4 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Sarıkaya Sarayı
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Two Cuneiform Texts Found in Acemhöyük from the Old Assyrian Period

Belleten · 2016, Cilt 80, Sayı 289 · Sayfa: 685-700 · DOI: 10.37879/belleten.2016.685
Tam Metin
Acemhöyük, which is located within the boundaries of Yeşilova Town, approximately 18 km to the northwest of Aksaray, one of the most important archaeological centers of Anatolia. As a result of excavations carried out here until the present-day, many archaeological findings have been uncovered that shed light on ancient Anatolian history. Two more documents written in Old Assyrian were acquired for the Acemhöyük cuneiform written record archives in the excavation activities realized in 2012 and 2013. The first of these two documents was a label found in 2012. The other was a tablet, which was awaited for a long time from Acemhöyük and found in 2013. These two documents once again show that Acemhöyük, one of the main cities of Anatolia in the last periods of the Old Assyrian Period, preserved its importance when the economic relations between Anatolia and Northern Mesopotamia decreased. Furthermore, this ancient settlement place displays once again what an important archaeological center it is for Ancient Anatolian history.

Acemhöyük'ten Eski Asur Dönemi'ne Ait İki Çivi Yazılı Belge

Höyük · 2015, Sayı 8 · Sayfa: 1-15 · DOI: 10.37879/hoyuk.2015.01
Tam Metin
Aksaray'ın yaklaşık 18 km. kuzeybatısında Yeşilova Kasabası sınırları içinde yer alan Acemhöyük, Anadolu'nun en önemli arkeolojik merkezlerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Burada gerçekleştirilen kazılar neticesinde, bugüne değin Eski Anadolu tarihine ışık tutacak pek çok arkeolojik eser gün yüzüne çıkarılmıştır. Acemhöyük buluntuları içinde şüphesiz en önemli eser grubunu, üzerinde kitabeli mühür baskıları bulunan bullalar ve çivi yazılı etiketlerden müteşekkil yazılı belgeler oluşturmaktadır. 2012 ve 2013 yıllarında gerçekleştirilen kazı çalışmaları Acemhöyük çivi yazılı kayıt arşivine Eski Asurca yazılmış iki belge daha kazandırmıştır. Bu kil belgelerden ilki 2012 yılında ele geçen bir etiket, diğeri ise 2013'te bulunan ve Acemhöyük'ten uzun zamandır beklenilen bir tablettir. Bu iki belge, Acemhöyük'ün Anadolu ile Kuzey Mezopotamya arasındaki iktisadi münasebetlerin azaldığı Eski Asur Devri'nin son dönemlerinde Anadolu'nun belli başlı şehirlerinden biri olarak önemini koruduğunu, ayrıca bu kadim yerleşim yerinin Eski Anadolu tarihi açısından ne kadar mühim bir arkeolojik merkez olduğunu bir kez daha göz önüne sermektedir.

Acemhöyük Sarıkaya Sarayında Bulunan İki Taş Tabak

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 170 · Sayfa: 381-384 · DOI: 10.37879/belleten.1979.381
Tam Metin
Sarıkaya sarayının batı kanadında altın, fildişi, dağ kristali, obsidien gibi değerli maddelerden yapılan eşya ele geçmiştir. Bu alanın büyük kısmı sistemli kazılardan önce taş ve toprak almak amacıyla köylüler tarafından tahrip edildiğinden ele geçen eserlerin buluntu durumları dışında hangi kata ait oldukları saptanamamıştır. Ancak Sarıkaya sarayının gelişen kazıları ile 17 no'lu odada bulunan eserler buna olanak sağlamıştır. İki katlı olan sarayın, alt kat odalarının depo işlevi gördüğü bilinmektedir. Üst katta ise değerli eşyanın korunduğunu kanıtlayan örnekler bu yazının konusunu oluşturan obsidien tabak ile radiolarit'den yapılmış tabak ve kaidesidir. Eserler sarayın 17 no'lu odasında, tabandan 2.5 m. yükseklikte, çöken tavan kirişleri arasında ele geçmişlerdir.

Acemhöyük'ün Eski Anadolu Sanatına Yeni Katkıları

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 170 · Sayfa: 281-288 · DOI: 10.37879/belleten.1979.281
Tam Metin
Türk Tarih Kurumu, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve Ankara Üniversitesi adına heyetimizce yürütülen Acemhöyük kazılarının 1978 evresinde, Sarıkaya sarayı ile çevresinde çalışıldı. Dış etkenlerle yıkılan saray duvarlarının evvelce açığa çıkaramadığımız temellerinin kazısında, ve sarayla çağdaş katın incelenmesi amaciyle kaldırılan kerpiç evlerin altından, konumuzla ilgili ilginç eserler bulundu. Bunlar arasında mühür baskılı bullalarla, resimli bir vazonun iri parçaları, M. Ö. 18. yüzyıl Anadolu mimarlığının ve tasvir sanatının bilmediğimiz bazı özelliklerini öğrenmemizi sağladı.