10 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten
  • Bu yıl
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Tes ve Tariat Yazıtlarının Türü ve Yazılış Amacı/İşlevi

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 63-90 · DOI: 10.32925/tday.2026.144
Tam Metin
Ötüken Uygur Kağanlığı yaklaşık yüz yıllık hâkimiyeti esnasında Orta Asya’nın siyasi, ticari ve kültürel hayatını derinden etkilemiştir. Uygurlar bu dönemde heykel, şehir ya da mezar gibi pek çok kültür ürünü vücuda getirmiştir. Bu kültür ürünlerinin içinde değerlendirilebilecek yazıtlar da yaratmıştır. Tes, Tariat, Şine Us ve Karabalgasun-I gibi yazıtlarla bozkır kağanlıklarındaki yazıt dikme geleneğini sürdürerek belirli bir medeniyet seviyesini yakaladığını belgelemiştir. Göktürk harfli yazıtlar bulundukları bölge, yaratıldıkları kavim veya çağlara göre farklı başlıklar altında sınıflandırılmıştır. Sınıflandırmada kullanılan ölçütlerden biri de türdür. Tür açısından sınıflandırma Tes ve Tariat yazıtları için de uygulanmış, bunlar kimi araştırmacılar tarafından zafer yazıtları, kimi araştırmacılar tarafından ise sınır taşı yazıtları olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada Tes ve Tariat yazıtlarının türü ve yazılış amaçları/işlevleri incelenmiştir. Tes ve Tariat yazıtlarının arasında kimi önemli farklar tespit edilmiş; bu farklar ve yazıtların içeriklerinden hareketle söz konusu iki yazıtın aynı türde olmadığı, aynı amaçla/işlevle oluşturulmadığı, bunların zafer ya da sınır taşı yazıtları türünde olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada Tes Yazıtı’nın Moyen Çor Kağan’ı onurlandırıp kağanlığını tasdik etmek için yaratılan bir “onurlandırma/tasdik etme yazıtı”, Tariat Yazıtı’nın ise yine Moyen Çor Kağan’ın hâkimiyet ve gücünü ifade etmek için yaratılan bir “hâkimiyet/ gövde gösterisi yazıtı” olduğu ileri sürülmüştür.

Horasan Türkçesinde (Bocnurd Ağzı) -(y)Ar Ekli Kesin Gelecek Zaman

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 91-112 · DOI: 10.32925/tday.2026.145
Tam Metin
Gelecek zamanda konuşma zamanından sonra ortaya çıkacak ya da çıkma ihtimali bulunan olaylar anlatılır. Gelecek zaman, zaman kategorisinde farklı semantik alt ayrımlarla ele alınır. Bu sebeple gelecekte ortaya çıkacak veya çıkma ihtimali bulunan olaylar, Türk dili alanlarında semantik olarak ayırt edilebilmekte ve farklı biçim bilgisi unsurlarıyla işaretlenebilmektedir. Söz konusu durum, Türk dili incelemelerinin terminolojisine de yansır ve gelecek zaman, “gelecek, kesin gelecek, kategorik belirli gelecek vb.” ile “geniş, belirsiz, kesin olmayan, şüpheli, tahminî, bitmeyen şimdiki zaman vb.” semantik alt alanlara ayrılır. Türk dili alanlarında -Ar ~ -(y)(X)r eki, genellikle belirsiz gelecek zaman ve şimdiki zaman için kullanılagelir. -Ar ~ -(y)(X)r ekinin belirsiz gelecek zaman işlevi, Türk dilinin bütün tarihî ve çağdaş alanlarında görülür. -Ar ~ -(y)(X)r eki, şimdiki zaman işleviyle ise Eski Türkçede ve bugün bazı lehçelerde/ağızlarda yer alır. Bu ek, tarihî Türk dili alanlarında belirsiz gelecek zaman ve şimdiki zaman yanında, yer yer, kesin gelecek zaman için de kullanılır. Türk dili alanlarında biçim bilgisinin yenilendiği 13. yüzyıldan sonra kesin gelecek zaman için başka ekler de gelişir. Horasan Türkçesinin Bocnurd ağzında Oğuz ya da Çağatay grubu lehçelerinde gelişen kesin gelecek zaman ekleri yer almaz. Bocnurd ağzında daha eski bir kesin gelecek zaman eki olarak -(y)Ar bulunur. -(y)Ar eki, Bocnurd ağzında aynı zamanda belirsiz gelecek zaman için de kullanılır.

Çağdaş Türk Dillerinde İddia Cümlelerinin Tipolojisi

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 157-176 · DOI: 10.32925/tday.2026.147
Bu çalışma, çağdaş Türk dillerinde iddia cümlelerini biçim söz dizimsel yapıları, söz dizimsel-anlamsal işlevleri ve tipolojik özellikleri açısından ele alan eş zamanlı bir betimlemedir. İddia cümlesi, konuşurun bir önermeye ilişkin güçlü iddiasını ve bu iddianın doğruluğuna olan inancını ifade eden yapı anlamında kullanılmaktadır. Bu tür yapılar, çağdaş Türk dillerinde bitimli ekler (ör. Tuv. -ÇIK), ek-fiil parçacıkları (ör. Tuv. iyik) ve tümcesel belirteçler (TT gerçekten, Tat. barıbĭr ‘zaten’, Özb. aslida ‘aslında’, Kaz. ärine ‘elbette’, Tuv. ıynaan ‘elbette’) yardımıyla kodlanmaktadır. Kipsel kategoride değerlendirilen iddia cümleleri, bu çalışma kapsamında sadece olumlu temel cümlelerde ele alınıp irdelenecektir. Bunun dışında kalan iddia işlevli yapılar ise (soru cümleleri, olumsuz cümleler, yan cümleler vb.) başka bir incelemenin konusu olması nedeniyle burada ele alınmayacaktır. Bu incelemede ağırlıklı olarak Tuvaca, Hakasça, Yakutça, Türkiye Türkçesi, Türkmence, Özbekçe, Tatarca ve Kazakça gibi çağdaş Türk dillerinden alınan örnekler değerlendirilmiştir. Böylece Türk dilleri ailesinin farklı kollarına (Oğuz Grubu, Kıpçak Grubu, Sibirya Grubu ve Karluk Grubu) mensup birçok Türk dili bu çalışmada dikkate alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, çağdaş Türk dillerinde iddia cümlelerini oluşturma stratejilerini ve bu stratejilerin tipolojisini ortaya koymak, bu yapıları söz dizimsel-anlamsal açıdan karşılaştırmak ve iddia yapıları temelinde çağdaş Türk dillerinin yeni bir dağılımını yapmaktır.

Kutadgu Bilig’de Sessizlik: Ontolojik Bir Yapı, İktidarsal Bir Araç ve Anlamın Sessiz Kurulumu

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 1-34 · DOI: 10.32925/tday.2026.142
Tam Metin
Kutadgu Bilig’de sessizlik, iletişimsizlik ya da kişisel suskunlukla sınırlanan bir anlatı unsuru olmaktan çıkar; çok katmanlı, disiplinlerarası biçimde çözümlenebilecek bir düşünsel yapı olarak belirir. Eserde sessizlik, bir yandan dilin ve anlamın sınırında beliren, diğer yandan siyasal iktidarın, etik terbiyenin ve metafizik sezginin kurucu zeminine dönüşen dinamik bir boyut kazanır. Bu çalışma, sessizlik kavramının Kutadgu Bilig’de nasıl işlevselleştiğini ve bu işlevlerin metindeki karakterler, temalar ve ideolojik yapılarla nasıl iç içe geçtiğini analiz etmektedir. Sessizlik, bazen hükümdarın stratejik sükûnetinde bir yönetsel ağırlık biçimi olarak, bazen vezirin ölçülü konuşmasında dilin denetimi olarak, bazen bilgenin eksiltmeli anlatımında anlamı derinleştiren bir yapı olarak, bazen de zahidane suskunlukta hakikatin dil-dışı tecrübesi olarak temsiliyet kazanır. Ontolojik düzlemde sessizlik, hakikatin dile gelmeyen yönlerini sezdirirken; epistemolojik düzlemde bilgi aktarımını eksiltmeli biçimde yapılandırır. Toplumsal ve politik düzeyde sessizlik, rızaya dayalı iktidar üretiminin ve habitusun göstergesidir. Kuramsal düzlemde Heidegger’in “sahici susma” ve “dilsiz hakikat”, Derrida’nın “différance” ve söylemsel boşluklar, Foucault’nun mikro iktidar ve normatif sessizlik, Bourdieu’nün dilsel habitus ve meşru söz pratiği ile Deleuze’ün yaratıcı sessizlik ve fark üretimi kavramları merkeze alınmıştır. Karakter temelli anlatı çözümlemeleri, kuramsal yapı ile bağdaştırılarak çok katmanlı bir okuma önerilmiştir. Grafik ve tablo verileriyle desteklenen analiz sonucunda sessizlik, eserde bir anlatım tercihi olmaktan çıkarak metnin varlık görüşünü ve anlam rejimini kuran asli bir düşünce biçimi olarak değerlendirilmiştir.

Sözlük Tabanlı Kavram Madenciliği: Türkçe Sözlük’te Yol

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 35-62 · DOI: 10.32925/tday.2026.143
Tam Metin
Bu çalışmada, yol sözcüğünün Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan Türkçe Sözlük’teki kavramsal boyutlarını çözümlemek ve bu sözcüğün Türkiye Türkçesindeki anlam haritasını Türkçe Sözlük tabanında ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Yol, yalnızca bir ulaşım aracı ya da fiziksel bir nesne olmaktan öte, metaforik, sosyolojik ve tarihsel açılardan da zengin bir anlam çeşitliliğine sahip, çok boyutlu bir kavramdır. Bu durum, bu kavramın kültürel, tarihsel ve toplumsal bağlamda taşıdığı derin anlamları incelemeyi gerektirir. Çalışma, dil biliminde kavram madenciliği yöntemini kullanarak bu çok boyutlu yapıyı anlamlandırmayı hedeflemektedir. Araştırmanın kapsamı, Türk Dil Kurumunun yayımladığı Türkçe Sözlük’ün 12. baskısı ile sınırlıdır. Çalışmada, yol sözcüğünün farklı anlamları, kullanım bağlamları ve deyimlerdeki yerleşik ifadeleri çözümlenerek bu kavramın Türk dilinde nasıl bir anlam çeşitliliğine sahip olduğu incelenmiştir. Yöntem olarak kavram madenciliği ve doğal dil işleme -Python, AntConc ve Voyant Tools gibi programlar aracılığıyla- teknikleri kullanılmıştır. Bu tekniklerle Türkçe Sözlük’te hem madde başı olarak hem de maddelerin anlam bölümlerinde yol sözcüğünü içeren söz varlığı dijital ortama aktarılarak sözcüğün anlam dünyası, ilişkili diğer madde başları, eş anlamlılık, deyim ve atasözleri gibi kavramsal bağlantıları incelenmiştir. Bu çözümleme, sözcüğün anlam boyutlarını görselleştirmek için ağ çözümlemesi ve sözcük bulutu gibi teknik araçlarla desteklenmiştir. Çalışma, yol sözcüğünün Türkiye Türkçesindeki anlam alanları ve ilişki ağlarının derinliğini gözle görülebilir bir biçimde somutlaştırarak dilin toplumsal ve kültürel yapısındaki yerine ışık tutmayı hedeflemektedir.

Türk Çocuk Yazınının Söz Varlığı: Yüksek Sıklıklı Sözcükler

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 113-156 · DOI: 10.32925/tday.2026.146
Tam Metin
Çocuk yazını, şüphesiz çocuğun bilişsel, dilsel ve kişisel gelişimini destekleyen önemli unsurlardan biridir. Çocuk yazını eserlerinin ‘çocuğa görelik’ ilkesine uygunluğu hakkında incelemelere alan yazında sık rastlanmaktadır. Çocuk kitabı yazarlarının belirli sayıda eserinin söz varlığı üzerine yürütülen araştırmalar da azımsanamayacak orandadır. Ancak önemli birkaç araştırma dışında, Türk çocuk yazınının söz varlığını temsil edecek ölçüde çocuk yazını eseri bütüncül olarak incelenmiş değildir. Bu durum eser sayısı, tür çeşitliliği gibi bir derlemin temsil gücünü arttıran özellikleri taşıyan ve deneysel sonuçlar sunabilen derlem tabanlı söz varlığı araştırmalarının çocuk yazını alanında kullanımını gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın amacı, Türk çocuk yazını eserlerinin söz varlığını yüksek sıklıklı sözcük listesi biçiminde derlem tabanlı olarak ortaya koymaktır. Bu derlem tabanlı çalışma nicel ve istatistiksel veri toplama araçlarından yararlanılan betimsel bir tarama araştırmasıdır. Araştırmanın örneklemini 1970-2012 yılları arasında yayımlanmış 1.058 Türk çocuk yazını eseri oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 1.058 Türk çocuk yazını eserinin sözcüksel yapıları, Türk çocuk yazını üzerine oluşturulmuş ilk özel alan derlemi olan ve 8.639.522 sözcükten (+/-) oluşan Türk Çocuk Yazını Derlemi’nde etiketlenerek listelenmiştir. Ulaşılan bulgular milyon sözcükte görülme oranları ve sözcük türü bilgisiyle birlikte ortaya koyulmuştur. Araştırmanın yöntemi ve sonuçlarının çocuk yazınında söz varlığı çalışmaları, ilk okuma-yazma öğretimi, ana dili öğretimi ve yabancı dil olarak Türkçe öğretimi gibi alanlara katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Türkçede Alış- Fiili Üzerine

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 265-286 · DOI: 10.32925/tday.2026.151
Tam Metin
Al- Türkçede en çok türeve ve anlam çeşitliliğine sahip olan eylemlerden biridir. Yazıtlar döneminde alın- ve altız-, Eski Uygur Türkçesinde ek olarak alınç, alınçlıg, alınçu, alıl-, alım, alış-, alsık-, altur-, vb. pek çok türevine rastlanır. Bazı türevleri tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde sık sık mecazlaşır: alım, alımlı, aldır-, alın- vb. Eski Türkçede “karşılıklı almak” anlamlı alış- eylemin en dikkat çekici türevlerinden biridir. Eski Uygur metinlerinde sadece öç kek alış-, alışdur- biçiminde tanıklanır. 9 ve 10. yüzyıllara tarihlendirilen Dunhuang el yazmaları içerisinde HamTouen 16 numaralı metinde ise eylemin alışıg biçimi “evcil, uysal” anlamında bir atasözünde geçer, alış- eyleminin bu anlamda başka bir tanığına rastlanmaz. Eylem, Anadolu sahasında 14. yüzyıldan itibaren “evcilleşmek, uyum sağlamak” gibi anlamlarla mecazlaşır. Bu mecazlaşma çağdaş Türk lehçelerinden Karaim, Kumuk, Kırım Tatar Türkçesinde de tanıklanır. Tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde “alışmak, uyum sağlamak, evcilleşmek” manasında farklı sözlere rastlansa da ögren- en yaygın eylemdir. Anadolu sahasında bir süre kullanımı sürer ve yerini Arapçadan alıntılanan ‘âdet sözüne (‘âdet et-/ edin-, ‘âdet ol-, ‘âdet kıl- vb.) bırakır. Osmanlı Türkçesinde “alışmak, evcilleşmek” manasıyla yaygınlaşan eylemin “tutuşmak, yanmak” anlamı da bu dönemle ilişkilendirilir. Ayrıca bu dönemde alış- eyleminin Târîh-i Âl-i Osmân (16. yy.) adlı eserde Eski Türkçedeki temel anlamıyla “karşılıklı almak” şeklinde kullanılması ve yine aynı yüzyıla ait Revnak-ı Bustan adlı eserde toprağı alışdur- “toprağı ehlileştirmek” anlamı ile kullanılması dikkat çeker. Bu çalışmada alış- eylemi, kullanım ve mecazlaşmaları, “alışmak, evcilleşmek” anlamlı diğer sözlere de başvurularak tarihî ve çağdaş Türk lehçeleriyle mukayese edilerek incelenecektir.

Overt or Covert: Who Cares about the Language Policy?

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 237-264 · DOI: 10.32925/tday.2026.150
Tam Metin
The aim of this paper is to explore the overt or covert language policy in action in the divided capital city of Cyprus, Nicosia, through the notion of linguistic landscape. Examining language use on public signs provides valuable insights into the linguistic situation of a given place, including the visibility of official language policies, ideological orientations, and power relations among linguistic groups. Official language policies refer to explicit or implicit rules and regulations that shape or control language use in public space. To this end, the study analyzes both top-down (official) and bottom-up (non-official) public signs displayed in two historically and socially significant neighboring areas of Nicosia: Arasta in the northern part of the city and Ledra Street in the southern part. Drawing on social action theory as a methodological framework, the study investigates whether the linguistic choices observed on these signs align with the provisions of official language policies or reflect covert practices shaped by social actors. Data were collected through systematic photographic documentation of public signs and analyzed in terms of language choice, order of appearance, and relative prominence. The findings reveal clear asymmetries between policy and practice, indicating that Greek is more visible and symbolically powerful than Turkish, particularly in the southern part of the city. Moreover, the results suggest that language policy, whether overt or covert, plays a limited role in shaping the linguistic landscape of public space.

Codex Cumanicus’un Alman Bölümü Tanıklığında Eski Türk Dinî Söz Varlığına Katkılar

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 177-204 · DOI: 10.32925/tday.2026.148
Tam Metin
Orta Asya’nın Manici ve Buddhacı öğretileri, Eski Türk dili ve kültürü açısından bir dönüm noktasıdır. Manici ve Buddhacı düşünce sistemleri, Türk dilinin somut ve eylem odaklı bozkır yapısından soyut, felsefi ve metafizik bir literatür diline evrilmesini sağlayarak Türk dilinin kavramlaştırma kapasitesini en üst seviyeye taşıyan entelektüel hareketlerdir. Uygur dönemindeki dinî kavramlar leksikal kopyalarla verilmekle birlikte Buddhacı rahiplerin dinî terimleri aktarmada tercih ettikleri Türkçe söz yapımı ilkeleri İslami ve Hristiyan öğretiyi yansıtan Türkçe metinlerdeki teknik terimlerin oluşturulmasında yol göstericidir. Budist öğreti ekseninde şekillenen Türkçe terminoloji, Karahanlı dönemi Kur’an tercümelerini de etkilemiştir. İlgili dönem metinlerinde tanıklanan dinî terimler, Türklerin İslamiyet’e geçişinin radikal ve ani bir kültürel kopuş olmadığını; aksine yerleşik bir medeniyet dili olan Eski Uygur Türkçesinin edebi ve dinî birikiminin Karahanlılarla İslami bir kalıba evrildiğini yansıtmaktadır. Böylece İslami kavramlar; Uygurların kullandığı türetme, birleştirme, eksiltme ve anlam aktarımı gibi yöntemler aracılığıyla Türkçeye aktarılabilmiştir. Uygur ve Karahanlı dönemi Türkçe dinî terminoloji, Codex Cumanicus’un Alman bölümündeki örneklerde de görülmektedir. Bu çalışmada Codex Cumanicus’un Alman bölümündeki türetme ve birleştirme yoluyla oluşturulmuş Hristiyan öğretiye ait Türkçe dinî terimler dilsel ve tematik olarak ele alınmıştır. Çalışmada Türkçe terimler, iki ana başlıkla alfabetik olarak sıralanmış; devamında madde başı verilen sözcükler köken bilgisi ve dönem sözlükleri ile ele alınarak ilgili ibarelerin teşekkülü, kavramsallığı ve tarihî dönemlerdeki sürekliliği belirlenmeye çalışılmıştır.

Memlûk Türkçesiyle Kaleme Alınmış Bilinmeyen Bir Satır Altı Kur'an Tercümesi: Diyanet Kütüphanesi 2596 Numaralı Nüsha

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2026, Sayı 81 · Sayfa: 205-236 · DOI: 10.32925/tday.2026.149
Tam Metin
Türkçenin tarihî dönemlerinde, farklı mütercim ve müstensihler tarafından Kur’an-ı Kerim tercümeleri yapılmıştır. Memlûk Türkçesiyle de yazılmış Kur’an-ı Kerim tercümeleri olduğu bilinmektedir. Zira Mustafa Toker; Bursa, Isparta ve Manisa nüshaları üzerinde dikkatle dururken Cihan Doğan da Süleymaniye Kütüphanesi 3966 numaralı nüshayı incelemiştir. Bu çalışmada ise Memlûk sahasına ait olduğu bilinmeyen Diyanet Kütüphanesi 2596 numaralı nüsha (DK) ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Baş kısmında eksiklik bulunan nüsha, tamir görmüş; ilk iki yaprağı, eserin genelinden farklı bir yazı stili ve tercüme şekliyle sonradan eklenmiştir. Yazmanın karakterini yansıtan asıl tercüme, Bakara suresinin 15. ayetinden itibaren başlamaktadır. Eserin 3a sayfasına tekabül eden bu bölümde de eksiklikler ve tamir edilmiş kısımlar mevcuttur. Bu hâl, nüshanın 6b yüzüne kadar devam etmektedir. Buradan itibaren, özellikle son satırlarda, kısmi siliklikler bulunsa da eser büyük ölçüde okunabilir durumdadır. Yazma, içerik ve dil özellikleri bakımından mevcut tercümelerle karşılaştırıldığında, Manisa nüshasıyla dikkat çekici benzerlikler taşımakta olduğu ve bu yönüyle Memlûk Türkçesiyle kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Bu çalışmada, DK ayrıntılı şekilde incelenecek ve Manisa İl Halk Kütüphanesi 931 numaralı nüsha (MK) ile çeşitli ölçütler doğrultusunda karşılaştırılacaktır. Böylece hem Türkoloji sahasında üzerinde yeterince durulmayan Memlûk Türkçesi Kur’an tercümelerinin dil özellikleri vurgulanacak hem de şimdiye kadar üzerinde çalışma yapılmamış olan DK ilim âlemine kazandırılacaktır.