149 sonuç bulundu
Dergiler
- Belleten 114
- Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 26
- Erdem 6
- Belgeler 3
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
Anahtar Kelimeler
- Ottoman Empire 149
- Osmanlı Devleti 64
- Osmanlı İmparatorluğu 42
- History 12
- Turkey 9
- Birinci Dünya Savaşı 8
- First World War 8
- Europe 6
- İngiltere 6
- Russia 6
Prevesa During The Tanzimat Era (1864-1895)
Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 233 · Sayfa: 147-156
Özet
Tam Metin
The sandjak Prevesa has witnessed some of the most characteristical developments of the Tanzimat period. It had remained outside of the boundaries of the Hellenic kingdom as it was established in 1829, but still it was the closest contact point of the Ottoman empire with Greece both from commercial and geographical aspects.
Some Reflections on the Wahhâbiya and the Sanûsiya Movements
Belleten · 1997, Cilt 61, Sayı 231 · Sayfa: 321-338
Özet
Tam Metin
The Muslim World witnessed the appearance of several intellectual and religious movements emanated from different Islamic territories in the 18th and 19th centuries. A number of social, political and religious causes motivated the occurrence of these multifaceted movements. Decline of the Ottoman Empire and diminishing authority of the Caliph, growing political and cultural influence of Western powers throughout the Muslim World, moral laxity and supersitious accretions prevalent among believers for long, rising wave of nationalist trends to establish regional and nation-states, all of these aforementioned factors and some others inspired new ideas and orientations that occurred in the Muslim World. Among them the Wahhâbiya is of considerable importance as it has long-lasting influence on the other revivalist and puritanist movements.
Bilecik ve Çevresinde Yunan Mezalimi
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1994, Cilt X, Sayı 28 · Sayfa: 19-48
Özet
1830 yılında Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını kazanan Yunanistan'ın, bir türlü tatmin edilmeyen, özellikle Anadolu'ya yönelik istekleri vardı. Bu yüzden Yunanlılar, her fırsatta Osmanlı Devleti'nin en zayıf zamanlarında bu isteklerini gündeme getirmeyi hatta imparatorluğun bu zayıflılık anını kollamayı milli bir görev saymışlardı. Onların bu politikalarının sebebi: bir ayağı Asya'da bir ayağı da Avrupa'da olan büyük Yunanistan'ı kurma gibi tarihi bir ideale sahip olmalarıdır. Mégalo İdea olarak bilinen bu ideale göre Yunanistan'ın sınırları doğuda Anadolu ortalarından, kuzeyde Karadeniz'in Kırım'ı da içine alan kuzey kısımlarından ve Karpat dağlarıyla Tuna nehrine kadar uzanıyordu. Batı ve güney sınırları ise, Adriyatik ve Akdeniz'den geçiyordu. Belirtilen tarihi idealini gerçekleştirmek gayesiyle, her siyasi buhrandan faydalanmasını bilen Yunanistan için I. Dünya savaşı iyi bir fırsattı. Zaten savaşın devam ettiği günlerde İtilaf devletlerinin de Yunan ordusuna olan ihtiyaçları artmıştı. Nitekim İngiltere Dışişleri Bakam Lord E. Edward Grey 11 Ocak 1915 tarihinde Yunanistan yöneticilerine bir teklifte bulundu. İngiliz Bakan bu teklifinde, Sırbistan'a yardım şartıyla Anadolu kıyılarından hatırı sayılır bir kısmın Yunanistan'a bağışlanabileceğini söz verdi. İngiltere 12 Nisan'da da müttefikleri adına "Yunanistan'a Türkler'e karşı savaşa katılma bedeli olarak Ocak'ta vaadedilen Aydın vilayeti dahilindeki araziyi garanti etmeye hazır olduklarını'' bildirdi.
The Attitude of British High Commissioner Sir Horace Rumbold Towards the Turkish National Movement, 1920-1923
Belleten · 1994, Cilt 58, Sayı 221 · Sayfa: 185-210
Özet
Tam Metin
When Sir Horace Rumbold, the British Minister in Switzerland, succeeded Admiral Sir John de Robeck, on 17 November 1920, as High Commissioner in Istanbul, the Ottoman Empire, a member of the Central Powers, was already defeated by the Entente Powers (the Allies) in the disastrous Great War, and was forced to sign the Armistice of Mondros (Mudros) on 30 October 1918.
Turco-Armenian Relations And British Propaganda During The First World War
Belleten · 1994, Cilt 58, Sayı 222 · Sayfa: 381-450
Özet
Tam Metin
In this paper I intend to trace cursorily the background of the incidents that took place in the Ottoman Empire, mainly in 1915, that caused a great tragedy to the people of Anatolia, especially to the Turks, other Muslims, and Armenians. I also intınd to examine that tragedy, its instigators, causes, effects, and how it was exploited by Britain's wartime propagandists, in the light of new documents that have come to my notice during recent studies. I hope that my conclusions may contribute to a better understanding of the Turco-Armenian relations, and of how those amicable relations were disrupted and exploited by external and extremist forces immediately before and during the fateful years of the First World War.
An 'Akhi' Genealogical Tree
Belleten · 1994, Cilt 58, Sayı 222 · Sayfa: 311-328
Özet
Tam Metin
It would be proper and much enlightening to look for the reasons why and how the Ottoman Empire could perpetuate a brillant existence on three continents, Asia, Europe and Africa, in the Akhi Order or Fraternity. In other words, Akhi faith and principles should be counted amongst a myriads of factors that contributed into six centuries of Ottoman domination on these three continents.
Akbaş Baskını (Olayı) ve Baskınları
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1993, Cilt IX, Sayı 26 · Sayfa: 417-442
Özet
Bilindiği gibi Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak I. Dünya Savaşandan çekildi. Ateşkes Antlaşması 24 maddeden oluşuyordu ve çok ağır hükümleri ihtiva etmekteydi . Antlaşma istismara da çok müsait idi. özellikle bazı maddeler Osmanlı Devletini tamamen savunmasız hale düşürüyor ve müttefikler suni sebeplerle çıkartılacak karışıklıklarla emniyetlerinin bozulduğunu İleri sürerek ülkenin önemli stratejik mevkilerini işgal etme hakkını elde ediyorlardı. Nitekim Ateşkes Antlaşmasından sonra İtilâf Devletleri Antlaşmayı istismar ederek, daha önce aralarında yaptıkları gizli antlaşmalardaki nüfuz bölgelerini işgal etmeye başladılar. Diğer taraftan Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından evvel 400.000'i aşan Türk Ordusu, Antlaşma' nın tatbikatından sonra bu sayı iyice düşerek birlikler kadro haline gelmişti.
Determinats of Turkish Foreign Policy, 1918-1945 : Historical Perspective
Belleten · 1993, Cilt 57, Sayı 218 · Sayfa: 249-270
Özet
Significant socio-political and economic events in the lives of nations and groups occur within the framework of historical and geographical determinants at work, together with the systemic and subsystemic factors that impinge upon them. Often, the domestic linkage of foreign policy and the impact of foreign policy on domestic politics are too closely intertwined and, therefore, can not be sharply and clearly delineated. The geographic locations and the historical experiences of nations mold into forms, norms, and traditions, producing national cultures. Expansion of a culture or its collaboration with other cultures produce similar or synthetic patterns of life, frame of mind, and a general in the formation of events.
The Fifth Centenary of The First Jewish Migrations to The Ottoman Empire
Belleten · 1992, Cilt 56, Sayı 215 · Sayfa: 207-212
Özet
Tam Metin
During the first part of the fifteenth century Jews were subjected to systematic persecution in Bohemia, Austria, and Poland; but it was their oppression in Portugal and Spain, where some of them had submitted, under pain of death, to enforced Christianization, culminating, in 1492, in their expulsion, that gave the greatest impetus to their mass exodus. The Catholic kings, at the end of their reconquista of Spain, had not only cracked down radically on the Moriscoes (Moors), and on all the other Muslims of the Iberian peninsula, they had also envisaged a final solution for their Jewish subjects.
Karadeniz Olayı ve Birinci Dünya Harbine Girişimiz
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 1991, Cilt VIII, Sayı 22 · Sayfa: 175-182
Özet
Osmanlı İmparatorluğu'nu harbe sürekleyen olayları şöyle özetleyebiliriz: İtilâf Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu'nu tarafsız tutmaya çalışmış fakat ittifaka yanaşmamışlardı. Çünkü her birinin Türkiye üzerinde başka başka emelleri vardı. Rusya Boğazlara resmen egemen olmak, ayrıca Doğu Anadolu'yu elde ederek İskenderun'a inmek istiyordu. İngiltere Basra Körfezini, Şattülarap'ı, Hindistan'ın bir parçası olarak kabul ediyor, Hint yolu ve Süveyş Kanalı'nın güvenliği bakımından da Filistin'e el atmak istiyordu. Fransa, Suriye ve Kilikya'ya göz koymuştu. Kesin sonuç yeri olan Avrupa Cephesinin aleyhine, Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli yerlerinde, cepheler açmak zorunda kaldı. Türkler tarafından Boğazların kapatılması, Rusya'yı her türlü müttefik yardımından yoksun bıraktı. Bu nedenle kesin sonucun elde edilmesi gecikti. Bu gecikme Rusya'nın içten çökmesine sebep olmakla kalmadı, müttefiklerine de pahalıya mal oldu.