2 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • political ethics
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

İbnü’l-Mukaffaʿ’ın Ahlâk Anlayışı ve İslam Ahlâk Felsefesine Etkisi

Erdem · 2026, Sayı 90 · Sayfa: 23-48 · DOI: 10.32704/erdem.2026.90.023
Tam Metin
Çalışma, erken Abbâsî dönemin önemli düşünürlerinden İbnü’lMukaffaʿ’ın ahlâk anlayışını, sonraki İslam ahlâk düşüncesine zemin hazırlayan kurucu bir figür olarak ele almayı amaçlamaktadır. Araştırma temelde, İbnü’l-Mukaffaʿ’ın ahlâkî söyleminin tarihsel bağlamla sınırlı olup olmadığı ve klasik İslam ahlâk felsefesi üzerindeki etkisinin mahiyetini problematize etmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde, İbnü’l-Mukaffaʿ’ın ahlâk düşüncesinin oluşumunda etkili olan Zerdüştî etik ve Sasani siyasal kültürü, Hint kökenli nasihat literatürü ve Yunan ahlâk felsefesi entelektüel ve kültürel arka plan olarak ele alınmıştır. Bu farklı geleneklerin, İbnü’lMukaffaʿ’ın eserlerinde İslamî bağlam içinde yeniden yorumlandığı; özellikle hikmet, adalet, ölçülülük ve fazilet gibi kavramlar etrafında bütüncül bir ahlâkî söyleme dönüştürüldüğü gösterilmiştir. İkinci bölümde, İbnü’l-Mukaffaʿ’ın ahlâk anlayışı bireyin nefs terbiyesiyle başlayan; aile, toplum ve devlet düzenine doğru genişleyen çok katmanlı bir yapı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise İbnü’l-Mukaffaʿ’ın ahlâkî söyleminin klasik dönem İslam ahlâk filozofları üzerindeki etkisi incelenmiştir. İbn Miskeveyh’te ahlâkın rasyonel ve psikolojik bir sistem hâline getirilmesi, Nasîrüddîn Tûsî’de birey-aile-devlet ekseninde bütüncül bir ahlâk-siyaset teorisinin inşa edilmesi ve Celâleddîn Devvânî’de edebin metafizik bir kemâl süreci olarak kavramsallaştırılması, İbnü’l-Mukaffaʿ’ın düşüncesinde bulunan temel unsurların farklı düzlemlerde dönüştürülerek sürdürüldüğünü göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma, İbnü’l-Mukaffaʿ’ın ahlâk anlayışının İslam ahlâk düşüncesinde bir “eşik” teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle İbnü’l-Mukaffaʿ, İslam ahlâk düşüncesinde bir aktarıcı olmaktan öte farklı kültürel mirasları dönüştürerek yeni bir etik söylem inşa eden kurucu ve yön verici bir figür olarak yeniden değerlendirilmelidir.

Atatürk ve Siyasi Etik

Erdem · 2005, Sayı 44 (Etik Özel Sayısı) · Sayfa: 181-193

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve devrimleriyle modem Türk toplumunun yaratıcısı yüce Atatürk, siyasî hayatında eski-yeni devlet yöneticilerine, politikacılara daima örnek alınacak davranışlar sergilemiş, etiği siyaset alanında da uygulamaya özen göstermiştir.

Her şeyden önce, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi üzerinde kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde halk egemenliğini sağlamak için 1924 ve 1930 yıllarında iki kez çok partili demokratik hayata geçişi denemiştir. 1924 Anayasası şekillendirilirken, ömür boyu cumhurbaşkanı seçilmesi hükmünü anayasaya koydurması mümkünken yapmamış, 1927, 1931 ve 1935 yıllarında TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçilme yolunu benimsemiştir.

Bu makalede, Atatürk'ün hayatında siyasî etiğe ne derecede önem verdiğini gösteren yüzlerce olaydan bir bölümü ele alınacak, günümüz politikacıları bu konuda bilgilendirilmeye çalışılacaktır.