1161 sonuç bulundu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
- İsmet Giritli 21
- Nuri Köstüklü 17
- Cemal Enginsoy 12
- Utkan Kocatürk 12
- Suat İlhan 11
- Yücel Özkaya 11
- Bekir Tünay 10
- Mustafa Eski 10
- Hamza Eroğlu 9
- Mevlüt Çelebi 9
Anahtar Kelimeler
- Atatürk 329
- Türkiye 114
- Turkey 88
- Milli Mücadele 75
- National Struggle 57
- Osmanlı Devleti 53
- Cumhuriyet 48
- Türkiye Cumhuriyeti 45
- Eğitim 37
- Mustafa Kemal 36
Atatürkçü Yazar Recep Bilginer (ölüm Yazısı: Nekroloji)
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 61 · Sayfa: 400-422
Özet
Recep Bilginer 17 Haziran Cuma günü saat 17.00'de Ankara'da ara¬mızdan ayrıldı. Eşi Gülsen Bılginer'le birlikte*Ankara'daki gerçek dostla¬rıyla Hacettepe'den cenazesi alındı, eşi ve eşinin kardeşi, yeğenleri ile ya¬kın dostlarının bulunduğu arabalardan oluşan konvoyla birlikte bir ambu¬lansla İstanbul!a götürüldü. Akşam, cenaze bir hastanede kaldı. Aralarında İstanbul Valisinin de olduğu, çok seçkin, genç ve yaşlı aydın grup ile kız kardeşi, yeğenleri, torunu ve kızı ile onların eşlerinin, hayat arkadaşı Gül¬sen Bilginer'in bulunduğu 20 Haziran günü yapılan törende, İstanbul Gazeteciler Cemiyetinde yapılan dört anlamlı konuşmadan sonra, Teşvikiye Camimde kılınan namazın arkasından Zincirlikuyu'da toprağa verildi.yazının genel içeriği bu konu ile ilgilidir.
Musul Sorunu ve Türkiye - İngiltere - Irak İlişkileri
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 63 · Sayfa: 859-916
Özet
Dünkü Musul vilayeti, bugünkü Irak'ın kuzey bölümü demektir. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandığı gün Musul şehri ve Musul Vilâyetinin önemli bir bölümü Türkiye'nin elinde bulunuyordu. İngilizler Musul Vilayetini 15 Kasım 1918'de, yani Mütareke imzalandıktan ve silahlar bırakıldıktan 15 gün sonra işgal etmiş ve bu işgali Mütareke Anlaşmasının 7. maddesine dayandırarak meşru göstermek istemişlerdir. Türkiye ise Mütareke imzalandıktan sonra Anadolu ve Trakya topraklarındaki işgalleri tanımadığı gibi. Musul vilayetinin işgalini de haksız saymış ve tanımamıştır. Osmanlı Millet Meclisi (Meclis-i Mebusan) 28 Ocak 1920 tarihli gizli oturumunda, Misak-ı Milli'yi kabul etti. Misak-ı Milli, güneyde 30 Ekim 1918'teki mütareke sınırını Türkiye'nin devlet sınırı olarak kabul etmiş ve dolayısıyla Musul Vilayeti de Türkiye sınırları içinde sayılmıştı. İsmet Paşa Lozan'a giderken hem İstanbul ve Boğazlar bölgesini, hem de Musul Vilâyetini, diplomatik yolla yabancı işgalinden kurtarmak gibi ağır bir görev üstlendi: Türkiye için Musul Vilâyeti önemli, çok önemli idi; ama İstanbul ve Boğazlar bölgesi hayati derecede önemliydi, olmazsa olmazdı ve öncelik taşıyordu. Hükümet tarafından İsmet Paşaya verilen kapsamlı talimatın Musul ile ilgili maddesi şöyleydi: "Irak sınırı: Süleymaniye, Kerkük ve Musul livaları istenecek, konferansta başka bir durum ortaya çıkarsa Hükümetten talimat alınacak."
İsmail Müştak Mayakon’dan Yayımlanmamış Bir Anı: Atatürk’ün Bir Çocukla Söyleşisi ve Ona Armağanı
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 63 · Sayfa: 961-967
Özet
Atatürk'ün sofrası davetliler için çoğu zaman bir fikir ziyafeti oluşunun yanı sıra yapılan sohbetler, gösterilen davranışlarla İnsan sevgisinin, insana duyulan saygının, çocuklara verilen değerin de en güzel örneklerini, sergiliyordu. Bu yazıda Atatürk döneminin tanınmış gazetecilerinden İsmail Müştak Mayakon'un yayımlanmamış bir anısı sunulmaktadır. Bu anıda Atatürk, Park Otel'deki sofrasında yedi yaşlarında bir çocukla sohbet etmiş, ona çeşitli sorular yöneltmiş, kucağına almış ve üzerinde taşıdığı kıymetli platin saati ile kordonunu armağan etmiştir.
Kemal Atatürk’ün Ahlak Dünyası Üzerine Bir Deneme
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 63 · Sayfa: 917-936
Özet
Gerçek liderlerin en belirgin niteliği, uzun soluklu, güvenilir fikirlerin sahibi olmalarıdır. Onlar her durumda ortaya koydukları tutm ve davranışlarıyla evrensel anlamda örnek olurlar. Ahlakî tercihlerin geçerlilik düzeyi de, bu tercihleri yapanları hem lider, hem de önder konumuna yüceltir. Atatürk böylesine seçkin bir kimliğe sahip olan millî ve evrensel bir büyük insandır.
Bir Macar Çocuğun Anılarının Işığında Atatürk ve Türk - Macar İlişkilerine Bakış
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 63 · Sayfa: 937-960
Özet
Cumhuriyetin ilk yıllarında büyük oranda gelişme kaydeden Türk- Macar ilişkilerinin bir sonucu olarak pek çok Macar uzman, çalışmak üzere Türkiye'ye gelmiştir. Bu uzmanlardan biri olan Jânos György'nin kızı Klara, Gazi Orman Çiftliği'nde geçen çocukluk yılları sırasında Atatürk'le tanışmıştır. Bu çalışmada Klara Devai'nin Türkiye ve Atatürk'le ilgili anılarının ışığında Türk-Macar ilişkileri ele alınarak değerlendirilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Afet İnan’da Kalan Kitapları
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 63 · Sayfa: 1115-1140
Özet
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, öğrencilik yıllarından itibaren biriktirdiği ve yazdığı çeşitli konu ve dillerdeki kitapları, Anıtkabir Atatürk Özel Kitaplığı'nda korunmakta ve yurttaşlarımızın ziyaretine açılmaktadır. M. K. Atatürk'ün sözü edilen kütüphanede bulunan başta tarih, dil ve edebiyat konularında olmak üzere 3123 adet kitabı bulunmaktadır. Ancak, M.K. Atatürk'ün toplam kitap sayısı 4433 cilt ve nüsha sayıları ile birlikte 7338'tür. Bu kitaplar ağırlıklı olarak Türkçe ve Fransızcadır. Ulu Önder kitaplarının büyük bir bölümünü okumuş ve ülkenin yeniden yapılandırılması için gerçekleştirilecek çalışmalar ve uygulamalar için faydalanmıştır. Ayrıca bu kitaplarını çalışma arkadaşları, dostlan ve yakından ilgilendiği kişiler ile de paylaşmıştır. Atatürk, bu kitaplann bazılarını sözü edilen kişilere hediye etmiş ve çalışmalarında kullanmalarına izin vermiştir. Bu kişiler arasında Atatürk'e en yakın kişilerden biri olan Prof. Dr. Afetinan da bulunmaktadır. Bu çalışmada, Ulu Önder'in Prof. Dr. A. Afet înan'm koleksiyonunda kalan kitaplarından bahsedilecek ve kitaplarla ilgili ayrıntılı bilgiler verilecektir.
Talat Paşa Davası” Kararına Berlin’deki Müslümanların Tepkisi ve Alman Hükümeti’nin
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 63 · Sayfa: 1019-143
Özet
Bu çalışma, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi (Cilt XX, Sayı 58 (Mart 2004)'nde yayınlanmış olan "Tehcir Olayı'nın Propaganda Sürecindeki Doruk Noktası: Talat Paşa Davası" adlı makalenin devamı niteliğindedir. Dolayısıyla burada Talat Paşa Davası ve bunun dünya basınına yansıması tekrar değerlendirilmemiştir. Bu çalışmada "Talat Paşa Davası" kararına o günlerde Berlin'de yaşayan İttihatçılar ve Müslüman grupların, teşkilatlı ya da ferdi olarak ortaya koydukları tepkiler ele alınmıştır. Ayrıca Alman Hükümeti'nin bu tepkiler karşısındaki tavrı da irdelenmiştir. Bu amaçla bir taraftan Berlin'de yaşayan Mısır, Azerbaycan, Hindistan, İran, Tatar, Arap ve Türk temsilcilerinin Alman Devlet başkanına yazmış oldukları mektup ve bu mektuba Alman hükümetinin verdiği cevap değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Aynı zamanda "Talat Paşa Davası" kararının adaletsizliğini savunan Emir Sekip Arslan Bey ile Dr. Rıfat Mansur'un hazırlamış olduğu broşürler ile Alman Dışişleri Bakanlığı Arşivi (PA-AA)'nden temin edilen belgeler değerlendirilmiştir. Bütün bunların sonucunda 'Talat Paşa Davası" kararının anlaşılmasına ve "Ermeni Meselesi" konusundaki araştırmalara katkıda bulunulmaya çalışılmıştır
Bazı Atatürk Resimlerinden Örneklerle Cumhuriyet Resminde Figür
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 63 · Sayfa: 1045-1069
Özet
Bu incelemede, Cumhuriyet Dönemi Türk resim sanatının en temel konularından biri olan figür ve figürlü resim; son çeyrek yüzyıl boyunca ortaya konulmuş Atatürk resimleri Örneklenerek değerlendirilmektedir. Figüratif resmin en yaygın olduğu tür portreler ya da çoğu kez her biri bir portre özeniyle yapılmış önemli kişilikleri ve olayları konulu bir şematİzasyon düzeni içinde anlatan çok figürlü tablolardır. Dünyanın her yerinde hemen her dönemde resim diliyle bir şeyler anlatmak isteyenler, ulusal, ideolojik veya ne tür bir birlik anlayışı olursa olsun o topluluk için önemli olan önder, kahraman ya da kurtarıcı gibi imge ve simgeleri, bilim, edebiyat ve sanat insanlarını tek başlarına veya bir konu içinde çok sık kullanmışlardır. Özellikle de toplumlarm hayatında son derece önemli rolleri olan, köklü değişimlerin önderi olmuş insanlar en çok resimleri ve heykelleri yapılan insanlar olmuşlardır. Elbette bu anlamda Türkiye'nin resmi en çok yapılan insanı da, Cumhuriyet'in kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'tür. Aynı zamanda tarih için bir belge de olan bu Atatürk resimlerini, iki gruba ayırabiliriz . Bu tür resimlerin oluşturduğu ilk grup portrelerdir. İkincisi ise birden fazla figürün konunun anlatımını paylaştığı çok figürlü kompozisyonlardır.
Osmanlı’dan Cumhuriyete Savrulan Bir Hayat: Mehmet Faik Asal (1889-1958)
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 63 · Sayfa: 997-1018
Özet
Acıpayam'dan başlayan hayat yolculuğuna eğitim amacıyla Denizli, İzmir ve İstanbul'u dahil eden Mehmet Faik, II. Meşrutiyetin ilanı ve 31 Mart Olayı şahitlerinden biri olmuştur. Başladığı yüksek tahsili tamamlayamayan Mehmet Faik, İstanbul'da çıkan ve döneminin en önemli gazetelerinden biri olan Tanin gazetesinde çalışmaya başlamıştır. Bu sırada Batıcı görüşlere sahip Mehtâb mecmuasının sorumlu müdürlüğünü, bu derginin kapatılmasından sonra yayınlanan Şebtâb mecmuasının genel müdürlüğünü yapmıştır. Hüseyin Kazım Beyin Selanik Valiliği'ne atanması ile Selanik'te Vodine Kazası Osturva Nahiyesi Müdürlüğü'ne atanmıştır. Balkan Savaşı başladıktan sonra İstanbul'a dönmüştür. Bâb-ı Âli Baskını arkasından Acıpayam'a dönme kararı almıştır. Mehmet Faik Bey nahiye müdürlüğü ve dava vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Mehmet Faik Bey, Acıpayam Türk Ocağı reisliği, CHP Mutemet ve İlçe Başkanlığı, İl Genel Meclisi Üyeliği, Acıpayam Belediye Başkanlığı, İl Daimi Encümeni Üyeliği ve VII. Dönem (1943-1946) Denizli Milletvekili olarak TBMM'de görev yapmıştır. 1946 seçimlerine bağımsız milletvekili adayı olarak girmesi partisiyle ilişkilerinin bozulmasına yol açmıştır. Faik Asal, Acıpayam Orman İdaresi ve Burdur'un Yeşilova ilçesinde dava vekilliği görevlerinde bulunduktan sonra 27 Haziran 1958'de ölmüştür.
Modernleşme Sürecinde Ödemiş Halkevî’nin Kuruluşu ve Faaliyetleri
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2005, Cilt XXI, Sayı 63 · Sayfa: 968-987
Özet
1932 yılında kurulmuş olan halkevlerinin yakın dönem Türkiye tarihi açısından en büyük özelliği Kemalist devrımlerin ilkelerinin pratikte halka en kolay yolla ulaştırılması yönünde gerçekleştirdiği faaliyetlerdi. Kemalist devrimlerle şekillenen yeni yaşam biçimlerinin halkevlerinin kurulduğu bölge özellikleri göz önünde bulundurularak düzenlediği dikkatlerden kaçmadı. Okuma yazmanın çok düşük olduğu, ekonomik sorunların pençesinde kıvranan Türkiye'de halkevleri Cumhuriyetin ilk yıllarında tavandan tabana büyük bir örgütlenme ile toplumsal ve kültürel kalkınmanın anahtarı olmuşlardır. Bu taşra için daha farklı bir anlam ifade ediyordu. Batı Anadolu'da Küçük Menderes Havzasında iri bir kasaba olan Ödemiş'te de Kemalist devrimler, cumhuriyet değerleri toplumsal ve kültürel yaşamın modem yüzü halkevi ile kendini göstermiştir.