Metin
İçbatı Anadolu Bölgesi'nde son yıllarda yapmış olduğumuz yüzey araştırmalarında tespit edilen seramikler, bölgenin Geç Neolitik Çağ/Erken Kalkolitik Çağ (GNÇ/EKÇ) kültürlerinin anlaşılmasına önemli katkılar sağlamıştır. Bu bağlamda Afyonkarahisar'daki Eyice Höyük, Bektaş Höyük Tepe, Akin-üçin, Çalca Asarın Tepe, Devlethan Ören, Menteş Höyük, Pani Höyük, içildi-eçin özellikle önemlidir. Bu yerleşmelerin bulunduğu alan aynı zamanda Uşak, Denizli ve Kütahya kesimine doğru uzanan doğal ulaşım güzergâhının başlangıcıdır. Yerleşmelerde güneydeki Burdur Yöresi'nin tipik boyalı seramiği dışında Aslanapa kültürünün morumsu kırmızı veya kahverengi boyalı çanak çömlek grupları da bulunmuştur. Afyonkarahisar'ın kuzey kısımlarındaki bu yayılım alanı Uşak, Denizli ve Kütahya ile bağlantıyı da ortaya koymaktadır. Buluntular Aslanapa kültürünün Afyonkarahisar'ın güney ve doğusuna kadar yayılmış olduğunu göstermektedir.

Kalkolitik Smintheion (Gülpınar) Buluntusu Antromorfik Objeler

Höyük · 2012, Sayı 5 · Sayfa: 11-24 · DOI: 10.37879/hoyuk.2012.15
Tam Metin
Bu makale Kuzeybatı Anadolu'da Biga Yarımadası'nın (Antik Troas) güneybatı köşesinde Gülpınar Beldesinde yer alan antik Smintheion (Apollon Smintheus Kutsal Alanı) kalıntıları altında ortaya çıkarılan Kalkolitik yerleşim kazılarında bulunan bir grup antropomorfik objeyi incelemeyi amaçlar. Hellenistik ve Roma dönemine tarihlenen Apollon Smintheus kutsal alanında belirlenen Kalkolitik yerleşim radyokarbon tarihlemelerine göre yaklaşık olarak M.Ö. 5000 civarına tarihlenmektedir. Burada ele alınan antropomorfik objeler kült kaplarının ağız kısımlarından yükseldiği düşünülen yedi adet protom, bir adet antropomorfik kulptan oluşmaktadır. Burada tanıtılan Orta Kalkolitik döneme ait antropomorfik objelerin Balkan özellikleri sergilemesi ile dikkat çekicidir.

Kyzikos'tan Lahit Mezar Buluntuları

Höyük · 2012, Sayı 5 · Sayfa: 25-44 · DOI: 10.37879/hoyuk.2012.16
Tam Metin
Çalışmamızda, Mysia Bölgesi içinde yer alan ve bölgenin önde gelen antik kentlerinden biri olan Kyzikos'tan, Roma Dönemi'ne ait lahitten çıkarılan malzemelerin tanıtılması, yapım teknikleri, dönem örnekleri arasındaki yeri ve varsa farklı üretimlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. İncelenen malzeme, 2007 yılında Kyzikos antik kentinin nekropolünde kaçak kazı ihbarlarının artması sonucu yapılan bir çalışma neticesinde bulunan sade ve bezemesiz lahitten çıkarılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, lahit mezar buluntularının, MÖ 3. yüzyıla ait olduğu belirlenmiştir. Burada değerlendirilen pişmiş toprak, cam ve altın örnekleri hem kent hem de bölge üretiminin bilinmesi açısından faydalı olacaktır. Ayrıca Anadolu'ya özgü olduğu kabul edilen unguentarium formunun buluntular arasında yer alması, kentin cam sanatı açısından önemlidir. Yine Kyzikos örneklerinin, Roma Dönemi eserlerinin değerlendirilmesi aşamasında da yararlı olacağı kanısındayız.

A Byzantine Settlement in Kalabaklı Valley in the Hellespontus: Kepez

Höyük · 2012, Sayı 5 · Sayfa: 69-82 · DOI: 10.37879/hoyuk.2012.58
The common feature of the Byzantine coastal cities in the Hellespont is that they had a port on the shore of the strait. These ports were generally located at the mouth of the valleys formed by the streams that had reached the Hellespont. The valleys had been densely settled in the Byzantine period. One of them was the Kalabakli Valley on the Anatolian shore of the middle section of the strait. During our surveys, considerable ceramic and roof covering materials of Byzantine period were documented in Kepez at the northwestern mouth of the Kalabakli Valley. The ceramic finds indicate the middle and late Byzantine period. The hill in the southwest of the Kalabakli Tributary, which is the southern border of the Sarisiglar Bay in about 1.5 km to the southwest of Kepez, and the western and southwestern slopes of the hill are known as the locality of Dardanos. The ancient city of Dardanos is also localized in this area. Dardanos, as an episcopacy center affiliated to the metropolitanate of Kyzikos, was mentioned in all notitiae from the midst of the 5th century to the 13th century. The first evaluations of the findings indicate that the settlement of the episcopacy of Dardanos had spread on both sides of the mouth of the Kalabakli Tributary. Moreover, with the dating of the wares, it is understood that the settlement in this area had been uninterruptedly settled from the early Byzantine period to the late Byzantine period.

Bakü Tarih Müzesi'nde Bulunan Tasvirli İki Mezar Taşı

Höyük · 2012, Sayı 5 · Sayfa: 93-100 · DOI: 10.37879/hoyuk.2012.19
Tam Metin
Azerbaycan'da Bakü Tarih Müzesi'nde tasvirleriyle dikkati çeken iki mezar taşı mevcuttur. Bunlardan dikdörtgen prizmal formlu olanı Mingeçevir'den; koç heykeli şeklindeki diğeri Karabağ bölgesinden müzeye getirilmiş olup, birincisi 67; ikincisi 64 numarayla teşhir edilmektedir. Her ikisinin de üzerinde yazı bulunmasına rağmen, ölenin isimleri kaydedilmediğinden mezar taşlarının kime ait oldukları bilinmemektedir. Bunlardan birincisi h.684 (m.1285-86) tarihli olup, yan yüzlerinde süslemeli bordürlerle kartuşlar içerisine alınmış yazı ve figürlü tasvirler yer almaktadır. Koç heykeli şeklindeki diğer mezar taşının kesin tarihi bilinmemekte; ancak üslup özelliklerinden 14-16. yüzyıllara ait olduğu tahmin edilmektedir. Koç heykelinin karnının iki yan kısımlarında da av sahneli tasvirler görülmektedir. Bu yazımızda; Azerbaycan mezar taşlarından iki farklı formda, tasvirleriyle ilgi çeken bu eserler üzerinde durulmakta; bunların tanıtımları yanında, Türk sanatında ve kültüründeki yerlerine vurgu yapılmaktadır.

Tarihi ve Arkeolojik Açıdan Karaman-Karadağ'a Genel Bir Bakış

Höyük · 2012, Sayı 5 · Sayfa: 45-68 · DOI: 10.37879/hoyuk.2012.17
Karaman'ın kuzeyinde yer alan Karadağ, elips şeklinde bir krater çukurunu çevreleyen birçok tepeden oluşmaktadır. Karadağ'ın bu yükseltilerinin her biri üzerinde çok sayıda tarihi kalıntı yer alır. Dini ve askeri mimariye ait bu eserlerden en önemlisini oluşturan Mahalaç'taki Hititler dönemine ait sunak ve hiyeroglif yazıtlar, Karadağ'ın en eski devirlerden itibaren kutsal bir dağ olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca Asamadi ve Kayasamıç olarak adlandırılmış mevkilerde manastır, kilise ve şapel kalıntıları bu anlamda önemlidir. Öte yandan Karadağ'ın, Kızıldağ, Candar, Kızılhisar ve Başdağ gibi tepelerinde kale ve kalelere ait mekânsal unsurlar gözlenmektedir. Bu kaleler, dağın Gülek ve Sertavul başta olmak üzere Orta Toros geçitlerini gözetleyen stratejik bir konumda olduğuna işaret etmektedir. Bütün bunlar açıkça gösteriyor ki M.Ö. II. Bin yıldan itibaren Karadağ, hem dini ve hem de askeri olmak üzere çift yönlü bir işleve sahip olmuştur. Bu çalışmada Karadağ'ın tepelerinde bulunan çok sayıda tarihi kalıntılar sahası, yeni bazı bulgularla birlikte tanıtılmıştır.

Kütahya'nın Altıntaş Köyü'nde Bulunan Seydisül Türbesi'ndeki Deesis Sahnesi

Höyük · 2012, Sayı 5 · Sayfa: 83-90 · DOI: 10.37879/hoyuk.2012.18
Kütahya İli, Altıntaş Ilçesi, Altıntaş Köyü'ndeki Seydisül Türbesi'nde devşirme bir kemer yüzeyinde bulunan ve Bizans sanatında önemli sembolik sahnelerden olan Deesis sahnesi bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Deesis sahnesi, Meryem ve Yahya'nın, İsa ile insanoğlu arasında bir arabulucu olarak; insanlık adına Isa'dan şefaat dilemelerini anlatır. Sahne, kemer yüzeyine kabartma olarak yapılmıştır. Yüzey sütun ve kemerlerle yedi bölüme ayrılmış ve her bir bölüme sahnede yer alan figürler yerleştirilmiştir. Ancak sahnenin çekirdek yapısının yani İsa, Meryem ve Vaftizci Yahya dışında Kutsal Bilgelik Tahtı, Blakherniotissa Meryem sembolik tasvirleri ve Başmelekler de tasvir edilmiştir. Sahnenin merkezinde ve ortasında Pantokrator İsa, sağında Meryem, solunda Vaftizci Yahya, Meryem'in yanında Başmelek Mikael ve Yahya'nın yanında Başmelek Gabriel, sahnenin sağında Kutsal Bilgelik Taht, solunda ise Blakherniotissa Meryem sahnesi yer almaktadır.