9 sonuç bulundu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
Anahtar Kelimeler
- “Jamilia” 1
- “One Last Day” 1
- “Son Bir Gün” 1
- Ak Gemi 1
- animal 1
Savaş Temsilinin Toprak Ana Romanı ile Piyanist Filminde Karşılaştırmalı İncelenmesi
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2026, Sayı 62 · Sayfa: 223-244 · DOI: 10.24155/tdk.2026.281
Özet
Tam Metin
Bu çalışma, Cengiz Aytmatov’un Toprak Ana romanı ile Roman Polanski’nin The Pianist (Piyanist) filmi üzerinden İkinci Dünya Savaşı deneyiminin edebî ve sinematografik temsillerini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çalışmanın amacı; savaşın yalnızca cephede yaşanan askerî bir çatışma değil, gündelik yaşamı, toplumsal düzeni, bedensel varoluşu ve etik yargı alanını dönüştüren çok katmanlı bir kırılma olarak anlatılarda nasıl kurulduğunu göstermektir. Analizde öncelikle her iki eserde savaş öncesi dönemin bir “huzur normu” biçiminde inşa edildiği saptanır: Toprak Ana’da bu norm, toprağa dayalı üretim, kolhoz düzeni ve aile içi dayanışma üzerinden; The Pianist’te ise şehirli kültürel yaşam, radyo yayıncılığı ve müzik pratiği üzerinden temsil edilir. Ardından savaş, bu normu bir eşik anında kesintiye uğratan ve geri dönüşsüz biçimde dönüştüren tarihsel bir güç olarak okunur. Savaşın vahşeti özellikle açlık ve sefalet sahneleri üzerinden ele alınır. Bu sahneler, Cathy Caruth’un travmayı gecikmeli ve tekrar eden bir deneyim olarak tanımlayan yaklaşımıyla yorumlanır. “Anlamsız iyimserlik” ise yaklaşan felakete karşı psikolojik bir savunma ve geçici bir sığınak olarak değerlendirilir. Etik alanın dönüşümü bağlamında Primo Levi’nin “gri bölge” kavramı, mağdur ve fail ikiliğinin çözüldüğü ara alanları ortaya koyarken Hannah Arendt’in “normalleşme” ve bireysel ahlaki sorumluluk tartışmaları, şiddetin sıradanlaşması ve yargı yetisinin aşınması sorunlarını derinleştirir. Sonuç olarak çalışma, iki farklı sanat formunun farklı estetik araçlarla benzer travmatik yapıları ürettiğini ve edebiyat ile sinema karşılaştırmasının savaş deneyimini kavramada güçlü bir yöntem sunduğunu ortaya koyar.
Cengiz Aytmatov’un “Cemile” ile Mukay Elebayev’in “Son Bir Gün” Hikâyelerindeki Aşkın Hüviyeti
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2026, Sayı 62 · Sayfa: 205-222 · DOI: 10.24155/tdk.2026.280
Özet
Tam Metin
Cengiz Aytmatov’un “Cemile” adlı ünlü eseri, aşkın emekle iç içe geçtiği bir hikâyedir. Mukay Elebayev’in “Son Bir Gün” hikâyesinde aşkın varlığı, karakterlerin bakış açısı ve kavuşamadan ayrılığa giden süreci görülmektedir. Bu hikâyedeki aşkın yansımasının Cengiz Aytmatov’un “Cemile” hikâyesiyle benzer özellikleri gösterdiğini söylemek mümkündür. Hikâyedeki karakterlerin aşk karşısındaki tutumu, bağlılığı, emek ve çalışma düzeni içindeki yeri iç içe geçmiştir. “Son Bir Gün” eserindeki Saykal ile Kencegul’un “Cemile” hikâyesindeki Cemile ile Danyar karakterleri arasındaki aşkı yaşayışı, hüviyeti benzerlik göstermektedir. Zira anlatımdaki çalışma ve emek, öte yandan karakterlerin tutum ve davranışları aşk ve sevgi bağı ile birbirine bağlantılı ahlaki değerler ışığında titizliği dikkate değerdir. Söz konusu eserlerdeki karakterler üzerinde aşk duygusu, bireyin özündeki hislerin karakterlerindeki değişimin görünür olmasını sağlar. Aşkı tadarak farklı diyarlara giden Cemile ile çalışmaktan başka bir gayesi olmadan didinip duran bir kadın olan Saykal; diğer tarafta savaştan mücadele edip sakatlanmış bir şekilde dönen Danyar ile devlet görevlisi olarak bilgiler toplayan Kencegul’un aşkın içinde var olma çabaları, aşkı yaşayışları söz konusu karakter üzerinde aşkın inşa ediliş hâli değişim göstermektedir. Öte yandan her iki eserde de karakterler aşkın hüviyeti karşısında benliklerinde yaşadıkları değişimlerle farklı bir yola evrilirler. Çalışmada bu iki eserdeki karakterlerin aşkı hissedişi ve savaşın merkezinde hissettiklerini dile getirme biçimleri anlatılmıştır.
Gün Olur Asra Bedel ve Ölüm Hükmü Romanlarında Mankurtlaşma Kavramı Üzerine Bir İnceleme
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2024, Sayı 58 · Sayfa: 189-212 · DOI: 10.24155/tdk.2024.244
Özet
Tam Metin
Türk dünyası edebiyatının önde gelen yazarlarından Cengiz Aytmatov ve Elçin Efendiyev’in hayatını ve edebî kişiliğini araştırırken birçok ortak yön tespit ettik. Hem Aytmatov’un hem de Elçin’in çok dilli yazar ve bir siyasetçi olarak yetişmelerinde aileleri, özellikle babaları büyük rol oynamıştır. Babaları Törökul Aytmatov ile İlyas Efendiyev, Kırgız ve Azerbaycan Türklerinin tarihinde büyük önem taşıyan aydınlardandır. Ancak her iki yazarın da babalarının şöhretine sığınarak yükseldiklerini söyleyemeyiz. Cengiz Aytmatov, Elçin’in ve Anar’ın babalarından etkilenip etkilenmedikleri hakkında fikrini şu şekilde belirtmiştir: “Hem Elçin’in hem de Anar’ın edebî kişiliğinin oluşumunda Azerbaycan’ın manevi ortamının yanı sıra 20. yüzyıl Azerbaycan edebiyatının klasik yazarları ve babaları Resul Rıza ve İlyas Efendiyev’in rolü büyüktür.” Cengiz Aytmatov ile Elçin Efendiyev aynı dönemde yaşadıkları için aynı siyasi baskıların ve toplumsal değişikliklerin şahidi olmuşlardır. Bu sebeple kaleme aldıkları eserlerinde işlenen konularda pek çok ortaklık söz konusudur. İki yazarın da kitapları Türkiye Türkçesi, Fransızca, İngilizce, Almanca gibi dünya dillerine aktarılmıştır ve çeşitli ödüllere layık görülmüştür. Yazarların bazı eserleri filme uyarlanmıştır. Günümüzde her iki yazar, Türk dünyasında en çok okunan yazarların liste başında yer almaktadır. Bu makalede karşılaştırmalı edebiyat kuralları dâhilinde Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel ve Elçin Efendiyev’in Ölüm Hükmü romanlarında geçen mankurtlaşma kavramı incelenmeye ve mankurtlaşmanın Türk dünyasındaki iz düşümleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, mankurtlaşma kavramının Türk dünyası edebiyatında nasıl ele alındığı hakkında söz konusu romanlar üzerinden tespitlerde bulunmaktır.
CENGİZ AYTMATOV’UN BİRİNÇİ MUGALİM ADLI ESERİNE METİN DİL BİLİMSEL BİR YAKLAŞIM DENEMESİ
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2023, Sayı 55 · Sayfa: 23-42 · DOI: 10.24155/tdk.2023.216
Özet
Tam Metin
Metne dayalı edebiyat kuramları arasında öne çıkan metin dil bilim, bir metnin metinsellik ölçütlerini, metindeki bildirişimsel ilişkileri ve dil bilgisel bağlantıları ortaya çıkarmamıza yardımcı olan ve son zamanlarda dikkati çeken bir metin çözümleme yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yöntem bizim için metnin kendisi, yazarı ve çözümleyicisi arasındaki bağlantıları kurmak suretiyle, metnin bütünsel olarak kavranmasını ve incelenmesini kolaylaştırmaktadır. Özellikle modern edebiyata dair metinler üzerinde çok sayıda örneğine rastladığımız bu yöntemle, edebî eserlerin metin özelliklerini belirleyici yapı ve içerik malzemelerine ilişkin önemli tespit ve tahliller yapılabilmektedir. Türkiye’de yapılan çalışmalar daha çok modern dönem edebiyat eserlerine yönelik olsa da Türk dünyası edebiyatlarını kapsayıcı nitelik taşımamaktadır. Bu nedenle çalışma, Türk dünyası edebiyatları alanındaki bu boşluğun doldurulmasına ve özellikle Cengiz Aytmatov gibi, eserleri 194 dile çevrilmiş bir yazarın ve eserlerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır kanaatindeyiz. Öncelikle eser; metin odaklı ölçütlerden biri olan “bağdaşıklık” ölçütü çerçevesinde küçük yapıda yer alan “yineleme”, “eş dizimsel örüntüleme” ve “art gönderim” unsurları bakımından incelenmiş, sonrasındaki bölümde ise yine metin odaklı bir ölçüt olan “tutarlılık” ölçütü çerçevesinde metnin büyük yapısında bulunan “özelleştirme”, “genelleştirme”, “nedensellik” ve “karşıtlık” unsurları bakımından ele alınmıştır. İkinci bölümde eser; kullanıcı odaklı ölçütler çerçevesinde “amaçlılık”, “bilgisellik”, “durumsallık”, “metinler arasılık”, “kabul edilebilirlik” bakımından incelenmiştir. Eserin incelemesi Akmataliyev’in redaktörlüğünü yaptığı, Aytmatov’un eserlerinden oluşan sekiz ciltlik bir külliyat içinde yer alan Kırgız Türkçesi şekli üzerinden yapılmıştır.
CENGİZ AYTMATOV’UN ESERLERİNDE KADER İZLEĞİ VE HZ. MUSA TEVİLİ
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2022, Sayı 54 · Sayfa: 183-194 · DOI: 10.24155/tdk.2022.211
Özet
Tam Metin
Cengiz Aytmatov, yazarlığındaki mükemmeliyet derecesine varan ustalığı ve anlatılarındaki olağanüstü kurgularıyla ve sembolik anlatımlarıyla dünyanın en büyük yazarlarından biri olmayı başarmış ve yüz doksan dört dile eserleri çevrilerek bunu ispatlamış bir yazardır. Aytmatov'un kurgularını sıradan olmaktan çıkaran başlıca hususlardan biri, bir nevi yaratılış düzeni veya evrende birbiriyle son derece ilişkili hadiselerin ahengi diyebileceğimiz ve "ölçü veya düzen" kelimeleriyle de adlandırabileceğimiz "kader" kavramını çok ince bir ustalıkla işleyerek, eserlerindeki kahramanların, olayların, doğadaki varlıkların ve hayvanların kaderlerini birbiriyle kesiştirmesidir diyebiliriz. Söz konusu kaderler, bazen insan-hayvan-doğa üçgeninde bezen insan-doğa ve insan-hayvan, bazı durumlarda ise doğa-hayvan bağlamlarında kesişmektedir. Buradaki kesişmeleri ortaya koymadaki ana maksatlardan biri, yazarın sembolik anlatımında anlatmak istediğini, okurun anlayışına yaklaştırma endişesi veya evrendeki yaratılış ve buna bağlı olarak gerçekleşen olayların hikmetlerini ortaya koyma amacı söz konusu olabilir. Ayrıca Aytmatov'un söz konusu kaderleri örtük bir sistem eleştirisi aracı olarak kullandığı da söylenebilir. Bu bağlamda, yukarıda bahsedilen ortak kaderlerin birbiriyle münasebetleri ele alınarak, yazarın metin kurgusunun anlaşılması ve yazarlık kabiliyetinin dikkatlere sunulması mümkün olabilecektir kanaatindeyiz. Çalışmada, insanlığın ortak dertlerine çareler arayan ve bu çareleri eserlerinde işleyen Aytmatov'un, evrendeki işleyişi ve bu işleyişi bozucu unsurları ortaya koyduğu eserlerinden yola çıkarak, "kader izleği" çerçevesinde ve Hz. Mûsâ ile Hz. Hızır arasında geçen kıssa üzerinden bir inceleme yapılacaktır.
Cengiz Aytmatov’un Eserlerine Bağlamsal Bir Bakış: Birinçi Mugalim Örneği
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2020, Sayı 50 · Sayfa: 169-180 · DOI: 10.24155/tdk.2020.145
Özet
Cengiz Aytmatov, Türk ve dünya edebiyatının en önemli ve en büyük yazarlarından biridir. Eserlerinde millî unsurlarla birlikte evrensel unsurları görebileceğimiz Aytmatov'un eserleriyle ilgili Türkçe ve diğer dillerde çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Ancak, eserlerinde kullandığı sözcüklerin bağlamsal anlamlarını ve bu anlamların ortaya çıkardığı üslup özelliklerini dikkatlere sunan çalışmaların bugüne kadar ortaya konmadığı tespit edilmiştir. Bu eksikliğin giderilmesi ve Cengiz Aytmatov'un eserlerinin bütün yönleriyle daha iyi anlaşılması amacıyla, Birinçi Mugalim (İlk Öğretmen) adlı Kırgız Türkçesi ile yazmış olduğu eserinden yola çıkılarak, eserlerindeki söz varlığı hazinesinin ortaya koyduğu üslup özellikleri, eserin 'şekil özellikleri' ve Mehmet Kaplan'ın 'devir, şahsiyet, eser' bağlamından hareketle eserdeki 'içerik' hususiyetlerinin anlaşılmasına katkı sağlanması amaçlandı. Bu bağlamda iki inceleme yapıldı. Birinci olarak, bilgisayar tabanlı bir program olan ve TÜBİTAK projesiyle kullanıma sunulan, Kendi Kendine Derlem Programı (kkd.mersin.edu.tr) kullanılmak suretiyle, eserdeki bağlamsal anlamlar, eşdizimler, sözcük türleri, sözcüklerin köken bilgileri, tek ya da çok anlamlılıklar, sözcük sıklıkları, özolgusal kavramlar gibi verilerinden hareketle değerlendirmelerde bulunularak, eserin 'şekil' özelliklerinden hareket edilerek anlaşılmasına çalışıldı. İkinci olarak, eserin 'içerik' değerlendirmesini, 'devrin ruhu'ndan 'yazarın ruhu'na ve oradan 'eser'e teşmil olacak kurgu özellikleri ve metindeki diyaloglarla birlikte ele alarak, devrin, yazarın ve eserin daha doğru anlaşılması sağlanmaya çalışıldı. Çalışmada, Aytmatov'un ilk eserlerinden biri olan Birinçi Mugalim adlı eserinin 2008 yılında yapılan redaksiyonlu metni esas alındı.
GÜN OLUR ASRA BEDEL’DE ÖZNE VE İKTİDAR
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2017, Sayı 43 · Sayfa: 283-303
Özet
'Gün Olur Asra Bedel' adlı anlatı, bireyin 'özne' olmaktan çıkarılarak 'nesne'leş- tirilmesini üzerine kurulur. Aytmatov, anlatıda, insanın trajik yazgısının ana kalkışını 'ev'den toplu rehabilitasyon merkezleri olan Sovyet yatılı okullarına geçiş ile başlatır. Buradan yetişen insanların Sovyetler Birliği'nin yaşaması için ideolojik ve dinsel anlamda koşullanmış ve sloganik söylemlere tutunmuş birer nesne olduklarının altını çizer. Sistemin yaşaması ve gelişmesi için birer 'yakıt insan' olarak görülen bu 'nesne'ler, insanlığın/dünyanın karşısındaki en önemli tehditlerin başında gelmektedirler. Fransız düşünür Michel Foucault, tarihsel anlamda insanın özneleştirme ilişkilerini özne ve iktidar bağlamında değerlendirerek, insanların özneye dönüştürülme kiplerinin tarihini oluşturur. Bu değerlendirmelerini psikoloji, felsefe, epistemoloji, sosyoloji ve tarih gibi çeşitli disiplinlerden yararlanarak oluşturur. Ona göre bireyin özneleştirilmesi trajiği insanın öteki olması önündeki en önemli sosyolojik çözümlemelerden birisidir. Çalışmada Cengiz Aytmatov'un 'Gün Olur Asra Bedel' adlı eserini Michel Foucault'nun özne ve iktidar ilişkileri etrafında çözümlemeye çalışılmıştır.
Kassandra Damgası’nda Kronotop Kavramı
Erdem · 2012, Sayı 63 · Sayfa: 47-62
Özet
Tam Metin
Cengiz Aytmatov'un Kassandra Damgası adlı eseri, ele aldığı konu ve kurgusu bakımından yazarın diğer romanlarından farklı bir yer tutmaktadır. Bu romanda yazar mitolojik kahraman Kassandra'ya gönderme yaparak insanlığın sonuna dair öngörülerde bulunmaktadır. Edebiyat araştırmalarının temel amacı literatüre kaynak oluşturmak, yazarı ve eseri tanıtmak ve okurda estetik zevk oluşmasını sağlamaktır. Edebiyat araştırmalarının bir yönünü de yazar ile eser arasındaki ilgi oluşturmaktadır. 20. yüzyılın önde gelen edebiyat eleştirmeni ve kuramcısı Mihail Bahtin, kitaplarında ve makalelerinde yazar ile eser arasındaki ilişkiyi türlü yönlerden sorgular. Metnin yazarından ne ölçüde etkilendiği meselesini tartışır. Bahtin, yazarın yazdığı metnin kimi zaman diyaloglarına kimi zaman da kronotopuna sızdığını söyler. Bu çalışmada da yazar eser ilişkisi bağlamında Kassandra Damgası, kronotop kavramı çerçevesinde ele alınarak, romanın zaman ve mekân ilişkisi irdelenecektir.
METİN-BAĞLAM İLGİSİ BAKIMINDAN AK GEMİ’DE “BABALIK” KAVRAMI VE BABA-ÇOCUK İLİŞKİSİ
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2009, Sayı 27 · Sayfa: 49-59
Özet
Edebî metnin kodlarını çözebilmek ve mesajlarını doğru anlayabilmek için metin-bağlam ilgisini mutlaka dikkate almak gerekir. Ak Gemi, Aytmatov'un gerçek hayatından önemli izler taşıyan bir romanıdır. Isık Göl'de, Ak Gemi'de çalışan baba ile Törökul Aytmatov arasında birçok yönden benzerlikler vardır. Babasını özleyen ve onu görmek için balığa dönüşmeyi hayal eden çocuk ile de Cengiz Aytmatov arasında birçok benzerlik tespit etmek mümkündür. Bu eser, bir yandan baba-çocuk trajedisine yer vermekle Sosyalizme bir eleştiridir diğer yandan da babalık kavramını ve baba çocuk ilişkisini işleyen, Aytmatov'un gerçek trajedisinin edebî metnin dünyası içinde kurgulanmış bir anlatımıdır