3 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 1 yıl
  • China
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Çin İç Savaşı Sırasında Türkiye Büyükelçiliğinin Durumu ve Faaliyetleri

Belleten · 2026, Cilt 90, Sayı 318 · Sayfa: 697-742 · DOI: 10.37879/belleten.2026.697
Tam Metin
Türkiye ile Çin arasında diplomatik temsilciliklerin kurulmasının ilk adımı Nankin’de 1929 yılında orta elçilik kurulması ile atılmıştır. Yaklaşık iki sene sonra ekonomik nedenlerle kapatılan bu elçilik, 1939 yılında Çunking’de yeniden açılmış, Japon işgali ve Çin İç Savaşı gibi olaylardan etkilenmiştir. 1943 yılında büyükelçilik seviyesine yükseltilen Çunking temsilciliği, Japonya’yla savaşın sona ermesi ve Milliyetçi Çin hükûmetinin başkenti Nankin’e taşımasıyla buraya nakledilmiştir. Türkiye’nin Çin’e atadığı ilk büyükelçi Hulusi Fuad Tugay olmuştur. Çin İç Savaşı’nda komünist birliklerinin 1949 başında Nankin’e yaklaşması üzerine, herhangi bir olumsuz duruma karşı Nankin Büyükelçiliği Başkâtibi Kanton’a gönderilmiş ve burada Nankin Büyükelçiliği’ne bağlı ikinci bir diplomatik temsilcilik oluşturulmuştur. Nankin’in komünist birlikler tarafından ele geçirilip buradaki yabancı elçiliklerin kuşatılmasıyla Türkiye büyükelçiliği de durumdan kötü etkilenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanımayan ülkelerin diplomatları sıradan insanlar olarak görülmüş, uluslararası ilişkilerde diplomatlara verilen ayrıcalıklar yok sayılmıştır. Bu şartlar altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışan Nankin Büyükelçiliği, durumun tehlikeli hâle gelmesi üzerine önce Hong Kong’a taşınmış, daha sonra ilga edilmiştir. Türk diplomatları Çin’de bulundukları süre zarfında sorumluluk alanlarında çok az Türk vatandaşı olduğundan, daha çok Çin’in iç, dış ve askerî durumu hakkında raporlar hazırlamışlardır. Bu raporlarda zaman zaman Çin’in Türkistan bölgesine de değinilmiştir. Bunun dışında iki ülke arasındaki dostluk antlaşması müzakereleri, ekonomik ve ticari ilişkiler konusunda da faaliyetlerde bulunmuşlardır. Diğer yandan Çin’de olumlu bir Türkiye imajının korunması ve Boğazlar meselesinde Türk tezinin savunulması için de çaba sarf etmişlerdir. Bu çalışmada, çoğunluğu son yıllarda araştırmaya açılan Türk Diplomatik Arşivi olmak üzere birincil kaynaklara dayalı olarak, iç savaş sırasında Çin’deki Türkiye diplomatik temsilciliklerinin ve temsilcilerinin durumu ile faaliyetleri ele alınmıştır.

Comparison of “Urugsırat” in Old Turkic and “Four Cutting” Expressions in Chinese and Their Relation to Genocide

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 145-170 · DOI: 10.24155/tdk.2025.258
Tam Metin
Bu çalışma; Türk Bengü Taşları’nda (Orhun Yazıtları) geçen “Urugsırat” ve Mandarin Çincesindeki “Dört Kesme” (四绝 / Sì Jué) ifadelerinin etimolojik kökenlerini, semantik anlamlarını, kavramsal çerçevelerini ve tarihsel bağlamlarını detaylı bir şekilde incelemektedir. Ayrıca bu ifadelerin modern soykırım kavramıyla ilişkileri üzerinde durulmaktadır. “Urugsırat”ın, Eski Türk toplumlarında, bir topluluğun neslinin sistematik olarak kurutulması ve soykırım benzeri politikaların uygulanmasıyla bağlantılı olduğu ortaya konulmaktadır. Bu ifade yalnızca fiziksel yok etmeyi değil, aynı zamanda bir halkın kimliğini ve geleceğini hedef alan stratejileri de yansıtmaktadır. Benzer şekilde Mandarin Çincesindeki “Dört Kesme” ifadesi, hedef grupların biyolojik varlığını (neslin kesilmesi), soyunu, ekonomik ve sosyal kaynaklarını ve sosyal yapısını ortadan kaldırmayı amaçlayan kapsamlı bir yok etme politikasını ifade etmektedir. Çalışma, karşılaştırmalı dilbilimsel ve tarihsel analiz yöntemleriyle bu iki ifadenin soykırım olgusuyla ilişkisini araştırmaktadır. Her iki ifade, soykırımın tarihsel sürekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle günümüzde Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri ve diğer Türk topluluklarına yönelik politikaları, “Dört Kesme”nin modern bir uygulaması olarak değerlendirilmektedir. Kitlesel gözetim, yeniden eğitim adındaki toplama kampları, zorunlu doğum kontrol ve kültürel asimilasyon gibi uygulamalar, bilimsel raporlar ve akademik çalışmalarla soykırım suçuyla ilişkilendirilmektedir. Bu bağlamda çalışma “Urugsırat” ve “Dört Kesme”nin benzerliklerini (neslin yok edilmesi hedefi) ve farklılıklarını (kapsam ve uygulama yöntemleri) vurgulayarak tarihsel ve güncel soykırım süreçlerini aydınlatmayı amaçlamaktadır.

Çin’de Türk Dilleri ve Türk Dilleriyle İlişkili Dil ve Dil Çeşitlerine İlişkin Son Belgeler

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2025, Sayı 79 · Sayfa: 83-112 · DOI: 10.32925/tday.2025.129
Tam Metin
Bu makale, Prof. Dr. Lars Johanson’un ufuk açıcı kitabı Discoveries on the Turkic Linguistic Map’in (2001) yayımlanmasından bu yana Çinli ve başka ülkelerden akademisyenler tarafından Çin’de dil bilim alanına yapılan en önemli katkıların bir incelemesini sunmaktadır. Yazının odak noktası, son yirmi beş yılda Çin’de yürütülen Türk dilleri ve onlarla ilişkili dillerin alan dil bilimsel araştırması ve dokümantasyonu olacaktır. Son otuz yılda Kuzeybatı Çin’de Türk dilleri ve varyantları üzerine yapılan dil bilimsel alan çalışmalarının sayısı göz önüne alındığında, bu alan çalışmalarına dayanan önemli bir bilimsel külliyatın olması şaşırtıcı değildir. Ancak buna rağmen, en önemli belgeleme çalışmalarını kapsayan bütüncül bir değerlendirme hâlâ eksiktir. Malzemenin çokluğu sebebiyle, bütün bu çalışmalara kapsamlı bir genel bakış sunmak mümkün değildir. Bu sebeple, bu çalışma kapsamlı bir literatür taraması sunmak yerine, yöntem ve sonuçları açısından seçilmiş proje ve yayınları öne çıkarmaktadır. Aşağıda, öncelikle “Çince Dil Kaynaklarını Koruma Projesi”ne kısa bir genel bakış sunacak ardından Salar, Cungar Tuvası ve Eynu ile ilgili bazı önemli belgeleme projelerine ve yayınlara kısa bir giriş yapacağım. Netice itibarıyla makale, Çin’deki Türk dilleriyle ilişkili önemli dil belgeleme çalışmalarından Türkologları haberdar etmektedir. Makalenin özgünlüğü de buradan, son yıllarda Çin’de yürütülen Türkoloji araştırmalarını bütüncül bir bakışla ele alan kapsamlı bir çalışma eksikliğini gidermesinden kaynaklanmaktadır.