3 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler
Van Çatak Erken Demir Çağ İskeletlerinde Diş Çürüğü
Höyük · 2015, Sayı 8 · Sayfa: 17-57 · DOI: 10.37879/hoyuk.2015.02
Özet
Tam Metin
Türkiye'de Erken Demir Çağ dönemi göçebe ve küçük ölçekli tarım yapan toplumlara ait diş patolojilerine ait detaylı çalışmalar; özellikle de Van bölgesinden gelmektedir. Bu çalışmada, Van Çatak, Erken Demir Çağ'ına ait bir oda mezarda bulunan insan kalıntılarına ait dişlerdeki çürük sıklığı araştırılmıştır. Çalışmada; 11 erişkin bireye ait toplam 114 daimi diş incelenmiş ve diş çürüğü sıklığı %7.01 olarak tespit edilmiştir. Her ne kadar bu oranın Erken Demir Çağ'ındaki çürük sıklığına yakın değerler verse de incelenen örnek sayısının azlığı göz önünde bulundurulmalıdır. İncelenen çürük lezyonları derinlemesine görülmüştür. Bireylerdeki çürüklerin çoğunluğu dişin boyun kısmında (cemento-enamel junction) ve kontak yüzeyinde (approximal caries) görülmüştür. Bu durum muhtemelen besin artıklarının diş aralarına yapışması ve dişin boyun kısmında toplanmasının bir sonucu olarak açıklanabilir. İncelenen hiçbir dişte diş kökü çürüğüne rastlanmamıştır. Ancak, sadece bir alveolar kemiğin diş kökünde enfeksiyon görülmüştür. Bunlara ek olarak birey sayısının azlığı nedeni ile incelenen daimi dişlerdeki çürük oranı ve çürük tipleri cinsiyetler arasında karşılaştırılamamıştır. Aynı şekilde alt ve üst çene dişleri de çürük tipi ve çürük oranı açısından değerlendirilememiştir. Bu çalışma ile diş çürüğü ve çürük tiplerin görülme sıklığı, Doğu Anadolu Erken Demir Çağ'a ait veriler ile karşılaştırılmıştır.
Hydas; Bozburun Yarımadasında Müstahkem Bir Yerleşim Yeri
Belleten · 2010, Cilt 74, Sayı 271 · Sayfa: 659-672
Özet
Tam Metin
Sur duvarları ile çevrelenmiş yüksek bir yerleşim yeri olan Hydas/Hygassos, Güney-Batı Anadolu'nun kıyı kesiminde bulunan, antik dönemde Karya olarak adlandırılan bölge içinde, yaklaşık 300 km² büyüklüğe sahip olan Bozburun Yarımadasının batı sahilinde yer almaktadır. Doğu Akdeniz ve Ege bölgeleri arasında bulunan deniz ticaret yolu bu noktada iyi kontrol edilebilmekteydi ve bölgenin karşısında sadece 18 km'lik bir mesafede Rodos adası bulunmaktadır. Hydas, Bozburun Yarımadasında varlıkları bilinen, fakat bugüne kadar literatürde sadece yarısı yer alan 18 adet kale yerleşiminden sadece birisidir. Yaklaşık 3,5 hektar gibi bir genişliğe sahip olan, kuruluşundan itibaren kyklopik sur duvarları ile çevrelenmiş ve içinde bir akropolisin bulunduğu şehir, aynı zamanda 1 hektar büyüklüğünde bir limana da sahiptir. 1998 ve 2000 yıllarında yürütülen yüzey araştırmaları sonucu tespit edilen seramik ve küçük buluntular yerleşimin Geç Tunç Çağ sonundan Geç Antik Dönem'e kadar kullanıldığını göstermektedir. Buluntulardan elde edilen verilere dayanarak, Hydas'ı kuranların Minos-Miken kültürünü benimsemiş göçmenler olabileceği söylenebilir. Malzemenin azlığı ve sınırlı karakteristik özelliği daha kesin sonuçların ortaya koyulmasında engel teşkil etmektedir. Her şeye rağmen Bozburun Yarımadasında Hydas ve Hydas gibi müstahkem yerleşimlerin kurulmasının sebeplerinin Geç Tunç Çağ sonunda Akdeniz Bölgesinde ortaya çıkan karışıklıklar ve buna bağlı olarak göç ve değişimler olabileceği düşünülmelidir.
Nahçıvan'da Bir Erken Demir Çağ Nekropolü: Kolanı
Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 233 · Sayfa: 1-14
Özet
Tam Metin
Nahçıvan'da yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalar, bu yörenin, İ.Ö. II. binyılın sonu ve I. binyılın başlarında "Hocalı-Gedebey" adı verilen bir kültürün sınırları içinde kaldığını ortaya koymuştur. Ancak, I. Kültepe ve II. Kültepe gibi çok tabakalı höyüklerde bu kültüre ait tabakalar aşırı derecede tahrip olduğundan stratigrafi konusunda bir sonuca varmak mümkün olmamıştır. Buna karşılık 1986 yılından beri Nahçıvan'da sürdürülen araştırmalar sonucunda bu kültüre ait birçok nekropol ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmalar ve özellikle de buluntular ise şimdiye kadar yeterince yayınlanmış ve söz konusu kültür hakkında doyurucu bilgi verilebilmiş değildir. Bu satırları kaleme almakta ki amacımız, Hocalı-Gedebey kültürü için karakteristik gri keramik, silah ve süs eşyaları veren Kolanı nekropolü buluntularını bilim dünyasına tanıtmaktır.