5 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
- Alev ÇAKMAKOĞLU KURU 2
- K. Serdar Girginer 1
- Lütfiye Göktaş Kaya 1
- Mehmet Cevher 1
- Seher ALTUNKAYNAK DUĞAN 1
Anahtar Kelimeler
- Iconography 4
- ikonografi 2
- İkonografi 2
- Türk sanatı 2
- architecture 1
- Betimleme 1
- Bizans Sanatı 1
- Byzantine Art 1
- Cult 1
- Deesis. 1
Tatarlı Höyük’te Ele Geçen Kourotrophos Figürinleri
Höyük · 2026, Sayı 17 · Sayfa: 65-88 · DOI: 10.37879/hoyuk.2026.1.065
Özet
Tam Metin
Eski Çağ toplumlarının kültür ve sanat anlayışının aydınlatılması bağlamında önemli bir yere sahip olan terrakotta figürinler, kalıp yapım tekniğinin öğrenilmesi ile beraber yaygın bir kullanım hâlini almıştır. Bu eserler kült törenleri dışında gündelik hayatın bir yansıması olarak da kullanım görmüştür. Birbirinden farklı konuların işlendiği ve oldukça geniş sayılabilecek bir repertuvara sahip olan terrakotta figürinleri arasında anne-çocuk birlikteliğini konu alan heykelcikler önemli bir yer tutmaktadır. Prehistorik çağlardan itibaren karşımıza çıkmaya başlayan anne-çocuk tasvirleri, Orta Çağ sanatında da kendisine yer bularak uzun süreli bir kullanım geleneğine işaret etmektedir. Çocuk besleyen/büyüten/bakıcısı anlamlarına gelen kourotrophos aynı zamanda anne-çocuk birlikteliğini konu alan figürinleri tanımlamak için de kullanılmaktadır. Helenistik Dönem’de, ayakta veya oturur şekilde betimlenen ve çocuğu farklı pozisyonlarda taşıyan birbirinden farklı figürinlerin varlığı bilinmektedir. Bu makalede, Ovalık Kilikya’da yer alan Tatarlı Höyük’ün Sitadel kesiminde yapılan kazı çalışmaları sırasında ele geçen kourotrophos figürinleri tanıtılmaktadır. Tatarlı Höyük’ün Helenistik Dönem tabakasında açığa çıkarılan bu figürinler, büyük atölyelerin ürünü olmaktan ziyade taşra üslubu ile ön plana çıkmaktadır. Helenistik Dönem’e tarihlenen kourotrophos figürinleri kendi içinde çocuk taşıyan ve çocuk emziren kadınlar olmak üzere iki tip altında incelenmektedir. Helenistik Dönem’e ait yapı katları içindeki konumu ve stilistik özellikleri bakımından irdelenen buluntular söz konusu dönem içindeki kült uygulamalarına ışık tutmaktadır.
Kütahya'nın Altıntaş Köyü'nde Bulunan Seydisül Türbesi'ndeki Deesis Sahnesi
Höyük · 2012, Sayı 5 · Sayfa: 83-90 · DOI: 10.37879/hoyuk.2012.18
Özet
Kütahya İli, Altıntaş Ilçesi, Altıntaş Köyü'ndeki Seydisül Türbesi'nde devşirme bir kemer yüzeyinde bulunan ve Bizans sanatında önemli sembolik sahnelerden olan Deesis sahnesi bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Deesis sahnesi, Meryem ve Yahya'nın, İsa ile insanoğlu arasında bir arabulucu olarak; insanlık adına Isa'dan şefaat dilemelerini anlatır. Sahne, kemer yüzeyine kabartma olarak yapılmıştır. Yüzey sütun ve kemerlerle yedi bölüme ayrılmış ve her bir bölüme sahnede yer alan figürler yerleştirilmiştir. Ancak sahnenin çekirdek yapısının yani İsa, Meryem ve Vaftizci Yahya dışında Kutsal Bilgelik Tahtı, Blakherniotissa Meryem sembolik tasvirleri ve Başmelekler de tasvir edilmiştir. Sahnenin merkezinde ve ortasında Pantokrator İsa, sağında Meryem, solunda Vaftizci Yahya, Meryem'in yanında Başmelek Mikael ve Yahya'nın yanında Başmelek Gabriel, sahnenin sağında Kutsal Bilgelik Taht, solunda ise Blakherniotissa Meryem sahnesi yer almaktadır.
İkonografik Açıdan Orta Çağ Türk Mimarisinde Yer Alan İstiridye Motifi
Erdem · 2008, Sayı 52 · Sayfa: 111-124
Özet
Tam Metin
Eski çağlardan itibaren pek çok ülkenin sanatında gördüğümüz istiridye motifinin genel olarak "yeniden doğuşu, ikinci hayatı" simgelediği bilinmektedir.Bu makalede Orta Asya'da "Gök Tanrı" ve "Budizm" gibi farklı inançların etkisindeki Türk sanatının kaynaklarında istiridye motifinin varlığına değinilmekte, X. yüzyıldan başlayarak büyük ölçüde Müslüman olan Türklerin 1071'den itibaren kendilerine yurt edindikleri Anadolu'daki mimari eserlerinde istiridye motifini nasıl ve nerelerde kullandıkları üzerinde durulmaktadır. Yine bu araştırmada Selçuklu devleti ve beyliklerin hüküm sürdüğü Orta Çağ Anadolu'sunda öncelikle hangi yapılarda, nerelerde istiridye motifinin kullanıldığı tespit edilmekte ve mezar yapılarında istiridye şeklindeki kubbeye geçiş elamanlarının İslam inancı içersinde taşıdığını düşündüğümüz sembolik anlamları ve bu anlamların diğer kültürlerdeki örnekleri ile benzer ya da ayrılan yönleri irdelenmektedir.
Aylık Etkinliklerin Betimlendiği Maden Eserlerin Üslup ve İkonografisinde Doğu-Batı Etkileşimi
Belleten · 2008, Cilt 72, Sayı 265 · Sayfa: 805-816 · DOI: 10.37879/belleten.2008.805
Özet
Tam Metin
Mevsimlerin çeşitli şekillerdeki betimlemeleri ile ilk olarak Klasik ve Ortaçağ batı sanatında karşılaşılmaktadır. Erken dönemden başlamak üzere Yunan sanatında genellikle figürlerle sembolize edilen mevsimler, kimi zaman da mitolojik bir sahnenin içinde yer alabilmektedir. Erken Roma sanatında tek ve bütün figürlerle gösterilen mevsim betimlemeleri, dönemin sonuna doğru yine tek başına ancak bu kez büstler şeklinde yapılmaya başlanmıştır. Başlangıçta tamamen kadın figürlerinden oluşan bu sembollerin yerini yüzyılın ikinci yarısında erkek figürleri almıştır. Bu figürler aynı yüzyılın üçüncü yarısında para, lahit, mozayik gibi farklı yerlerde konu edilmiştir(1).
Orta Çağ Anadolu Türk Mimarisinde Düğüm Motifi ve İkonografisi
Erdem · 2008, Sayı 51 · Sayfa: 23-52
Özet
Tam Metin
Düğüm motifinin çeşitli örnekleri ile eski çağlardan itibaren farklı uygarlıklar tarafından kullanıldığı bilinmektedir.Bu araştırmada Türklerin tarih sahnesine çıktıkları dönemlerden başlayarak düğüm motiflerini nerelerde kullandıkları gözler önüne serilmekte, yaşadıkları coğrafyada ve eserlerinde şekillendiği görülen iki düğüm biçimi üzerinde durulmaktadır. Ayrıca Anadolu Selçuklu ve Beylikler devri yapılarında yer alan biri köşeli diğeri dairesel hatlara sahip olan bu motiflerin Orta Çağ Türk mimarisi içinde taşıyabilecekleri sembolik anlamlar tartışılmaktadır.