1161 sonuç bulundu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
- İsmet Giritli 21
- Nuri Köstüklü 17
- Cemal Enginsoy 12
- Utkan Kocatürk 12
- Suat İlhan 11
- Yücel Özkaya 11
- Bekir Tünay 10
- Mustafa Eski 10
- Hamza Eroğlu 9
- Mevlüt Çelebi 9
Anahtar Kelimeler
- Atatürk 329
- Türkiye 114
- Turkey 88
- Milli Mücadele 75
- National Struggle 57
- Osmanlı Devleti 53
- Cumhuriyet 48
- Türkiye Cumhuriyeti 45
- Eğitim 37
- Mustafa Kemal 36
Amerika Birleşik Devletleri Kaynaklarına Göre Atatürk
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt VI, Sayı 16 · Sayfa: 75-92
Özet
Ansiklopedik eserler arasında belgesel bir değer taşıyan Encyclopaedia Britannica, Atatürk'ü "...seçkin bir Türk askeri, reformcu ve devlet adamı..." olarak tanımlar ve hemen şu değerlendirmeyi ekler: "...Mustafa Kemal'in Türkiye'yi kurtarma mücadelesi, Afrika ve Asya'da doğum halindeki birçok devletin bağımsızlık yolunda çarpışmaları için ilham kaynağı olmuştur..." . Ansiklopedi, bu değerlendirmesinde yalnız değildir. Bu hususu, Doğu ve Batı literatüründen birer örnekle vurgulamak isterim. Büyük Hint şairi (ve Nobel Edebiyat Ödülü Sahibi) Rabindranath Tagore'e göre: "...Kemal gelip geçmişinin şanlı hatıralarını yeniden yaşatırcasına, önümüze yeni bir Asya modeli koyuncaya kadar, Türkiye'ye Avrupa'nın Hasta Adamı denirdi. Fakat, Kemal'in gerçekleştirdiği bu yeni As¬ya modeli, Doğu ülkeleri için yeni bir hayat ümidi olmuştur. Bu bakım¬dan, Kemal'in getirdiği ruh, en yüksek saygıya ve takdire lâyıktır..." . Öte yandan, Atatürk ile ilgili incelemeleri ile tanınmış Amerikalı Prof. Dankvvart Rustovv, Atatürk'ün başarısını şöyle değerlendiriyor: "...Kemal'in büyüklüğü ülkesinin savunucusu, Cumhuriyetin kurucusu ve köklü reformcu olarak, üçlü başarısında yatar..." .
Latife Hanım, Ünlü Gazeteci Price' a Hayatını ve Özelliklerini Anlatıyor
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt VI, Sayı 16 · Sayfa: 173-176
Özet
Gazeteci Ward Price, Birinci Dünya Harbi sonunda harp muhabiri olarak İstanbul'a gelmiş, dönemin kalburüstü kişileriyle Daily Mail gazetesi adına röportajlar yapmıştır. Pera Palas Oteli'nde kalan Price, Mustafa Kemal ile de karşılaşmıştır. Paşa, Çanakkale'de Anzak Kolordusu'nun üst üste üç kez saldırısını durdurarak ve onları sahile mıhlayarak İstanbul'u kurtarmış, aynı zamanda Ruslarla Müttefiklerin bağlantısını keserek Müttefiklere önemli bir darbe vurmuştur. Ward Price artık hep Atatürk'ün peşindedir. Atatürk İzmir'de Latife Hanım'la 29 Ocak 1923 tarihinde evlenmiştir. Price için bu kaçırılmaz bir gazetecilik olayıdır. Artık hep Mustafa Kemal'in ardındadır ve bir röportaj randevusu gayretindedir. Atatürk, 20 Şubat 1923 tarihinde Latife Hanım'la Ankara'ya dönmüştür. Price, Latife Hanım'la da bir röportaj müsaadesi koparabilmek için Atatürk'ün çevresinde dolanmaktadır. Bu yaman ve acar gazeteci nihayet arzusuna kavuşur. 1923 yılının 26. günü için randevu almayı başarır. Price'ın bu röportajı Tevhidiefkâr gazetesinin 6 Mart 1923 tarihli sayısında çıkmıştır.
Atatürk'te Ulusal ve Kavramsal Boyutlarıyla "Barış" Kavramı
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt VI, Sayı 16 · Sayfa: 153-162
Özet
İnsan varoluşu ile birlikte, kendisini savaş içinde bulmuştur. İlk kez doğaya sonra çevresine karşı verdiği bu savaş, özde yaşamını, özlemini duyduğu en ideal biçimde sürdürmeye yönelikti. "Savaş"ı da "barış"ı da başlatıp bitiren "insan"dır noktasından hare¬ketle : "Savaş insanların fikirlerinde başlamaktadır. Bu nedenle "barış"ın savunması da insanların fikirlerinde inşa edilmelidir" yaklaşımıyla "barış" gerçekleşmesinde eğitimin kaçınılmazlığına yasasında yer veren UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim-Bilim-Kültür Kurumunuzdan çok önceleri Atatürk 1937 yılında dünya barışının sağlanmasının temel ögelerini ve bunda "eğitim"in rolünü şöyle vurgulamaktaydı : "...eğer devamlı barış isteniyorsa insanların, insan kütlelerinin durumlarını iyileştirecek uluslararası önlemler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak biçimde eğitilmelidirler.
Atatürk Biyografisinden Sayfalar I/ 1923-1928
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt VI, Sayı 16 · Sayfa: 93-152
Özet
1923 - 1928 arası Atatürk ilke ve inkılâplarının temelinin atıldığı ve pek çoğunun gerçekleştirildiği bir dönemdir. Daha sonraki tarihlerde de bu hareketler yoğun olarak devam edecek ve Türk halkı tarafından benimsenecektir. İncelediğimiz bu dönemde, askerî zafer sonuçlanmış olup, bunun siyasî bakımdan pekiştirilmesi gerekiyordu. Yeni Türk Devletinin dünyada onur ve şerefini kazanması ve çağdaş ülkeler seviyesine ulaşması için büyük atılımları yapması gerekmekteydi. Kısacası, bu dönemde Atatürk, yeni Türkiye' nin temellerini atacak ve Türkiye' yi çağdaş devletler düzeyine ulaştırma çalışmalarını hızlandıracaktır.
Foreign Policy of Atatürk
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt VI, Sayı 16 · Sayfa: 39-46
Özet
Turkish foreign policy during 1920-1938 was initiated, formulated, and directed by Atatürk. The period between 1920-1938 is the first three years of the Turkish Grand National Assembly and the first fifteen years of the Turkish Republic. So Turkish foreign policy of this period may be named the Foreign Policy of Atatürk. The great achievement of Atatürk was his ability to organize the in-tense nationalism of the twenties so that it became productive patriotism. His luck was the misjudgment, by the Allies of him and of forces, he put into action.
Kitap Tanıtma: Harp Yönetimi ve Atatürk
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt VI, Sayı 16 · Sayfa: 223-232
Özet
Yugoslavya'da yayımlanan SESLER dergisinin 230'uncu sayısında Atatürk Araştırma Merkezi yayınlarından "Harp Yönetimi ve Atatürk" hakkında ilginç bir yazı çıkmıştır. Mustafa Karahasan imzasını taşıyan ve aşağıya çıkarılan tanıtma yazısından, yayınımızın ayrıntıları ile incelendiği anlaşılmaktadır. "...Atatürk, klâsik askerî stratejinin ve klâsik harp yönetiminin en büyük ustasıdır..." Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı, Harp Yönetimi ve Atatürk adlı eseriyle, hem Türkiye'nin ulusal tarihine hem de dünyanın uluslararası tarih bilimi hâzinesine yeni, yüksek değerli bir eser vermektedir. Bu eserin esas gaye ve anlamı, başlık altındaki alıntıya bağlıdır: Mustafa Kemal Atatürk klâsik askerî stratejinin ve klâsik harp yönetiminin büyük ustasıdır! Bu gerçeği ortaya koyup onu ispat etmek için yazar zengin bibliyografyaya başvurmuş, bunları tarayıp, inceleyerek yeni yeni sentezlere varmıştır. Tüm sentezlerinin en parlağı, en çarpıcı sonuçları da yukarıda ileri sürdüğümüz değerlendirmedir.
Mareşal Fevzi Çakmak
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt VI, Sayı 16 · Sayfa: 177-206
Özet
Mareşal Fevzi Çakmak büyük bir asker, Türk ahlâk ve karakterinin seçkin bir siması, sevgi ve şefkatine güvenilen bir komutandı. Kararlarındaki isabet ve yanılmazlık, görüş ve düşünüşlerindeki mantık ve doğruluğa dayanırdı. İnandığı konuların gerekçeleri çok kuvvetliydi. Her türlü koşullar içinde hiçbir zaman karamsar olmamış, iyimserliğini davranış ve görünüşü ile çevresine de aşılamıştı. Konuşmaları sade fakat çok güçlü, pürüzsüz ve sürükleyici idi. Eleştirilerini özdeyişleriyle süslerdi. Büyük insan ve büyük asker niteliklerini tam olarak temsil eden ve bu aziz yurda büyük hizmetler veren Mareşal Fevzi Çakmak'm yarım asrı bulan fiilî hizmetinin büyük savaşlar bölümü, Balkan Harbi' nde, kolordu ve ordu düzeyindeki birliklerin kurmay başkanlıklarıyla başlayıp, Birinci Dünya Harbi ve bunu takip eden İstiklâl Harbi'nin sonuna kadar on yıl çeşitli cephelerin muharebe meydanlarında sürmüş, bu sürede tümen, kolordu ve ordulara komuta etmiştir.
Milli Mücade Kahramanlarından Baha Said Bey/ Biga 1882-İstanbul 16 Ekim 1939)
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt VI, Sayı 16 · Sayfa: 207-222
Özet
İttihat ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Türkocağı, Millî Talim ve Terbiye Cemiyeti, Millî Kongre ve Karakol Cemiyeti gibi ünlü politika, sanat ve kültür kuruluşlarının kurucu ve yönetici kadrolarında bulunmuş Bahâ Said Bey, en ön saflarda çetin ve tehlikeli birçok hizmetler görmüş, fakat sonunda asla şahsı için bir çıkar ve mevki aramamıştır. Seçkin kişiliğinde varlığını vatan ve milletine adamış gerçek bir milliyetçi ve ülkücü örneği veren Bahâ Said Bey, hayatı boyunca tarihimizin "feragat faslının meşhur, menfaat faslının meçhul" simalarından biri olmuştur. Millî Mücadele tarihimizin diğer adsız kahramanları gibi, Bahâ Said Bey'in de hayatı, kişiliği, faaliyet ve hizmetleriyle eserleri hakkında çok az bilgi vardır.
Bir Yunanlı Yazara Göre Türk İstiklal Savaşı' ndan Önce Yunanistan' da "Genel Durum"
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt V, Sayı 15 · Sayfa: 551-556
Özet
1830'da bağımsız bir devlet oluşundan yirminci yüzyılın ilk on yılının sonuna kadar Yunanistan'ın tarihi çok sık iç mücadele ve değişiklik dönemleri ile doludur. Yunanistan'ın bağımsız millî mevcudiyetinin ilk seksen yılı sırasındaki sicili, yeni Yunan Krallığı'nın yakında Balkan Yarımadasındaki imparatorluğun doğal varisi olacağı yolunda Yunan severler arasında fazla heveslilerin besledikleri büyük ümitleri pek haklı gösterecek gibi değildir. 1843'ten ilk anayasanın kabul tarihi 1909'a kadar Yunan siyasî hayatı dince ve ahlâkça terbiye için gösterilebilecek bir manzara, temaşa değildi. Otho'nun halefi 1863'te Yunan tahtına I. Yorgi adı ile çıkan DanimarkalI Prens William iki selefine nazaran işinde daha az gayretli idi, fakat hatalarını tekrarlamak istemeyen bir II. Charles'in dünyevî kurnazlığına sahipti. Yorgi, rolünü bir meşrutî hükümdar olarak kusursuz oynadı ve her zaman fikir vermeye hazır olmakla beraber doğrudan sorumluluk almamak hususunda dikkatli idi ve politikacıların iç siyasette serbestçe hareket etmelerine müsaade etmişti. Dışişlerine müdahalesi daha aktif idi. Yunanistan'ın yardımsız durumunu muhafaza edecek kuvvette olmadığını bildiğinden Yorgi, Yunanistan'ı dış tehlikeden korumak için İngiliz ve Rus hanedanları ile aile bağlarına başlıca önem verdi. Yorgi, Nedvvay'de yelken açan Hollandalıları gören II. Charles'dan daha talihli değildi. 1897'de Türklerin Lamia'ya kadar Yunanistan'ı işgallerini görmek utancını tattı. Yunan halkı birden bu tehlikelere tepki gösterdi. Türkiye Girit üzerinde tehdit edici bir tavır takınır ve Bulgaristan Makedonya'da üstünlük elde ederken işleri olduğu gibi bırakmanın olmayacağı, memleketi birleştirmek için ciddî bir çaba sarf edilmesi gereği hissedildi.
Atatürk'ün Eğitim Anlayışına Felsefi ve Sosyolojik Bir Yaklaşım
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1989, Cilt V, Sayı 15 · Sayfa: 557-594
Özet
Konumuz, "Atatürk ve Eğitim İlişkileri"dir. Şimdiye değin bu konuda yazılmış ufak çapta bazı yazılara rastlanmaktadır. Biz bu incelememizde konuya farklı bir açıdan yaklaşmak istiyoruz. Atatürk'ün sosyolojik ve felsefî görüşleri yeterince incelenmiş değildir. İşte bu açıdan onun eğitimsel görüşleri ayrı bir önem kazanmaktadır. Yani onun "Eğitim" olgusuna yaklaşımı, "Eğitim Sosyolojisi" ve "Eğitim Felsefesi" açısından ele alınacaktır. Bu bağlamda onun eğitimci kişiliği, sosyolojik, felsefî bilgisi ve görüşleri, eğitime getirdiği yenilikler açıklığa kavuşturulacaktır. Böylece, ülkemizde eğitim olgusuna toplumsal bakış, onun kişiliğiyle özel bir nitelik kazanmıştır. Ziya Gökalp, î. Hakkı Baltacıoğlu ve Prens Sabahattin gibi Türk sosyologları, ülkemiz eğitimine toplumsal bakışı getirmişlerdir. Atatürk ise, eğitime toplumsal bakışı, hem kuramsal açıdan, hem de uygulama açısından ele almış ve bu konuda köklü (radikal) sayılabilecek yenilikler getirmiştir. Bu incelememizde onun bu niteliklerine değinilecektir