5 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
  • Roman Period
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Ksanthos’tan Bir Grup Knidos Amphorası

Höyük · 2024, Sayı 13 · Sayfa: 89-106 · DOI: 10.37879/hoyuk.2024.1.089
Tam Metin
Ksanthos, günümüz Antalya ili, Kaş ilçesine bağlı Kınık Mahallesi sınırları içerisinde, Antalya-Muğla arasındaki il sınırını oluşturan Eşen Çayı’nın hemen kıyısında yer almaktadır. Çalışmanın konusunu ise Ksanthos’ta gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalarda ele geçen bir grup Knidos Amphorası oluşturmaktadır. Ana materyal olarak amphoraların değerlendirildiği çalışmada toplamda 192 parça incelenerek tipolojik ve analojik değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Özellikle buluntu olarak nadir karşılaşılan Proto-Knidos Amphoraları ile Küçük Knidos Amphora örneklerinin çalışmamızda yer alması, amphora çalışmaları için de yeni bir buluntu sahası olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. MÖ IV. yüzyıldan MS III. yüzyıla kadar geniş bir tarih aralığı içerisinde, form takibinin net şekilde izlenebildiği toplamda 192 adet Knidos Amphorasından sadece formunu en iyi temsil eden bir grup değerlendirme kapsamına alınmıştır. Zira yapılan tipoloji ve analojide, Proto-Knidos, Zenon Grubu, Küçük Knidos, Kanonik Knidos, Geç Knidos Tip I ve Tip II sınıflandırmalarına ait altı farklı Knidos Amphora tipi saptanmıştır. Form tayini gerçekleştirilen bu amphoraların da gerek tip gerekse kronolojik yoğunluk oranları kıstas alınarak, en azından mevcut grupla, tarihsel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda çalışmamızda, gerek tipoloji gerekse fabrik özelliklerine göre değerlendirilen söz konusu amphoraların sınıflandırılması, tarihlenmesi ve Ksanthos’un ticari iletişim ve etkileşimi hakkında yeni veriler sunarak tarihsel sürecine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca materyal kültür kalıntılarıyla yapılan değerlendirmelerin hem bölge hem de Ksanthos özelinde, ticari ve siyasi bağlantılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Syedra Roma Dönemi Taş Kapları

Höyük · 2023, Sayı 11 · Sayfa: 111-139 · DOI: 10.37879/hoyuk.2023.1.103
Tam Metin
Syedra hem liman kenti olması hem de korunaklı zirvedeki yerleşim alanıyla, Antik Çağ’da önemli bir yere sahiptir. MÖ 9. yüzyıldan MS 12. yüzyıla kadar kentte yerleşimin devam ettiği yazıtlardan, buluntulardan ve yapılardan anlaşılmaktadır. Kentin en parlak dönemi, MS 2-4. yüzyıl aralığıdır. Bu çalışmada 28 adet taş kap değerlendirilmiştir. Roma Dönemi’nde taş kaplar, agoralarda hamamlarda, evlerde ve dükkanlarda yoğun olarak kullanım görmüştür. Havan, havaneli, sığ kap, tabak ve çanak Syedra’da ele geçen taş kap türleridir. En yoğun buluntu grubunu havanlar oluşturmaktadır. Havaneli ise ikinci yoğun gruptur. Bu da havanla birlikte kullanılan yardımcı malzeme olmasıyla doğru orantılıdır. Bu eserler, Geç Antik Çağ insanın taş kapları ürettiklerini ve ağırlıklı olarak beslenme kültüründe kullandıklarını göstermektedir. Bu kullanımının yanı sıra ilaç ve kozmetik ürünlerinin yapımında da bu kaplardan yararlanılmış, temizlikte ise sığ kaplar tercih edilmiştir. Kentte bulunan derin havanların zeytinyağı veya şarap üretiminde kullanılmış olabilecekleri düşünülmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere endüstriyel alanda derin havanlar tercih edilmiştir. Geç Antik Çağ’da ölüye sunulan armağanlar arasında taş kaplar da bulunmaktadır. Oda Mezar I ve II’de ele geçen havanlar bu kapların ölü hediyesi olarak mezarlara bırakılmış olabileceklerini göstermesi açısından önemlidir. Tamamlanmamış hâlde elde geçen iki eser, kentte taş kap üretimin varlığını dolayısıyla bir atölyenin olabileceğini göstermektedir. Syedra’da bulunan taş kaplar, MS 2. yüzyıl ile MS 6. yüzyıl aralığına tarihlenmektedir.

Kibyra Soffit Bezemeleri

Höyük · 2023, Sayı 11 · Sayfa: 89-110 · DOI: 10.37879/hoyuk.2023.1.081
Tam Metin
Bu çalışmanın konusunu, Antik Dönem’de birçok kültür bölgesinin kesişme noktasında konumlanmış ve bulunduğu Kibyratis Bölgesi’ne adını vermiş olan, günümüzde Burdur ili, Gölhisar ilçesi sınırları içinde kalan Kibyra antik kentinin çeşitli yapılarına ait arşitrav bloklarının soffit bezemeleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda, kentte 2006 yılından başlayarak günümüze kadar kesintisiz devam eden kazı çalışmalarından ele geçmiş toplam 19 adet soffit bezemesi incelenmiştir. Söz konusu soffit bezemeleri; Anıtsal Kent Kapısı, Agora I. Teras Caddesi’nin Doğu Stoası, Agora III. Teras Güney Yamaç, Tholos Nymphaion, Tiyatro ve Kaisarion gibi yapı ve alanlardan ele geçmiş; ayrıca Agora’nın teras duvarlarında devşirme olarak da kullanılmıştır. Çalışmanın bütününde, soffit bezemeleri arşitrav bezemeleriyle beraber değerlendirilmiştir. Bu inceleme sonucunda bir katalog oluşturulmuştur. Daha önce çalışılmış Anadolu kentlerinin soffit bezemeleriyle tipolojik olarak karşılaştırılarak parçaların tarihlemelerini de içeren genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda kentteki soffitlerin çok çeşitli bezemelerden oluştuğu ve bu bezemelerin MS 2.-3. yüzyıllar arasında yaygın kullanılmış olduğu tespit edilmiştir.

Kelenderis Odeion’u ve Belgeleme Çalışmaları

Höyük · 2022, Sayı 10 · Sayfa: 129-144 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.2.129
Tam Metin
Kelenderis Kazılarının 2020 yılı projesi kapsamında odeion’un belgelenmesi Türk Tarih Kurumu desteğiyle gerçekleştirilmiştir. Bu proje ile ilgili olarak, son yıllarda yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan bu yapının görünür kalıntılarının ölçümleri yapılarak, sahne, orkestra gibi bölümleri ile oturma alanlarının alt ve üst bölümlerinin bugünkü hâlleri çizilmiş, ardından restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanmıştır. Ne yazık ki kazılar öncesinde yapının dolaşma yeri (diazoma) olarak kullanılan yarım daire biçimli büyük ve kalın bir duvar dışında görünürde başka kalıntısı yoktu. 1989 yılında bu duvarın içindeki alanda başlayan kazılarla yapının bazı bölümleri gün ışığına çıkarılmış, ortaya çıkan kalıntılar ışığında yapı theatron olarak adlandırılmıştı. Bu ilk sezonda, alanın dolgusunu oluşturan toprakta yakındaki 19. yüzyılda inşa edilmiş küçük bir kilisenin mezarlığına ait olduğu anlaşılan birkaç gömü de ortaya çıkarılmıştı. 2001-2005 ve 2019-2020 yılları arasında gerçekleştirilen kazılarda ise, yapının kapladığı alandaki tüm mezarlar temizlendi, dolgu kaldırılarak yapının kalıntıları büyük oranda gün ışığına çıkarıldı. Kazılar aynı zamanda yapının nasıl tahrip olduğu hakkında veriler sundu. Mezarların oluşturduğu tahribat dışında, yapının doğusunda, kuzey güney yönlü olarak uzanan Orta Çağ surlarının sahne binasını büyük oranda yok ettiği anlaşıldı. Yapının birinci katına ait oturma sıralarının neredeyse tamamının sonraki dönemlerde alındığı ve geride moloz taş ve harçtan oluşan alt yapısının kaldığı görüldü. İkinci oturma alanına sadece dış destek duvarı dışında hemen hemen hiçbir kalıntı günümüze ulaşmamıştır. Bu yazıda, odeion olarak adlandırdığımız ve MS 2. yüzyılda inşa edildiğini düşündüğümüz bu yapının plan şeması ve diğer mimari özellikleri tanıtıldıktan sonra yapının özgün biçimiyle ilgili önerilerle ve onarımıyla ilgili önerileri içeren projeler sunulmaktadır.

Neokaisareia/Niksar'da Roma ve Bizans Dönemine Ait Arkeolojik Veriler

Höyük · 2014, Sayı 7 · Sayfa: 43-66 · DOI: 10.37879/hoyuk.2014.09
Tam Metin
Bu çalışma, Hellenistik dönemden başlayarak Bizans dönemi sonuna kadar Niksar'ın tarihsel gelişimini sunmanın yanı sıra Roma ve Bizans dönemlerine ait mevcut yapıların ve son arkeolojik verilerin genel bir değerlendirmesini vermektedir. Niksar, Karadeniz'e ve Anadolu'nun iç kesimlerine bağlanan yollar üzerinde bulunması ve coğrafi konumunun kazandırdığı stratejik özellikler nedeniyle tarihte önemli bir yere sahiptir. Pontus Krallığı döneminde Kabeira adıyla kurulan kent, özellikle VI.Mithridates döneminde (M.Ö.120-63) ayrı bir önem kazanır. M.Ö.63'de Roma ordularının başında bulunan Pompeius'un VI.Mithridates'i yenmesiyle Pontus toprakları Roma İmparatorluğu'na dahil olur. Kabeira, Pompeius'un yaptığı değişikliklerle yeni bir şehir olarak düzenlenir ve Diospolis (Zeus Kenti) adını alır. M.Ö.40'da imparatorluğun doğu bölgesinin yönetimini üstlenen Marcus Antonius Anadolu'da bir takım düzenlemeler yaparak, yasal bir krallık olarak varlığına devam eden Pontos Krallığı'nın Diospolis'in de içinde bulunduğu topraklarının bir kısmının yönetmini M.Ö.39'da Darius'a, M.Ö.37'de I.Polemon'a verir. I.Polemon'un M.Ö.8'de ölmesiyle yerine karısı Pythodoris idareyi ele alır. Pythodoris, Diospolis şehrini bayındırlaştırarak kraliyet ikametgahı olarak kullanır ve kentin adını da imparator Augustus onuruna Sebaste olarak değiştirir. Daha sonraki kaynaklarda kentin adı Neokaisareia olarak karşımıza çıkar. Genellikle kabul edilen Tiberius döneminde şehrin bu adı aldığıdır, ancak imparator Nero dönemindeki (M.S.54-68) eyalet düzenlemeleri sırasında Neokaisareia adının verildiği de kabul edilmektedir. Tarihsel süreç içinde Kabeira, Diospolis, Sebaste ve Neokaisareia isimleri aynı yerleşme için kullanılmıştır. Hıristiyanlığın ortaya çıkması ve yayılmasında Neokaisareia önemli bir merkez olmuştur, bu durumun en önemli nedeni Gregorius Thaumaturgus'tur. Şehir, 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasıyla günümüzde Bizans olarak bilinen Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olmuştur. Danişmendliler tarafından alınana kadar da Bizans'ın elinde kalmıştır. Çalışmanın Niksar'daki Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntıların değerlendirildiği bölümünde, Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait buluntular veren Nekropol, Geç Roma - Erken Bizans dönemine tarihlendirilen köprüler, cryptoporticuslu bir yapı kalıntısı, 6. yüzyıla tarihlenen döşeme mozaiğine sahip bir yapı kalıntısı, kale ve merkezdeki kiliseler üzerinde durulmaktadır.