2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 1 yıl
  • Duvar Resmi
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı

Duvar Resimleriyle Bursa Hünkâr Köşkü/Atatürk Köşkü

Arış · 2025, Sayı 27 · Sayfa: 23-38 · DOI: 10.32704/akmbaris.2025.209
Tam Metin
Makalenin konusu Bursa şehrinin modernleşmesinin en yoğun yaşandığı 19. yüzyıldaki yansımalarından biri olarak Sultan Abdülmecid döneminde inşa edilen Hünkâr Köşkü’nün duvar resimleridir. Köşk, 1844 yılında Sultan Abdülmecid’in (1823-1861) Bursa’yı ziyaret edeceği haberi üzerine Bursa Valisi Mehmet Salih tarafından, Av Köşkü olarak yaptırılmıştır. Sultan Abdülmecid, “yurt gezisine ilk çıkan sultan” olarak anılmasına neden olan yolculuğuna, halkın gereksinimlerini yerinde görüp, tanık olmak, varsa şikâyetlerini dinlemek üzere çıkmıştır. Bu bağlamda 25 Haziran 1844’te İzmit, Mudanya, Bursa, Gelibolu, Çanakkale ve Adalar’a uzanan gezide kendisi için kısa sürede Bursa Valisi Mehmet Salih tarafından inşa ettirilen Av Köşkünde kalmıştır. Sultanın köşkte sadece beş gün kaldığı bilinmektedir. Ardından 1863’de Sultan Abdülaziz, 1909 yılında ise V. Mehmet Reşat da burada konaklamıştır. Hünkâr Köşkünü kullanan devlet adamları sultanlarla da sınırlı kalmayıp son olarak Mustafa Kemal Atatürk de Bursa ziyaretlerinde köşkte kalmayı tercih etmiştir. Köşkün bezeme repertuarına bakıldığında her oda ve salonlarının duvar resmi ile bezendiği anlaşılmaktadır. Seçilen temalar Abdülmecid döneminden çok Sultan Abdülaziz dönemini işaret etmektedir. Neresi olduğu bilinmeyen, deniz ya da su kenarı manzaralar, meyveli, çiçekli ve kadehli ölü doğa betimlemelerinin yanı sıra doğal ortamındaki hayvanlar dikkati çekmektedir. Osmanlı tarihinin önemli yapılarının yanında 19. Yüzyıl modernleşme döneminin başlıca fabrikaları, okullarıyla öne çıkan Bursa kenti geç dönem padişahlarının geçerken uğradığı ama saltanatın tümüyle terk etmediği bir eski başkent olarak dikkati çekmektedir. Mimari üslup ya da resimsel üslup ve temalar olarak başkent üslubunu izlediği aşikârdır.

Tiran, Hacı Edhem Bey Camii Duvar Resimleri

Erdem · 2025, Sayı 89 · Sayfa: 39-72 · DOI: 10.32704/erdem.2025.89.039
Tam Metin
Yaklaşık beş asır Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde kalan Arnavutluk topraklarındaki çeşitli türdeki yapılarda, başkent İstanbul kökenli mimari tasarım kurgusu ve bezeme üslubunun etkileri büyük ölçüde hissedilmektedir. Özellikle XVIII. yüzyıl sonu ve XIX. yüzyıl başlarında güçlenen ayan ve eşrafların inşa ettirdikleri yapılar, mimari özellikleri ve bezeme programı açısından başkent üslubunu yansıtır. Buna karşın Osmanlı duvar resimleri, üslup bakımından başkent ve diğer bölgelerde farklı bir gelişim seyri izlemiştir. Anadolu ve Balkanlardaki duvar resimleri, perspektif ve ışık-gölge kurallarına uyulsa dahi geleneksel Osmanlı kitap resmi üslubunun devamı niteliğindedir. Bu nedenle bu bölgelerde geçiş süreci özellikleri hakimdir. Bununla birlikte ağırlıkla İstanbul’dan başlayarak, diğer bölgelerdeki mimari eserlerde yaygın olarak görülen duvar resimleri, yalnızca konut, köşk ve saray gibi sivil mimari örnekleriyle sınırlı kalmamış, cami gibi dini yapı türlerinde de uygulama alanı bulmuştur. Osmanlı duvar resminin, Arnavutluk’un başşehri Tiran’da bulunan Hacı Edhem Bey Camii özelinde ele alındığı çalışmada, duvar resimlerinin yapının bulunduğu coğrafya, Balkan kültürü ve başkent İstanbul ile ilişkisi irdelenmeye çalışılmıştır. Hacı Edhem Bey Camii, mimari niteliklerinden ziyade özellikle harim ve son cemaat yerini donatan duvar resimleriyle öne çıkan yapılardan birisidir. Yapının son cemaat yeri revaklarının dış yüzeyinde iki, son cemaat yerinin içinde yedi, iç mekânda; kubbeye geçiş sağlayan tromplar ile trompların arasında sekiz tane olmak üzere toplamda on yedi duvar resmi kompozisyonu görülmektedir. 1238 H. / 1822-23 M. yılında tamamlanan resimlerde ağırlıkla sivil yapılar, daha sınırlı olarak cami gibi dini yapılar betimlenmiştir. Albano-Valachia köylerinden gelen sanatçılar ile Zaim Kurti ve ekibine mal edilen bu bezemeler, kendi içlerinde konu birliğine sahip olmalarına karşın, harim ve son cemaat yeri resimleri arasında ciddi bir üslup farkı vardır. İç mekândaki duvar resimlerinde geleneksel Osmanlı kitap resmi üslubuna bağlı kalınırken, son cemaat yeri resimleri geleneksel kimliğinden kopmadan bir adım daha Batılı teknikteki resim anlayışına yaklaşır. Son cemaat yerinde doğu duvarı üzerindeki kompozisyonda tasvir edilen cami, anıtsal boyutları, muntazam kesme taş malzeme kullanımı, dört birimli son cemaat yeri, kubbe kasnağında açılan çok sayıdaki pencere, basık kubbe ile örtülmesi ve çifte minare uygulaması gibi özellikleriyle -Arnavutluk’ta yaygın olan cami tipolojisinden uzaklaşarak- klasik dönem İstanbul örnekleriyle benzeşir. İstanbul’u temsil eden klasik dönem cami modelinin imparatorluğun uzak bir köşesi olan Tiran’da resmedilmesi, yapıların bezeme repertuarında başkentin belirleyici rolüne işaret eder.