5 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Arketip
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Ölü Bir Deniz Romanının Arketipsel Sembolizm Bakımından Değerlendirilmesi

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2026, Sayı 61 · Sayfa: 117-140 · DOI: 10.24155/tdk.2026.268
Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung’un psikoloji literatürüne kazandırdığı arketip, insan türüne ait ortak bilişsel, duyusal ve davranışsal özellikleri barındıran bir kavramdır. Kolektif bilinç dışında yer alan ve çeşitli karakteristik imgeler yoluyla açığa çıkan bu kavram, kalıtım yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılarak gelecek nesillere taşınır. Jung’un üzerinde durduğu başlıca arketipler yeniden doğuş, gölge, persona, anima, animus, anne, yaşlı bilge ve büyükanne isimlerini taşır. Onun görüşünden yola çıkan Joseph Campbell bu arketiplere yola çıkış, erginlenme ve dönüş olmak üzere üç aşamadan oluşan aşama/ben ya da kahraman arketipini ekler. Hem Jung’a hem de Campbell’a göre zaman dışı, mekân ötesi niteliklere sahip arketipler, insanlığın en eski metinlerinde yer alır ve günümüzün edebî eserlerinde de bazı değişikliklerle farklı biçimlerde ortaya çıkar. Bu açıdan Erhan Bener’in Ölü Bir Deniz isimli romanına bakıldığında birçok arketipin varlığını bariz biçimde yansıttığı görülür. Anlatıdaki birinci dereceden kişilerin kahraman, persona, gölge, anima, animus ve büyükanne arketiplerine uygunluk taşıdığı tespit edilmiştir. Eserin iki temel kişisi pozisyonundaki Yüksel ve Adnan Refik, toplum tarafından kabul görmek için bilinçaltına ittikleri çeşitli arketipleri birbirini tanıyıp geçmişleriyle hesaplaşmaya başladıkları anda bilinçsiz biçimde gün yüzüne çıkarırlar. Onların uzun yıllar boyunca bastırıp arka plana attıkları arketiplerin görünür hâle gelmesi, eserin bünyesinde örtük biçimde bulunan anlamları aydınlatarak çok katmanlı bir okumayı mümkün kılar.

Beyhude Ömrüm Hikâyesinde Kahramanın Suyun Ardındaki Yolculuğu

Erdem · 2014, Sayı 67 · Sayfa: 46-61 · DOI: 10.32704/erdem.537447
Tam Metin
Su kültü, Türk kültüründe çok eski dönemlerde var olup temeli "yer-su" inanışına dayanır. Kültlerle ilgili inanış ve uygulamalara, sözlü anlatım ürünlerinde temel motifler olarak rastlanır. Modern Türk anlatılarında da suyun, motif/izlek olarak metnin kurgusunda işlevsel olarak kullanıldığı görülür. Mustafa Kutlu'nun Beyhude Ömrüm hikâyesinde su motifi, hikâyenin kurgusunda oldukça işlevseldir. Hikâyede kahraman "Islak Kaya"nın varlığından yıllardır haberdar olmakla birlikte, kayanın içinde suyu barındırdığını fark edince hedef belirler. Masal kahramanları gibi hedefine ulaşmak için plan yapar. Onun Islak Kaya'yı yarıp içindeki suyu çıkarması masal kahramanlarının yolculuğunu andırır. Bu esnada bazı engellerle karşılaşır, aklını kullanarak ve yönlendiricilerin de destekleriyle hedefine ulaşır. Islak Kaya'nın öneminin fark edilmesiyle kaderine terk edilen kıraç topraklar, aslına uygun olarak kullanılıp yeniden doğar. Kutlu hakkında daha önce yapılan çalışmalarda Beyhude Ömrüm hikâyesindeki folklorik unsurlara değinilmemiştir. Bu hikâye hakkında özgün bir çalışma yapan Hatice Altunkaya, metni sadece Greimas'ın "Eyleyenler" modeline göre incelemiştir. Bu yazıda ise Beyhude Ömrüm hikâyesindeki kahramanın suyun ardındaki mücadelesinin masal kahramanlarıyla benzerlik ve farklılıkları üzerinde durulduktan sonra, metin, arketipler ekseninde değerlendirilmiştir. Su kültü etrafında oluşan folklorik unsurların, metnin dokusuna nasıl yerleştirildiği tespit edilip yorumlanmaya çalışılmıştır.

DEDE KORKUT HİKÂYELERİNDE İYİLİK İMGESİNİN GÖRÜNTÜ SEVİYELERİ

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2010, Sayı 29 · Sayfa: 43-54
Türk milletinin en büyük kültür varlıklarından biri olan Dede Korkut hikâyeleri, Türk kültürünün söze ve yazıya dönüşen yüzüdür. Bu yönüyle Dede Korkut hikâyeleri, dil ve edebiyat sahasında arketipsel sembollerin diliyle insanlığa, Türk milletine iyiliği ve iyi olmayı öğütler. Böylece dünyanın yegâne açılımı ve bilinci olan insan, iyilik, yardımseverlik ve cömertlik yaparak dünyayı cennet hâline getirir. Hikâyelerde mitik bir iyilik imgesi olarak yer alan anne, baba, din, gelenek ve Dede Korkutvari kişiler, yücelik algılamalarının merkezi olarak iyilik yapmayı, iyi olmayı imler.Türk kültürünün en önemli bellek mekânlarından biri olan Dede Korkut Hikâyeleri, varoluşun en erdemli koşullarından biri olan iyilik imgesini yücelterek dünyaya gerçek anlamda insan olmayı muştular

Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun Kilit-Anahtar-Kapı Romanlarında Yüce Birey Arketipi Olarak Küpeli Hafız ve Sarı Hoca

Erdem · 2007, Sayı 49 (Mustafa Necati Sepetçioğlu Özel Sayısı) · Sayfa: 107-114
Tam Metin

Tarihi romanlarda yazar, milletin içerisine düştüğü zor ve bir o kadar da kötü durumdan çıkış sürecini, kahramanın dünyasından okuyucularına aktarmaktadır. Kahramanın roman dünyasına girişiyle birlikte mensubu bulunduğu milletin bütün öz değerlerini benliğinde topladığını görürüz. Yazar, milletin içerisinde bulunduğu zorlukları kahramanın dünyasında, gerek sembolik gerekse gerçekleri yeniden kurgulayarak ortaya koyar. Böylece kahraman kendi çilesini değil kendi benliğinde mensubu bulunduğu milletin çilesini de çekecek ve kurtuluş için çaba gösterecektir. İşte bu noktada kahramana yol gösterici olarak, bütün bir milletin değerleriyle donanmış 'Yüce Birey' eserin dünyasında bilge bir kişilik olarak ortaya çıkacak ve kahramanın gelişim ve değişim sürecine doğrudan etki edecektir.

Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Kilit-Anahtar-Kapı üçlemesinde Küpeli Hafız ve Sarı Hocanın şahsında milletin geçmişinden getirdiği değerleri görünür kıldığını görmekteyiz. Milletin bilinçaltında yatan gerçeklerinin Jung'un Arketipsel Sembolizmin bir unsuru olan 'Yüce Birey Arketipi'nden hareketle eserin dünyasında çözümlendiği takdirde taşıdığı değerler ve kahramanın gelişim sürecine olan etkileri bu çalışmada açık bir şekilde gözler önüne serilecektir.

Tarihin Dirildiği Gün: Maziden Roman Ütopyasına

Erdem · 2007, Sayı 49 (Mustafa Necati Sepetçioğlu Özel Sayısı) · Sayfa: 381-386
Tarihi okumak, onu anlamak adına gerçekleştirilen en önemli insan faaliyetidir. Tarihi anlamak da kendimizi daha doğru tanımaktır. Ancak tarih bir bilim olarak tek boyutludur. Yazarına bir ayrıcalık, güç vermez. Bu aşamada roman, tarihsel roman devreye girer. Yapılan araştırmalar, zamanımızda arketiplerin kılık değiştirerek modern roman ve hikâye gibi edebi türler içerisinde de devam ettiğini göstermektedir. Mustafa Necati Sepetçioğlu da bir tarihi romancı kimliğiyle tarihi, roman boyutunun ötesine taşıyabilmiştir.