2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Ottoman Painting
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Dresden Sachsischen Landesbibliothek’de Bulunan Fuzûlî’nin Beng ü Bâdesi

Arış · 2026, Sayı Özel Sayı (Osmanlı Kitap Sanatları ve Musavver El Yazmaları: Yeni Örnekler) · Sayfa: 1-18 · DOI: 10.32704/akmbaris.2026.222
Tam Metin
Bu makale, Fuzûlî’nin (ö. 1556) 1508-1524 arasında yazdığı düşünülen Beng ü Bâde adlı mesnevisinin, 1599-1600 yılında Bağdat valisi Sokulluzâde Hasan Paşa için hazırlanan Dresden Sachsischen Landesbibliothek’te Eb. 362 numaraya kayıtlı resimli bir nüshasını kodikolojik ve ikonografik olarak inceler. Kaynaklarda 440/444 beyitten oluştuğu belirtilen eserde, afyonla şarabın karşılaştırılarak şarabın üstün geldiği mücadele alegorik söyleşi ve münazara şeklinde kaleme alınmıştır. 1599-1600 yılında Osmanlı sanatsever yöneticilerin desteğiyle Osmanlı resim sanatı için önemli üretim merkezlerinden biri olan Bağdat’ta hazırlanan eser, farklı bir kültürü ve üslubu yansıtan resimler içermesi açısından önem taşır. Eser, 28 yapraktan oluşur. Metin nestâlik hatla yazılmıştır. Yazmanın miklepli koyu kahverengi deri cildi özgündür. Yaprak 2b’de Hz. Muhammed ve dört halifenin meclisi, yaprak 7b’de Bâde’nin dost meclisinden sakinin kovulması, yaprak 25a’da Bâde ile Beng’in savaş için karşılıklı saf tutmaları konulu resimler bulunur. El yazması üç resim içermesine rağmen, kalitesiyle Sokulluzâde Hasan Paşa’nın sanat hamiliğini tescil ederken, diğer yandan tercihlerini yansıtması, ilk resimde Hz. Muhammed’in tasvirine yer verilmesi, ikinci resimde Paşa’nın bizzat kendini resmettirmesi ve son resimdeki Bağdat’ın kültür ve toplumsal yapısını yansıtan farklı statüde ve kalabalık insan gruplarını doğal, canlı ve renkli bir üslupla okuyucuya aktarmasıyla, İstanbul ve Bağdat nakkaşhanelerinin farklı zevklerinin birleşimini gösteren nadir örneklerden biri olarak önem teşkil eder.

Tiran, Hacı Edhem Bey Camii Duvar Resimleri

Erdem · 2025, Sayı 89 · Sayfa: 39-72 · DOI: 10.32704/erdem.2025.89.039
Tam Metin
Yaklaşık beş asır Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde kalan Arnavutluk topraklarındaki çeşitli türdeki yapılarda, başkent İstanbul kökenli mimari tasarım kurgusu ve bezeme üslubunun etkileri büyük ölçüde hissedilmektedir. Özellikle XVIII. yüzyıl sonu ve XIX. yüzyıl başlarında güçlenen ayan ve eşrafların inşa ettirdikleri yapılar, mimari özellikleri ve bezeme programı açısından başkent üslubunu yansıtır. Buna karşın Osmanlı duvar resimleri, üslup bakımından başkent ve diğer bölgelerde farklı bir gelişim seyri izlemiştir. Anadolu ve Balkanlardaki duvar resimleri, perspektif ve ışık-gölge kurallarına uyulsa dahi geleneksel Osmanlı kitap resmi üslubunun devamı niteliğindedir. Bu nedenle bu bölgelerde geçiş süreci özellikleri hakimdir. Bununla birlikte ağırlıkla İstanbul’dan başlayarak, diğer bölgelerdeki mimari eserlerde yaygın olarak görülen duvar resimleri, yalnızca konut, köşk ve saray gibi sivil mimari örnekleriyle sınırlı kalmamış, cami gibi dini yapı türlerinde de uygulama alanı bulmuştur. Osmanlı duvar resminin, Arnavutluk’un başşehri Tiran’da bulunan Hacı Edhem Bey Camii özelinde ele alındığı çalışmada, duvar resimlerinin yapının bulunduğu coğrafya, Balkan kültürü ve başkent İstanbul ile ilişkisi irdelenmeye çalışılmıştır. Hacı Edhem Bey Camii, mimari niteliklerinden ziyade özellikle harim ve son cemaat yerini donatan duvar resimleriyle öne çıkan yapılardan birisidir. Yapının son cemaat yeri revaklarının dış yüzeyinde iki, son cemaat yerinin içinde yedi, iç mekânda; kubbeye geçiş sağlayan tromplar ile trompların arasında sekiz tane olmak üzere toplamda on yedi duvar resmi kompozisyonu görülmektedir. 1238 H. / 1822-23 M. yılında tamamlanan resimlerde ağırlıkla sivil yapılar, daha sınırlı olarak cami gibi dini yapılar betimlenmiştir. Albano-Valachia köylerinden gelen sanatçılar ile Zaim Kurti ve ekibine mal edilen bu bezemeler, kendi içlerinde konu birliğine sahip olmalarına karşın, harim ve son cemaat yeri resimleri arasında ciddi bir üslup farkı vardır. İç mekândaki duvar resimlerinde geleneksel Osmanlı kitap resmi üslubuna bağlı kalınırken, son cemaat yeri resimleri geleneksel kimliğinden kopmadan bir adım daha Batılı teknikteki resim anlayışına yaklaşır. Son cemaat yerinde doğu duvarı üzerindeki kompozisyonda tasvir edilen cami, anıtsal boyutları, muntazam kesme taş malzeme kullanımı, dört birimli son cemaat yeri, kubbe kasnağında açılan çok sayıdaki pencere, basık kubbe ile örtülmesi ve çifte minare uygulaması gibi özellikleriyle -Arnavutluk’ta yaygın olan cami tipolojisinden uzaklaşarak- klasik dönem İstanbul örnekleriyle benzeşir. İstanbul’u temsil eden klasik dönem cami modelinin imparatorluğun uzak bir köşesi olan Tiran’da resmedilmesi, yapıların bezeme repertuarında başkentin belirleyici rolüne işaret eder.