13 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Mesnevî
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Mevlânâ'da Ney Motifi ve Cubrân Halil Cubrân'a Etkisi

Belleten · 1991, Cilt 55, Sayı 214 · Sayfa: 653-660
Tam Metin
"Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor; ayrılıkları nasıl anlatıyor" diyerek Mesnevî'sine başlayan Mevlânâ Celâleddin Rûmî (1207-1273)'nin, XIII. yüzyılda söylemiş olduğu bu ünlü beyiti, altıyüz yıl sonra, Lübnan'da dünyaya gelmiş bir Arap şairi olan Cubrân Halil Cubrân (1883-1931)'nın şiirlerinde etkisini sürdürmüştür. Cubrân Halil Cubrân, Amerika'ya göç etmiş şair ve yazarlardandır. 1895 Yılında ailesiyle birlikte Boston'a giden Cubrân, orada resimle ilgilenerek, bazı ressamlardan dersler almıştır Bir süre sonra Beyrut'a dönmüş ve "Medresetü'l-Hikmet"te dört yıl okumuştur. 1908'de Paris'e giden Cubrân, resim öğrenimini sürdürmüş ve Rodin'den ders almıştır. Bu şehirde yaklaşık olarak üç yıl kalmıştır.

Türk ve İran Edebiyatlarında Mihr u Mah ve Mihr u Müşterî Mesnevîleri

Belleten · 1983, Cilt 47, Sayı 188 · Sayfa: 1151-1190 · DOI: 10.37879/belleten.1983.1151
Mitolojide yıldızların çoğu ilâhtır. İnsanoğlunun talihi, ulusların ve devletlerin gelecekleri de yıldızların hareketlerine bağlıdır. Bu itibarla kozmik cisimlerin şahıs adı oluşu, bunlarla insanlar arasında doğal bir ilişki veya benzerlik yaratılması düşüncesinden ileri gelmektedir. Bu evrensel düşüncenin Türk ve İran Edebiyatlarında dünya ve insanlara ışık, hayat ve bereket veren Mihr (güneş) ile Mah (ay) veya Mihr ile Müşterî (jüpiter) gibi çok önemli iki kozmik cismin XIV. yüzyıldan itibaren bazı İran ve Türk şairleri tarafından mesnevilere ad ve konu olarak seçildiği görülür.

Divan Şairlerinden Fennî'nin Boğaziçi Kıyılarını Canlandıran Mesnevisi: "Sahil-Nâme"

Belleten · 1976, Cilt 40, Sayı 158 · Sayfa: 331-346 · DOI: 10.37879/belleten.1976.331
Divân ve Halk edebiyatı'mızda Fennî isimli, veyâ bunu takmaad olarak kullanan üç-beş şairimiz bulunmakta, bunlar arasında en çok ün kazananı, Mevlevi sâirlerinden Mehmed Fennî Dede olduğu anlaşılmaktadır. Sevâhil-Nâme adlı mesnevinin Fenni tarafından yazıldığı kesinlikle biliniyorsa da, aynı devirde yaşayan ve isimleri de aynı olan iki şâirden hangisinin olduğu mes'elesi ihtilaflıdır. Sevâhil-Nâme adlı mesnevi basılırken, bunun, Mahmud I. devrinin başta gelen şâirlerinden El-Hac Fenni Efendi'nin eseri olduğu, Hâcı Fennî hacc idüb geldi ve gitti Cennet' e mısrasından anlaşıldığı gibi, 1158'de öldüğü yazılmış, Râmiz Tezkiresenden alındığı bildirilerek hâl tercemesi nakledilmiştir; bu hayat çizgisine göre İstanbul'da doğmuş, "ilim ve ma'rifete himmet" etmiş, devrinin ileri gelenleriyle tanışmaya rağbet ederek, bu sâyade "Tarik-ı Hâceganî'ye duhûl etmiş", "nice menâsıb-ı celîleye nâil", bir aralık hacca gitmeye de muvaffak olmuş, fakat dönüşünde, 1158'de vefat etmiştir