2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Selçuknâme
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı

Yazıcızâde Âlî’nin Tevârîh-i Âli Selçuk Adlı Eserinin Başındaki Resimli Oğuznâme (Staatsbibliothek zu Berlin Ms. Or. Quart. 1823)

Arış · 2026, Sayı Özel Sayı (Osmanlı Kitap Sanatları ve Musavver El Yazmaları: Yeni Örnekler) · Sayfa: 143-161 · DOI: 10.32704/akmbaris.2026.228
Tam Metin
Bu çalışma, 15. yüzyıl tarihçilerinden Yazıcızâde Âlî’nin II. Murad’a ithaf ettiği Tevârîh-i Âl-i Selçûk adlı eserinin Berlin’de (Staatsbibliothek zu Berlin Ms. Or. Quart. 1823) bulunan tek resimli kopyasının tanıtılmasına ve içerdiği minyatürlerin kitabın ideolojik konseptiyle olan ilişkisine odaklanmıştır. İbn Bîbî’nin el-Evâmirü’l-ʿAlâʾiyye fi’l-umûri’l-ʿAlâʾiyye ile Râvendî’nin (ö. 1207) Râhatü’s-sudûr ve âyetü’s-sürûr adlı eserlerinin çevirisini temel alarak bir Selçuklu tarihi yazan Yazıcızâde Âlî, eserinin başına bir Oğuznâme, sonuna ise Osmanlıların kuruluşuna dair kısa bir anlatım ilave ederek Türk tarihine dair nadide bir eser ortaya koymuştur. Günümüze sekiz nüshası ulaşan eserin Berlin nüshasındaki iki adet çift yaprak minyatür, kitabın başındaki Oğuznâme’de yer almaktadır. Oğuz Türklerinin kökenlerini, boylarını ve mücadelelerini akıcı bir Türkçe ile anlatan Oğuznâme’nin iki minyatür sahnesi de Oğuz Han’ın savaşlarından sonraki zafer toylarını konu almaktadır. Kompozisyonlardaki Türk-Moğol geleneğine dair ikonografik detaylar içeren seremonik anlatım Câmiü’t-Tevârih’in resimli nüshalarındaki benzer konulu sahneleri çağrıştırmaktadır. Doğa betimlemeleri, figürlerin imajları ve giyim kuşamları 15. yüzyılın ikinci yarısında Edirne’de hazırlanmış olan resimli kitaplarla olan ilişkisini göstermesine karşın bu grup eserle yer yer farklılaşmaktadır. Berlin nüshasında eserin yazım tarihiyle ilgili bir kayıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte eserin ortaya çıkış süreci, resimleme programı ve minyatürlerin üslubu 15. yüzyılın ilk yarısında, II. Murad’ın hayatta olduğu dönemde üretildiğini düşündürmektedir. Zira eserin hazırlanma amacı, üretim yeri, kurgusu, minyatürlerin üslubu ve ikonografisi Osmanlıların Ankara Savaşı’ndan sonraki kültürel evrimiyle ilişkilidir. Timurlu yenilgisinden sonra yaşanan siyasal kriz bir meşruiyet sorununu ortaya çıkarmış ve Osmanlılar bu krizi aşmanın yollarını aramıştır. Bu evrede Osmanlılar, siyasal meşruiyeti sağlamada kültürel faaliyetlere yönelmişlerdir. Tevârîh-i Âl-i Selçûk eseri Osmanlıların meşruiyetini bir verasetle Selçuklulara, nesep ve köken olarak da Kayı boyuna bağlamaya adanmıştı. Eserin organizasyonu da buna göre şekil almıştı. Resimli Oğuznâme Osmanlıların bu arayışının bir sonucu olarak görsel açıdan eserin en zengin ilk yirmi sayfası olarak tasarlanmıştır. Eserin, Osmanlıların kuruluşuna dair iddialı politik tezleri, Türk kültür tarihine dair başka hiçbir kaynakta bulunmayan içeriği, bu eseri popüler hâle getirmiştir. Ne var ki tarih, etnografya, edebiyat gibi birçok alana malzeme sunan bu eser sanat tarihi açısından çalışma konusu yapılmamıştır. Bu çalışmada eserin politik tezine dayanan içerik organizasyonu değerlendirilmiş ve minyatürlerin bu tezle olan ilişkisi tartışılmıştır.

Tarihî Kaynaklara Göre Anadolu Selçuklu Devri Camcılığı

Erdem · 2009, Sayı 54 · Sayfa: 201-216
Tam Metin
Anadolu'da Antik dönemden itibaren camın varlığı bilinmektedir. Roma ve Bizans devri camları üzerine birçok yayın bulunmasına karşılık; Selçuklu camcılığı hakkındaki bilgilerimiz son derece sınırlıdır. XII.-XIII. yüzyıllara ait Selçuknâmeler, minyatürlü yazmalar ve vakfiyeler gibi tarihî kaynaklarda doğrudan cam üretimine yönelik bilgiler yoktur. Bu kaynaklarda geçen camcılıkla ilgili meslek isimleri ve cam kapların kullanıldığını gösteren dolaylı bilgiler; Anadolu Selçuklu döneminde de camcılığın varlığına işaret etmektedir. Bu açıdan İbn Bibi'nin Selçuknâmesi, Sahip Ata'nın Sivas Gök Medrese vakfiyesi ve Konya İmaret vakfiyesi ilginç ipuçları vermektedir. Ayrıca Kubad-Abad Sarayı kazılarında ele geçen cam tabak üzerindeki kitabede II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in adının geçmesi, Selçuklu sarayı için cam kapların üretildiğini ortaya koyar. Anadolu'da resimlendikleri anlaşılan bazı yazmalardaki minyatürlerde cam kapların yer alması da Selçuklu devrinde bu tür eşyaların üretildiği görüşünü desteklemektedir.