3 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
Sultan I. İzzeddin Keykâvus’un Sinop’ta Keşfedilen Yayımlanmamış İki Kitabesi
Belleten · 2026, Cilt 90, Sayı 318 · Sayfa: 387-414 · DOI: 10.37879/belleten.2026.387
Özet
Tam Metin
Sinop, çok köklü tarihî geçmişe sahip olan önemli bir Karadeniz liman kentidir. Özellikle Karadeniz’in kuzeyindeki liman kentleriyle ve kıyılardaki diğer kentlerle tarihî ve ticari bağları bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin Karadeniz’e çıkış kapılarından da birisidir. Bu öneminden ötürü de Türkiye Selçuklularının hedefleri arasına girmiş ve Sultan I. İzzeddin Keykâvus iktidarında 1214 yılı sonlarında fethedilmiştir. Fetih sonrasında Selçuklular Sinop Kalesi’nde yoğun bir tamir ve tahkim faaliyeti gerçekleştirerek şehirde kalıcı izler bırakmışlardır. Böylelikle de Sinop’u bir Müslüman-Türk şehri hâline getirmişlerdir. Türkiye Selçuklularının Sinop’taki en önemli izlerinden biri, şehir kalesinin sur ve burçlarına yerleştirdikleri kitabelerdir. Bu kitabeler Türkiye Selçukluları hakkında çok kıymetli bilgiler içermektedirler. 2021 yılında Sinop Kalesi içinde bulunan tarihî cezaevinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Avrupa Birliği’nin destekleriyle gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sırasında gerek Sinop şehir tarihi gerekse de Türkiye Selçukluları adına yeni veriler sağlayan ve daha önce yayımlanmamış olan iki kitabe keşfedilmiştir. Söz konusu kitabeler kaynaklarda ismine rastlanmayan Selçuklu Emîri Fahreddin Erdemşâh’ı ortaya çıkardığı gibi, Amasya Valisi Mübârizeddin Behrâmşâh’ın ekibiyle birlikte Sinop’ta bilinenden daha fazla tamir ve tahkim çalışması yaptığını göstermektedir. Bulunan bu iki kitabe ile birlikte Türkiye Selçuklularının Sinop İç Kalesi içerisinde toplamda ne kadar alanda tahkim ve tamir çalışması yaptığı da daha iyi anlaşılmaktadır. Çalışmamızda tespit edilen iki yeni Selçuklu kitabesinin Arapça metinleri ve tercümeleri verilecek, ayrıca sağladıkları yeni bilgiler Sinop ve Selçuklu Tarihi açısından değerlendirilecektir.
Sultan II. Abdülhamid’in Cülusunun 25. Yıldönümü Münasebetiyle Yazılan Kitâbeler
Erdem · 2024, Sayı 86 · Sayfa: 21-46 · DOI: 10.32704/erdem.2024.86.021
Özet
Sultan II. Abdülhamid dönemi, kültürel ve sosyal anlamda yabancı ülkeler ile ilişkilerin geliştiği, modernleşme algısının sultana göre şekillendiği bir dönem olmuştur. Batılılaşmanın tüm alanlara nüfuz ettiği görülse de hat sanatının muhafaza edildiği görülmektedir. Onun devrinde unutulmaya yüz tutmuş kûfi hattı yeniden ihya edilmiş ve kitâbelerde kullanımı artmaya başlamıştır. Kitâbelerde kullanılan yazı çeşitleri dönemlerine ve yazılan metinlere göre çeşitlilik arz etmektedir. Osmanlı döneminde daha çok celî sülüs ve daha sonraları ise celî ta’lik yazı çeşidi kullanılmış olup, az da olsa muhakkak, rik’a, nesih ve kûfî hatlı kitâbelere de rastlanmaktadır. İslâm yazısının ilk örnekleri kûfi yazıyla meydana getirilmiştir. Uzunca bir müddet Mushaf kitâbetinde kullanılan kûfî, değer taşıyan örnekler sunduktan sonra, Abbâsîler zamanında ortaya çıkan aklâm-ı sittenin Mushaf ve kitap istinsahında egemen olmaya başlaması ile Mushaflardaki yerini belli bölgeler haricinde neshî veya reyhânî denilen yazıya bırakmıştır. Kitâbî yazıdaki kullanımı azalmasına karşın mimari ve celî yazıda tercih edilen kûfi yazı Osmanlıların erken dönemine kadar Anadolu’da kullanım sahası bulmuştur. Selçuklulardan sonra Osmanlı Dönemi’nde de inşa edilen yapıların üzerine mekân ile alâkalı âyet-i kerîme, hadîs-i şerif, manzum veyahut dua gibi metinler eklenerek yapı hem tezyin edilmiş hem de döneme ait önemli bir tarihî kaynak olmuştur. Metinler Türkçe, Arapça ve Farsça olarak yazılmıştır, ancak dönemlere göre ağırlıkla kullanılan dil değişme göstermektedir. 19. yüzyıla kadar Türk İslâm mimarisinde cami, medrese, mektep, kütüphane, çeşme gibi yapı türlerinde kitâbeler yer alırken 18. yüzyılın sonundan başlayıp 20. yüzyıla doğru gittikçe örnekleri artan yapı türlerin görülmektedir. Bunlar arasında saat kulesi, anıt, iskele, tren garı, mektepler gibi kitâbe içeriği, yazı türü ve yazılma sebeplerinde de değişiklikler yaşandığı gözlenmektedir. Günümüzde dönemler hakkında bilgi almak, yazılı kaynaklar ve kitâbelerin detaylı incelenmesiyle elde edilmektedir. II. Abdülhamid döneminde inşa edilen birçok yapı bulunmaktadır. Hem estetik hem de tarih açısından önem taşıyan kitâbeler inşa edilen binalarda, çeşmelerde, camilerde karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı Devleti’nde cülus konusu hükümdarın tahta geçişinin ve iktidarının en belirgin törenlerindendir. Özellikle Sultan II. Abdülhamid’in 25. cülus töreni diğer cülus törenlerinin içeriklerine ve kapsamlarına göre oldukça farklılık göstermektedir. Bu çalışmada kitâbelerin yazılış sebebi ve içerik açısından yeni bir durum olan cülus konulu kitâbelerin Osmanlı coğrafyasında nerelerde bulundukları, hangi yapı türlerinde yer aldıkları, metinlerin benzer ya da farklı yönleri ile varsa kitâbelerin sanatkârları ele alınacaktır.
— Summary — Two Inscriptions from Ilgaz (Olgassys), and Kimiatene
Belleten · 1983, Cilt 47, Sayı 185 · Sayfa: 63-66 · DOI: 10.37879/belleten.1983.63
Özet
These inscriptions were found at the village of Kurmalar in the distriction of Ilgaz at the province Çankırı (ancient Gangra). A Dedication To the Great Gods of Stoa Buildings and Oikema etc. Limestone; the bottom part of this cilindiric inscription which has 12 lines is broken. H. 0,50 m. Diamet. 0,35 m. The hight of letters: 0,02 m. These are suggestive of the late third century or the beginning of the second century B.C. The Stoas are the most important buildings of the Agora, that is market places of ancient cities. The stoas, according to J. J. Coulton, show the the wealth and the magnificance of an ancient city. At the same time these enourmous buildings could be taken the pledge to pay the depts of cities to anothers. We think that this inscriptions must indicate a new construction and not a repairing phase of the same building. Because, the repairing inscriptions, to J. J. Coulton again, have been generally written after the first century B.C. in which there were the most troublous years of Asia Minor.